Auzef Yeni Medya ve Dijital Kültür 2024-2025 Vize Soruları
https://lolonolo.com/2026/04/15/yeni-medya-ve-dijital-kultur-2024-2025-vize-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Hiç düşündünüz mü? Şu an parmağımızın
0:02
ucundaki bu dijital dünyanın temelleri
0:04
nasıl atıldı? Hadi gelin o ilk
0:06
kıvılcımlardan bugünün piksellerine
0:09
uzanan bu şaşırtıcı yolculuğa hep
0:10
birlikte çıkalım. 19. yüzyıldaki bir
0:13
telgraf mesajıyla bugün kaydırıp
0:15
durduğumuz bir TikTok videosu. Ne alaka
0:17
değil mi? Ama aslında ikisi arasında
0:20
inanılmaz bir bağ var. İşte bu bölümde o
0:22
bağın ne olduğunu adım adım çözeceğiz.
0:25
Birinci bölüm kıvılcımlardan ağlara.
0:28
Hikayemiz her şeyin başlangıcına,
0:30
mesafelerin anlamını sonsuza dek
0:32
değiştiren o ilk elektrik fısıltılarına
0:35
yani anlık iletişimin doğduğu o ilk
0:38
anlara gidiyor. Bu zaman çizelgesine
0:40
şöyle bir baktığımızda gözümüze ilk
0:43
çarpan şey ne biliyor musunuz? Aradaki
0:46
devasa boşluklar. Bakın 1844 sonra 1876
0:52
ve bam 1969'a 1 atlıyoruz. Bu bize neyi
0:56
gösteriyor? Şu anki dijital devrim öyle
0:59
bir gecede falan olmadı. Çok yavaş,
1:01
nesiller boyunca yanan bir ateş gibi
1:04
başladı aslında. Ve işte her şeyi
1:06
başlatan o ilk kıvılcım yıl 1844.
1:10
Samuel Mor Washington'dan Maryland'da
1:13
sadece dört kelimelik bir mesaj
1:15
gönderiyor. Tanrı neler yarattı? Mesajın
1:17
kendisi önemli tabii ama asıl devrim o
1:20
mesajın yüzlerce kilometreyi anında
1:22
aşabilmesiydi. İşte dünya o gün geri
1:25
dönülmez bir şekilde küçülmeye başladı.
1:28
O kıvılcımdan tam 125 yıl sonra dev gibi
1:31
bir adım daha atılıyor. Arpanet. Yıl
1:35
1969.
1:36
Bu ilk bilgisayar ağı. Bugün
1:38
kullandığımız internetin atası demek az
1:40
kalır. Atalar atası. Yani şu an bu
1:43
içeriği izlemenizi sağlayan o koca
1:45
dünyanın temeli işte tam olarak bu ağ
1:48
ile atıldı. Şimdi hikayemizde ikinci
1:51
bölüme geçiyoruz. Dijitalleşmenin
1:53
şafağı. Artık oda büyüklüğündeki devasa
1:56
bilgisayarların çağına gidiyoruz. Hani o
1:58
dev beyinler dediğimiz insanın aklının
2:01
sınırlarını zorlayan hesaplamaları
2:03
makinelere devrettiğimiz o döneme. Şöyle
2:05
bir hayal edin. I. Dünya Savaşı
2:07
yıllarındayız. Bir insanın çok ama çok
2:10
karmaşık bir balistik hesaplamayı
2:12
bitirmesi tam 20 saatini alıyordu.
2:15
Düşünsenize masa başında saatler saatler
2:18
süren bir zihinsel çaba ve sonra sahneye
2:21
en yak çıkıyor. Bir insanın neredeyse
2:24
tam bir gününü harcayarak yaptığı aynı
2:26
hesaplamayı bu devasa makine ne kadar
2:29
sürede yapıyordu dersiniz. Sadece 30
2:31
saniyede. Bakın bu bir hız artışı falan
2:34
değil. Bu bir çağ atlamak. resmen
2:36
insanlık tarihinin en büyük verimlilik
2:38
sıçramalarından biriydi bu. Ama
2:40
teknoloji dediğimiz şey sadece askeri
2:42
hesaplamalardan ibaret değil, değil mi?
2:45
Aynı zamanda hayal kurmak demek. İşte
2:47
1972'de Alen K diye bir vizyoner çıkıyor
2:50
ve çocuklar için taşınabilir bir
2:52
bilgisayar hayal ediyor. DNBook. O
2:55
zamanın teknolojisiyle mümkün değildi
2:56
tabii ama bugünkü tabletlerin, kişisel
2:59
bilgisayarların tohumunu eken de işte bu
3:02
insana odaklı harika vizyondu. 3üncü
3:05
bölüme geldik. Medya evlere giriyor.
3:08
Şimdiye kadar hep büyük makinelardan,
3:10
laboratuvarlardan bahsettik. Peki bu
3:12
teknoloji ne zaman evimizin salonuna,
3:14
hayatımızın tam merkezine girdi? Hadi
3:17
gelin kitlelere yayıncılığın yükselişine
3:19
bir bakalım. Bu süreci en güzel
3:21
Türkiye'den bir örnekle görebiliriz
3:22
aslında. Bakın 19 Mart 1923'te bir
3:26
öğretmen okulunun bodrum katında ilk
3:28
deneysel radyo yayını yapılıyor. Ses.
