0:00
Merhabalar. Karmaşık gibi görünen
0:02
konuları alıp hepimiz için net ve
0:04
anlaşılır hale getirdiğimiz
0:05
analizlerimize hoş geldiniz. Düşünün bir
0:08
elinizde hiçbir şey kalmamışken yepyeni
0:10
bir ülkeyi nasıl kurarsınız? İşte bu 600
0:13
yıllık koca bir imparatorluk Osmanlı
0:15
İmparatorluğu çöktükten sonra Türk
0:17
halkının yüzleştiği o devasa soruydu ve
0:20
bu soruya verilecek cevaplar var ya işte
0:22
o cevaplar Bir ulus'un bütün kaderini
0:25
baştan yazacaktı. Bugün işte bu
0:27
inanılmaz çöküş ve yeniden doğuş
0:29
hikayesini dört temel başlık altında ele
0:31
alacağız. Kontrolü kaybetmek, direniş
0:34
kıvılcımı, kırmızı çizgilerin çekilmesi
0:36
ve son olarak küllerinden yeniden inşa.
0:39
Hadi lafı uzatmadan başlayalım. Peki her
0:42
şey nerede başladı? İlk durağımız
0:44
kontrolü kaybetmek. Yani bir zamanların
0:47
o görkemli üç kıtaya hükmeden Osmanlı
0:50
İmparatorluğu'nun siyasi ve ekonomik
0:52
bağımsızlığının nasıl yavaş yavaş adım
0:55
adım yirdiğine bir bakalım. Şimdi 19.
0:58
yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın
1:00
başlarına gidelim. Bu dönemde yaşanan
1:02
birkaç kritik olay çöküşü öyle bir
1:05
hızlandırdı ki adeta imparatorluğu geri
1:08
dönülmez bir yola soktu. İşte hikayenin
1:11
en can alıcı noktalarından biri.
1:13
Muharrem kararnamesi. Bu öyle basit bir
1:16
ekonomik duyuru falan değil. Bu
1:18
Osmanlı'nın ekonomik egemenliğini resmen
1:21
kaybettiği an demek. Düşünün ortada daha
1:24
askeri bir yenilgi bile yokken devletin
1:26
bütün mali kontrolü yabancı
1:28
alacaklıların eline geçiyor. Yani bu
1:30
imparatorluğun tabutuna çakılan ilk ve
1:32
en sağlam çivilerden biriydi
1:33
diyebiliriz. Bir de şu kapitülasyonlar
1:36
meselesi var. Bu ayrıcalıklar yüzünden
1:38
imparatorluk kendi vatanında kendi
1:40
pazarlarını bile kontrol edemiyordu. Ama
1:42
işin en trajik komik tarafı ne biliyor
1:44
musunuz? Dünya Savaşı'nda sözde
1:46
müttefikimiz olan Almanya bile 1914'te
1:50
bu kapitülasyonların kaldırılmasına
1:51
şiddette karşı çıkıyor. Neden acaba? E
1:54
çünkü onlar da bu işten nemalanıyordu.
1:56
Yani savaşta müttefik olmak başka, işin
1:58
ucunda para olunca dostluklar başka bir
2:01
hal alıyor anlaşılan. Yani bakın resim
2:03
çok net. Bir yanda devletin ekonomik
2:05
damarları bir bir kesiliyor ama diğer
2:07
yanda siyaset sahnesinde yepyeni çok
2:10
güçlü bir fikir filizlenmeye başlıyor.
2:12
Hakimiyet-i milliye yani egemenlik
2:15
milletindir. Artık gücün kaynağı padişah
2:17
gibi tek bir kişi değil milletin ta
2:19
kendisi olmalı. Fikri yavaş yavaş ama
2:22
çok sağlam bir şekilde kök salıyordu.
2:24
İmparatorluk kontrolü kaybediyordu.
2:26
Evet. Ama bu çöküş aynı zamanda bir
2:29
direniş kıvılcımını da ateşleyecekti.
2:31
İşte şimdi o kıvılcımın nasıl imkansız
2:33
denilen koşullarda bir milletin karşı
2:36
koyuşuna dönüştüğüne bakalım. Mondros
2:38
mütarekesi adına ateşkes deniyor ama
2:41
aslında bu bir teslimiyet belgesiydi.
2:44
Resmen imparatorluktan geriye ne
2:45
kaldıysa onları da tamamen savunmasız
2:48
bırakıp işgale açık hale getirmek için
2:50
tasarlanmış bir metindi. Ve işte o
2:53
belgenin en tehlikeli, en sinsi
2:55
maddelerinden biri. 24. madde. Bakın
2:59
burada 6 ilin adı tek tek sayılıyor.
3:01
Erzurum, Van, Elazığ. Bu ne demek? Bu
3:04
müttefiklere herhangi bir karışıklık
3:07
çıkarsa buraları işgal edebiliriz demek
3:09
için yasal bir kılıf hazırlamaktı.
