Auzef Makro Ekonomi 2024-2025 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/02/18/makro-ekonomi-2024-2025-final-sorulari/
Bu metin, 2024-2025 akademik yılı makroekonomi final sınavı içeriğini kapsayan temel teorik kavramları ve uygulama sorularını bir araya getirmektedir. Kaynakta döviz kuru rejimleri, enflasyon türleri, işsizlik tanımları ve milli gelir hesaplamaları gibi kritik iktisadi konular detaylıca analiz edilmektedir. Özellikle Merkez Bankası müdahaleleri, ödemeler dengesi kalemleri ve Keynesyen istihdam teorisi üzerine odaklanılarak öğrencilerin konuyu pekiştirmesi hedeflenmektedir. Ayrıca para arzı tanımları ve stagflasyon gibi kriz dönemlerinde uygulanacak politikalar pratik soru örnekleriyle açıklanmaktadır. Metin, karmaşık ekonomik göstergelerin birbirleriyle olan etkileşimini akademik bir çerçevede özetleyen kapsamlı bir ders notu niteliğindedir.
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Makroekonominin o
0:02
karmaşık görünen dünyasına birlikte
0:04
dalacağımız bu serüvene hoş geldiniz.
0:06
Enflasyon, döviz kurları, işsizlik. Hadi
0:09
gelin sürekli duyduğumuz ama belki de
0:11
tam olarak ne anlama geldiğini
0:12
bilmediğimiz bütün bu kavramları şöyle
0:14
bir aydınlatalım. Yani ekonomi
0:17
haberlerini açtığımızda karşımıza çıkan
0:19
o terimler, rakamlar, analizler bazen
0:21
insanı gerçekten yorabiliyor, değil mi?
0:23
Ama hiç merak etmeyin aslında hepsinin
0:26
arkasında yatan mantık o kadar da zor
0:28
değil. İşte bizim de amacımız tam olarak
0:31
bu. Bu büyük ve önemli kavramları alıp
0:34
herkesin rahatça anlayabileceği akılda
0:37
kalıcı basit parçalara ayırmak.
0:39
Hazırsanız hadi başlayalım. Evet, ilk
0:42
durağımız hepimizin hayatını doğrudan
0:44
etkileyen bir konu. Bir ülkenin para
0:46
biriminin değeri. Yani bildiğimiz adıyla
0:48
döviz kurları. Düşünsenize yurt dışından
0:51
aldığımız her bir şeyin fiyatını bu
0:53
belirliyor. Şimdi karşımıza biraz teknik
0:56
ama aslında çok mantıklı bir kavram
0:58
çıkıyor. Gözetimle dalgalanma. Şöyle
1:01
hayal edelim. Merkez Bankası bir maçtaki
1:03
hakem gibi kuru ne tamamen serbest
1:06
bırakıyor, ne haliniz varsa görün diyor
1:08
ne de fiyat bu olacak diye diretiyor.
1:11
Sadece piyasada işler çığrından
1:13
çıkmasın, aşırı bir dalgalanma olmasın
1:15
diye arada bir sahaya inip küçük
1:17
müdahalelerle oyunu dengede tutuyor.
1:20
Peki ülkedeki yüksek enflasyon paranın
1:23
değerini nasıl etkiliyor? Bakın bu
1:25
adımları aslında bir domino etkisi gibi.
1:27
Ülke içinde fiyatlar yükseldikçe bizim
1:30
ürettiğimiz mallar yabancılar için
1:31
pahalı gelmeye başlıyor. E sonuç ne
1:34
oluyor? İhracatımız düşüyor. İşte bu
1:36
durumda ister istemez paramızın değeri
1:38
üzerinde bir baskı yaratıyor. Yani değer
1:41
kaybetmesine yol açıyor. Yani özetle
1:44
döviz kuru dediğimiz şey sadece
1:46
ekranlarda yanıp sönen rakamlardan
1:48
ibaret değil. O çok istediğiniz
1:50
telefonun fiyatından tutun da bizim
1:52
yerli üreticimizin dünya pazarında
1:54
rekabet edip edememesine kadar her şeyi
1:56
doğrudan etkiliyor. Hadi şimdi de başka
1:59
bir konuya geçelim. Koskoca bir ülkenin
2:02
ekonomisinin sağlığını, performansını
2:04
nasıl ölçeriz? Yani doktorun hastaya
2:07
baktığı gibi ekonomiye bakarken hangi
2:09
göstergelere, hangi araçlara başvurmamız
2:12
lazım? Şimdi ekranda bir sayı
2:14
görüyorsunuz. 166,6.
