0:00
Selamlar. Bugün spor tam kalbine, ruhuna
0:03
iniyoruz. Rekabet dediğimiz şeyin
0:05
aslında ne anlama geldiğini, sporda
0:07
erdemin ne demek olduğunu konuşacağız.
0:10
Şimdi sporu düşündüğümüzde aklımıza ilk
0:12
ne gelir? Kazanmak değil mi? Skor
0:15
tablosu, şampiyonluk. Sanki her şey
0:17
buymuş gibi. Peki ya size en büyük
0:20
zaferin o kupayı kaldırmak değildi
0:23
bambaşka bir şey olduğunu söylesem
0:26
mesela en kritik anda bile dürüst
0:28
kalabilmek. İşte o an belki de en büyük
0:30
zafer anıdır. Peki bu tam olarak ne
0:33
demek? Gelin lafı hiç uzatmayalım. Spor
0:35
tarihinin unutulmaz anlarından birine
0:37
gidelim ve bu dediğimin ne anlama
0:39
geldiğini kendi gözlerimizle görelim.
0:42
Yıl 2001. Sahne Şampiyonlar Ligi finali.
0:46
Düşünün o anı. Stat tıklım tıklım.
0:48
Atmosfer inanılmaz gergim. Avrupa'nın en
0:51
büyüğü belli olacak. Maç penaltılara
0:53
kalıyor. O akıl almaz gerilim ve sonunda
0:56
Bayern Münich kazanıyor. Valencia takımı
0:58
ise tam bir yıkım yaşıyor. Bir yanda
1:01
sevinç çığlıkları diğer yanda gözyaşları
1:03
sel olmuş. Ama tam o anda kimsenin
1:06
beklemediği bir şey oluyor. Kazanan
1:08
takımın kalecisi Oliver KH takım
1:11
arkadaşlarının kutlamasına katılmıyor. O
1:13
ne yapıyor biliyor musunuz? Koşarak
1:14
rakip kalecinin gözyaşları içindeki
1:17
Santiago Kanizarez'in yanına gidiyor onu
1:19
teselli etmeye. İşte bu. Bu ruhun adı
1:22
ne? Yani o anki zafer sarhoşluğunu bir
1:25
kenara bırakıp rakibine koşturan o
1:27
duyguya ne diyoruz biz? Cevap aslında
1:29
çok basit ve hepimizin bildiği bir
1:31
kavram. Fair playay. Bizim dilimizdeki
1:34
en güzel karşılığı dürüst oyun. Ama bu
1:37
sadece kurallara harfiyen uymak demek
1:39
değil. Çok daha derin bir anlamı var.
1:41
İşin özü oyunun ruhuna, rakibe saygı
1:44
duymak ve en önemlisi hırsının vicdanın
1:47
önüne geçmesine asla izin vermemek.
1:50
Aslında her şey bir seçimle ilgili değil
1:51
mi? Rakibini yok edilmesi gereken bir
1:54
düşman gibi mi görüyorsun? Yoksa o oyunu
1:57
seninle birlikte güzel kılan bir ortak
1:59
olarak mı? İşte fairplay ruhu ikincisini
2:02
seçmek demek. Peki bu dürüst oyun fikri
2:05
nereden çıktı? Sanmayın ki son yüzyılın
2:07
icadı. Hayır. Kökleri o kadar eskiye
2:09
dayanıyor ki Antik Yunan'a, felsefenin
2:12
doğduğu topraklara kadar gidiyoruz.
2:14
Hatta bakın çok ilginç bir detay. Bugün
2:16
kullandığımız etik kelimesi var ya işte
2:19
o kelimenin kökeni antik Yunancadaki
2:21
etos. Anlamı ne biliyor musunuz?
2:23
Karakter duruş. Yani aslında nasıl
2:26
oynadığın, nasıl yarıştığın senin
2:28
karakterini ortaya koyuyor. Bu antik
2:30
fikir yüzyıllar sonra 1894'te
2:34
Baron Pier de Kuberten sayesinde yeniden
2:36
hayat buldu. Modern Olimpiyat Oyunlarını
2:38
kurarken onun tek bir hayali vardı.
2:40
Farklı milletlerden insanları barış ve
2:42
dostluk içinde bir araya getirmek. Yani
2:45
sporu birleştirici bir güç olarak
2:46
kullanmak. Elbette bu erdemli duruş
2:49
bizim spor kültürümüzün de tam
2:51
merkezinde. Hatta öyle örnekler var ki
2:54
gerçekten de insanın göğsünü kabartıyor.
