Ata Aöf Türk Dili -2 2024-2025 Bütünleme Soruları
https://lolonolo.com/2026/03/08/ata-aof-turk-dili-2-2024-2025-butunleme-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Merhaba. İletişim kurarken aslında ne
0:02
söylediğimizi hiç düşündünüz mü? Yani
0:05
kullandığımız kelimeler mi asıl mesele
0:07
yoksa o kelimeler buzdağının sadece
0:09
görünen kısmı mı? İşte bugün Türk
0:12
dilinin inceliklerinden yola çıkarak
0:14
iletişimin o gizli kodlarını birlikte
0:16
çözeceğiz. Gelin kelimelerin çok daha
0:19
ötesine bir yolculuk yapalım. Peki bu
0:22
yolculukta bizi neler bekliyor? Önce
0:25
kelimelerin aslında ne kadar küçük bir
0:27
rol oynadığını fark edeceğiz. Sonra
0:29
beden dilinin o sessiz ama devasa gücünü
0:32
ardından da sözlü ve yazılı iletişimin
0:35
olmazsa olmaz kurallarını keşfedeceğiz.
0:37
En sonunda da tüm bu öğrendiklerimizi
0:40
nasıl aklımızda tutarız, mesajımızı
0:42
nasıl kalıcı kılarız ona bakacağız.
0:44
Hazırsanız başlıyoruz.
0:47
Evet, ilk durağımız iletişimde en çok
0:50
güvendiğimiz şey yani kelimeler. Ama
0:53
acaba onlara gerçekten bu kadar
0:55
güvenmeli miyiz? Söylediğimizi
0:57
sandığımız şeyle karşı tarafın anladığı
0:59
şey her zaman aynı mı? Gelin bir
1:02
bakalım. Şimdi size hızlı bir soru.
1:04
Şöyle bir düşünün. Birisiyle konuşurken
1:07
kurduğunuz iletişimin yüzde kaçı tamamen
1:09
ağzınızdan çıkan kelimelerdir? Yani %70,
1:13
80 belki 50. Vereceğim cevap muhtemelen
1:16
iletişimle ilgili bütün bakış açınızı
1:18
değiştirecek. İşte o inanılmaz cevap
1:21
geliyor. İletişiminizin sadece ve sadece
1:24
%7'si kelimelerden oluşuyor. Evet,
1:27
yanlış duymadınız. %7. Peki o geriye
1:30
kalan devasa %93'lü kısım ne? İşte o
1:33
kısım ses tonumuz ve beden dilimiz. Yani
1:36
ne söylediğimizden çok onu nasıl
1:39
söylediğimiz önemli. Madem
1:41
iletişimimizin aslan payı sözsüz, o
1:43
zaman şimdi bu sessiz ama bir o kadar da
1:47
güçlü konuşmanın yani beden dilinin
1:49
dünyasına dalma zamanı. Vücudumuz biz
1:52
hiç farkında olmadan neler anlatıyor bir
1:55
görelim. Beden dili dediğimiz şey
1:57
aslında bir paket. İçinde ellerimiz,
2:00
jestlerimiz, baş hareketlerimiz,
2:02
mimiklerimiz hatta kıyafetimiz ve
2:04
duruşumuz bile var. Hepsi bir bütün. Ama
2:07
burada önemli bir not var. Kafamızın
2:09
içinde geçen o soyut düşünceler beden
2:12
dilinin bir parçası sayılmıyor. Önemli
2:14
olan dışarıya yansıyanlar. Beden dilinin
2:17
asıl gücü nerede ortaya çıkıyor biliyor
2:19
musunuz? Sözlerimizle bedenimiz
2:21
çeliştiği zaman. İşte o anlar çok
2:24
kritik. Çünkü bu durum genellikle bir
2:26
gerginliği hatta dürüst olmayan bir
2:28
niyeti ele verir. Düşünsenize biri size
2:32
tabii ki sana katılıyorum. diyor ama
2:34
aynı anda ellerini sıkmış, omuzları
2:36
gergin. Sizce hangi mesaja inanırsınız?
