0:00
Bugün her birimizi evet hepimizi ilk
0:02
hareketimizden ilk kelimemize kadar
0:04
şekillendiren o temel planın, o taslağın
0:07
şifrelerini çözüyoruz. Düşününce
0:09
inanılmaz değil mi? Bu dönüşüm aslında
0:12
hepimizin geçtiği evrensel bir kurallar
0:14
dizisini takip eden bir yolculuk. Gelin
0:17
şimdi bu yolculuğun en temel ilkesiyle
0:20
başlayarak her şeyi adım adım
0:22
keşfedelim. Evet, bu muhteşem dönüşümü
0:25
anlamak için işe en temelden
0:26
başlamalıyız. Tüm süreci yöneten iki
0:29
kavram var ki bunları sık sık
0:31
karıştırıyoruz. Büyüme ve gelişme. Gelin
0:34
aradaki farka bir bakalım. İşte aradaki
0:37
fark tam olarak bu. Bakın büyüme aslında
0:39
çok basit. Boyun uzaması, kilonun
0:41
artması gibi tamamen sayısal bir şey.
0:44
Gelişme ise bambaşka. O bir çocuğun
0:46
mesela bir topa vurabilmek için gereken
0:48
o dengeyi, o koordinasyonu kazanması
0:50
demek. Yani dünyaya uyum sağlamak için
0:53
edindiğimiz o karmaşık becerilerin
0:54
tamamı ve bu gelişim süreci sanki yazılı
0:58
olmayan bir kural gibi hep aynı sırayı
1:00
takip ediyor. Önce baştan ayağa sonra da
1:03
vücudun merkezinden dışarıya doğru. İşte
1:06
tam da bu yüzden bir bebek daha yürümeyi
1:08
aklından bile geçirmeden başını ve
1:10
boynunu kontrol etmeyi öğreniyor. Her
1:12
şey sırayla. Peki bu yolculuk nerede
1:15
başlıyor? Hadi şimdi en başa, her şeyin
1:18
başladığı o sihirli ortama geri dönelim.
1:21
Karşınızda desidua yani Rahmin o özel
1:24
olarak kalınlaşmış iç tabakası. Burayı
1:27
hayatın ilk temeli, o insan taslağının
1:30
ilk açılmaya başladığı güvenli,
1:32
besleyici bir yuva gibi
1:35
Tıbbın geldiği noktaya bakın. İnanılmaz.
1:37
Kontraksiyon stres testi sayesinde
1:39
uzmanlar daha bebek doğmadan doğum
1:42
anındaki o stresi simüle edebiliyorlar.
1:44
Böylece ne oluyor? Bebeğin bu strese ne
1:46
kadar dayanıklı olduğunu, oksijen
1:48
alımının yeterli olup olmadığını önceden
1:50
görebiliyorlar. Harika bir şey. Tamam.
1:53
Şimdi gelelim en eğlenceli kısımlardan
1:55
birine. Bir çocuk fiziksel dünyada nasıl
1:58
ustalaşıyor? Yani hepimizin bildiği
2:01
adıyla motor gelişim. Hadi bakalım.
2:04
Motor becerileri aslında iki ana kampa
2:06
ayırabiliriz. Bir tarafta topa vurmak,
2:09
koşmak gibi büyük kas gruplarını
2:11
kullandığımız kaba motor becerileri var.
2:13
Diğer taraftaysa hani o çok daha hassas
2:16
işler var ya kalem tutmak gibi işte
2:18
onlar da ince motor beceriler. Bu zaman
2:21
çizergesine bir bakın. Sadece bir yıl
2:23
içinde olanlara inanamayacaksınız. Bebek
2:26
dolduğunda sahip olduğu o otomatik arama
2:28
refleksinden sadece bir yıl içinde bir
2:31
nesneyi bilinçli olarak iki eliyle
2:33
kavrayacak hale geliyor. Otomatik
2:35
tepkilerden tamamen kasıtlı ve
2:38
koordineli eylemleri. Müthiş bir
2:39
ilerleme değil mi? Peki tüm bu değişimin
2:42
arkasındaki güç ne? Onu yöneten kim? E
2:45
tabii ki komuta merkezi beyin. Şimdi
2:48
direksiyona yani beynin kendisine bir
2:51
bakalım. Evet beyin her şeyin yöneticisi
2:54
o. Sadece düşüncelerimiz değil yani
2:56
acıktığımızı hissetmemizden tutun da bir
2:59
şakaya kahkahalarla gülmemize kadar tüm
3:01
sistemi çalıştıran o inanılmaz donanım.
