0:00
Spor dünyasına hoş geldiniz ama belki de
0:02
bildiğiniz gibi bir dünyaya değil. Bugün
0:04
teknolojinin artık spora sonradan
0:06
eklenen bir şey olmadığını, oyunun
0:08
kurallarına ta en başından içeriden
0:11
nasıl yeniden yazdığını konuşacağız. Bu
0:13
sahadaki bir adımdan tutun da tribündeki
0:15
bir tezahürata kadar her şeyi etkileyen
0:18
bir devrim aslında. Gelin hemen konunun
0:21
kalbine inelim. Bakın bu karşılaştırma
0:23
aslında her şeyi özetliyor. Dün her şey
0:26
saf yeteneğe, stadyumun o büyülü
0:28
atmosferine ve antrenörün tecrübesine,
0:30
iç güdülerine bağlıydı. Bugünse veri
0:33
bilimi sporcunun her hareketini analiz
0:35
ediyor, maçı dünyanın öbür ucundaki
0:37
küresel bir ekrandan izliyoruz ve
0:39
nesnelerin interneti sayesinde her an
0:42
ölçülebilir bir veriye dönüşüyor. İşte
0:44
bu inanılmaz dönüşümün hikayesini gelin
0:46
birlikte inceleyelim. Peki bu yolculukta
0:50
rotamız nasıl olacak? Oldukça net. Önce
0:53
en temelden, en küçük birimden yi
0:56
sporcunun kendisinden başlayacağız.
0:58
Sonra dijital arenaya, espor dünyasına
1:01
bir göz atacağız. Oradan işin devasa
1:04
ekonomisine ve son olarak da taraftarın
1:06
bu oyuna nasıl bağlandığına yani en
1:09
geniş çerçeveye bakacağız. Kısacası
1:11
mikrodan makroya doğru bir yolculuk bizi
1:15
Ve ilk durağımız her şeyin başladığı
1:18
yer. Sporcunun bedeni ve zihni. Çünkü
1:21
her büyük hikaye kahramanı ile başlar.
1:25
Her şeyin temelinde bilim var. Bilim
1:27
dediğimiz şey aslında evrendeki sonsuz
1:30
sayıda olgudan sadece belirli olanları
1:33
incelemeyi seçen sistematik bir yapı.
1:35
Yani bir biyolog evrendeki bütün
1:38
yıldızları incelemez, değil mi? sadece
1:40
canlı organizmalara odaklanır. İşte bu
1:42
odaklanma sporda inanılmaz sonuçlar
1:45
doğuruyor. İşte bilimin bu seçici doğası
1:48
spor bilimlerinde kendini çok net bir
1:50
şekilde gösteriyor. Mesela biyomekanik
1:53
bilimi sadece hareketin fiziğini
1:54
incelerken spor psikolojisi ise tamamen
1:57
zihinsel süreçlere yani sporcunun
1:59
kafasının içinde olup bitenlere
2:01
odaklanmayı seçiyor. Her disiplin kendi
2:03
merceğini seçiyor ve o alanda
2:05
derinleşiyor. Peki bütün bu bilimsel
2:08
çaba, bu odaklanma nerede zirveye
2:10
ulaşıyor? Cevap basit. Olimpiyat.
2:13
Olimpiyat dediğimiz iki olimpiyat
2:15
arasındaki o 4 yıllık döngünün adı. İşte
2:18
tam da bu 4 yıllık süreç bilimin ve
2:20
teknolojinin sporcuları o zirve
2:22
performansa ulaştırmak için en yoğun
2:24
şekilde kullanıldığı dönem. Düşünsenize
2:27
her olimpiyatta kırılan o rekorların
2:29
arkasında sadece daha fazla antrenman
2:32
yok. Aynı zamanda daha akıllı antrenman
2:34
ve çok daha iyi teknoloji var. Tamam.
2:37
Sporcunun fiziksel sınırlarını ve
2:39
bilimin bu sınırlara nasıl etki ettiğini
2:42
anladık. Şimdi vites yükseltiyoruz ve
2:44
bambaşka bir alana, kas gücünden
2:47
mikroçiplere geçiş yapıyoruz. Bu dijital
2:50
devrimin kalbinde ne var biliyor
2:51
musunuz? Nesnelerin interneti ya da
2:54
kısaca IOT. Belki şu an sizin bile
2:57
kolunuzda olan o akıllı saatler,
2:59
profesyonel sporcuların formasına
3:00
takılan o küçücük sensörler. Bütün
3:03
bunlar insan müdahalesine gerek kalmadan
3:05
sürekli veri toplayıp bir ağ gönderen
3:07
cihazlar. Yani sporcunun attığı her
3:10
adım, her kalp atışı anında analiz
3:12
edilebilir bir veriye dönüşüyor. İşte bu
3:15
veri odaklı yaklaşım yepyeni bir spor
3:18
dalı yarattı. E-Sor yolculuk gerçekten
3:20
de baş döndürücü. 1972'de bir
3:23
üniversitede sadece hobi olarak oynanan
3:25
Spacew oyunundan bugün stadyumları
3:28
dolduran profesyonel cyber atletler
3:30
endüstrisine geldik. İnanılmaz değil mi?
