Auzef Grafik Tasarım -II Ünite 4 UX (Kullanıcı Deneyimi) Tasarımı: Strateji, Empati ve Süreç,
Auzef Web Tasarım ve Kodlama
https://lolonolo.com/2026/03/14/grafik-tasarim-ii-unite-4/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Şöyle bir düşünelim. Her gün
0:01
kullandığımız uygulamalar, gezindiğimiz
0:04
web siteleri. Bazıları o kadar akıcı ki
0:06
sanki düşüncelerimizi okuyor.
0:08
Bazılarıysa neyse. Peki bizi bir ürüne
0:12
bağlayan, onu kullanmayı keyifli hale
0:14
getiren o görünmez sihir nedir? İşte
0:17
bugün bu sihrin ardındaki bilimi yani
0:19
kullanıcı deneyimi tasarımını hep
0:21
birlikte ele alacağız. Ya bu durumu
0:24
hepimiz yaşamışızdır değil mi? Bir
0:25
uygulama indirirsiniz her şey tıkır
0:27
tıkır işler. Aradığınızı anında
0:28
bulursunuz. Bir başkasını açarsınız. En
0:31
basit işlemi yapmak için bile
0:32
dakikalarca uğraşırsınız. Peki bu iki
0:34
dünya arasındaki devasa farkı ne
0:36
yaratıyor? Cevap sadece ekranda
0:38
gördüklerimizle değil çok daha derinde
0:40
saklı. Gelin bunu çok basit bir örnekle
0:43
anlatalım. Kapı analojisi. Düşünün ki
0:46
karşınızda oymalı, işlemeli, muhteşem
0:49
görünen bir kapı var. Bu iyi bir
0:51
kullanıcı arayüzü yani UI. Ama kapıyı
0:54
açmaya çalıştığınızda kilitli ya da
0:57
sıkışmış. E ne işe yaradı şimdi o kadar
0:59
süs? İşte bu da kötü kullanıcı deneyimi
1:02
yani UX. Çünkü bir kapının asıl görevi
1:06
güzel görünmek değil. Sizi bir yerden
1:08
bir yere geçirmektir. Dijital ürünler de
1:11
işte aynen böyledir. İşte o kapıdan
1:13
geçtiğinizde ne hissettiğiniz her şeyin
1:16
başladığı yer. Çünkü olay sadece ne
1:19
gördüğümüzle ilgili değil. Asıl mesele
1:21
ne deneyimlediğimiz. İyi tasarım size
1:24
sadece güzel bir görüntü sunmaz. Sizinle
1:26
bir bağ kurar. size bir şeyler
1:28
hissettirir. Peki nedir bu sürekli
1:30
bahsettiğimiz kullanıcı deneyimi?
1:32
Aslında bu bir ürünle olan
1:34
yolculuğunuzun tamamı demek. Yani sadece
1:36
uygulamayı kullandığınız o birkaç dakika
1:38
değil. Hayır çok daha fazlası. O
1:40
uygulamayı bir arkadaşınızdan ilk
1:42
duyduğunuz andan başlıyor. Kullanıp
1:44
kapattıktan sonra aklınızda kalan o
1:46
hisse kadar devam ediyor. İşte bütün bu
1:48
yolculuk UX'in ta kendisi. Şu söz konuyu
1:52
o kadar güzel özetliyor ki UX tasarımı
1:54
demek sadece şu butonu şuraya koyalım
1:57
demek değildir. Asıl soru şu: Bu buton
2:00
kullanıcının hayatındaki hangi büyük
2:02
problemin küçük bir parçası? Tıpkı bir
2:04
sandalyenin odaya, odanın da eve uyum
2:07
sağlaması gibi her bir detayın büyük
2:09
resme hizmet etmesi gerekir. Evet,
2:12
geldik en meşhur soruya, en çok
2:14
karıştırılan konuya. UX ve UI arasındaki
2:17
fark nedir? Bu ikisi sürekli yapışık
2:19
ikizler gibi anılıyor ama aslında
2:21
rolleri tamamen farklı. Tıpkı bir
2:23
binanın mimarıyla iç mimarının farklı
2:25
işler yapması gibi. Gelin şu işi
2:28
kökünden çözelim. Ve başlamadan önce
2:30
aklınıza kazımanız gereken bir altın
2:32
kural var. UX her zaman ama her zaman
2:36
UI'dan önce gelir. Sonuçta bir evin
2:38
planını çizmeden duvarları hangi renge
2:41
boyayacağınıza karar vermezsiniz, değil
2:42
mi? İşte UX o evin planıdır. Bakın bu
2:46
karşılaştırma farkı çok net ortaya
2:48
koyuyor. UX işin görünmeyen kısmıdır,
2:50
iskeletidir. Bilgiler nasıl sıralanacak?