3:04
Ve beynin o meşhur kıvrımlı dış yüzeyi
3:06
var ya işte orası korteks. Burayı beynin
3:09
düşünme şapkası olarak hayal edin. Bir
3:11
dil öğrenmek mi ya da karmaşık bir
3:13
problemi çözmek mi? Bütün bu üst düzey
3:16
işler işte tam olarak burada dönüyor.
3:18
Ama işin bir de görünmeyen kısmı var.
3:21
Daha derinlerde çok daha ilkel, çok daha
3:24
kritik bir sistem yatıyor. Biz ona
3:26
kısaca duygusal beyin diyoruz. İşte bu
3:29
duygusal beynin kalbi, limbik sistem,
3:32
korku, sevinç, öfke gibi bütün temel
3:35
duygularımız, anılarımız hatta uyuyup
3:38
uyanmamızı sağlayan o iç saatimiz bile
3:41
hepsinin motoru işte bu sistem. Beynin
3:44
donanımı artık hazır. Peki sırada ne
3:46
var? Sırada belki de insanlığın en büyük
3:49
icatlarından biri var. Deil. Çocuk artık
3:51
bu inanılmaz kodu kırmaya başlayabilir.
3:54
Peki dil nasıl öğreniliyor? Bakın bu
3:56
konuda teoriler çok ilginç bir şey
3:58
işaret ediyor. Dil diyorlar sadece
4:01
kelimeleri ve sesleri öğrenmekten ibaret
4:03
bir şey değil. Hayır. Dil en temelinde
4:05
sosyal bir araç. Yani başkalarıyla
4:08
bağkurmak, derdimizi anlatmak için var.
4:11
Ve bu sosyal aracın gelişimi o kadar
4:13
hızlı ki düşünün çoğu çocuk sadece 2,5
4:16
yaşına geldiğinde ana dilindeki bütün
4:18
temel sesleri yani ünlüleri ve ünsüzleri
4:20
çıkarabiliyor hale geliyor. Gerçekten de
4:23
inanılmaz bir başarı. Tamam. Hareket
4:25
tamam. Dil de tamam. Bütün bu yapı
4:27
taşları yerine oturduğunda çocuk artık
4:29
yepyeni ve çok daha karmaşık bir dünyaya
4:32
adım atıyor. Duygular dünyasına.
4:34
Duygusal gelişim dediğimiz şey sadece
4:36
mutlu ya da üzgün hissetmekten çok daha
4:39
öte bir şey biliyor musunuz? Bu hem
4:41
kendi içimizdeki fırtınaları
4:42
yönetebilmek hem de mesela bir
4:44
arkadaşımızın neden üzgün olduğunu
4:46
anlayıp ona doğru şekilde yaklaşabilmek
4:48
demek. Yani aslında bütün o duygusal
4:51
manzarayı okumayı öğrenmek. Özellikle 46
4:54
yaş arası çok hassas bir denge
4:57
gerektiriyor. Bakın bir yandan çocuklar
4:59
anne babalarının o sıcaklığına,
5:01
sevgisine muhtaçlar ama aynı zamanda
5:05
sosyal dünyada yollarını bulabilmeleri
5:07
için net kurallara yani sınırlara ve
5:10
disipline de ihtiyaç duyuyorlar. İşte bu
5:12
ikisi bir arada olmalı. Sonuç olarak
5:15
hareket etme biçimimizden insanlarla
5:17
kurduğumuz bağlara kadar her şeyin
5:19
temelinin o ilk yıllarda atıldığını
5:21
görüyoruz. Bu temeller gerçekten çok
5:23
derin ve bu da bizi son bir düşünceyle
5:25
başa bırakıyor. Bu ilk taslak sizin
5:28
bugünkü halinizi nasıl şekillendirdi?
5:31
Hangi parçaları hala sizinle birlikte