Auzef Makro Ekonomi 2026 Vize Deneme Sınavı
https://lolonolo.com/2026/02/17/makro-ekonomi-2026-vize-deneme-sinavi/
Paylaşılan metin, Makro Ekonomi 2026 Vize Deneme Sınavı hazırlık sürecine yönelik kapsamlı bir ders özeti ve soru bankası sunmaktadır. Kaynakta Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, enflasyon, işsizlik ve maliye politikası gibi temel ekonomik göstergeler detaylı tanımlarla açıklanmaktadır. Keynesyen Tüketim Fonksiyonu ve Phillips Eğrisi gibi teorik yaklaşımlar aracılığıyla ekonominin işleyiş mekanizmalarına dair teknik bilgiler verilmektedir. Metin içerisinde yer alan yirmi adet çoktan seçmeli soru, öğrencilerin bu kavramları pekiştirmesini ve sınav formatına alışmasını sağlamaktadır. Özellikle Merkez Bankası'nın para arzı üzerindeki kontrolü ve hükümetlerin bütçe yönetimindeki rolleri gibi güncel ekonomik uygulamalar üzerinde durulmaktadır. Sonuç olarak bu içerik, akademik düzeyde bir makro iktisat eğitiminin temel yapı taşlarını sistematik bir biçimde özetlemektedir.
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Makroekonomiye hoş geldiniz. Şimdi bu
0:02
kelime kulağı biraz sıkıcı gelebilir
0:04
biliyorum ama inanın hiç de öyle değil.
0:06
Aslında makroekonomi her gün yaşadığımız
0:08
hayatın adeta işletim sistemi gibi bir
0:11
şey. Haberlerde sürekli duyduğumuz,
0:13
cebimizi doğrudan etkileyen o büyük
0:14
ekonomik kararlar var ya işte bugün
0:16
onların arkasındaki mantığı hep birlikte
0:18
basitçe çözeceğiz. Evet, politikacılar,
0:22
ekonomistler sürekli ekonomi deyip
0:24
duruyorlar. Peki ama gerçekten neden
0:26
bahsediyorlar? İşte bugünkü asıl
0:29
gizemimiz bu. Bu bölümde bir ulusal
0:31
ekonominin nasıl çalıştığını sıfırdan
0:34
tuğla tuğla inşa ederek anlayacağız.
0:36
Adeta bir rehber gibi düşünün.
0:38
Hazırsanız haydi başlayalım. İşte yol
0:41
haritamız da bu. 6ı basit adımda
0:43
ilerleyeceğiz. Ekonomiyi ölçmekle
0:45
başlayıp harcama ve yatırımlara
0:46
bakacağız. Sonra büyük resmi yani arz ve
0:49
talebi göreceğiz. Ve tabii işin
0:50
direksiyonundaki Merkez Bankası ile
0:52
hükümetin araç setlerini ve en sonunda
0:54
da o meşhur enflasyon işsizlik ikilemini
0:56
konuşacağız. Kısacası her şey burada.
0:59
Evet. İlk durağımız ekonomiyi ölçmek.
1:02
Çünkü mantık basit değil mi? Anlamak ya
1:04
da yönetmek istediğiniz bir şeyi önce
1:06
ölçebilmeniz lazım. Hani doktora
1:08
gidersiniz de önce bir ateşinize,
1:10
tansiyonunuza bakar ya. İşte biz de
1:12
şimdi ekonominin o temel sağlık
1:14
göstergelerine yani ulusal karnesine bir
1:17
göz atacağız. Karşımızda klasik bir
1:19
sınav sorusu var gibi değil mi? GSYH ve
1:22
GSMH arasındaki temel fark nedir?
1:24
Endişelenmeyin, sınavda değiliz ama bu
1:27
soru ekonominin en önemli iki
1:28
göstergesini anlamak için harika bir
1:30
başlangıç noktası. Yani neyin nerede
1:33
üretildiğini çözmek için. Aslında
1:35
aradaki fark inanılmaz basit. Tüm olay
1:38
iki kelimede bitiyor. Konum ve
1:41
vatandaşlık. Bakın GSYH yani gayri safi
1:45
yurtçi hasıla tamamen konumla ilgili.
1:48
Türkiye'nin sınırları içinde kim
1:49
üretirse üretsin o GSYH'ye dahildir.