2:53
Kullanıcı bir hedefe kaç adımda
2:55
ulaşacak? Bütün bu yapısal kararlar
2:57
UX'tir. Uaı isa bu iskeletin giydiği
2:59
kıyafetlerdir. O güzel renkler, şık
3:02
ikonlar, okunaklı yazılar, kısacası
3:04
ürünün makyajı, dış görünüşü de UI'ın
3:06
işi. Tamam. İskeletin ne kadar önemli
3:09
olduğunu anladık. Peki bu iskeleti nasıl
3:11
doğru kuracağız? İyi bir deneyim
3:12
tasarlamanın sırrı ne? Cevap: Basit.
3:15
Empati kurmak. Yani kullanıcının yerine
3:17
kendini koymak. Peki tasarımcılar bunu
3:19
nasıl başarıyor? Bunun için
3:21
kullandıkları bazı süper güçleri var.
3:23
İşte ilk süper güç. persona bizim
3:26
kullanıcılarımız demek çok genel bir laf
3:28
değil mi? Ama onun yerine 35 yaşında
3:31
yoğun çalışan ve zamanı kısıtlı bir anne
3:33
olan Ayşe dediğinizde işte o zaman
3:36
karşınızda kanlı canlı bir insan oluyor
3:38
ve tasarımcılar sürekli Ayşe bu özelliği
3:41
nasıl kullanırdı diye sorarak çok daha
3:43
insani ve isabetli kararlar alabiliyor.
3:46
Sıradaki aracımız bilgi mimarisi. Buna
3:49
dijital dünyanın kütüphanecisi gibi
3:51
düşünebilirsiniz. Bir kütüphanede
3:52
aradığınız kitabı kolayca bulabilmeniz
3:54
için her şeyin bir mantığı vardır. Ya
3:56
işte bilgi mimarisi de bir uygulamadaki
3:59
bütün menüleri, içerikleri sizin
4:01
anlayacağınız şekilde düzenleme
4:02
sanatıdır. Amaç ne? Aradığınızda 2
4:05
saniyede bulmanız ve tabii ki kullanıcı
4:07
akışları. Bu da adeta kullanıcının ürün
4:10
içindeki yol haritasıdır. Mesela bir
4:12
ürünü sepete atıp satın alana kadar
4:14
hangi ekranlardan geçiyorsunuz? İşte bu
4:16
adımların hepsinin çizildiği bir harita
4:18
bu. Bu harita sayesinde tasarımcılar
4:21
acaba kullanıcı şurada bir yerde
4:22
kaybolur mu, kafası karışır mı diye
4:24
önceden görebiliyor. Persona dedik,
4:27
bilgi mimarisi dedik, kullanıcı akışları
4:29
dedik. Peki bütün bu araçlar pratikte
4:32
nasıl bir araya geliyor? Tasarımcılar
4:34
masaya oturup rastgele mi çalışıyor?
4:36
Hayır, tabii ki. Bunun yıllardır
4:38
kullanılan kanıtlanmış bir süreci, bir
4:41
yol haritası var. İşte bu meşhur sürecin
4:43
adı tasarım odaklı düşünme ve bu sadece
4:47
tasarımcıların bildiği gizli bir formül
4:49
değil. Dünyanın en yenilikçi şirketleri
4:52
en karmaşık problemlerini çözmek için
4:54
tam olarak bu yaklaşımı kullanıyor. Peki
4:57
nasıl işliyor bu süreç? Beş adımdan
4:59
oluşuyor ama bunu düz bir yol gibi
5:00
düşünmeyin. Bu daha çok bir döngü. Her
5:03
şey yine ve yeniden empatiyle başlıyor.
