0:00
Yaşlı bakımı deyince aklımıza ilk ne
0:02
geliyor? Genellikle ilaçları vermek,
0:04
yemeğini yedirmek gibi fiziksel şeyler
0:06
değil mi? Ama aslında o yüzeyin hemen
0:09
altında çok daha derin, çok daha
0:11
karmaşık bir dünya var. Bakım verenlerin
0:14
her gün mücadele ettiği psikolojik ve
0:16
etik zorluklar. İşte şimdi o profesyonel
0:19
gülümsemelerin ardına geçip bu görünmez
0:21
ama bir o kadar da zorlu yola birlikte
0:23
bir göz atalım. İşte bu soru konumuzun
0:26
tam da merkezinde duruyor. İnsanlara
0:29
yardım etmeye adanmış bir hayatın, bir
0:31
mesleğin kişisel bedeli ne olabilir?
0:34
Gelin şimdi bu sorunun peşine düşelim ve
0:37
bakım mesleğinin katmanlarını teker
0:41
İlk durağımız bakım verenlerin iç
0:43
dünyası. Yani o her daim güler yüzün, o
0:47
sabrın arkasında yatan o inanılmaz çaba.
0:50
Ve burada karşımıza çıkan ilk kavram
0:52
duygusal emek. Bu kavramı sosyolog Arley
0:56
Hotschield ortaya atmış. Aslında
0:58
söylediği şey çok basit. Bir çalışan
1:00
maaşı karşılığında çalıştığı kurumun
1:03
kendisinden beklediği duyguları
1:04
göstermek zorunda kalıyor. Yani sabır,
1:07
şefkat, o güleryüz bunlar adeta bir
1:09
üniforma gibi giyiliyor. Peki bunu
1:11
yaparken ne oluyor? Genellikle kendi
1:13
gerçek hislerini, yorgunluğunu, öfkesini
1:16
bastırıyor. Düşünsenize korkunç bir gün
1:18
geçirmişsiniz ama hastanızın karşısına
1:21
geçip sabırla gülümsemek zorundasınız.
1:23
İşte bu tam olarak duygusal emek. İşte
1:26
bu tablo durumu o kadar net gösteriyor
1:28
ki o dışarıya yansıtılan sabrın
1:31
arkasında ne var? Belki de inanılmaz bir
1:34
yorgunluk. O profesyonel gülümseme. Kim
1:37
bilir belki de büyük bir öfkeyi, derin
1:39
bir üzüntüyü saklıyor. Bu bitmeyen bir
1:42
rol performansı gibi adeta. Peki sürekli
1:45
böyle bir maskeyle dolaşmanın, bu
1:47
performansı sergilemenin uzun vadedeki
1:49
faturası ne? Cevap maalesef çok net.
1:52
Psikolojik yorgunluk ve en kötüsü
1:55
insanın kendi öz duygularına
1:56
yabancılaşması. Gerçekten de bu ödenmesi
1:59
çok ağır bir bedel. İşte bu her gün
2:02
biriken yorgunluk var ya o birikiyor,
2:05
birikiyor ve sonunda bum karşımıza çok
2:08
daha büyük, çok daha yakıcı bir şey
2:10
çıkıyor. Tükenmişlik sendromu. Şimdi
2:13
bakımın bu karanlık yüzüne daha yakından
2:15
bakalım. Edelvskiy modeline göre
2:18
tükenmişlik dediğimiz şey böyle bir
2:20
gecede olan bir şey değil. Hayır, bu bir
2:22
süreç. Her şey aslında çok güzel
2:24
başlıyor. Büyük bir şevkle, idealizmle.
2:27
Ama sonra ne oluyor? O idealizm yavaş
2:29
yavaş sönüyor ve yerini hayal
2:31
kırıklığına yani durgunluk evresine
2:33
bırakıyor. Ardından olmuyor, yapamıyorum
2:36
hissiyle engellenme geliyor ve en son
2:38
durak maalesef umursamazlık. Artık
2:41
duygusal olarak tamamen kopuyorsunuz. Bu
2:44
tükenmişliği körükleyen bir de toplumsal
2:46
bir değişim var. Şöyle bir düşünelim.
2:49
Eskiden geniş aileler vardı. Yaşlı
2:52
bakımı bir şekilde aile içinde
2:53
paylaşılırdı. Ama şimdi çekirdek aileye
2:56
döndük. E o zaman ne oldu? Bütün o bakım
2:59
yükü ailelerin omuzlarından alınıp
3:01
profesyonel kurumlara, oradaki
3:03
çalışanlara yüklendi. Bu da zaten zor
3:06
olan bu meslekteki tükenmişlik riskini
3:08
tavan yaptırdı. Şimdi kamerayı biraz
3:11
daha gönüş açıya alalım. Konu sadece
3:13
yorgunluk, tükenmişlik değil. Bir de
3:15
madalyonun öbür yüzü var. Her gün
3:17
karşılaşılan etik ihlenlerin
3:20
yürümek zorunda olduğu o incecik çizgi.