2:17
tek başına pek bir şey ifade etmiyor
2:19
gibi değil mi? Ama bu sayı ekonominin
2:21
genel bir fotoğrafını çekmek için
2:23
kullandığımız adeta onun ateşini
2:25
ölçtüğümüz bir termometre gibi. İşte bu
2:28
sayının adı GSH deflatörü. Hani dedik ya
2:31
ekonominin termometresi diye. Bize tam
2:34
olarak şunu söylüyor. Ekonomi büyüdü
2:36
diyoruz ama bu büyüme gerçekten daha
2:38
fazla mal ve hizmet ürettiğimiz için mi
2:40
oldu yoksa sadece fiyatlar mı şişti?
2:43
İşte bu kritik ayrımı yapmamızı
2:45
sağlıyor. Peki bu 166,6 sayısını nasıl
2:49
buluyoruz? Aslında formül oldukça basit.
2:52
Gördüğünüz gibi enflasyonun dahil olduğu
2:54
nominal GSH'yi alıyoruz. Enflasyondan
2:57
arındırılmış real GSH'ye bölüyoruz ve
3:00
çıkan sonucu yüzle çarpıyoruz. Hepsi bu.
3:02
Yani o karmaşık görünen analizlerin
3:04
arkasında bazen böyle net anlaşılır bir
3:07
hesaplama var. Sıradaki konu bir ülkenin
3:10
yurt dışıyla olan para ilişkileri.
3:12
Burada çok önemli bir ayrımı anlamamız
3:14
lazım. Akım ve stok verileri. Ödemeler
3:17
dengesine akan bir nehir gibi düşünün.
3:19
Belirli bir süre boyunca ülkeye giren ve
3:21
çıkan parayı gösterir. Ama mesela dış
3:24
borç stoku o nehirin herhangi bir anda
3:26
çekilmiş tek bir kare fotoğrafı gibidir.
3:29
Sadece o anki borç durumunu gösterir.
3:31
İşte bu yüzden de doğrudan ödemeler
3:33
dengesine dahil edilmez. Şimdi ödemeler
3:36
dengesi ile ilgili birkaç önemli detaya
3:38
bakalım. Mesela yabancı bir yatırımcı
3:40
Türkiye'de bir fabrika açtı ve kazandığı
3:42
karı kendi ülkesine yolladı. Bu para
3:44
ülkeden çıktığı için bizim bilançomuza
3:47
eksi yani negatif olarak yazılır. İkinci
3:50
konu rezervler. Merkez Bankası'nın
3:53
rezervleri bir sorun kaynağı değil. Tam
3:55
tersi onlar bizim kötü gün paramız. Bir
3:58
açık olduğunda o açığı kapatmak yani
4:00
dengelemek için kullanılırlar. Ve
4:03
gelelim hepimizin cebini doğrudan
4:05
ilgilendiren dilimizden düşürmediğimiz o
4:08
meşhur konuya. Enflasyon yani fiyatların
4:11
durmadan artması durumu. Sürekli
4:13
duyuyoruz ama gelin bakalım arkasında ne
4:15
var. Bu tabloda enflasyon ve onun tam
4:18
zıttı olan deflasyonu karşılaştırıyoruz.
4:21
Bakın çok net bir ayrım var. Enflasyonda
4:24
fiyatlar sürekli artarken deflasyonda
4:26
tam tersi sürekli düşer. Ve çok önemli
4:30
bir nokta piyasada çok fazla para olması
4:33
yani para arzının kontrolsüzce artması
4:36
deflasyona değil tam tersine enflasyona
4:38
neden olur. Çünkü para bollaşınca değeri
4:41
düşer. Aslında enflasyonu anlatan çok
4:44
meşhur klasik bir söz var. Düşünün
4:46
piyasada belirli sayıda ürün var ama
4:48
herkesin cebinde o ürünleri alacak çok
4:51
ama çok fazla para var. E ne olur?
4:53
Satıcılarda fiyatları artırır. Mantık
4:55
aslında bu kadar basit. İşte az önceki
4:58
örneğin ekonomik dildeki adı talep
5:00
enflasyonu. Yani talep arzı aşıyor.
