0:00
Türkiye'yi asıl şekillendiren güç
0:02
hangisi? Üzerinde yaşadığımız topraklar
0:04
mı yoksa biz insanlar mı? İşte bu
0:07
bölümde bir üniversite ders rehberinden
0:09
yola çıkarak coğrafya ve insan
0:12
arasındaki bu müthiş dansı, bu karmaşık
0:14
ilişkiyi anlamaya çalışacağız. Şöyle bir
0:17
düşünelim isterseniz. Bir ülkenin
0:19
kaderini ne belirler? Yüksek dağları mı,
0:22
verimli ovaları mı yoksa o topraklarda
0:24
yaşayan, çalışan, göç eden insanlar mı?
0:27
İşte bu sorunun cevabını Türkiye'nin
0:30
coğrafyasının ta derinliklerinde
0:32
arayacağız birlikte. Bu ilişkiyi anlamak
0:34
için sahnede iki başrol oyuncusu
0:37
olduğunu bilmeliyiz. Bunu toprak ve
0:39
insanın birlikte söylediği harika bir
0:41
düet gibi düşünebilirsiniz. Biri olmadan
0:44
diğerinin hikayesi her zaman ama her
0:47
zaman eksik kalır. Hikayeyi yazan iki
0:50
temel kuvvet var. Bir tarafta doğanın
0:52
bize sunduğu sahne iklimiyle,
0:54
dağlarıyla, nehirleriyle, diğer tarafta
0:57
isa bizim yani insanların yazdığı oyun.
1:00
Kurduğumuz fabrikalar, yaptığımız
1:01
yollar, geliştirdiğimiz ekonomi. Ve
1:04
burada sıkça yapılan bir hata var. O da
1:06
şu: Nüfusun kendisi doğanın bir parçası
1:09
değil. Tam tersine bizim hikayemizin
1:11
yani beşeri faktörlerin tam
1:13
merkezindedir. Peki bu iki güç
1:15
Türkiye'nin nüfus grafiğini yıllar
1:17
içinde nasıl çizdi? Gelin şimdi
1:19
rakamların bize anlattığı bu inişli
1:21
çıkışlı hikayeye biraz daha yakından
1:23
bakalım. Gördüğünüz gibi 1927'deki ilk
1:26
sayımdan bugüne Türkiye'nin nüfusu hep
1:28
artmış. Bu genel bir eğilim. Ama bakın
1:31
bu zaman çizergesinde çok ilginç bir
1:33
anomali var değil mi? 1940-1945
1:36
arasına dikkat edin. Nüfus artış hızı
1:39
birdenbire bıçak gibi kesiliyor. İşte bu
1:42
da bizi o can alıcı soruya getiriyor.
1:44
Türkiye Dünya Savaşı'na resmen
1:46
katılmamışken nasıl oldu da nüfus artış
1:49
hızı neredeyse durma noktasına geldi?
1:51
Cevap savaşın kendisinde değil yarattığı
1:54
o karanlık gölgede yatıyor. Aslında
1:57
milyonlarca genç erkek cepheye gitmese
1:59
de askere alındı. Seferberlik ilan
2:02
edildi. Ekonomik sıkıntılar ve salgın
2:04
hastalıklar baş gösterdi. Bütün bunlar
2:07
bir araya gelince de ülkenin doğum
2:09
oranları adeta dondu. Yani bu durumun
2:12
teknolojiyle falan bir ilgisi yoktu.
2:14
Tamamen ama tamamen savaşın o ağır
2:17
koşullarının bir sonucuydu. Nüfusun
2:19
artışını anladık ama bir de madalyonun
2:22
diğer yüzü var. Hareket. İnsanları bir
2:24
yerden başka bir yere gitmeye iten o
2:26
görünmez güçler neler acaba? Göç
2:28
dediğimiz şey aslında oldukça basit bir
2:30
dinamiğe dayanıyor. İtici ve çekici
2:33
faktörler. Tıpkı bir mıknatısın iki
2:35
kutbu gibi düşünün bunu. Biri sizi
2:37
bulunduğunuz yerden iterken diğeri sizi
2:39
yeni bir yere doğru çekiyor. Peki nedir
2:42
bu faktörler? Şöyle düşünelim. İtici
2:44
güçler. Sizi yaşadığınız yerden adeta
2:47
koparıp atan şeyler. Kuraklık mesela ya
2:50
da işsizlik, imkansızlıklar.
2:52
Çekici güçler ise yeni bir yerin size
2:54
sunduğu o parlak vaatler, daha iyi bir
2:57
iş. Daha kaliteli eğitim, daha güvenli
3:00
bir gelecek umudu. Bunun en canlı, en
3:03
somut örneği neresi derseniz tabii ki
3:05
İstanbul. 1950'lerden sonra şehre
3:08
yapılan dev sanayi yatırımları muazzam
3:11
bir çekici faktör oldu. Milyonlarca
3:13
insan iş bulma umuduyla kırsaldan şehre
3:16
akın etti. Peki sonuç plansız kentleşme?