3:23
Sağlık alanında doğası gereği bir güç
3:25
dengesizliği vardır. Buna asimetrik
3:27
bilgi deniyor. Kulağı havalı geliyor ama
3:30
anlamı çok basit. Uzman yani doktor ya
3:32
da hemşire hastadan kat daha fazla şey
3:35
bilir. E bu da otomatik olarak bir güç
3:37
dengesizliği yaratıyor. İşte tam da bu
3:39
yüzden etik kurallar hayati önem
3:41
taşıyor. Peki bu güç kötüye
3:44
kullanılmasın diye ne var elimizde? İki
3:46
tane sağlam kalkanımız var. Dürüstlük ve
3:49
mesleki yeterlilik. Tıbbi etik ya da
3:51
daha fiyakalı adıyla deontoloji bu
3:54
ikisini baş tacih eder. Yani diyor ki
3:56
bir dürüst olacaksın. İki işini en iyi
3:59
şekilde yapacaksın. Bu kadar net. Bu
4:02
tablanın gösterdiği şey inanılmaz
4:04
önemli. Düşünün bir acil durum var.
4:06
Triyaj yapılıyor. Yani kime öncelik
4:08
verileceğine karar veriliyor. Yaşına mı
4:10
bakılır? Kesinlikle hayır. Etik kurallar
4:13
der ki yaş bir kriter olamaz. Neye
4:16
bakılır? Tıbbi olarak ne kadar fayda
4:18
sağlanacağına ve yaranın ne kadar ciddi
4:20
olduğuna. İşte adalet tam da bu demek.
4:23
Tabii her zaman bu etik çizgiler
4:25
korunmuyor maalesef. Bazen işler
4:28
karanlık bir yola sapabiliyor. Şimdi
4:30
konunun en hassas noktalarından birine o
4:33
görünmez tehlikelere yani istismar ve
4:36
ayrımcılığa geliyoruz. Yaşlı istismarı
4:39
dendiğinde aklımıza hemen fiziksel
4:42
şiddet gelmesin. Tanım çok daha geniş.
4:44
Bir yaşlının sağlığını, iyi olma halini
4:47
tehdit eden her türlü davranış ve asıl
4:50
altını çizmemiz gereken yer şurası.
4:52
İstismer çoğu zaman gözle görülmez ama
4:55
açtığı yaralar inanın çok daha derin
4:57
olabilir. Mesela ne mi? Yaşlı birini
5:01
sürekli olarak suçlamak ya da onu sosyal
5:04
ortamlardan dışlamak, yok saymak. Bunlar
5:07
psikolojik istismarın en yaygın halleri.
5:10
Ve tekrar ediyorum, bedende bir morluk
5:12
bırakmaz belki ama ruhta bıraktığı izler
5:15
kolay kolay silinmez. Şimdi size çok
5:18
kışkırtıcı bir soru soracağım. Hazır
5:20
mısınız? İyi niyetli olmak, iyilik
5:22
yapmak bir ayrımcılığı olabilir mi?
5:25
Cevap sizi şaşırtabilir ama. Evet,
5:28
olabilir. Agesm yani yaş ayrımcılığı
5:31
diye bir kavram var. Bazen bu böyle aman
5:35
canım sen yorulma bırak ben yaparım gibi
5:38
aşırı kormacı tavırların arkasına
5:39
saklanır. Ama bir düşünün birine sürekli
5:42
sen yapamazsın mesajı vermek aslında
5:45
onun kendi hayatı üzerindeki kontrolünü
5:48
yani özerkliğini elinden almaktır. Ve
5:50
evet bu da iyi niyetle yapılmış olsa
5:52
bile bir tür ayrımcılıktır.
5:55
Peki tüm bu sorunları konuştuk. Şimdi de
5:57
bireylerden bir adım geri çıkıp büyük
5:59
resme bakalım. Bütün bu sistemi
6:01
şekillendiren kurumlara, topluma çözümü
6:04
nerede arayacağız? Çözümün en önemli
6:07
parçalarından biri örgütsel etik. Ne
6:09
demek bu? Çok basit. Bir kurumun hem
6:11
kendi çalışanları hem de hizmet verdiği
6:14
insanlar için adil bir oyun alanı
6:16
yaratması demek. İşe alımdan tutun da
6:18
terfilere kadar. Her şeyde adalet ve
6:21
liyakat. Bu sadece doğru olan değil,
6:24
aynı zamanda kurumun itibarı için de
6:26
şart. Çünkü sağlam bir etik yapı
6:28
herkesin kendini güvende hissettiği bir
6:30
ortam yaratır. Peki bu işin bir
6:33
standardı, bir pusulası var mı? Evet
6:36
var. Dünyada bu konuda referans alınan
6:38
kurum Amerikan Sosyal Hizmet Uzmanları
6:40
Derneği yani kısaca NASW. Onların
6:44
yayınladığı etik kodlar adeta bir
6:46
küresel standart. Bu sayede dünyanın
6:49
neresinde olursanız olun hem yaşlıların
6:51
hem de bakım verenlerin hakları için
6:53
ortak bir dil konuşulabiliyor.
6:55
Ve geleceğe biraz umutla bakalım mı?
6:58
Karşımızda pozitif psikoloji var. Martin
7:00
Selikman'ın öncülük ettiği bu akım diyor
7:02
ki sürekli sorunlara, hastalıklara
7:04
odaklanmayalım. Gelin insanın güçlü
7:06
yanlarını, onu neyin mutlu ettiğini
7:08
bulup geliştirelim. Bu bakış açısı bakım
7:11
süreçlerine gerçekten de yepyeni bir
7:13
nefes aldırabilir. Bunca şeyden sonra
7:16
sanırım sormamız gereken asıl soru şu.
7:19
Bize bakım verenlere biz nasıl
7:20
bakacağız? Bir toplum olarak bu sorunun
7:23
cevabı tek bir kişide değil hepimizde ve
7:25
üzerine düşünmek hepimizin ortak