0:00
Merhabalar. Bugün sizlerle bilgisayar
0:02
ağlarının o karmaşık görünen dünyasına
0:04
dalacağız ve her şeyin aslında nasıl
0:06
çalıştığını en basit haliyle anlamaya
0:08
çalışacağız. Şöyle bir düşünün. Ufacık
0:11
bir metin mesajından okyanus ötesi bir
0:14
görüntülü konuşmaya kadar her şey anında
0:17
oluyor. Sanki bir sihir gibi değil mi?
0:19
Ama aslında değil. Hepsi birbiri üzerine
0:22
inşa edilmiş. Gerçekten de çok zekice
0:24
tasarlanmış katmanlardan oluşan bir
0:26
sistemin sonucu. Peki bu sistemi nasıl
0:29
anlayacağız? Soğan gibi katman katman
0:31
soyarak işe en temelden fiziksel
0:34
kablolardan başlayacağız. Sonra bu
0:36
kablolardaki trafiğin kurallarına
0:38
bakacağız. Ardından bunun nasıl olup da
0:40
tüm dünyaya yayıldığını göreceğiz. Ve
0:42
son olarak her şeyin tıkır tıkır
0:44
çalışmasını sağlayan o görünmez
0:46
anlaşmaları konuşacağız. Tamamdır. Hadi
0:49
en dibe inelim. Her şeyin başladığı
0:52
yere. cihazların birbirine gerçekten
0:54
dokunabildiği o fiziksel yollara.
0:57
Karşımızda en sık gördüğümüz bağlantı
0:59
türü şu meşhur çift bükünlü kablolar.
1:02
Aslında iki ana karakterimiz var. Biri
1:05
evde ofiste kullandığımız daha esnek ve
1:08
ucuz olan UTP kablolar. Diğeri ise sanki
1:11
zırh giymiş gibi etrafındaki elektrik
1:13
sinyallerinden etkilenmesin diye özel
1:16
metal koruması olan STP. Yani biri
1:19
gündelik kullanım için diğeri daha zorlu
1:23
Ama eğer konu gerçekten hız ve mesafe
1:26
ise o zaman sahneye fiber optikler
1:28
çıkıyor. Burada veri kelimenin tam
1:31
anlamıyla ışık hızında camdan yapılmış
1:34
incecik iplikçiklerin içinde yol alıyor.
1:37
Elektrikten etkilenmiyor. Sinyal kaybı
1:39
neredeyse sıfır. Günümüz internetinin
1:42
bel kemiği de tam olarak bu teknoloji.
1:44
Peki bu kabloların içinden akan şey ne?
1:47
İşte işin en can alıcı noktası burası.
1:50
Bilgi ya eski radyolardaki gibi yumuşak
1:53
bir dalga halinde yani analog olarak
1:55
akıyor ya da bizim dijital dünyamızda
1:58
olduğu gibi 1 ve sıfırlar halinde tık
2:00
tık tık bir elektrik düğmesini açık
2:02
kapar gibi yani dijital olarak
2:05
ilerliyor. Bütün o karmaşık dünya
2:07
aslında bu basit var ya da yok
2:09
sinyallerinin üzerine kurulu. Tamam,
2:12
fiziksel bağlantıyı hallettik ama ortada
2:15
milyarlarca cihaz varken gönderdiğiniz
2:17
bir mesaj o koca okyanusta doğru adresi
2:20
nasıl buluyor? İşte bu noktada devreye
2:23
topoloji dediğimiz şey giriyor. Bu bir
2:25
nevi an şehir planı gibi. Cihazlar nasıl
2:28
dizilecek? Bir otobüsteki yolcular gibi
2:30
tek bir hatta mı yoksa bir yıldız gibi
2:33
merkezde toplanıp etrafa mı
2:34
dağılacaklar? Bu mimari plan trafiğin
2:37
nasıl akacağını belirleyen en temel
2:39
kural. Eskiden ağların ilk zamanlarında
2:42
Hub diye bir alet vardı. Bunu ağın en
2:45
geveze üyesi olarak düşünebilirsiniz.
2:48
Bir mesaj aldığında kime geldiğine hiç
2:50
bakmadan bütün ağa, "Duydunuz mu" diye
2:53
bağırırdı. E haliyle bu hem çok fazla
2:55
gereksiz trafik yaratıyordu hem de hiç
2:58
güvenli değildi. Neyse ki teknoloji
3:00
ilerledi ve sahneye çok daha akıllı
3:03
trafik polisleri çıktı. Köprüler ve
3:05
anahtarlar yani switchler. Bunlar artık
3:08
bağırmak yerine her cihazın kendine özgü
3:11
kimlik kartı olan MAC adresini okuyor ve
3:13
bu paket sana gelmiş diyerek veriyi
3:15
sadece ve sadece doğru adrese teslim
3:17
ediyor. Yani megafonla anons yapmak
3:20
yerine bildiğiniz modern bir posta
3:22
dağıtım servisi gibi çalışıyorlar. Çok
3:24
daha verimli. Tamam kendi odamızdaki
3:27
veya ofisimizdeki cihazları başarıyla
3:29
konuştuk ama olay nasıl oluyordu
3:31
okyanusları aşıp küresel bir hal alıyor?
