0:00
Merhaba. Her şeyin iç yüzünü
0:01
incelediğimiz bu yeni anlatıma hoş
0:03
geldiniz. Bugün şöyle bir durup
0:06
düşüneceğiz. O rafta gördüğünüz basit
0:08
bir ürünün fiyat etiketinin arkasında
0:10
aslında ne kadar karmaşık bir maliyet
0:12
dünyası var? Gelin birlikte bakalım. Her
0:15
şey aslında çok basit bir soruyla
0:17
başlıyor. Diyelim ki ahşap bir sandalye
0:19
alıyorsunuz. Peki o sandalyeyi alırken
0:21
ödediğiniz parayla aslında neyin
0:22
karşılığını veriyorsunuz? Ey tabii ilk
0:25
akla gelen cevaplar çok net. Birincisi
0:28
ahşabın kendisi yani kereste. İkincisi
0:31
de o sandalyeyi yapmak için harcanan
0:33
emek yani işçilik. Bunlar en bariz
0:36
olanlar değil mi? Ama durun bu hikayenin
0:39
sadece başlangıcı. Bir ürünün fabrika
0:42
içindeki yolculuğu boyunca üzerine hiç
0:44
aklınıza gelmeyecek bir sürü gizli
0:46
maliyet eklenir. Tamam. Şimdi işin biraz
0:49
daha derinine inelim ve fabrikanın
0:50
kendisine odaklanalım. Sonuçta
0:52
fabrikanın da bir kirası. Elektriği,
0:54
suyu var. Her ürünün bu ortak
0:55
giderlerden kendi payına düşeni alması
0:57
gerekiyor. Aslında bu durumu şuna
0:59
benzetebiliriz. Hani arkadaşlarla yemaya
1:01
çıkarsınız da sonunda hesap gelir ya
1:03
işte o hesabı adil bir şekilde bölüşmek
1:06
için mantıklı bir yol bulmanız gerekir.
1:08
Fabrikadaki durum da tam olarak bu.
1:10
Muhasebe dünyasında bunun için iki
1:12
adımlı harika bir yöntem var. Önce
1:14
aydınlatma gibi bütün fabrikayı
1:16
ilgilendiren genel maliyetler diyelim ki
1:19
metrekareye göre bütün departmanlara
1:21
dağıtılıyor. İkinci adımda ise yemekhane
1:24
gibi destek birimlerinin maliyetleri
1:26
doğrudan üretimi yapan bölümlerin
1:28
üzerine aktarılıyor. İşte burada işin
1:30
matematiği devreye giriyor ve bu tablo
1:32
her şeyi çok net anlatıyor. Gördüğünüz
1:35
gibi yemekhanenin 360.000 liralık toplam
1:37
maliyeti var. Bu maliyet üretim yapan
1:39
iki ana bölüm yani kalıp ve montaj
1:41
arasında. O bölümlerde kaç kişi
1:43
çalıştığına bakılarak paylaştırılıyor.
1:45
Gayet adil değil mi? Tamam ürünümüz
1:48
artık hazır. Peki depoda kalan
1:50
malzemeler ne olacak? Özellikle de
1:52
aldığımız ahşabın fiyatı sürekli
1:53
değişiyorsa işte o zaman işler biraz
1:56
daha ilginç bir hal alıyor. İşte bu çok
1:58
basit görünen senaryo aslında
2:00
muhasebecilerin her gün karşılaştığı en
2:02
temel ve en önemli sorulardan biri.
2:04
Sattıkları malın değerini nasıl
2:06
hesaplayacaklar? Bu soruya verilebilecek
2:08
ilk cevap FIFA yöntemi. Yani ilk giren
2:12
ilk çıkar. Bu yönteme göre depoya ilk
2:15
giren yani en eski ahşabı ilk önce
2:17
kullandığınızı varsayarsınız. Bu
2:19
varsayımla yola çıktığımızda satışımızın
2:22
maliyeti 686 lira oluyor. Ama bir de
2:25
bunun tam tersi var. Lifo yani son giren
2:29
ilk çıkar. Bu yöntemde ise en son
2:32
aldığınız yani en yeni ahşabı ilk
2:34
kullandığınızı varsayıyorsunuz. Bakın
2:37
sadece bu küçücük varsayım değişikliği
2:39
aynı satışın maliyetini nasıl bir anda
2:41
700 liraya fırlattı? İşte buradaki kilit
2:44
nokta da bu. Fifo ve Lifo aslında bir
2:47
şirketin maliyetlerini anlatmak için
2:49
seçebileceği ikisi de tamamen yasal olan
2:52
iki farklı hikaye anlatma biçimi ve
2:54
hangi hikayeyi seçtiği şirketin finansal
2:56
tablolarını doğrudan etkiliyor. Şimdi de
2:59
bir yöneticinin ürünün kaderini
3:01
belirlediği o kritik karar anlarından
3:03
birine gidelim. Belki de en zor anlardan
3:06
biri. Şöyle bir senaryo düşünün. Bir
3:09
parti ürünü için bugüne kadar cebinizden
3:11
160.000 lira çıkmış. Şimdi önünüzde bir
3:13
seçenek daha var. Peki o çoktan
3:15
harcadığınız 160.000 L bundan sonra
3:18
atacağınız adımı etkilemeli mi? Rasyonel
3:20
bir karar vermek için bakmamız gereken
3:22
tek şey gelecekteki maliyetler ve
3:24
gelecekteki gelirler. Bu örnekte
3:26
fazladan yapacağımız 200.000 liralık
3:28
harcama bize tam olarak 200.000 liralık
3:31
ek gelir getirecek. Yani kar üzerindeki
3:33
net etki 0. İşte bu basit hesaplama iş
3:37
dünyasının altın kurallarından birini
3:39
mükemmel bir şekilde özetliyor. Aslında
3:41
sürekli dikiz aynasına bakarak ileri
3:42
gidemezsiniz. Önemli olan önünüzdeki
3:44
yoldur. İşte o geçmişte kalan artık geri
3:47
getiremeyeceğimiz 160.000 liraya
3:49
ekonomide batık maliyet deniyor. Ve
3:51
buradan alacağımız en önemli ders de şu:
3:54
Akıllıca kararlar bu batık maliyetleri
3:56
tamamen görmezden gelerek verilir.
3:59
Ve nihayet ürünümüz alıcısıyla buluştu.
4:02
Yolculuğun sonuna geldik. Şimdi hep
4:04
birlikte bakalım bu işten ne kadar brüt
4:06
kar elde edilmiş. Hesaplama aslında
4:09
oldukça basit. Müşterilerden gelen
4:11
toplam paradan yani satış gelirinden
4:13
sadece ve sadece sattığımız ürünlerin
4:16
üretim maliyetini düşüyoruz. Bakın
4:18
burası önemli. Pazarlama giderleri ya da
4:20
merkez ofis maaşları gibi genel
4:22
masrafları bu hesaba katmıyoruz. Ve işte
4:25
sonuç karşımızda 152.000.
4:28
Bu rakam şirketin ana işinden yani
4:30
üretip satma faaliyetinden ne kadar para
4:32
kazandığını gösteren o en net rakamdır.
4:35
Brüt kar. Küçücük bir tahta parçasından
4:38
yola çıkıp nihai kar rakamına
4:40
ulaştığımız bu yolculuk bize aslında çok
4:42
önemli bir şey gösterdi. Gerçek maliyeti
4:45
anlamak sadece hangi rakamların önemli
4:47
olduğunu bilmekle ilgili değil. Belki de
4:50
daha önemlisi hangi rakamları artık
4:52
görmezden gelmemiz gerektiğini