0:00
Herkese merhaba. Bugün sizlerle birlikte
0:02
basit bir felsefi fikirden yola çıkıp şu
0:05
an belki de elinizde tuttuğunuz o cihaza
0:07
kadar uzanan yolculuğa çıkacağız. Evet,
0:09
açık kaynak işletim sistemlerinin o
0:11
ilginç dünyasına dalıyoruz. Hadi
0:13
başlayalım. Peki bu yolculukta bizi
0:16
neler bekliyor? Önce her şeyin başladığı
0:19
yere açık kaynağın kökenlerini eneceğiz.
0:21
Ardından Linux ve Ubuntu'nun arkasındaki
0:24
o güzel felsefiyi anlayacağız.
0:26
Sonrasında geliştiricilerin dünyasına
0:28
dalıp onların gizli silahlarına yani
0:30
araç kutularına bakacağız. Komut
0:32
satırının aslında ne kadar güçlü
0:34
olduğunu gördükten sonra da tüm bu
0:36
hikayeyi alıp cebimizdeki teknolojiye
0:39
Peki her şey nerede başladı? Gelin bu
0:42
fikrin ilk kıvılcımının çaktığı anlara o
0:45
ilk zamanlara gidelim. Aslında açık
0:47
kaynak fikrinin tohumları 70'li ve 80'li
0:50
yıllarda atılıyor ama asıl kırılma anı
0:52
bence 1973'te yaşanıyor. Unix işletim
0:55
sistemi C programlama diliyle baştan
0:58
yazılıyor. Peki bu neden bu kadar
0:59
önemli? Çünkü bu hamle sayesinde Unix
1:02
artık belirli bir donanıma mahkum
1:04
olmaktan kurtuluyor ve farklı
1:06
bilgisayarlarda da çalışabilir hale
1:07
geliyor. İşte bu yaygınlaşmasının önünü
1:10
açan ve bugünkü teknoloji dünyasının
1:12
temel taşlarından birini koyan adım da
1:14
aslında. Peki nedir bu açık kaynak
1:17
felsefesinin özü? Aslında çok basit. Bir
1:21
yazılımın kaynak kodunu yani onu
1:23
oluşturan tarifi düşünün. Bu tarif
1:25
herkese açık olmalı. Yani isteyen herkes
1:28
bu koda bakabilmeli. Onu kendi
1:30
ihtiyacına göre değiştirebilmeli ve
1:32
hatta bu yeni versiyonunu başkalarıyla
1:35
özgürce paylaşabilmeli. İşte bütün açık
1:38
kaynak dünyası bu üç temel direk
1:40
üzerinde yükseliyor. Gelin bu iki farklı
1:43
dünyayı somut örneklerle
1:44
karşılaştıralım. Bir tarafta kodunu
1:47
herkesle paylaşan Linux, Unix ve Minix
1:50
gibi sistemler var. Diğer taraftaya
1:52
kodunu bir sır gibi saklayan ve bu
1:54
yüzden üzerinde değişiklik yapma
1:56
özgürlüğü tanımayan Apple'ın MacOS gibi
1:59
kapalı sistemler. İşte aradaki o devasa
2:01
fark tam da bu şeffaflık ve özgürlük
2:04
meselesi. Şimdi gelin açık kaynağın en
2:07
bilinen yüzüne Linux'a ve onun en
2:10
popüler dağıtımlarından biri olan
2:11
Ubuntu'ya biraz daha yakından bakalım.
2:14
Ben biz olduğumuz için benim. Bu ifade
2:17
gerçekten de çok derin bir anlama sahip.
2:20
Ubuntu adını ve felsefesini bir Afrika
2:22
dayanışma kültüründen alıyor. Hatta
2:25
logosu olan o arkadaş çemberi var ya
2:27
aslında birbirine kenetlenmiş insanları
2:30
simgeliyor. Yani olay şu: bu yazılımı
2:33
ben tek başıma yapmadım. Biz bir araya
2:35
geldiğimiz için bu var. Bu sadece bir
2:37
marka değil. Tam anlamıyla bir işbirliği
2:40
ve topluluk felsefesi.
2:42
Ubuntu'nun bir de çok tatlı bir geleneği
2:44
var. Sürüm isimleri her zaman aynı
2:47
harfle başlayan iki kelimeden
2:49
oluşuyorlar. Alfabeye göre sırayla
2:51
gidiyorlar ve genellikle bir sıfatla bir
2:54
hayvan adını birleştiriyorlar. Mesela
2:56
bionic beaver yani biyonik kunduz veya
2:59
cosmic cattlefish yani kozmik mürekkep
3:02
balığı gibi topluluğa ait gerçekten çok
3:05
sevimli bir detay. İşte kullanıcı için
3:08
en güzel yanlarından biri de bu. İşletim
3:11
sistemi bedava olduğu gibi içinde gelen
3:13
temel programlarda genellikle ücretsiz
3:15
oluyor. Yani bir Linux dağıtımı
3:18
kurduğunuzda ofis programlarından
3:20
internet tarayıcısına ihtiyacınız olan
3:22
pek çok araç için ek bir kuruş bile
3:24
ödemiyorsunuz. Kutudan çıktığı gibi
3:27
temel her şeyiniz hazır oluyor. Peki bu
3:30
işletim sistemlerinin içinde neler
3:32
oluyor? Gelin şimdi de geliştiricilerin
3:34
dünyasına, onların araç kutusuna bir göz
3:37
atalım. Geliştiricilerin elinin altında
3:39
gerçekten çok güçlü araçlar var. Mesela
3:42
Drupal web sitelerinin içeriğini
3:44
yönetmek için kullanılan bir sistem.
3:46
Hani o gördüğümüz bloglar, haber
3:48
siteleri var ya birçoğunun arkasında bu
3:50
var. Elipse özellikle Java dilinde
3:52
yazılım geliştirmek için kullanılan dev
3:54
bir ortam. Visual Studio isa sadece kod
3:57
yazmakla kalmayıp tüm süreci yöneten tam
4:00
teşekküllü bir geliştirme platformu.
4:02
Atom ve Nano gibi daha basit metin
4:04
editörleri de hızlı kod düzenlemeleri
4:06
için çok seviliyor. Ve tabii dinamik web
4:09
sayfalarının temel taşı olan PHP'den
4:12
bahsetmeden olmaz. Onu bu kadar popüler
4:14
yapan şey neydi biliyor musunuz? bir web
4:17
sitesinin iskeleti olan HTML kodlarının
4:19
arasına doğrudan yazılabiliyordu. İşte
4:21
bu sayede sadece sabit bilgilerin olduğu
4:24
sıkıcı sayfalar bir anda kullanıcıyla
4:26
etkileşime giren yaşayan deneyimlere
4:28
dönüştü. Bugün internette gördüğünüz pek
4:31
çok site aslında bu temel prensip
4:33
üzerine kurulu. Ve şimdi Linux sistemi
4:36
ile doğrudan konuştuğumuz 10 meşhur
4:38
siyah ekrana yani komut satırına
4:40
geliyoruz. Burası sistemin kalbiyle
4:43
aracısız bir şekilde iletişim kurduğunuz
4:45
yer. Size bir soru. Bir komutla
4:48
yaptığınız bir eylemin tam tersini
4:49
yapmak için ne kullanırsınız? Cevap
4:52
aslında oldukça zarif ve basit. İşte
4:56
size harika bir örnek. Zip komutuyla bir
4:59
dosyayı sıkıştırırken başına sadece an
5:02
ekleyerek unzip komutuyla tam tersini
5:04
yapıyor. Yani dosyayı açıyorsunuz. İşte
5:07
komut satırının güzelliği bu. Çoğu zaman
5:10
mantığı çok basittir. Linux'un en güçlü
5:13
komutlarından biri de kesinlikle
5:15
Grab'tir. En temel işlevi dosyaların
5:18
içinde belirli bir metni, bir kelimeyi
5:20
veya bir cümleyi aramak. Ama asıl olay
5:23
bu basit aramayı çok daha akıllı hale
5:25
getiren seçeneklerinde yani
5:27
parametrelerinde gizli. Gelin şu grab
5:30
parametrelerine hızlıca bakalım. V
5:32
parametresi aramayı tam tersine çevirir.
5:35
Yani aradığınız kelimenin geçmediği
5:38
satırları size gösterir. R parametresi
5:41
bir klasörün içindeki bütün alt
5:43
klasörlere de dalarak arama yapar. Ie
5:46
büyük küçük harf ayrımlığı ortadan
5:47
kaldırır ve sık yapılan bir hatayı da
5:50
düzeltelim. C parametresi bulduğu
5:53
karakter sayısını değil aramanızla
5:55
eşleşen toplam satır sayısını verir. Bu
5:57
çok önemli bir ayrım.
5:59
Ve şimdi tüm bu öğrendiğimiz kavramları
6:02
alıp günlük hayatımıza yani akıllı
6:04
telefonlarımıza taşıyoruz.
6:07
Ve sonra öyle bir şey oldu ki mobil
6:09
dünya bir daha asla eskisi gibi olmadı.
6:12
Google Android'i satın aldı. İşte bu
6:14
hamle açık kaynak felsefesini alıp
6:17
milyarlarca insanın cebine sokarak
6:19
kelimenin tam anlamıyla bir devrim
6:21
yarattı. Şimdi bir an durup düşünmenizi
6:24
istiyorum. Şu an bu içeriği izlediğiniz
6:27
ya da elinizde tuttuğunuz telefonun
6:28
işletim sistemi açık kaynak mı yoksa
6:31
kapalı kaynak mı? Aslında bunu anlamanın
6:33
çok pratik bir yolu var. Düşünün yeni
6:35
bir telefon alıyorsunuz ve faturada
6:37
işletim sistemi lisans ücreti gibi ayrı
6:39
bir kalem görüyorsunuz. İşte bu
6:41
kullandığınız sistemin büyük ihtimalle
6:43
kopalı kaynak kodlu olduğunun ve
6:45
kontrolün tamamen üreticide olduğunun en
6:47
net işaretlerinden biri. Ve bu da bizi
6:50
geleceğe dair o büyük soruya getiriyor.
6:52
Hayatımızın her alanına daha fazla
6:54
entegre olan bu teknoloji gelecekte bize
6:57
daha fazla şeffaflık ve işbirliği mi
7:00
getirecek yoksa daha kapalı, daha
7:03
kontrollü sistemlere doğru mu
7:04
evrileceğiz? İşte bu hepimizin üzerinde
7:07
düşünmesi gereken bir soru.