0:00
Merhaba, hoş geldiniz. Bugün hep
0:01
birlikte zamanda bir yolculuğa
0:02
çıkıyoruz. Konumuz ne mi? Hepimizin
0:04
kafasını kurcalayan o büyük soru.
0:06
İşimizin geleceği ne olacak? Ama bakın
0:09
ileriye doğru düzgün bakabilmek için
0:11
önce her şeyin başladığı yere yani
0:13
geçmişe dönmemiz gerekiyor. Hazırsanız
0:15
haydi başlayalım. Günümüzün belki de en
0:17
büyük korkusu bu değil mi? Yani her gün
0:19
yeni bir yapay zeka gelişmesi duyuyoruz
0:22
ve ister istemez bu soruyu kendimize
0:24
daha sık sorar oluyoruz. Ama size bir
0:26
sır vereyim mi? Aslında şu an
0:28
yaşadığımız bu teknolojik devrim ve
0:30
getirdiği endişeler insanlık tarihindeki
0:33
upuzun bir hikayenin sadece son bölümü.
0:35
Gelin şimdi bu hikayenin önceki
0:38
sayfalarını hep birlikte bir çevirelim
0:39
bakalım. İlk durağımız teknolojinin her
0:42
şeyi ama her şeyi altüst ettiği ilk
0:45
büyük dönem. Sanayi devrimleri. Emin
0:48
olun o zamanlarda insanlar bu makineler
0:50
hayatımızı nasıl değiştirecek diye kara
0:53
kara düşünüyordu. Ekranda bir rakam
0:55
görüyorsunuz. 3. Bu rakam sanayi
0:58
devrimleri sırasında bazı çocukların
1:00
madenlerde çalışmaya başladığı yaştı.
1:02
Evet. Evet, yanlış duymadınız. Sadece 3.
1:05
Teknolojiyle gelen o devasa değişimin
1:07
toplumu ne kadar derinden
1:09
sarsabileceğinin en acı kanıtı belki de
1:11
bu. İkinci sanayi devrimi dediğimiz şey
1:13
aslında tek bir olay değildi. Birbirini
1:16
tetikleyen bir teknoloji dalgası
1:17
gibiydi. Önce elektrik geldi, hayatımıza
1:20
girdi. Sonra kimya endüstrisi patladı ve
1:23
hemen ardından benzin motoruyla otomotiv
1:25
çağı başladı ve bunların her biri
1:27
dünyayı kökünden değiştirdi. İşte bu
1:30
çağın zirve noktası da Fordizm'di.
1:32
Fordizmle birlikte oyunun kuralları
1:34
tamamen değişti. Artık işin hızını insan
1:37
belirlemiyordu. Makinenin ta kendisi
1:39
belirliyordu. İnsan makinenin temposuna
1:42
ayak uydurmak zorundaydı. Başka şansı
1:44
yoktu. Peki bunun insana yansıması ne
1:47
oldu? İşte tam burada çok kilit bir
1:49
kavram devreye giriyor. Vasıfsızlaşma.
1:53
Bu sadece bir zanaatın kaybolması falan
1:56
değil. Çok daha fazlası. İşçi üretim
1:59
süreci üzerindeki kontrolünü, o değerli
2:02
bilgisini, özerkliğini hepsini makinenin
2:05
hızına kurban ediyor. O karmaşık
2:07
ustalığın yerini ne alıyor biliyor
2:09
musunuz? Herkesin yapabileceği tek bir
2:12
basit hareket. Yani işçi artık işinin
2:15
efendisi olmaktan çıkıyor. Bu durumu
2:17
herhalde bundan daha iyi anlatan bir söz
2:20
olamazdı. İşçi artık bir zanaatkar
2:22
değil. Sadece makinenin bir parçası, bir
2:25
uzantısı haline gelmişti. Şimdi vites
2:28
değiştirelim. Konuyu işin mekaniğinden
2:30
biraz uzaklaştırıp felsefesine, ruhuna
2:33
bakalım. Biz çalışmak denen şeye nasıl
2:36
anlamlar yükledik? Tarih boyunca bu
2:38
nasıl değişti? Şu karşılaştırma
2:41
inanılmaz değil mi? Antik Yunan'da
2:42
çalışma insanı asıl erdem olan
2:44
felsefeden alıkoyan aşağılık bir iş
2:47
