0:00
Herkese merhaba. Bugün hepimizin
0:02
bildiğini zannettiği ama aslında ardında
0:04
devasa bir bilim yatan bir konuyu mercek
0:07
altına alacağız. Oyun. Evet, bildiğimiz
0:09
basitçe oyun ama inanın bana bu
0:11
kelimenin bir çocuğun gelişimi için ne
0:13
kadar hayati olduğunu gördüğünüzde çok
0:15
şaşıracaksınız. Şöyle bir düşünün.
0:18
Hiçbir çocuğu oynarken izleyip de yah ne
0:20
geçiyor acaba şu minicik kafasının
0:22
içinden diye düşündünüz mü? Dışarıdan
0:24
bakınca belki sadece bir koşuşturmaca,
0:26
bir dağınıklık gibi görünen o anlar var
0:28
ya işte onlar aslında beynin en yoğun
0:31
çalıştığı, en üretken olduğu zamanlar.
0:34
Şimdi o anların perdesini birlikte
0:36
aralayalım. İşte olay tam da bu.
0:38
Gördüğümüzde perdenin arkasında olan
0:40
arasındaki fark bizim için basitçe bir
0:42
oyuncağı ısırmak, bir bebek için dünyayı
0:45
keşfetmenin, o nesnenin dokusunu,
0:47
sertliğini anlamanın ilk adımıdır. Kule
0:49
yapmak yer çekimiyle tanışmaktır.
0:51
Kovalamacı oynamaksa sosyal sınırları,
0:53
kuralları ve empatiyi öğrenmektir.
0:55
Kısacası oyun çocukluğun en ciddi işidir
0:58
ve biz de şimdi bu işin sırlarını
1:00
birlikte çözeceğiz. Oyunun kendine has
1:02
bir dili var evet. Ama neyse ki bazı
1:04
psikoloji devleri bize bu dili çözmek
1:06
için haritalar bırakmış. Hadi o
1:08
haritalara bir göz atalım. İlk haritamız
1:10
Stanley Hall'dan geliyor. Onun teorisi
1:13
yani akıl almaz bir şey. Diyor ki bir
1:16
çocuk oynarken aslında binlerce yıllık
1:18
insanlık tarihini yeniden yaşıyor. Ağaca
1:21
tırmanan bir çocuk aslında en ilkel
1:23
atalarımızın bir yansıması. Takım
1:25
oyunları isa kabile hayatının bir
1:27
provası. Büyüleyici değil mi? Piaj ise
1:29
olaya daha çok zihinsel gelişim
1:31
penceresinden bakıyor ve bize adeta bir
1:34
yol haritası çiziyor. Diyor ki, "Her şey
1:37
duyularla başlar. Çıngırağı sallarız,
1:39
sesi duyarız. Sonra hayal gücü devreye
1:41
girer. O basit bir blog değil. Artık bir
1:44
telefondur. Ve en sonunda hep birlikte
1:47
kurallara uymayı öğreniriz. Ve işte
1:49
geldik ezberleri bozan bir fikre.
1:52
Vigotski diyor ki, "Kuralsız oyun diye
1:55
bir şey yoktur." Nasıl yani? En dağınık,
1:58
en özgür görünen oyunun bile kendi gizli
2:01
kuralları var. Çocuk ben doktorum, sen
2:04
hastasın." dediği anda aslında o oyunun
2:06
anayasasını yazmış oluyor ve ikisi de o
2:08
kurallara uyuyor. Vigowski'nin bize
2:11
bıraktığı en önemli miras da bu.
2:13
Yakınsal gelişim alanı. Kulağa karmaşık
2:16
geliyor ama aslında çok basit. Çocuğun
2:18
tek başına yapabildiğiyle birinin
2:20
yardımıyla yapabileceğinin tam ortası.
2:23
Ve oyun işte oyun bu sihirli alanın ta
2:26
kendisi. Çocuğun kanatlarını denediği,
2:29
sınırlarını açtığı yer. Peki bu kadar
2:32
teoriden sonra hadi biraz pratiğe
2:34
inelim. Zaman makinesine atlayıp en başa
2:36
hayatın ilk iki yılına gidiyoruz.
2:39
Bakalım minicik bebekler için oyun ne
2:41
anlama geliyor. Her ebeveynin bildiği o
2:43
meşhur soru bebekler neden her şeyi
2:45
ağzına götürür? İşte cevabı burada.
2:48
Çünkü dünya onlar için tadılması gereken
2:50
dev bir keşif alanı. Dokunma duyuları en
2:52
çok ağızlarında gelişmiş. Yani bir
2:55
nesnenin ne olduğunu anlamak için onu
2:56
tatmak zorundalar. Bu da şu anlama
2:58
geliyor. O yaşta bir bebeğe vereceğimiz
3:01
oyuncak hayati önem taşıyor. Yumuşak
3:03
olmalı, hafif olmalı, ağzına
3:05
götürdüğünde güvende olmalı. Yani evet
3:07
bir dişlik, bir bez kitap harika. Ama
3:10
mesela bir futbol topu o bebek için hem
3:12
çok ağır hem de çok sert. Kısacası
3:15
yanlış bir ders materyali. Ve şimdi
3:18
hayal gücünün krallığını ilan ettiği o
3:20
büyülü döneme geliyoruz. 35 yaş arası.
