0:00
Herkese merhaba. Hiç düşündünüz mü? Her
0:03
gün yürüğünüz sokaklar, yanından
0:05
geçtiğiniz binalar hatta oturduğunuz o
0:08
park bankı aslında hepsi size bir şeyler
0:10
fısıldıyor. Evet. Etrafımızdaki dünya
0:13
içinde gizli hikayeler barındıran dev
0:15
bir kitap gibi. İşte bugün kültürel
0:18
cılıfya sayesinde o kitabın sayfalarını
0:20
çevirmeye ve bu gizli hikayeleri nasıl
0:22
okuyacağımızı öğrenmeye başlıyoruz.
0:24
Hazır olun. Çünkü artık dünyaya eskisi
0:27
gibi bakamayacaksınız.
0:29
Peki bu okuma serüvenine nereden
0:31
başlayalım? İsterseniz çok basit ama bir
0:34
o kadar da derin bir soruyla başlayalım.
0:36
Evet, şimdi bir anlığına durun ve kendi
0:39
sokağınızı gözünüzün önüne getirin. O
0:41
sokak size ne anlatıyor? Binaların
0:43
mimarisi, dükkanların tabelaları,
0:45
sokakların isimleri, belki de köşedeki o
0:48
yaşlı ağaç. Bunların hepsi orada bir
0:51
zamanlar yaşamış ya da hala yaşamakta
0:53
olan insanların izlerini taşıyor.
0:55
Onların değerlerini, hayallerini,
0:57
mücadelelerini. Kısacası her sokak bir
1:00
hafızadır. Aslında tam da bu noktada
1:03
coğrafyacı Pierce Lewis durumu harika
1:05
özetliyor. Diyor ki, "Kültürel peyzaj
1:08
bir kitaptır. Tek yapmamız gereken onu
1:10
okumayı öğrenmek. Yani içinde
1:12
yaşadığımız bu dünya her köşesi, her
1:15
binası tarihimiz ve kültürümüz hakkında
1:17
ipuçlarıyla dolu birer sayfa aslında.
1:20
Bize düşen ise bu ipuçlarını
1:22
birleştirmek. Şimdi sıkı durun çünkü
1:25
peyzaj klimesinin kökeni sizi
1:27
şaşırtabilir. Bugün coğrafyanın temel
1:30
taşı olan bu terim aslında
1:31
coğrafyacılardan çok önce sanatçıların
1:34
dilindeydi. 16 ve 17. yüzyıllarda
1:37
Hollandalı ressamlar kırsal manzaraları
1:40
tuallerine aktarırken bu kelimeyi
1:41
kullanmışlar. Yani dünyayı anlama
1:44
çabamız onu önce bir sanat eseri gibi
1:46
gözlemleyip çerçevelemekle başlamış. Ne
1:49
kadar ilginç değil mi? Peki madem
1:52
etrafımız okunacak bir kitap o zaman
1:54
sormak lazım. Bu kitabı kim yazıyor? Bu
1:57
hikayenin yazarları kim? İşte bu soru
1:59
bizi modern kültürel coğrafyanın tam da
2:02
merkezine taşıyor ve bu sorunun cevabı
2:05
bizi bir isme götürüyor. Carl Ortwin
2:08
Sour. Kendisi bu alanın kurucusu
2:10
sayılıyor. Sawer'ın ortaya attığı fikir
2:13
insanın doğayla ilişkisine bakışımızı
2:15
tamamen değiştirdi. İşte Saver'in bütün
2:19
olayı özetleyen o devrimci fikri de bu.
2:21
Diyor ki bir yanda insanın hiç
2:23
dokunmadığı saf doğal peyzaj var. Diğer
2:26
yandaysa insanın tarlalarla, yollarla,
2:29
şehirlerle kendi imzasını attığı
2:31
kültürel peyzaj. Peki bu ikisi
2:34
arasındaki dönüştürücü güç ne? Kültürün
2:36
ta kendisi. Yani doğa bonmuş bir tuval
2:39
gibi ise o fırçayı tutan el de
2:41
kültürdür. Tamam. Fırçayı tutan elin
2:45
kültür olduğunu anladık. Peki bu el
2:48
nasıl hareket ediyor? Yani kültür
2:51
dediğimiz şey tam olarak nasıl bir
2:53
mekanizma? Nasıl yaşıyor? nasıl
2:55
değişiyor? İşte en kritik nokta burada.