olarak görülüyor. Sonra bir bakıyoruz
2:49
Roma'da bir anda itibar kazanıyor ve
2:51
değeri topluma katkısıyla ölçülen asil
2:54
bir uğraşa dönüşüyor. Ne kadar büyük bir
2:56
zihniyet değişimi. Ve sonra aydınlanma
2:59
çağı geldi. Modern işçi haklarının ve
3:02
aslında modern toplum dediğimiz şeyin
3:03
felsefi temelleri işte tam da bu dönemde
3:06
atıldı. Bu dönemin kilit fikri toplum
3:10
Lock, Hobes, Russo gibi büyük düşünürler
3:13
dediler ki insanlar kuralsız bir kaostan
3:16
yani doğa durumundan kurtulmak için bir
3:18
araya gelir ve haklarını koruyacak bir
3:21
devlet kurar. İşte bu fikir bir toplum
3:24
içinde bireyin de hakları olduğu
3:26
düşüncesinin temelini attı. Şimdi
3:28
hikayemizde bir sonraki büyük kırılma
3:30
anına geliyoruz. işverenle çalışan
3:33
arasındaki ilişkiyi baştan aşağı yeniden
3:35
şekillendiren o döneme. 70'ler işte
3:38
modern küreselleşmenin başladığı yıllar
3:41
tam da burası. Sermayenin ve üretimin
3:43
sınırlar olmadan serbestçe bütün dünyada
3:46
dolaşmaya başladığı, dünyanın ekonomik
3:48
haritasının adeta yeniden çizildiği bir
3:50
dönem. Küreselleşmeden önce işçiler
3:53
adına endüstriyel vatandaşlık denilen
3:55
çok değerli haklar kazanmıştı. Bu sadece
3:58
sendika kurma hakkı falan değildi. Aynı
4:00
zamanda devletin herkese iş bulmayı bir
4:02
hedef olarak gördüğü emek piyasası
4:04
güvencesi gibi temel bir sözü de
4:06
içeriyordu. Ama 70'lerle gelen bu yeni
4:08
düzen işte bu sözü ve bu güvenceleri
4:10
temelden sarstı. Bir bütün bu tarihsel
4:13
yolculuk bizi nereye getirdi? Günümüze.
4:16
O en başta sorduğunuz meşhur sorunun tam
4:19
ortasına. 4. Sanayi Devrimi Klaus
4:22
Swab'ın tanımladığı bu yeni devrim
4:24
fiziksel, dijital ve biyolojik dünyaları
4:27
birleştiren teknolojilerden oluşuyor ve
4:30
hepsinin tam merkezinde her şeyi
4:32
inanılmaz bir hızla değiştiren bir
4:34
kaldıraç var. Dijitalleşme. Peki bu yeni
4:38
devrimde terazi hangi yöne doğru
4:40
kayıyor? Şöyle düşünelim. Büro işleri ya
4:42
da dokumacılık gibi tekrar eden rutin
4:44
görevler otomasyonla yavaş yavaş yer
4:46
değiştiriyor. Terazinin diğer kefesinde
4:48
ise bakım hizmetleri gibi empati ve
4:51
insan dokunuşu gerektiren işleri olan
4:53
talep gitgide ağır basıyor. İşte bu yeni
4:55
devrimin en baskın çalışma modeli de bu
4:58
gig ekonomisi. Yani nedir bu? Kısa
5:01
süreli proje bazlı daha serbest çalışma
5:04
düzeni. Uluslararası çalışma örgütünün
5:06
bulguları da bu tabloyu çok net bir
5:08
şekilde ortaya koyuyor. Esneklik artıyor
5:10
mu? Evet artıyor ama bunun bir bedeli
5:13
var. Ne mi? Azalan iş güvencesi ve ne
5:15
yazık ki artan kayıt dışı yani
5:17
güvencesiz çalışma. Analizimizi en başa
5:20
Romalıların o asil fikrine dönerek
5:22
bitirelim. Eğer bir işin değeri topluma
5:25
olan katkısıyla ölçülüyorsa ve gelecekte
5:27
pek çok işi makineler yapacaksa o zaman
5:30
bizim yani insanların yeni katkısı ne
5:33
olacak? İşte bu sanırım hepimizin
5:35
üzerinde uzun uzun düşünmesi gereken bir