1:53
GSMH yani gayri safi milli hasıla ise
1:56
vatandaşlıkla ilgili. Örnekle çok net
1:59
olacak. Türkiye'de çalışan bir İngiliz
2:01
mühendisin kazancı Türkiye'nin GSYH'sine
2:04
eklenir. Çünkü üretim nerede yapıldı?
2:06
Türkiye'de. Ama aynı kazanç
2:09
İngiltere'nin GSMH'sine aittir. Çünkü
2:12
mühendis kim? İngiliz vatandaşı.
2:14
Gördünüz mü? Biri nerede? Diğeri kim
2:18
diye soruyor. İşte bütün fark bu.
2:21
Tamamdır. Ekonominin nabzını nasıl
2:23
ölçeceğimizi artık biliyoruz. Şimdi
2:25
gelelim o nabzı attıran şeye. Yani
2:28
ekonominin motoruna. Harcama, tasarruf
2:30
ve yatırım. Bu motoru çalıştıran yakıt
2:33
aslında bizim parayla yaptığımız şeyler
2:35
ve direksiyondaki de bizleriz. Yani
2:37
sıradan insanlar ve tabii ki işletmeler.
2:40
Verdiğimiz her bir harcama, tasarruf ya
2:42
da yatırım kararı bu devasa motorun ne
2:44
kadar hızlı ya da yavaş döneceğini
2:46
belirliyor. Harcanabilir gelir. Bu terim
2:48
kulağı teknik gelebilir ama aslında
2:50
hepimizin çok iyi bildiği bir şey. Ay
2:52
sonunda maaş yattı diyelim. Vergiler
2:54
sigorta falan kesildikten sonra banka
2:55
hesabınızda kalan net para var ya işte o
2:57
sizin harcanabilir geliriniz. Yani bu
3:00
parayla ne yapsam, harcasam mı,
3:01
biriktirsem mi diye düşündüğünüz o para.
3:03
Bütün ekonomik kararlarımızın başlangıç
3:05
noktası tam olarak burası. İşte bu
3:08
noktada devreye büyük iktisatçı John
3:10
Mayner Kins'in çok basit ama çok güçlü
3:12
bir tespiti giriyor. Diyor ki,
3:14
"Geliriniz arttığında evet daha çok
3:16
harcarsınız ama gelirinizdeki artışın
3:18
tamamını harcamazsınız." Çok mantıklı
3:21
değil mi? Düşünün maaşınıza 1000 liralık
3:22
bir zam geldi. Koşup o 1.000 liranın
3:24
tamamını hemen harcar mısınız? Genelde
3:27
yapmayız. Belki 700800 lirasını harcar
3:29
geri kalanını kenara atarız. İşte
3:31
ekonomistler bu ekstra gelirin harcanan
3:33
kısmına marjinal tüketim eğilimi,
3:35
tasarruf edilen kısmına da marjinal
3:38
tasarruf eğilimi diyorlar. Kulağı havalı
3:39
geliyor ama aslında anlattığı şey tam
3:41
olarak bu basit davranış. Peki güzel.
3:44
Bireysel olarak ne yaptığımızı anladık
3:46
ama milyonlarca insanın bu küçük harcama
3:49
ve birikim kararları bir araya gelince
3:50
ne oluyor? İşte şimdi kamerayı biraz
3:53
geri çekip büyük resme bakma zamanı.
3:55
3üncü bölümümüz arz ve talep.
3:57
Milyonlarca minik kararın devasa bir
4:00
ulusal ekonomiyi nasıl oluşturduğunu
4:01
göreceğiz. Karşımızda toplam talep ya da
4:04
ekonomistlerin sevdiği kısaltmayla AD.
4:07
Bu korkutucu bir terim gibi görünmesin
4:09
anlamı çok basit. Belli bir dönemde bir
4:12
ülkedeki herkesin yani bizlerin,
4:14
şirketlerin ve devletin mal ve
4:17
hizmetlere yapmak istediği toplam
4:18
harcama. Hepsi bu. Ve işte ekonominin
4:21
belki de en meşhur formülü. Toplam talep
4:24
= C + I + G + parantez içinde X - M.
4:30
Haydi bu denklemin şifrelerini çözelim.
4:32
C dediğimiz şey tüketim. Yani bizim
4:34
markette, restorantta, mağazada
4:36
harcadığımız paralar. I yatırım demek.