3:11
Aslında arka plandaki niyet de çok
3:13
belliydi. Doğuda bir Ermeni devleti
3:15
kurma planlarına zemin hazırlamak. Tam
3:18
da işte bu karanlık tablonun ortasında
3:20
Amasya'dan bir ses yükseliyor. Bir
3:22
genelge yayınlanıyor ve o genelgenin
3:24
özeti şu: Milletin bağımsızlığını yine
3:27
milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
3:30
Bakın bu cümle devrim gibi bir şey.
3:32
Artık kurtuluş ne padişahtan beklenecek
3:34
ne de yabancıların insafından.
3:36
Kurtuluşun adresi olarak milletin
3:38
kendisi gösteriliyor. Bu yüzyıllık bir
3:41
zihniyetin yıkılışı demekti. Ve bu
3:43
sadece tek bir kişinin, tek bir
3:45
komutanın çıkışı değildi. Altında pek
3:48
çok önemli komutanın imzası vardı. Bu
3:51
işin en başından itibaren hareketin
3:53
kişisel değil milli bir iradenin ortak
3:56
sesi olduğunu göstermek için yapılmış
3:58
çok bilinçli bir hamleydi. Peki savaş
4:01
sadece topla, tüfekle, cephede mi
4:03
kazanılır? Elbette hayır. Askeri
4:05
mücadele sürerken bir yanda masada
4:08
yepyeni bir ulusun sınırlarını ve
4:10
karakterini belirleyecek çok daha çetin
4:13
bir diplomatik savaş veriliyordu. İşte
4:15
şimdi o kırmızı çizgilerin çekildiği
4:17
anlara gidiyoruz. Lozan Konferansı. Türk
4:20
heyeti masaya iki tane asla
4:23
vazgeçilmeyecek kırmızı çizgili oturdu.
4:25
Dediler ki bu iki konuda geri adım
4:27
atmaktansa masadan kalkarız. Neydi
4:29
onlar? Birincisi kapitülasyonlar.
4:32
tamamen ve bir daha geri gelmemek üzere
4:34
kaldırılacak. Ekonomik bağımsızlık şart.
4:36
İkincisi, Anadolu'da bir Ermeni devleti
4:39
kurma planları. Bu konu tartışmaya bile
4:41
kapalı, kesinlikle reddedilecek. Tamam,
4:44
askeri zafer kazanıldı, diplomatik zafer
4:46
kazanıldı, kırmızı çizgiler çekildi.
4:48
Peki geriye ne kaldı? İşte işin en zor
4:51
kısmı belki de burada başlıyor. Çünkü
4:53
ortada bir enkaz var ve bu enkazdan
4:55
yepyeni bir cumhuriyet inşa etmek
4:57
gerekiyor. Şu grafiğe bir bakın. 1927'de
5:01
yapılan ilk tarım sayımının sonuçları
5:03
bu. Ülkedeki tarımın neredeyse %90'ı
5:06
tahıl yani buğday, arpa. Kısacası sadece
5:10
karın doyurmaya yönelik bir üretim var.
5:12
Sanayi bitkileri yani fabrikada
5:14
işlenecek ürünler ise %7'yi bile
5:17
bulmuyor. Bu tablo ülkenin ekonomik
5:19
olarak ne kadar zor bir durumda
5:21
olduğunun, sanayileşmenin ne kadar
5:23
uzağında olduğunun en net fotoğrafı.
5:26
Hatta bakın size ilginç bir detay
5:28
vereyim. Mudanya Mütarekesi imzalanıp
5:30
savaş fiilen biter bitmez yapılan ilk iş
5:32
neydi biliyor musunuz? Orduyu terhis
5:35
etmek. Ama dinlensinler diye değil.
5:37
Askerler derhal evlerine, köylerine
5:39
gönderildi ki tarlalarını eksinler.
5:41
Çünkü o an en büyük düşman başka bir
5:43
ordu değil, açlıktı. Ülkenin ayakta
5:46
kalması için önce karınların doyması
5:47
gerekiyordu. Gönelde şöyle bir algı
5:50
vardır. Cumhuriyetle birlikte her şey
5:52
sıfırdan başladı diye. Ama aslında durum
5:55
tam olarak böyle değil. Mesela ilk Kız
5:57
Lisesi'in Sultan Abdülhamit döneminde
6:00
açılması gibi örnekler modernleşme
6:02
adımlarının köklerinin daha eskiye
6:05
Osmanlı'nın son dönemlerine dayandığını
6:07
gösteriyor. Cumhuriyetin yaptığı şey var
6:10
olan bu mirası alıp onu çok daha cesur
6:12
ve kapsamlı bir şekilde ileriye taşımak
6:14
oldu. Evet. Ülkenin kurucuları o günün
6:18
şartlarında kendilerine göre kırmızı
6:19
çizgileri çektiler. Egemenlik, toprak
6:22
bütünlüğü, yeni bir kimlik. Peki bugün
6:25
21. yüzyılda bir ulus için kırmızı
6:28
çizgiler ne olmalı? Hangi ilkeler bir
6:30
milletin varlığı için pazarlık konusu
6:33
bile yapılamaz? İşte bu soru sanırım
6:35
hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir