0:00
bir anda hoca Platon, diğer yanda onun
0:03
dahi öğrencisi Aristoteles. Aralarındaki
0:06
bu fikir ayrılığı felsefenin temelini
0:08
öyle bir sarstı ki etkilerini bugün bile
0:10
hissediyoruz. Bu tam anlamıyla bir
0:13
gerçeklik savaşı. İşte bu soru Platon ve
0:16
Aristoteles'i felsefi olarak iki ayrı
0:18
kutuba koydu. Onların bu soruya verdiği
0:21
cevaplar inanın bizim düşünce yapımızı
0:23
bile bugün hala şekillendiriyor. Hadi
0:26
gelin bu devlerin çarpışmasının tam
0:30
Evet, her şeyin başladığı yer tam da bu
0:32
soru. Gerçek olan ne? Platon ve Aristo
0:36
aynı dünyaya bakıyorlardı ama gördükleri
0:38
şeyler birbirinden o kadar farklıydı ki
0:40
bu basit bir görüş ayrılığının çok
0:42
ötesinde adeta iki ayrı evrenin
0:44
çarpışması gibiydi. Bakın temel çatışma
0:47
tam olarak şurada başlıyor. Platon'a
0:49
göre şu an gördüğünüz, dokunduğunuz her
0:51
şey mesela bir ağaç aslında gerçek ağaç
0:54
değil. O sadece zihnimizdeki o mükemmel,
0:57
hiç değişmeyen ağaç iddiasının kusurlu
0:59
bir gölgesi. Aristoteles ise bu fikre
1:02
"Bir dakika ya" der gibiydi. Ona göre
1:05
gerçeklik o soyut iddialarda falan
1:07
değil. Tam da şurada karşımızda duran
1:09
ağacın ta kendisiydi. Yani madde ve onu
1:12
ağaç yapan özü birbirinden asla
1:15
ayıramazdık. Peki Platon neden bu kadar
1:18
takıntılıydı bu idealar dünyasına? Çünkü
1:20
onun aradığı şey epistemeyidi. Yani asla
1:24
değişmeyen, %100 emin olabileceğimiz o
1:27
mutlak bilgi. Düşünsenize duyularımız
1:29
bizi sürekli yanıltır değil mi? Bugün
1:32
sıcak olan yarın soğuk olabilir ama
1:34
Platon'a göre akılla ulaştığımız idealar
1:37
asla değişmezdi. Gerçek bilgi işte
1:39
oradaydı. Aristoteles ise gerçekliği
1:42
Platon'un idealar dünyasından çekip
1:45
yeryüzüne indirdi. Hilemorfizm teorisi
1:48
de tam olarak bunu yapıyor. Bir düşünün.
1:51
Mermerden bir heykeli mermerinden yani
1:54
maddesinden ayrı düşünebilir misiniz? Ya
1:56
da heykel tıraşın ona verdiği şekilden
1:59
yani formundan imkansız. İşte
2:01
Aristoteles'e göre gerçeklik bu ikisinin
2:04
etle tırnak gibi birbirinden ayrılamaz
2:07
bir bütün olmasıydı. Platon'un
2:08
sisteminin en tepesinde ise her şeyi
2:11
aydınlatan iyi iddiası vardı. Bunu şöyle
2:13
düşünün. Güneş olmadan dünyayı
2:16
göremeyiz, değil mi? İşte iyi iddiası da
2:19
bu felsefi evrenin güneşi gibiydi. Diğer
2:22
tüm iddialara anlam ve varlık kazandıran
2:24
nihai kaynaktı o. O olmatan hiçbir şeyi
2:27
tam olarak bilemezdik. Peki bu gerçeklik
2:29
savaşı sadece soyut bir tartışma mıydı?
2:32
Kesinlikle hayır. Platon ve
2:34
Aristoteles'in fikirleri ideal bir
2:37
toplumun nasıl yönetilmesi gerektiği
2:38
konusunda tamamen farklı yollara saptı.
2:41
Felsefe şimdi siyasete dokunmaya
2:43
başlıyor. Platon'un uykularını kaçıran
2:46
bir söz vardı. İnsan her şeyin
2:48
ölçüsüdür. Protagoras'ın bu fikri mutlak
2:51
bir doğru arayışını anlamsız kılıyordu.
2:53
Çünkü bir düşünün, eğer herkesin kendi
2:56
gerçeği varsa ortak bir adalet veya
2:58
iyilikten nasıl bahsedebilirdik ki?
3:01
Platon için bu düşünce toplumu kaosa
3:03
sürükleyecek tehlikeli bir zehirdi.
3:06
Çünkü herkesin kendi adalet anlayışı
3:08
varsa ortada gerçek bir adalet kalmazdı.
