Auzef Yeni Medya Ve Dijital Kültür 2025-2026 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/06/13/yeni-medya-ve-dijital-kultur-2025-2026-final-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Yeni medya ve dijital kültür bağlantının
0:02
hızlanması. Hepiniz bu derinlemesini
0:05
incelemeye hoş geldiniz. Bugün
0:06
elimizdeki verileri ve kaynakları şöyle
0:09
bir araya getirip insanlığın birbirine
0:11
bağlanma serüvenini anlatan o büyüleyici
0:13
hikayeye dalıyoruz. Fiziksel dünyadan
0:15
dijitalin o görünmez mimarisine uzanan
0:18
bu inanılmaz yolculuğa hazırsanız hadi
0:20
başlayalım. Hızlıca içeriğimize bir
0:22
bakalım. Dört bölüm üzerinden
0:24
ilerleyeceğiz. Birinci bölümümüz
0:26
iletişimin evrimi. 2inci bölüm tasarım
0:28
ve kullanıcı deneyimi. 3üncü bölümde
0:31
büyük veri ve blok zincir diyeceğiz. Ve
0:33
4üncü son bölümümüz ise dijital
0:35
sosyoloji. Şimdi konuya tam anlamıyla
0:38
adapte olmanız için gerçekten inanılmaz
0:40
bir istatistikle başlamak istiyorum. 1.7
0:43
MB. Biliyor musunuz? 2020 yılı
0:45
itibariyla dünyadaki her bir internet
0:48
kullanıcısı her saniyede evet yanlış
0:50
duymadınız her saniyede 1.7 MB yeni veri
0:54
üretiyor. Yani siz gözünüzü kırptığınız
0:57
o kısacık anda bile dijital evrene
0:59
devasa bir ayak izi bırakıyoruz.
1:01
İnanılmaz değil mi? Peki ama biz bu hıza
1:03
nasıl ulaştık? Birinci bölüm iletişimin
1:06
evrimi fizikselden dijitale. Bugünün o
1:09
baş döndürücü hızına ulaşmadan önce her
1:11
şeye sıfır noktasından başlamamız
1:13
gerekiyordu elbette. İnternetin,
1:15
e-postaların dünyayı saniyenin 11 biri
1:18
gibi bir sürede dolaştığı günlerden çok
1:20
ama çok önce insan bağlantısı kelimenin
1:23
tam anlamıyla fizikseldi.
1:24
Elektromanyetik o büyük sıçramadan önce
1:27
insanlar haberleşmek için duman
1:28
işaretlerine, mağara resimlerine, at
1:31
sırtında giden mektuplara ve meydan
1:32
konuşmalarına mahkumdü. Düşünsenize
1:34
iletişim demek o zamanlar tamamen kas
1:37
gücü ve zaman demekti. Bağlantı
1:39
hızımızın ivmelenmesine şöyle bir
1:40
bakarsak durum gerçekten nefes kesici.
1:43
1923'te Türkiye'nin İstanbul'daki ilk
1:45
radyo yayınıyla sesin kitlelere ulaştığı
1:48
o tarihi andan çıkıyoruz yola. Oradan
1:51
1945'te en iyi akla devasa elektronik
1:54
bilgisayar çağının şafağına ve hop
1:56
dümdüz 2007'ye cebimizdeki ekosistemi
1:58
başlatan ilk dokunmatik ekranlı Apple
2:01
iPhone'a geliyoruz. Bir asırdan kısa bir
2:03
sürede o tamamen fiziksel dünyadan
2:05
dokunmatik piksellere geçtik. akıl alır
2:07
gibi değil. Burada beni asıl büyüleyen
2:09
şey makine ile insan arasındaki o devasa
2:12
uçurum. Tarihteki ilk genel amaçlı tam
2:14
elektronik bilgisayar olan en iyi abi
2:16
düşünün. O dönemde yetenekli bir insanın
2:18
tam 20 saatini alan karmaşık bir yörünge
2:20
hesabı var ortada. Peki ENAK bunu ne
2:23
kadar sürede yapıyor biliyor musunuz?
2:24
Sadece 30 saniye. Evet, 20 koca saate
2:27
karşılık sadece 30 saniye. Bu sadece bir
2:30
icat değil, adeta zamanın bükülmesiydi.