2:40
Vücudumuzun öyle tepkileri var ki asla
2:42
kontrol edemeyiz. İşte size harika bir
2:45
örnek. Göz bebeklerimiz çok
2:47
heyecanlandığımızda, korktuğumuzda ya da
2:49
bir şeye yoğun ilgi duyduğumuzda
2:51
istemsizce büyürler. Bu yalan söylemesi
2:53
imkansız, tamamen biyolojik bir
2:55
dürüstlük anıdır. Günlük hayatta belki
2:58
de şu anda bile farkında olmadan
3:00
yaptığımız çok yaygın bir hareket var.
3:03
Elleri kenetleyerek oturmak. Bu duruş
3:05
çok masum görünebilir ama karşı tarafa
3:07
farkında olmadan kendimi kapattım ya da
3:10
bir şeyler saklıyorum mesajı verir. Bu
3:12
da ister istemez araya bir güvensizlik
3:14
duvarı örebilir. Peki gelelim o %4'lük
3:18
kısma. Yani sözlü iletişime. Farklı
3:22
konuşma türlerini bir alet çantasındaki
3:24
farklı aletler gibi düşünebiliriz. Her
3:27
durum için kullanılması gereken farklı
3:29
bir alet var. Mesela en çok
3:32
karıştırdığımız iki kavram tartışma ve
3:34
münazara. Aslında amaçları gece ile
3:37
gündüz gibi farklı. Tartışmada amaç
3:40
farklı görüşleri bilimsel kanıtlarla
3:42
ortaya koyup ortak bir doğruya ulaşmaya
3:44
çalışmaktır. Münazara ise daha çok bir
3:47
zeka sporu gibidir. Amaç belirlenmiş
3:49
kurallar içinde karşı tarafın tezini
3:51
çürütmektir. Biri işbirliği, diğeri
3:54
rekabet. Tabii ki sözlü iletişim
3:57
bunlarla sınırlı değil. Mesela bir
3:59
konferans genellikle tek yönlü bir bilgi
4:02
akışıdır. Bir uzman çıkar ve anlatır.
4:04
Açık oturumlarda birkaç uzman bir
4:06
moderatör eşliğinde seyircilerin önünde
4:09
bir konuyu enine boyuna konuşur. Forum
4:11
ise bunların en hareketlisidir. Çünkü
4:14
orada dinleyiciler de tartışmaya katılır
4:16
ve amaç ortak bir sonuca varmaktır. Ve
4:19
işte size özellikle bir forum
4:21
yönetecekseniz hayat kurtaracak bir
4:23
bilgi. Konuşmacıları ne yapıp edip en
4:26
başta tanıtın. Onları sona bırakmak
4:28
dinleyicinin saatlerce kimi dinlediğini
4:30
bilmeden oturmasına neden olur. Bu
4:32
yapılabilecek en temel ve en büyük
4:34
hatalardan biridir. Söz uçar, yazı kalır
4:38
derler ya. Şimdi odağımızı o kalan kısma
4:41
yani yazının gücüne çeviriyoruz. Yazının
4:44
hem o resmi kalıcı yüzünü hem de
4:46
yaratıcı edebi gücünü bir görelim.
4:49
Yazının en ciddi, en resmi yüzüyle
4:51
tanışalım. Tutanak. Bir kaza, önemli bir
4:54
toplantı gibi tekrar yaşanması mümkün
4:57
olmayan durumları kayda geçiren bu
4:59
belgelerin kuralları çok ama çok nettir.
5:02
Kesinlikle silinmez kalemle yazılmalı ve
5:05
üzerinde asla tek bir çizik, silinti,
5:08
karalama olmamalı. Güvenilirliği buradan
5:11
gelir. Biliyor musunuz? Bazen tek bir
5:14
yazar koca bir edebiyatın yönünü
5:15
değiştirebilir. Mesela 16. yüzyılda
5:18
Monin kişisel düşüncelerini özgürce
5:20
kaleme alarak deneme diye yepyeni bir
5:22
tür yarattı veya bir asır sonra
5:24
Servantes Donki Shot'u yazarak bugün
5:27
bildiğimiz anlamda modern romanın
5:29
temelini attı. İnanılmaz değil mi?