3:23
Bu yaşlar tam bir inşaat dönemi. Piaj'in
3:26
bahsettiği sembolik oyunun zirve yaptığı
3:28
yer. Çocuk o blokları alıp üst üste
3:30
koyarken sadece bir kule yapmıyor.
3:33
Hayır, o bir şat, bir gökdelen, bir
3:36
uzayüssü inşa ediyor. Fikirleri maddeye
3:39
dönüştürüyor. Peki bu mış gibi yapma
3:41
oyunlarını nasıl destekleriz? onlara ucu
3:44
açık malzemeler vererek bir kostüm, bir
3:46
kukla, bunlar hayal gücünün anahtarları
3:49
ama bir tablet genellikle bu
3:51
yaratıcılığı kilitleyen pasif bir araç
3:54
olmaktan öteye gitmiyor. Tabii her
3:56
oyunun amacı aynı değil. Bunu unutmamak
3:58
lazım. Bazen çocuğun enerjisini atması
4:01
için bir bisiklete ihtiyacı vardır.
4:03
Bazen de sakinleşip odaklanması için bir
4:05
yapboza. Önemli olan o anki ihtiyacına
4:08
uygun aracı sunabilmek. Doğru işe, doğru
4:11
alet yani. Ve geldik okul çağına. Artık
4:14
oyun daha sosyal, daha organize. Ve
4:16
inanın bana burada öğrenilenler hayat
4:18
boyu unutulmuyor. Grup oyunları var ya
4:21
onlar aslında minyatür birer hayat
4:23
provası. Sıra beklemeyi, adil olmayı,
4:26
kaybetmeyi, kabullenmeyi,
4:28
anlaşmazlıkları çözmeyi ve en önemlisi
4:31
başkasının yerine kendini koymayı yani
4:33
empatiyi öğretiyorlar. Şimdi ebeveynleri
4:36
en çok endişelendiren oyun türüne
4:38
geldik. İtiş kakış oyunu. Dışarıdan
4:41
bakınca kavga gibi görünebilir ama
4:43
dikkatli bakarsanız yüzlerinde kocaman
4:45
bir gülümseme vardır. Bu oyunlar
4:47
birbirine zarar vermeden fiziksel
4:49
sınırları öğrenmenin en sağlıklı yolu.
4:52
Bir de riskli oyunlar var. ağaca
4:54
tırmanmak, duvardan atlamak gibi.
4:56
Biliyorum yüreğimiz ağzımıza geliyor ama
4:59
bu oyunlar çocuğun kendi sınırlarını
5:01
keşfetmesini, korkularıyla yüzleşmesini
5:03
ve riskleri yönetmeyi öğrenmesini
5:04
sağlıyor. Bu özgüven inşa etmenin en
5:07
kestirme yolu. Bu noktada çok net bir
5:09
rakam var. Amerikan hastalık kontrol
5:12
Merkezleri diyor ki, "Bu yaştaki
5:13
çocuklar günde en az 60 dakika fiziksel
5:17
aktivite yapmalı. Bakın bu bir tavsiye
5:19
değil. Sağlıklı bir gelişim için adeta
5:22
bir reçete. Peki bütün bunları konuştuk.
5:25
Tüm bu bilimsel gerçekler günlük hayatta
5:27
bizim için ne anlama geliyor?
5:29
Çıkaracağımız ders ne? İşte oyunun gizli
5:32
müfredatı tam olarak bu. Bebekler için
5:35
bir fizik dersi, küçük çocuklar için
5:37
mühendislik ve hikaye anlatıcılığı, okul
5:40
öncesi için yaratıcılık ve takım
5:41
çalışması ve büyük çocuklar için
5:44
müzakere, adalet ve empati. Her yaş ayrı
5:47
bir atölye. Yani bütün bu yolculuktan
5:50
çıkarmamız gereken en temel sonuç şu:
5:52
Oyun öğrenmeye verilen bir mola falan
5:55
değil. Oyun öğrenmenin ta kendisidir.
5:58
Bir lüks değil. Nefes almak gibi temel
6:00
bir ihtiyaç. Ve bu bölümü hepimizin
6:03
düşünmesi gereken bir soruyla
6:04
noktalayalım. Sürekli koşturduğumuz,
6:07
ekranlara gömüldüğümüz bu modern dünyada
6:09
çocukların bu en hayati işi olan oyuna
6:12
gerçekten yer açıyor muyuz? vereceğimiz
6:14
cevap sadece onların değil hepimizin
6:17
geleceğini şekillendirecek.