3:34
İşte şimdi ölçeyi büyütme zamanı.
3:37
Aslında olay içe geçmiş matruşka
3:39
bebekleri gibi. En küçükten başlıyoruz.
3:42
Telefonunuzla kulaklığınız arasındaki o
3:44
kişisel ağ yani pan. Sonra bunu bir
3:47
binadaki bütün cihazları birbirine
3:49
bağlayan yerel ağ yani lana bağlıyoruz.
3:52
O da şehirdeki diğer ağlarla birleşip
3:55
manı oluşturuyor ve en sonunda bütün bu
3:57
şehirler, ülkeler ve kıtalar birleşerek
4:00
o devasa tüm dünyayı saran Van'ı yani
4:03
bizim bildiğimiz adıyla interneti
4:05
oluşturuyor. Peki ama bu farklı
4:08
ölçekteki farklı dilleri konuşan ağlar
4:10
birbiriyle nasıl anlaşıyor? İşte burada
4:12
kahramanımız gateway yani ağ geçidi
4:15
devreye giriyor. Gateway'i Birleşmiş
4:17
Milletler'deki bir simültane çevirmen
4:19
gibi düşünün. Sizin yerel ağınızın
4:21
dilini alıp devasa internetin anlayacağı
4:24
dile çeviriyor. İnternetten geleni de
4:26
sizin ağınızın diline. Bu evrensel
4:28
çevirmenler olmasaydı o ağlar ağı
4:31
dediğimiz internet sadece bir kargaşadan
4:33
ibaret olurdu. Kabul edelim. Bütün
4:36
bunlar kulağa inanılmaz derecede
4:38
karmaşık geliyor. Ama en şaşırtıcı olan
4:40
ne biliyor musunuz? bir ülkede üretilmiş
4:43
bir telefonun gezegenin öbür ucundaki
4:45
bir sunucuyla sanki yan yanaymış gibi
4:47
sorunsuz konuşabilmesi. Nasıl oluyor da
4:50
bu kadar farklı parça bu kadar mükemmel
4:52
bir uyumla çalışıyor? Cevap: Görünmez
4:55
anlaşmalarda gizli. İki önemli kelime
4:58
var burada. Protokol ve standart.
5:01
Protokol iki cihazın nasıl konuşacağı
5:04
üzerine anlaştığı bir diyalog metni
5:06
gibi. Mesela web sayfaları için http
5:09
protokolü. Standart ise bu metnin artık
5:12
herkes tarafından kabul edilmiş,
5:14
resmiyet kazanmış, küresel kural kitabı
5:17
haline gelmesi yani bir nevi el sıkışma
5:19
adabı gibi. Peki bu küresel kuralları
5:23
kim koyuyor? İşte bu noktada Ansiy,
5:26
Ayple, Azo gibi uluslararası kuruluşlar
5:29
devreye giriyor. Onlar bu dijital
5:31
dünyanın dil kurallarını yazan, herkesin
5:34
aynı dili konuşmasını sağlayan kurumlar.
5:36
Aslında en kritik parça da bu. Bu ortak
5:39
anlaşmalar olmasaydı en gelişmiş
5:41
cihazlar bile birbirine anlamsız sesler
5:43
çıkaran yabancılardan farksız olurdu.
5:46
İşte böyle. Bir kablonun içindeki o
5:48
minicik ışık parçasından uluslararası
5:51
komitelerde alınan devasa kararlara
5:53
uzanan bir yolculuk bu. Cihazlarımızın
5:56
birbirleriyle konuşması aslında fiziksel
5:58
gerçekliğin, mantıksal kuralların ve en
6:01
önemlisi ortak bir güvenin üzerine
6:03
kurulmuş katmanlı bir mucize. Ve bu
6:06
sistem, bu mucize asla durmuyor. Sürekli
6:09
gelişiyor. Bu da aklımıza şu soruyu
6:11
getiriyor. Dünya daha da birbirine
6:13
bağlanırken, cihazlarımız daha da
6:15
akıllanırken, yarın bu sisteme hangi
6:18
yeni katmanları, hangi yeni kuralları
6:20
eklememiz gerekecek? Geleceğin bağlantı
6:22
dili sizce ne olacak?