2:58
Kültür kanımızda dolaşan, doğuştan gelen
3:01
bir şey değil. O kültürleme adını
3:03
verdiğimiz ömür boyu devam eden bir
3:05
öğrenme süreci. İçine doğduğumuz
3:08
toplumun dilini, değerlerini,
3:09
kurallarını zamanla öğrenir ve
3:11
içselleştiririz. Yani kültür doğuştan
3:14
gelen bir donanım değil, sonradan
3:16
yüklenen dinamik bir yazılım gibi. E
3:19
peki farklı yazılımlara sahip insanlar
3:22
yani farklı kültürler bir araya
3:24
geldiğinde ne oluyor? İşte asıl
3:26
heyecanlı kısım burada başlıyor. O zaman
3:29
işler çok daha karmaşık ve büyüleyici
3:32
bir hal alıyor. Johnberry bu durumu çok
3:34
güzel bir tabloyla açıklamış. Dört
3:37
farklı senaryo var. Bir düşünün. Eğer
3:39
bir grup hem kendi kültürünü koruyup hem
3:41
de yeni kültüre uyum sağlıyorsa bu
3:44
entegrasyon. Eğer kendi kültürünü
3:46
bırakıp tamamen yeni kültürü
3:48
benimsiyorsa bu asimilasyon. Eğer yeni
3:50
kültürü reddedip kendi içine kapanıyorsa
3:52
bu ayrışma. Ve en zoru ne kendi
3:55
kültürüne ne de yeni kültüre
3:57
tutunabildiği durum ki buna da
3:59
marjinalleşme diyoruz. Peki bu kültürel
4:02
karşılaşmaları ve değişimi günümüzde bu
4:04
kadar hızlandıran ne? Arkasında iki tane
4:07
devasa motor var. Aslında sınırları
4:10
neredeyse ortadan kaldıran küreselleşme
4:12
ve bütün dünyayı avucumuzun içine
4:14
sığdıran o inanılmaz iletişim
4:16
teknolojileri. Burada çok önemli bir
4:19
ayrımı da netleştirmemiz lazım.
4:21
Genellikle karıştırdığımız iki kavram
4:23
var. Kültür ve medeniyet. Kültür daha
4:26
çok yereldir, bize aittir. Medeniyetse
4:29
evrensel. O pek çok kültürün ortak bilgi
4:32
ve teknoloji birikimiyle inşa ettiği
4:34
ortak bir çatı gibidir. Yani medeniyet
4:37
hepimizin ortak kullandığı bir alet
4:39
çantası. Hadi şimdi zamanda biraz geriye
4:42
gidelim ve bu anlattıklarımızın dünyayı
4:44
nasıl kökünden değiştirdiğini görelim.
4:47
İnsanlığın o devasa tuvali yeniden
4:49
boyadığı iki büyük ana tanıklık edelim.
4:52
İlk büyük devrim tabii ki neolitik
4:55
devrim. Düşünsenize binlerce yıl sonra
4:58
ilk defa insanlar avcı toplayıcılığı
5:01
bırakıyor, toprağı ekiyor, hayvanları
5:03
evcilleştiriyor ve en önemlisi yerleşik
5:06
hayata geçip köyler kuruyor. İşte bu
5:09
yeryüzü peyzajının insan eliyle ilk kez
5:11
bu kadar köklü ve kalıcı bir şekilde
5:14
yeniden yazılmasıydı.
5:16
Bir de bantu göçleri var ki bu da
5:18
inanılmaz bir hikaye. Milattan önce
5:20
3000'lerde Batı Afrika'dan yola çıkan
5:22
bantu halkları binlerce yıl içinde
5:24
neredeyse bütün bir kıtaya yayıldılar.
5:26
Peki bunu nasıl başardılar? Sırları
5:29
neydi? Tek kelime demir. Demiri işleme
5:32
teknolojisindeki ustalıkları sayesinde
5:34
tarımı ve kültürlerini de yanlarında
5:36
götürdüler. Bu teknolojinin kültürel
5:39
yayılımı nasıl tetiklediğinin en net
5:41
kanıtlarından biri. Peki bütün bunları
5:43
anlattık. Tarihe gittik. teorilere
5:45
baktık. Eee, bunun bize bugünkü
5:48
hayatımıza ne faydası var? Aslında artık
5:51
elinizde yepyeni bir alet çantası var.
5:54
Bu aletlerle artık etrafınıza
5:55
baktığınızda sadece binalar, yollar
5:58
görmeyeceksiniz. Adeta bir metin
6:00
okuyacaksınız. İnsanın çevresini nasıl
6:02
şekillendirdiğini fark edeceksiniz.
6:04
Kültürlerin birbiriyle nasıl etkileşime
6:07
girdiğini anlayacaksınız. Ve en güzeli
6:09
bugünün altında yatan geçmişin
6:11
katmanlarını görebileceksiniz. Kısacası
6:14
artık etrafınızdaki manzarayı, peyzajı
6:17
gerçekten okuyabilirsiniz. Bu size
6:19
verilmiş yeni bir süper güç gibi bir
6:21
şey. Artık sadece bakmıyorsunuz, aynı
6:24
zamanda görüyorsunuz. Dünyayı anlamak
6:27
için yepyeni bir pencere açtınız. Ve son
6:30
olarak sizi şu düşünceyle başa bırakmak
6:32
istiyorum. Bizim bugün inşa ettiğimiz bu
6:34
şehirler, açtığımız yollar, ektiğimiz
6:37
tarlalar, bundan yüzlerce yıl sonra
6:39
gelecek nesillere bizim hakkımızda ne
6:41
fısıldayacak acaba? Biz şu anda bu
6:43
dünyaya hangi hikayeyi yazıyoruz?