2:33
İkinci bölüm, tasarım ve kullanıcı
2:35
deneyimi. Dijital arayüzü
2:36
şekillendirmek. İşlem gücü böyle akıl
2:39
almaz seviyelere çıkınca haliyle yepyeni
2:41
bir sorun ortaya çıktı. Biz insanlar bu
2:44
makinelarla nasıl konuşacağız? Nasıl
2:45
etkileşime gireceğiz? İşte tam burada UX
2:48
yani kullanıcı deneyimi testleri devreye
2:50
giriyor. UX testleri sizin o arayüzün
2:53
nasıl algıladığınızı,
2:54
kullanılabilirliğini ve hedef kitleye
2:56
uyumunu ölçer. Ama burada
2:58
kaynaklarımızın özellikle altını çizdiği
3:00
çok kritik bir nokta var. Proje bütçesi
3:02
veya üretim maliyetleri UX testlerinin
3:04
konusu kesinlikle değildir. Yani işin
3:06
parasal kısmı, proje yönetiminin derdi,
3:09
UX tamamen sizin o ekranla kurduğunuz o
3:11
pürüzsüz bağla ilgilidir. Peki bu
3:13
pürüzsüz bağı nasıl kuruyorlar? Tabii ki
3:16
minimalist tasarım ile. Aslında bu
3:18
kavram sadece ekrana az şey koymak demek
3:20
değil. Aksine arayüz kalabalığından
3:23
bilinçli olarak kaçmak sadece en temel
3:25
ögelere odaklanmak ve o boşlukları
3:27
inanılmaz güçlü bir şekilde
3:28
kullanmaktır. Gözümüzün o ekranda
3:30
yorulmaması adeta bir nefes alması için
3:33
o boşluklar kesinlikle şart. 3üncü
3:35
bölüm. Büyük veri ve blok zincir.
3:37
Görünmez dijital mekanizmalar. Şimdi o
3:40
tertemiz minimalist ekranlarımızın hemen
3:43
altına o devasa görünmez mimariye bir
3:45
inelim. Hani girişte her saniye
3:47
ürettiğimiz o 1.7 MB'lık veriden
3:50
bahsetmiştik ya işte o veriler büyük
3:52
veriyi yani big dataı besliyor. Akademik
3:55
olarak bunu büyük verinin 5V'si olarak
3:57
tanımlıyoruz. Hacim, hız, çeşitlilik,
4:00
doğruluk ve en nihayetinde değer.
4:02
Aslında sizin internette öylesine
4:04
gezinmeniz bile bu beş sütun bir araya
4:06
geldiğinde devasa sistemler için paha
4:08
biçilemez bir değere dönüşüyor. Tam bu
4:10
veri patlamasının ortasında harika bir
4:12
fikir doğdu. Dijital dünyadaki
4:14
varlıkları hiçbir merkezli otoriteye,
4:17
bankaya falan ihtiyaç duymadan nasıl
4:19
güvenceye alırız? İşte 2008 yılında
4:22
Satoshi Nakamoto takma adıyla yayımlanan
4:24
o meşhur Bitcoin makalesi ile birlikte
4:27
blok zincir yani blockchain ve dağıtık
4:29
defter mimarisi tam da bu yüzden
4:31
hayatımıza girdi. Bu geçiş gerçekten
4:33
muazzam bir şey. Paranın çağlar boyunca
4:35
taşıdığı o fiziksel elle tutulur altın
4:38
veya gümüş gibi emtiya para halinden
4:40
günümüzün merkeziyetsiz kripto para
4:42
formuna evrilmesi işte bu finansal
4:45
sistemlerimizin ulaştığı o nihai
4:47
dijitalleşmeyi gösteriyor bize.
4:49
cebimizdeki somut ağırlıktan ağlar
4:51
üzerinde şifrelenen matematiğe geçtik.
4:54
Ama bakın burada çok zekice bir detay
4:56
var. Veri sınırsızca büyüyor dedik değil
4:58
mi? Bitcoin ise tam aksine çok katı bir
5:00
kuralla maksimum 21 milyon adetle
5:03
sınırlandırılmış durumda. Sistemin içine
5:05
gömüllü olan o yarılanma yani helving
5:07
mekanizmalarıyla uzmanlar son Bitcoin'in
5:10
ta yılında üretileceğini hesaplıyor. Her
5:13
şeyin sonsuzca kopyalandığı bir dijital
5:16
dünyada yapay bir kıtlık yaratmak
5:18
kesinlikle dahice bir tasarım. 4. bölüm.
5:22
Dijital sosyoloji, popüler kültür ve
5:24
toplum. Peki ya biz tüm bu devasa veri
5:28
yığınları, şifreli paralar falan bizi
5:30
yani toplumu ve kültürü nasıl etkiliyor?