3:19
Yani şunu netleştirmek lazım. Plansız
3:22
kentleşme göçün bir nedeni değil. Tam
3:24
tersine bu devasa göçün acı bir
3:27
sonucudur. Şimdi insan faktörünü bir
3:30
anlığına kenara bırakalım ve sahnenin
3:32
kendisine yani toprağın bize sunduğu o
3:35
inanılmaz berekete, o muhteşem
3:37
çeşitliliğe odaklanalım. Türkiye'nin
3:39
bitki örtüsü neden bu kadar zengin hiç
3:42
düşündünüz mü? İki ana sebebi var.
3:44
Birincisi bu engebeli coğrafya. Yüksek
3:47
dağlar, derin vadiler irili ufaklı
3:49
yüzlerce farklı mikro iklim yaratıyor.
3:52
İkincisi ise çok daha eskilere
3:54
dayanıyor. Buzul çağlarını düşünün.
3:56
Bütün Avrupa buzla kaplıyken Anadolu
3:58
toprakları bitkiler için adeta güvenli
4:01
bir liman, bir sığınak olmuş. İşte bu
4:04
eşsiz tarih ve coğrafya endemik bitki
4:06
dediğimiz inanılmaz bir hazine ortaya
4:08
çıkarıyor. Ne demek endemik? Yani
4:11
dünyanın sadece ve sadece bu topraklarda
4:13
yetişen başka hiçbir yerde
4:15
bulamayacağınız bitkiler. Ve işin ilginç
4:17
yanı Türkiye bu konuda tek başına bütün
4:20
Avrupa kıtasını geride bırakıyor. Peki
4:22
bu zenginliğin tarıma yansıması nasıl
4:24
oluyor? İşte bu muhteşem. Düşünsenize
4:27
aynı ülke sınırları içinde hem çay hem
4:30
de pamuk yetiştirebiliyorsunuz. Bunun
4:32
sırrı ne olabilir ki? Cevap basit.
4:35
Birbirinden tamamen farklı iklimlerin
4:37
bir arada bulunması. Şimdi haritayı
4:39
biraz daha yakın alalım ve bilgilerimizi
4:41
tazelemek için küçük eğlenceli bir
4:43
coğrafya testine ne dersiniz? Hadi
4:45
başlayalım. İlk durağımız Ege. Ege'nin o
4:48
verimli topraklarının sırrı Graben
4:51
dediğimiz çöküntü ovalarında saklı. Yani
4:53
o meşhur nehir vadilerinde. Bakırçay,
4:56
Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes.
5:00
Sorumuz geliyor. Hazır mısınız? Bu
5:01
nehirlerden hangisi Ege'nin bu verimli
5:04
grabenlerinden biri değil? Bakırçay mı,
5:07
Gediz mi? Yoksa Göksu mu? Şöyle bir
5:09
düşünün bakalım. Evet, bildiniz. Doğru
5:11
cevap tabii ki Göksu. Çünkü Göksu Nehri
5:14
Ege'de değil, Akdeniz'de o heybetli
5:17
Toros dağlarından denize dökülüyor.
5:19
Harika. Hazırsanız ikinci ve son
5:22
testimize geçiyoruz. Rotamızı Akdeniz'in
5:24
batısına, Türkiye'nin göller yöresi
5:27
olarak bildiğimiz o güzel bölgeye
5:29
çeviriyoruz. Eğirdir, Burdur, Beyşehir
5:32
gölleri hep burada. Ama yine çok ünlü
5:35
bir yölümüz var ki bu yörenin bir
5:36
parçası değil. Hangisi acaba? Eğirdir
5:39
mi, Manyas mı yoksa Beyşehir mi? Ve
5:42
doğru cevap Manyas Gölü. Hani kuş
5:45
cenneti olarak da bildiğimiz Manyas var
5:47
ya işte o göller yöresinde değil Marmara
5:51
bölgesinde Balıkesir'de yer alıyor.
5:54
Bütün bu anlattıklarımızı aslında tek
5:55
bir cümleyle özetleyebiliriz. Toprak
5:57
sahneyi kurar ama oyunu insanlar yazar.
6:00
İşte Türkiye'nin hikayesi de tam olarak
6:02
bu. Coğrafyanın sunduğu muhteşem bir
6:05
sahnede insanın yazdığı ve oynamaya
6:07
devam ettiği bitmeyen bir oyun. Evet,
6:10
toprak Türkiye'nin geçmişini
6:11
şekillendirdi. Bunu gördük. Peki
6:13
gelecek, geleceği teknoloji ve bizlerin
6:16
yani hepimizin tercihleri nasıl
6:17
şekillendirecek? İşte bu üzerine uzun
6:20
uzun düşünmeye değer bir soru.