3:12
Bu yüzden o mutlak bir adalet ideasının
3:15
varlığını savunuyordu. Bu onun için
3:17
sadece felsefi bir duruş değil toplumsal
3:20
düzenin temeliydi. Platon ideal toplumu
3:23
tasarlamadan önce insan ruhunun
3:25
derinliklerini indi. Ruhu iki atlı bir
3:27
arabaya benzetiyordu. Arabayı süren kişi
3:30
aklımız. Atlardan biri asil ve cesur
3:33
yani heyecanlarımız. Diğeri ise biraz
3:36
daha asi ve arzu dolu yani iştahımız.
3:39
Adaletli bir insan aklıyla bu iki atı
3:41
dengede tutabilen kişidir ona göre. İşte
3:44
Platon bu ruh modelini alıp doğrudan
3:46
devlet yapısına taşıdı. Nasıl ki akıl
3:49
ruhu yönetiyorsa devleti de akıl ve
3:51
bilgeliği temsil eden filozof krallar
3:53
yönetmeliydi. Cesur askerler devleti
3:56
korurken üreticiler de toplumun maddi
3:58
ihtiyaçlarını karşılardı. Ona göre
4:00
adalet her sınıfın kendi görevini
4:03
mükemmel bir şekilde yapmasıyla oluşan
4:05
bu toplumsal uyumun ta kendisiydi. Ama
4:08
Platon'un belki de en devrimci
4:09
fikirlerinden biri şuydu. kadınların
4:11
kamusal hayattan dışlandığı bir çağda
4:13
yönetimin yeteneğe bağlı olduğunu ve bu
4:16
yüzden yetenekli kadınların da pekala
4:18
filozof kral olabileceğini savundu. Bu
4:21
kendi zamanı için gerçekten inanılmaz
4:23
derecede ilerici bir düşünceydi. Bu iki
4:25
devin felsefi farkları sadece kitaplarda
4:27
kalmadı elbette kurdukları okulların
4:30
duvarlarına bile işledi. Akademea ve
4:32
Likeon onların dünya görüşlerinin adeta
4:35
canlı birer yansımasıydı. Aralarındaki
4:38
fark daha net olamazdı herhalde.
4:40
Platon'un akademiyası duvarların
4:42
arkasında seçkin zihinlerin tartıştığı
4:44
özel bir kulüp gibiydi. Aristokeles'in
4:47
likeonu ise tam tersi. Halka açık
4:49
dersleri sürekli değişen yönetimiyle
4:51
adeta yaşayan, nefes alan bir
4:53
organizmaydı. Bu bile Aristoteles'in
4:56
dünyaya ne kadar dönük, ne kadar pratik
4:58
bir felsefesi olduğunun kanıtı. Peki bu
5:01
iki dev bize ne miras bıraktı? Sadece
5:04
felsefi teoriler değil. Hayır. Bugün
5:06
bile kullandığımız düşünme ve tartışma
5:08
sanatının temellerini attılar. Platon
5:11
için tartışmanın amacı diyalektik
5:12
yoluyla yani mantıksal sorgulamalarla o
5:15
mutlak gerçeğe ulaşmaktı. Aristoteles
5:18
ise çok daha pratik bir yol izledi.
5:20
Retorik sanatını inceleyerek bir
5:22
konuşmacının dinleyicisini nasıl ikna
5:24
edebileceğini analiz etti. Ve bu sadece
5:27
mantıkla yani logos ile değil aynı
5:29
zamanda karakterinle yani etos ile ve
5:31
duygulara hitap ederek yani patos ile
5:34
mümkündü. Kısacası biri gerçeği ararken
5:37
diğeri ikna etmenin bilimini ortaya
5:38
koyuyordu. Aristoteles'in batı
5:41
düşüncesine belki de en kalıcı armağanı
5:43
Organon adıyla bilinen mantık
5:45
çalışmalarıydı. Organon Yunancada araç
5:48
ya da alet demek. Yani Aristoteles bize
5:50
kelimenin tam anlamıyla doğru düşünmek
5:52
için bir alet çantası bıraktı. Bugün
5:55
geçerli bir argüman nasıl kurulur diye
5:57
kullandığımız temel kuralları ilk o
5:59
sistemleştirdi. Ve işte bu 2400 yıllık
6:03
savaş bugün kendi zihnimizde devam
6:05
ediyor. Hayatınıza yön verirken idealist
6:08
bir Platon gibi mükemmelin peşinden mi
6:10
koşuyorsunuz yoksa realist bir
6:12
Aristoteles gibi elinizdeki gerçekleri
6:15
mi analiz ediyorsunuz? Sizin rehberiniz