4:38
Yani şirketlerin yeni fabrika kurmak,
4:41
makine almak için yaptığı harcamalar. G
4:43
hükümet harcamaları yani devletin yol,
4:46
okul, hastane yapmak için harcadığı
4:47
para. Son olarak x - mde net ihracat.
4:51
Yani yurt dışına sattıklarımızdan yurt
4:53
dışından aldıklarımızı çıkardığımızda
4:55
kalan para işte ekonomideki toplam
4:57
harcama iştağını bu dört büyük motor
4:59
belirliyor. Peki bu toplam talep neyle
5:02
buluşuyor? Tabii ki toplam arzla. Yani
5:05
ülkenin üretebildiği her şeyle. Tıpkı
5:07
mahalle pazarında olduğu gibi
5:09
satıcıların getirdiği domates miktarı
5:11
arz ile alıcıların almak istediği
5:14
domates miktarı talep bir noktada
5:16
buluşur ve domatesin fiyatı belirlenir.
5:18
Değil mi? İşte ulusal ekonomide de durum
5:20
aynı. Toplam arz ve toplam talebin
5:22
buluştuğu o sihirli noktaya ekonomik
5:25
denge diyoruz. Ülkedeki genel fiyat
5:27
seviyesi ve ne kadar mal üretileceği tam
5:29
olarak bu noktada belirleniyor. Şimdiye
5:31
kadar ekonominin nasıl çalıştığını
5:33
anladık. Peki bu dev makineyi kim
5:36
yönetiyor?
5:37
İşte şimdi kokpit'e geçiyoruz ve ilk
5:40
pilotumuzla tanışıyoruz. Merkez Bankası.
5:43
Onun elindeki en güçlü kumanda kolları
5:45
isa para arzı ve faiz oranları. Görevi
5:49
de bu kumandaları kullanarak ekonominin
5:51
hızını ayarlamak. Merkez Bankası'nın
5:54
elindeki araçları bir arabanın gaz ve
5:56
fren pedalları gibi düşünebilirsiniz.
5:58
Ekonomi yavaşladığında gaza basmak
6:00
gerekir. İşte buna genişletici politika
6:03
diyoruz. Nasıl mı? Faiz oranlarını
6:05
düşürür. Böylece borçlanmak ucuzlar.
6:07
İnsanlar ve şirketler daha çok harcama
6:09
yapar. Ekonomi canlanır. Peki ya ekonomi
6:12
aşırı ısınırsa yani enflasyon kontrolden
6:14
çıkarsa o zaman da frene basmak gerekir.
6:17
Buna da daraltıcı politika deniyor.
6:19
Faizleri yükseltir, borçlanmayı
6:21
pahalılaştırır. Böylece harcamalar
6:23
yavaşlar ve fiyatlar üzerindeki baskı
6:25
azalır. Gaz ve fren. Bütün olay bu.
6:27
Kokpitte tek bir pilot yok. Tabii ki yan
6:30
koltukta oturan ikinci bir pilotumuz
6:32
daha var. Hükümet. Onun da kendine ait
6:34
kumanda kolları var ve bunlar da en az
6:37
faizler kadar güçlü. Vergiler ve kamu
6:40
harcamaları. Hükümetin araçları Merkez
6:42
Bankası'nınkilere göre biraz daha
6:44
doğrudan çalışır. Ekonomiyi canlandırmak
6:47
mı gerekiyor? O zaman genişletici maliye
6:49
politikası uygulanır. Yani ya vergileri
6:52
düşürerek insanların cebinde daha fazla
6:54
para bırakır ya da devlet harcamalarını
6:56
arttırarak ekonomiye direkt para
6:58
pompalar. Peki ekonomiyi soğutmak,
7:00
enflasyonu düşürmek gerekirse o zaman da
7:02
daraltıcı politika devreye girer,
7:04
vergileri arttırır veya kamu
7:06
harcamalarını kısar. Bu şekilde
7:08
piyasadan para çekilmiş olur ve talep
7:10
yavaşlar. Şimdi gelelim maliye
7:12
politikasının en dahici özelliklerinden
7:14
birine. Otomatik istikrarlaştırıcılar.
7:17
Bu ne demek? Şöyle düşünün. Ekonomi bir
7:19
krize girdi. Hükümetin toplanıp bir yasa
7:22
çıkarması aylar sürebilir. Çok yavaş.