2:57
Çünkü bizde spor sadece bir oyun olarak
3:00
görülmez. Aynı zamanda toplumu eğiten,
3:03
hoşgörü ve erdem gibi değerleri aşılayan
3:05
bir araçtır. Mesela takvimler 1983ü
3:09
gösteriyor. Sahada bir futbolcu var ve
3:11
öyle bir kararı anıyla karşı karşıya
3:13
kalıyor ki o an verdiği karar onu dünya
3:16
çapında bir dürüflük abidesi yapacak. Bu
3:19
isim İsmet Karababa. Olay şu: takımı
3:22
için inanılmaz kritik bir maç. Küme
3:24
düşme hattındalar. Hakem takımı lehine
3:26
bir karar veriyor. Ama İsmet Karababa ne
3:29
yapıyor? gidip hakeme diyor ki, "Hayır,
3:31
top benden çıktı." Kendi aleyhine bir
3:33
karar aldırıyor. İşte bu hareketiyle o
3:36
maçı belki kaybetti ama spordaki en
3:38
büyük onurlardan birini Pier de
3:40
Cupert'in ödülünü kazandı. Ya da bir
3:43
başka efsane Mustafa Denizli bir kulüple
3:46
anlaşırken masaya tek bir şart koyuyor.
3:48
Alacağı maaşın tamamı Mehmetçik Vakfı'na
3:51
yani şehit ailelerine bağışlanacak. İşte
3:54
bu da fairplay'in saha dışındaki
3:56
vicdandaki yansıması değil de nedir?
3:59
Şimdi bu güzel örnekleri konuştuk ama
4:01
madalyonun bir de öbür yüzü var.
4:03
Günümüzde fairplay ruhu ne yazık ki
4:05
ciddi tehditlerle karşı karşıya. Peki bu
4:07
tehditler neler? Sahalarda gördüğümüz
4:10
ırkçılık, doping skandalları,
4:13
tribünlerdeki şiddet ve holiganizm.
4:15
Bunların hepsi sporun o güzel ruhunu
4:18
zehirleyen, ona ihanet eden şeyler.
4:21
Hazır holiganizm demişken bu holigan
4:23
kelimesi nereden geliyor hiç merak
4:24
ettiniz mi? Aslında 19. yüzyıl
4:27
Londrasında yaşayan adı şiddete Karışmış
4:29
bir ailenin soyadı. Zamanla sokak
4:31
serserisi anlamında kullanılırken şimdi
4:33
tüm dünyada şiddet yanlısı taraftarlar
4:35
için kullanılıyor. Düşünsenize bir
4:37
ailenin adından küresel bir soruna
4:39
dönüşmüş. Peki bu tehditlerle nasıl başa
4:42
çıkacağız? İşte burada medyaya çok büyük
4:45
bir iş düşüyor. Gazetelerin,
4:47
televizyonların, sosyal medyanın rolü
4:49
ne? Yangına körükle gitmek mi yoksa
4:52
öğretici ve özendirici bir dille
4:54
fairplay'i teşvik etmek mi? Cevap belli
4:57
değil mi? Hatta iş o kadar ciddiye bindi
5:00
ki fair playay artık sadece sahada değil
5:02
kulüplerin kasasında da aranıyor. Adı
5:04
finansal Fair Play. Yani diyorlar ki
5:07
öyle ayağını yorganına göre uzatmadan
5:09
kazandığından fazlasını harcayıp borca
5:12
batarak haksız rekabet yaratamazsın.
5:14
Amaç ne? Herkes için adil bir yarış
5:17
ortamı sağlamak. Başarının parayla satın
5:19
alınmasını önlemek. Sonuç olarak bütün
5:22
bu konuştuklarımız bizi tek bir yere
5:24
getiriyor. Fair playay sadece
5:26
stadyumlarda, sahalarda yaşanan bir şey
5:28
değil. O hayatın her alanında geçerli
5:30
bir duruş, bir seçim. O yüzden bu bölümü
5:33
bitirirken topu size atıyorum. Sizin
5:35
hayatınızdaki fair play anınız ne
5:37
olurdu? Trafikte, iş yerinde, bir
5:40
tartışmada o dürüst oyunu oynamayı
5:42
seçtiğiniz an hangisi olurdu? düşünmeye