3:33
Ama durun burada çok önemli bir ayrım
3:35
var. Her oyun oynayan bir e-porcu mudur?
3:38
Kesinlikle hayır. Gamer yani oyuncu bunu
3:41
bir hobi, bir eğlence olarak yapar. Ama
3:44
bir siber atlet. O tıpkı bir basketbolcu
3:47
gibi her gün antrenman yapan, bir takıma
3:49
ait olan ve bu işi mesleği olarak gören
3:52
profesyonel bir sporcudur. Sporcu ve
3:55
dijital rekabeti gördük. Şimdi gelin
3:57
kamerayı biraz daha geri çekelim ve
3:59
onları çevreleyen o karmaşık, o devasa
4:02
iş dünyasına yani sporun ekonomisine
4:04
bakalım. Sporun yapıldığı alanlar bile
4:07
artık bildiğimiz gibi değil. Eskiden
4:09
aklımıza sadece dev stadyumlar, kapalı
4:11
salonlar gelirdi ama şimdi kaykay
4:14
parkları, tırmanma duvarları, dağ
4:16
bisikleti için özel hazırlanmış
4:18
parkurlar gibi geleneksel olmayan
4:20
tesisler var. Özellikle yeni neslin
4:22
ilgisini çeken bu sporlar sayesinde spor
4:25
artık dört duvar arasına sığmıyor,
4:27
sokağa taşıyor. Peki bu kadar büyüyen,
4:30
bu kadar karmaşıklaşan bir endüstriyi
4:32
nasıl yöneteceksiniz? İşte burada
4:35
devreye finansal fairplay yani FFP
4:37
giriyor. Aksi halde kulüpler kontrolsüz
4:40
harcamalarla batabilir. FFP'yi modern
4:43
spor işletmelerinin finansal anayasası
4:45
gibi düşünebilirsiniz.
4:47
Peki neyi amaçlıyor bu FFB? Aslında
4:49
hedefleri çok basit ve mantıklı.
4:51
Kulüplere diyor ki ayağını yorganına
4:53
göre uzat. Altyapına, gençlerine yatırım
4:55
yap. uzun vadede ayakta kal ve transfer
4:58
piyasasındaki o çılgın harcamaları biraz
5:00
kontrol altına al. Kısacası
5:02
sürdürülebilir bir düzen kurmayı
5:03
hedefliyor. Ve bakın burası çok önemli.
5:06
Çünkü sıkça yapılan bir hata var. FFP
5:09
bir kulübün geçmişten gelen borçlarını
5:11
silmek için bir sihirli değnek değil.
5:14
Asıl amacı gelecekte kulüplerin aşırı
5:16
borçlanmasının önüne geçmek. Yani bir
5:19
tedavi değil bir önlem. Sporcudan
5:22
başladık, iş dünyasına girdik. Şimdi de
5:24
en dış halkaya yani hepimize
5:26
taraftarlara geliyoruz. Peki biz bu
5:29
oyuna artık nasıl bağlanıyoruz? Şu
5:31
değişime bir bakın. 1910'da Türkiye'de
5:34
sporla ilgili habere ulaşmanın yolu
5:36
futbol adında bir dergiydi. Bugünse Real
5:39
Madrid gibi bir dev Snapchat üzerinden
5:41
tek bir paylaşımla saniyeler içinde
5:43
milyonlarca taraftarına ulaşıyor. Bir
5:45
asırda basılı kelimeden anlık piksellere
5:48
geldik. Hem de ne geliş. İyi de neden?
5:51
Neden bütün kulüpler, bütün
5:53
organizasyonlar bu dijital dönüşüme bu
5:56
kadar büyük yatırım yapıyor? Cevap işte
5:59
tam olarak burada. Çünkü gerçek
6:01
dijitalleşmenin amacı eski usul işleri,
6:04
mesela kağıt arşivleri biraz daha iyi
6:07
hale getirmek değildir. Amaç o kağıt
6:10
arşivden tamamen kurtulmak. Dijital
6:13
sistemlere geçtiğinizde sadece zamandan
6:15
tasarruf etmezsiniz. Aynı zamanda
6:17
taraftarla anında etkileşime geçmek gibi
6:20
daha önce hayal bile edilemeyeceğ
6:25
Ve bu dijitalleşme sayesinde espor
6:27
farkındalığı diye bir kavram ortaya
6:29
çıkıyor. Bu ne demek biliyor musunuz?
6:32
Spor'u oynamayan ya da izlemeyen ama
6:34
sosyal medyada haberlerde adını duyduğu
6:36
için varlığından haberdar olan devasa
6:38
bir kitle demek. İşte bu kitle
6:41
sponsorlar ve kulüpler için geleceğin
6:43
potansiyel taraftar ve müşteri havuzunu
6:46
Evet, sporcuyu optimize ettik. İş
6:49
modelini yeniden yazdık ve taraftarın
6:51
deneyimini tamamen değiştirdik.
6:53
Analizimizi ufuk açıcı bir soruyla
6:55
bitirelim. Sizce teknoloji oyunun bir
6:58
sonraki hangi parçasını fethedecek?
7:00
Bunun cevabı gelecekte gizli.