5:31
Yazının en sanatsal formlarından şiirin
5:33
de kendi içinde farklı farklı tatları
5:36
var. Aşk, hasrit gibi kişisel duyguları
5:38
anlatan lirik şiirler, kahramanlıkları,
5:41
destanları konu alan epik şiirler, bir
5:43
şeyleri öğretmeyi amaçlayan didaktik
5:45
şiirler, toplumu iğneleyen satirik
5:48
şiirler ve tabii ki doğa güzelliklerini
5:50
öven pastoral şiirler. Evet, bütün bu
5:54
bilgileri konuştuk. Şimdi geldik en can
5:56
alıcı bölüme. İşin pratiği. Hem dilimizi
6:00
nasıl daha doğru kullanırız hem de
6:02
öğrendiğimiz bu bilgileri beynimize
6:04
nasıl kazırız? Ah şu bizim meşhur ki
6:07
ömrümüz boyunca kafamızı karıştırdı
6:09
değil mi? Ama kuralı aslında o kadar
6:11
basit ki eğer bir şeyin yerini tutuyorsa
6:14
veya aitlik bildiriyorsa bizimki veya
6:17
dünkü gibi bitişik yazılır. Eğer iki
6:20
ayrı cümleyi, iki ayrı fikri birbirine
6:22
bağlıyorsa o zaman bağlaçtır ve ayrı
6:25
yazılır. Bu kadar. Hadi hızlıca test
6:28
edelim. Bizimki daha güzel. Buradaki ki
6:31
bir ismin yerini tuttuğu için bitişik.
6:33
Doğru. Bil ki seni çok özledim. Burada
6:36
iki cümleyi bağlıyor. O yüzden ayrı. Bu
6:38
da doğru. Peki madem ki istiyorsun? İşte
6:42
burada küçük bir güncelleme var. Türk
6:44
Dil Kurumu madem kelimesi zaten bu
6:46
anlamı verdiği için madem ki şeklindeki
6:48
kalıplaşmış kullanımı artık doğru kabul
6:50
etmiyor. İyi iletişim sadece anlatmak
6:53
değil aynı zamanda anlamak ve
6:55
hatırlamak. Peki beynimiz bilgiyi nasıl
6:57
kalıcı hale getiriyor? Sırrı çok basit.
6:59
Uykudan önce yapılan tekrarlar, düzenli
7:01
aralıklar ve hepsinden önemlisi öğrenme
7:04
isteği. Unutmanın en garantili yolu
7:06
eteki, o daha da basit, pasif bir
7:08
şekilde hiç katılmadan dinlemek. Yani
7:11
lafın özü şu: Bütün bu tekniklerin
7:13
ipuçlarının zirvesinde tek bir kral var.
7:16
O da aktif katılım. Sadece dinlemekle
7:18
kalmayıp not almak, sorular sormak,
7:21
duyduklarınızı kendi cümlelerinizde
7:23
birine anlatmaya çalışmak. İşte bilgiyi
7:25
beyninize kazımanın en garantili yolu
7:27
budur. Ve aslında bütün bu
7:29
konuştuklarımızı tek bir cümlede
7:30
özetleyen harika bir söz var. Dilin
7:33
doğru kullanımı iletişimde güven,
7:35
anlatımda açıklık ve düşüncede düzen
7:37
demektir. Bu sadece bir dil bilgisi
7:39
meselesi değil. Aynı zamanda berrak bir
7:41
zihne ve sağlıklı ilişkilere sahip
7:43
olmanın da anahtarı. Ve bitirirken
7:46
aklınızda bir soruyla sizi başa bırakmak
7:48
istiyorum. Sizce dil sadece
7:51
düşüncelerimizi aktarmak için
7:52
kullandığımız bir araç mı? Yoksa düşünme
7:54
biçimimizin ta kendisi mi? Dilimiz
7:57
düşüncelerimizi mi şekillendiriyor yoksa
7:59
düşüncelerimiz mi dilimizi? Bu soru
8:01
üzerine düşünürken bir sonraki bölümde
8:03
görüşmek üzere. Hoşça kalın.
8:08
Ç