5:03
Bunun en klasik örneklerinden biri de
5:05
şudur. Devlet bütçe açıklarını kapatmak
5:08
için karşılıksız para basar. Bu para
5:10
piyasaya girince insanların alım gücü
5:12
birden artar. Herkes bir şeyler almak
5:15
ister. Ama fabrikalar aynı hızda üretim
5:17
yapamıyorsa sonuç belli. Fiyatlar uçar
5:20
gider. Peki bir de işlerin iyice sarpa
5:23
sardığı bir durum var. Düşünün hem
5:25
fiyatlar roket gibi artıyor hem de
5:27
ekonomi yerinde sayıyor hatta küçülüyor.
5:29
İşsizlik artıyor. Ekonomistlerin bu
5:32
kabus senaryosuna verdiği bir isim var.
5:34
Stakflasyon. Peki stakflasyonla mücadele
5:37
etmek neden bu kadar zor? Çünkü standart
5:40
ekonomi politikaları burada işlemiyor.
5:42
Mesela ekonomiyi canlandırmak için
5:44
piyasaya para verseniz enflasyon daha da
5:46
azıyor. Enflasyonu düşürmek için
5:48
muslukları kıssanız bu sefer de
5:50
durgunluk daha da derinleşiyor. İşte bu
5:52
yüzden hem maaş fiyat döngüsünü kıracak
5:55
özel politikalar hem de üretimi
5:57
arttıracak çözümler gerekiyor. Kısacası
5:59
standart alet çantasının dışına çıkmak
6:01
şart. Şimdiye kadar rakamlardan,
6:04
kurlardan, fiyatlardan bahsettik. Gelin
6:06
biraz da işin insan boyutuna yani
6:09
hepimizi ilgilendiren istihdam ve
6:11
işsizlik konusuna bakalım. İş gücü
6:13
dendiğinde aklımıza genelde sadece
6:15
çalışanlar gelir ama aslında öyle değil.
6:19
Ekonomide iş gücü demek hem halihazırda
6:21
bir işte çalışanlar hem de işi olmayıp
6:24
aktif bir şekilde iş arayanların toplamı
6:26
demek. Yani bir ülkenin çalışmaya hazır
6:28
ve istekli tüm potansiyeli. Karşımızda
6:32
yine bir sayı %5. Peki bu oran bize
6:35
işsizlikle ilgili ne anlatıyor olabilir?
6:38
Şimdi ilginç bir bilgi. Dünyanın en
6:40
mükemmel işleyen ekonomisinde bile
6:43
işsizlik oranı asla sıfır olmaz. Olamaz.
6:46
Neden mi? Çünkü insanlar daha iyi bir iş
6:49
bulmak için mevcut işlerinden
6:51
ayrılırlar. Buna friksiyonel işsizlik
6:53
denir. Ya da teknoloji geliştikçe bazı
6:56
meslekler ortadan kalkar. Buna da
6:58
yapısal işsizlik denir. İşte bu iki
7:01
kaçınılmaz işsizlik türünün toplamına
7:03
doğal işsizlik oranı adı veriliyor.
7:06
Bizim örneğimiz de bu. İşte o %5'e denk
7:08
geliyor. Peki işsizliği ne belirler? Bu
7:12
konuda Keynesyen ekonominin çok temel
7:14
bir tespiti var. Diyor ki bir
7:16
ekonomideki istihdam seviyesini
7:17
belirleyen anahtar kelime toplam
7:19
taleptir. Yani insanlar harcama
7:21
yapıyorsa, şirketler mal satıyorsa o
7:24
zaman üretim yapmak için yeni insanları
7:26
işe alırlar. Kısacası talep varsa iş de
7:28
vardır. Evet. Böylece makroekonominin
7:31
temel yapı taşlarını şöyle bir gözden
7:34
geçirmiş olduk. Peki tüm bu kavramları
7:36
bilmek ekonominin yarın ne olacağını
7:38
tahmin etmemize yeter mi? Açıkçası pek
7:40
sanmıyorum. Çünkü gerçek hayat her zaman
7:43
teoriden bir adım önde ve çok daha
7:45
karmaşık. Ama şu da bir gerçek. Artık
7:47
ekonomi haberlerini dinlerken, bir rapor
7:49
okurken o rakamların ve terimlerin
7:51
arkasında ne yattığını çok daha iyi
7:53
bileceksiniz. Artık oyunu daha bilinçli
7:56
izliyorsunuz.
#Education