5:33
Sosyal medya platformları sizin için
5:35
sadece arkadaşlarınızla fotoğraf
5:36
paylaşılan bir yer olabilir ama arka
5:38
planda milyarlarca kullanıcının son
5:41
derece detaylı profilleme verisini
5:43
barındırıyorlar. İşte tam da bu yüzden
5:45
sizin o dijital kimliğiniz modern reklam
5:47
sektörünün ana odağı adeta en büyük
5:50
yakıtı haline gelmiş durumda. Aslında
5:52
sadece teknoloji değil popüler
5:54
kültürümüz de ışık hızıyla şekil
5:55
değiştirdi. Şöyle bir zaman çizelgesine
5:58
bakarsak 1920'lerde ilk animasyon süper
6:01
yıldızı Felix the Ketne eğlenirken
6:03
1996'da elimizden düşürmediğimiz o sanal
6:06
bebeklere Tamamagoi'ye geçtik. Sonra
6:08
2004'te de Facebook açıldı ve dijital
6:11
kimliklerimiz doğdu. Sadece 5 yıl sonra
6:14
2009'da yayınlanan internet
6:15
bildirgesiyle asırlı gazeteciliğin bile
6:18
tanımı yeniden yazıldı. Her şey ne kadar
6:20
hızlı değil mi? Tabii işin bir de
6:22
eleştirel tarafı var. Her şey öyle toz
6:24
pembe bir popüler kültürden ibaret
6:26
değil. Frankfurt okulun ünlü
6:27
düşünürlerinden Theodor W. Adorno Minima
6:30
Moralya adlı eserinde devasa sistemlerin
6:33
içinde sıkışmış, onun tabiriyle
6:35
sakatlanmış yaşamları inceliyor. Sistem
6:37
hızlandıkça bireyin o mekanik çarklar
6:40
arasında nasıl kaybolduğunu gösteren çok
6:42
ama çok çarpıcı bir felsefi uyarı bu
6:44
aslında. Bugün teknolojiyle o kadar
6:47
içeyiz ki EG cihazlarıyla beyin
6:49
dalgalarımızı bile saniye saniye
6:51
ölçüyoruz. Ama sosyolojide asla
6:53
unutmamamız gereken çok net bir çizgi
6:55
var. Akıllı telefonunuzdan iki tuşla
6:57
yemek siparişi vermek size çok dijital,
6:59
çok modern bir aktivite gibi gelebilir.
7:01
Ancak yemek yemek en nihayetinde temel
7:03
bir biyolojik sorunluluktur ve
7:05
sosyolojik anlamda kesinlikle bir
7:07
serbest zaman yani boş zaman faaliyeti
7:09
sayılamaz. Yani ne kadar dijitalleşirsek
7:11
dijitalleşelim insan doğası hala kendi
7:14
biyolojisiyle çalışıyor. İşte tam da bu
7:17
yüzden tüm bu baş döndürücü hızda
7:19
savrulmamak için tek bir kavrama sıkı
7:22
sıkıya tutunmamız gerekiyor.
7:23
Sürdürülebilirlik. Ama bunu lütfen
7:26
sadece yeşil bir çevre olarak
7:28
düşünmeyin. Bu ekonomik dengeleri,
7:30
politik yapıları, ekolojik duyarlılığı
7:32
ve sosyolojik kavramları aynı anda bir
7:35
bütün olarak barındıran evrensel bir
7:37
yaklaşım. O dengeyi kuramazsak
7:39
ürettiğimiz devasal verilerin altında
7:42
ezilmemiz işten bile değil. Bu
7:44
derlememizi bitirirken aklınızda
7:46
kalmasını istediğim çok kışkırtıcı bir
7:47
soru var. Hani kodlara kazınmış o kader
7:50
günü dedik ya
7:52
son Bitcoin'de çıkarıldığında sizce
7:55
dijital kültürümüz arzuladığımız o
7:56
gerçek sürdürülebilirliğe ulaşmış olacak
7:59
yoksa bağlantının hatta insan olmanın
8:01
yepyeni bir tanımını mı yapmak zorunda
8:03
kalacağız? Üzerine düşünmeye kesinlikle
8:05
değer. Bu derin analize katıldığınız
8:07
için çok teşekkürler. Bir sonraki
8:09
incelemede görüşmek üzere. Şimdilik
8:10
hoşça kalın.
#Jobs & Education