3:31
Yıllar yıllar sonra 1984'e geldiğimizde
3:34
ise bu yolculuk bambaşka bir boyuta
3:36
geçiyor. Türkiye siyah beyaz
3:38
televizyondan tamamen renkli yayına
3:40
geçiyor. Sesten görüntüye evlerimizdeki
3:43
dünya resmen renkleniyordu. Ve 4. bölüme
3:47
geldik. Dünya cebinizde işte. Şimdi
3:49
hikayede vites yükseltiyoruz. İnternetin
3:52
o masaüstü bilgisayarlara, kablolara
3:54
hapolduğu dönemi geride bırakıp tüm
3:57
dünyanın avucumuzun içine sığdığı o
3:59
muhteşem mobil devrime geliyoruz. Ama
4:02
durun önce çok önemli bir ayrım yapalım.
4:05
World Wide Web yani o 3 tane W
4:08
internetin kendisi değil. Şöyle düşünün.
4:11
İnternet yolların, tünellerin olduğu bir
4:13
altyapı. WW isa o yolların üzerinde
4:17
giden herkesin kullanabildiği arabalar,
4:19
tabelalar yani metinleri ve görselleri
4:22
hyperlink dediğimiz köprülerle birbirine
4:24
bağlayan o kullanıcı dostu Arayüz.
4:26
Kısacası interneti hepimiz için
4:28
erişilebilir kılan sihirli katman tam
4:30
olarak buydu. Peki bizi kablolardan ne
4:34
kurtardı? Teknolojiler peş peşe geldi.
4:36
GPRS cep telefonlarımızı ilk defa
4:39
sürekli bağlı olma hissini getirdi.
4:41
2001'de Ericson T39'la hayatımıza giren
4:44
Bluetooth cihazların birbirleriyle
4:46
fısıldaşmasını sağladı ve tabii ki
4:49
2007'de sahneye çıkan iPhone oyunun
4:52
bütün kurallarını yeniden yazdı ve
4:54
dijital kültürü kökünden değiştirdi. Ama
4:57
bakın iPhone sadece yeni bir telefon
4:59
değildi. Onu bu kadar devrimci yapan şey
5:02
aslında üç farklı devrimci ürünün tek
5:05
bir cihazda bir araya gelmesiydi.
5:07
Neydi peki bu üç devrim? Apple'ın dehası
5:10
şuradaydı. Aslında var olan üç şeyi alıp
5:13
mükemmel bir şekilde birleştirdi. 1.
5:16
dokunmatik ekranlı geniş bir iPad. 2.
5:20
Kullanımı inanılmaz kolay bir cep
5:22
telefonu ve 3. Gerçek anlamda çalışan
5:25
keyifli bir internet cihazı. Bunların
5:27
hepsi tek başına önemliydi belki ama
5:30
asıl sihir bu üçünün tek bir cepte
5:32
birleşmesiyle ortaya çıktı. İşte o an
5:35
dünya gerçekten de parmaklarımızın ucuna
5:37
geldi. Ve geldik son bölüme. Yeni
5:40
dijital kültürümüz. Peki tüm bu
5:43
teknoloji hayatımızı,
5:45
alışkanlıklarımızı, birbirimizle olan
5:47
ilişkimizi nasıl şekillendirdi? Artık
5:50
hikayeyi günümüze getiriyoruz ve sürekli
5:52
bağlı olduğumuz bu ağın içinde yaşama
5:54
halimizi inceliyoruz. Şu tablo aslında
5:57
dijital hayatımızın ne kadar parçalı
5:59
olduğunu çok net gösteriyor. Bakın
6:02
WhatsApp, Telegram gibi uygulamalar
6:04
anlık ve doğrudan iletişim ihtiyacımızı
6:06
karşılıyor. YouTube gibi platformlarsa
6:08
tamamen içerik tüketimi ve paylaşımı
6:10
üzerine kurulu. Her birinin amacı
6:12
farklı. Hatta iş o noktaya geldi ki
6:15
artık her platform kendine özgü bir
6:17
kimliği, adeta bir dili var. Mesela
6:19
Pinterest ilham panoları oluşturduğumuz
6:22
tamamen görsel bir keşif dünyası. TikTok
6:25
ise yarattığı o benzersiz kültürel
6:28
akımlarla ve sürekli gündemde olan veri
6:30
güvenliği tartışmalarıyla bambaşka bir
6:32
evren. Peki tüm bu platformlar
6:35
arasındaki eski ve yeni medya arasındaki
6:37
bu karmaşık dansı nasıl
6:38
anlamlandıracağız? İşte burada Henry
6:41
Jenkins'in yakınsama kültürü teorisi
6:43
devreye giriyor. Bu teori bize diyor ki
6:45
artık sadece koltuğunuzda oturan pasif
6:47
tüketiciler değilsiniz. Sizler eski ve
6:50
yeni medyanın çarpıştığı bu ortamda
6:52
içerik üreten, paylaşan ve kültürü aktif
6:55
olarak şekillendiren oyunculardır. Bu
6:57
dönüşümü en iyi özetleyen cümlelerden
7:00
biri bence 2009'da Alman gazetecilerin
7:03
yayınladığı internet bildirgesinden
7:05
geliyor. Diyorlar ki, "İnternet
7:07
gazeteciliği öldürmez ancak yapılma
7:09
şeklini değiştirir." Mükemmel bir özet.
7:12
Dijital medya eski endüstrileri yok
7:14
etmiyor. Onları alıyor, dönüştürüyor ve
7:17
yeniden şekillendiriyor.
7:19
Evet, bir telgrafın o küçük
7:21
kıvılcımından bugün cebimizdeki
7:23
piksellere uzanan gerçekten de inanılmaz
7:25
bir yolculuk yaptık birlikte. Peki bu
7:28
hikayenin bir sonraki bölümünü ne
7:29
yazacak sizce? Dijital dünyamızı
7:32
şekillendirecek bir sonraki büyük
7:33
kıvılcım ne olacak? İşte bu soru
7:35
üzerinde biraz düşünmeye değer.