7:25
İşte otomatik istikrarlaştırıcılar
7:27
adından da anlaşılacağı gibi otomatik
7:29
olarak devreye giriyor. En güzel örneği
7:32
işsizlik maaşı. Ekonomi kötüye gidip
7:34
insanlar işsiz kalınca devlet otomatik
7:37
olarak onlara maaş ödemeye başlar. Bu
7:39
sayede o insanlar harcamalarını tamamen
7:41
kesmez ve talep bir anda çökmez. Yani bu
7:44
mekanizmalar ekonominin yoldaki
7:46
çukurlara girdiğinde sarsıntıyı azaltan
7:48
bir amortisör gibi çalışır. Akıllıca
7:51
değil mi? Ve geldik son durağımıza.
7:53
belki de en zorlusuna. Şimdiye kadar
7:56
pilotların elindeki araçları gördük.
7:58
Peki bu pilotların çözmeye çalıştığı en
8:00
büyük bulmaca ne? İşte o bulmaca bu.
8:03
Enflasyon ve işsizlik ikilemi.
8:05
Genellikle birbirine zıt yönlerde
8:07
hareket eden bu iki canavarı aynı anda
8:09
kontrol altında tutma sanatı. İşte size
8:12
milyon dolarlık soru. Bir ülke aynı anda
8:14
hem hiç kimsenin işsiz olmadığı hem de
8:17
fiyatların hiç artmadığı bir ütopya
8:19
yaşayabilir mi? Yani sıfır işsizlik ve
8:22
sıfır enflasyon. Sizce bu mümkün mü? Bu
8:25
sorunun cevabını arayan teoriye geçmeden
8:27
önce bir saniye durup düşünün. İşte bu
8:29
zorlu ilişkiyi açıklamaya çalışan meşhur
8:32
bir teori var. Philips eğrisi. Bu
8:34
eğrinin temel iddiası şu: Bu iki hedef
8:37
arasında genellikle bir ödünleşme yani
8:39
bir alver durumu vardır. Geleneksel
8:42
olarak Philips eğrisi bize şunu söyler.
8:44
Ekonomiyi canlandırıp işsizliği
8:46
düşürmeye çalıştığınızda talep arttığı
8:48
için fiyatlar da yükselir. Yani
8:50
enflasyon artar. Tersine enflasyonu
8:52
düşürmek için ekonomiyi frenlediğinizde
8:54
bu sefer de ne yazık ki işsizlik artma
8:56
eğilimine girer. Tabii hayat her zaman
8:58
bu kadar basit değil. Tarihte örneğin
9:01
70'lerdeki stak filasyon döneminde hem
9:03
işsizliğin hem de enflasyonun aynı anda
9:05
çıldırdığı zamanlarda oldu. Ama yine de
9:07
bu ödünleşme politika yapıcıların her
9:10
zaman aklında tutmak zorunda olduğu
9:12
temel bir denge. Haydi şöyle hızlıca bir
9:14
toparlayalım. Neler öğrendik? 1.
9:16
Ekonominin karnesi GSYH ile ölçülür. 2.
9:20
Bu ekonomiyi bizim tüketimimiz
9:22
şirketlerin yatırımları ve devletin
9:24
harcamaları döndürür. 3. Direksiyonda
9:26
iki pilot var. Merkez Bankası faizlerle,
9:29
hükümet de vergiler ve harcamalarla
9:31
ekonomiyi yönetir. Ve 4. Bu pilotların
9:34
en büyük derdi enflasyon mu, işsizlik mi
9:37
ikileme arasında o hassas dengeyi
9:38
bulmaktır. Ve şimdi bütün bu
9:41
öğrendiklerimiz ışığında son ve en zor
9:43
soru size geliyor. Eğer dümenin başında
9:45
siz olsaydınız önceliğiniz ne olurdu?
9:48
Fiyatları kontrol altına almak için
9:50
gerekirse daha fazla insanın işsiz
9:51
kalmasını göze alır mıydınız? Yoksa
9:53
herkesin bir işi olsun diye daha yüksek
9:56
enflasyona razı mı olurdunuz? İşte bu
9:58
sorunun kolay bir cevabı yok. Ve bu soru
10:00
bize şunu gösteriyor. Ekonomi soğuk
10:02
rakamlardan ve grafiklerden çok daha
10:04
fazlasıdır. Ekonomi eninde sonunda zorlu
10:07
toplumsal tercihler yapma sanatıdır.
#Education