5:05
Kullanıcıyı anlıyorsun. Sonra sorunu net
5:08
bir şekilde tanımlıyorsun. Ardından
5:10
gelsin yüzlerce fikir beyin fırtınaları.
5:12
En iyi fikirleri hemen basit bir modele
5:15
yani prototipe döküp gerçek
5:16
kullanıcılarla deniyorsun. Oradan ne
5:18
öğrendin? Hop belki de en başa
5:20
dönüyorsun. Ta ki en doğru çözümü bulana
5:22
kadar bu döngü devam ediyor. Şimdi
5:24
ekranda üç sayı görüyorsunuz. 1, 10 ve
5:28
100. Bu basit sayılar az önce anlattığım
5:30
o koca sürecin neden aslında hayati
5:33
derecede önemli olduğunu tek başına
5:35
özetliyor. Buna sektörde 11100 kuralı
5:38
deniyor. Olay çok basit. Bir hatayı daha
5:41
işin en başında tasarım aşamasında
5:43
yakalarsanız maliyeti 1 lira. Eğer o
5:45
hata yazılım aşamasına geçerse maliyet
5:48
oluyor 10 lira. Ve en kötüsü ürün
5:50
piyasaya çıktıktan sonra fark edilirse
5:52
maliyet fırlıyor 100 liraya. İşte bu
5:55
yüzden diyoruz ya bu UX süreci aslında
5:58
şirketler için bir nevi sigorta
5:59
poliçesi. İşin finansal boyutunu da
6:02
anladığımıza göre gelelim en keyifli
6:04
bölüme. O soyut fikirlerin ete kemiğe
6:06
büründüğü anlara. Artık kağıt üzerindeki
6:09
karalamalardan elimizle
6:11
dokunabileceğimiz, tıklayabileceğimiz
6:13
modellere geçiyoruz. Bu yolculuğun ilk
6:16
durağı genelde wireframe'ler yani tel
6:19
kafesler olur. Bunlara bir binanın kaba
6:21
inişatı gibi düşünün. Renk yok, resim
6:24
yok. Sadece kutular ve çizgiler.
6:26
Buradaki amaç güzel görünüyor mu diye
6:29
sormak değil. Asıl soru şu: Her şey
6:31
doğru yerde mi? Bu akış mantıklı mı? Tel
6:35
kafesleri onaylandıktan sonra
6:36
prototipleme başlıyor. Bu iş bazen çok
6:38
basit. Yani bildiğiniz çağda kalemle
6:40
çizilmiş ekranlarla başlayabilir.
6:42
Fikirleri hızlıca denemek için harika
6:43
bir yöntem. Sonra işler ciddileşiyor ve
6:46
Figma gibi programlarda sanki gerçek bir
6:48
uygulamaymış gibi çalışan tıklanabilen
6:51
renkli canlı modellere yani yüksek
6:53
çözünürlüklü prototiplere geçiliyor. Bu
6:54
sayede tek bir satır kod yazmadan ürünü
6:57
test etme şansınız oluyor. Müthiş değil
6:59
mi? Sonuç olarak bütün bu çabanın tek
7:01
bir amacı var. Sadece göze hoş görünen
7:04
bir şey yapmak değil. Verilerle yani
7:07
mantıkla insan odaklı bakış açısını yani
7:10
duyguları bir araya getirmek. İşte bu
7:12
iki dünya buluştuğunda ortaya çıkan o
7:14
bütünsel ürünler var ya onlar gerçekten
7:17
unutulmaz oluyor. Bitirmeden önce size
7:19
bir soru sormak istiyorum. Şöyle bir
7:21
durup düşünün. En son hangi uygulamayı
7:23
gerçekten severek kullandınız? Onu
7:25
sevmenizin sebebi sadece şık tasarımı,
7:27
güzel renkleri miydi? Yoksa attığınız
7:29
her adımda sizi anladığını, işinizi
7:31
kolaylaştırdığını hissettirmesi miydi?
7:33
İşte EUX tasarımı tam olarak bu ikinci
7:35
his yaratma sanatıdır.

