Auzef Yeniçağ Felsefesi 2024-2025 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/06/02/yenicag-felsefesi-2024-2025-final-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Selamlar. Finaller tam kapıya
0:02
dayanmışken hazırladığımız bu açıklayıcı
0:04
rehbere hoş geldiniz. Modern felsefedeki
0:07
o devasa paradigma değişimlerinin
0:09
arasında kaybolduysanız hiç merak
0:11
etmeyin. Bu inceleme tüm o karmaşada
0:14
yolunuzu bulmanızı sağlayacak nihai bir
0:16
zihinsel harita olacak. Hemen
0:18
başlayalım. Bu yoğun materyal kesinlikle
0:21
gözünüzü korkutmasın. Felsefe
0:23
dünyasındaki bu devasa kaosu hepimiz
0:25
için fethedebileceğimiz beş net bölüme
0:28
ayırdık. İnsan bilgisi için savaş,
0:30
Kant'ın radikal Kopernik Devrimi,
0:33
Spinoza'nın birleşik gerçeği, dil,
0:35
oyunlar ve eylemler ve son olarak modern
0:38
eleştiriler ve ufuklar. Birinci bölüm,
0:41
insan bilgisi için savaş. Evet, insan
0:43
bilgisinin aslında tam olarak nereden
0:45
kaynaklandığına dair o meşhur temel
0:48
çatışmaya dalıyoruz. Modern epistemoloji
0:51
ampirist John Lock ile başlar. Lok'un o
0:53
ünlü tabularasa yani boş levha kavramını
0:56
biliyorsunuz. Ona göre hepimiz
0:58
fabrikadan yeni çıkmış, henüz hiçbir
1:01
format atılmamış, boş bir sabit disk
1:03
gibi doğuyoruz. Doğuştan getirdiğimiz
1:05
hiçbir gizli bilgi yok. Her şey ama her
1:08
şey sonradan deneyimlerimizle o diske
1:11
yazılıyor. Tabii bu fikir yüzyıllar
1:13
sürecek muazzam bir entelektüel pinpon
1:16
maçının da fitilini ateşliyor. Bir
1:18
tarafta maddeyi tamamen reddedip var
1:21
olmak algılanmaktır diyen Berkley gibi
1:23
radikal ampiristler var. Diğer
1:25
taraftaysa zihnin doğuştan gelen o
1:28
inanılmaz mimarisini, bilinçli algıyı ve
1:31
meşhur monadları savunan Libnis gibi
1:34
rasyonalistler. Gerçekten de felsefe
1:36
tarihinin en büyük zıtlıklarından biri.
1:39
Fakat her şeyi asıl altüst eden David
1:42
Hum'un o sarsıcı tespiti oldu. Hum adeta
1:45
sahneye çıktı ve dedi ki, "Bakın neden
1:48
sonuç ilişkisi evrensel, nesnel bir
1:51
gerçeklik falan değil. Sadece zihnimizin
1:53
tembel bir alışkanlığı. İnanılmaz değil
1:56
mi? Tüm kesinlikleri yerle bir eden bu
1:58
şüphe birazdan tanışacağımız sıradaki
2:01
düşünürümüzü o meşhur dogmatik
2:02
uykusundan uyandıran alarm zili
2:04
olacaktı. İkinci bölüm Kant'ın radikal
2:08
Kopernik Devrimi. Bakalım Şom'un bu
2:10
derin şüpheği, Immanel Kant'ın gerçeklik
2:13
kurallarını baştan aşağı yeniden
2:15
yazmasına nasıl zemin hazırlamış? Kant
2:19
tüm o eleştirel felsefesini aslında
2:21
oldukça dramatik bir şekilde üç devasa
2:24
soruya çapalıyor. Neyi bilebilirim? Ne
2:27
yapmalıyım ve ne umabilirim? İnsan
2:31
aklının tüm sınırları işte tam da bu üç
2:34
sorunun etrafında çiziliyor. Ne
2:36
yapmalıyım sorusuna cevap vermek için de
2:38
kategorik buyruğu yani o kesin buyruğu
2:40
kuruyor. Bu öyle kişisel çıkarlara göre
2:43
esnemeyen, nerede olursanız olun, kim
2:45
olursanız olun geçerli olan çok katı bir
2:47
ahlak yasası. Yani durum şu. Eğer yalan
2:51
söylemek yanlışsa en yakın arkadaşınızı
2:53
kurtarmak için bile yalan
2:54
söyleyemezsiniz. Hiçbir istisnası yok.
2:57
Burada işler biraz daha ilginçleşiyor.
2:59
Çünkü Kant zihnimizin işleyişini ikiye
3:01
ayılarak haritalandırıyor. Sadece
3:03
tanımları açan, bize dünya ile ilgili
3:05
yepyeni bir şey söylemeyen analitik
3:07
yargılarla aslında dünyadan yepyeni bir
3:10
bilgi koparıp getiren sentetik yargılar
3:12
arasında çok kesin bir çizgi çekiyor. Ve
3:15
bu muazzam ayrım onun o çok ünlü
3:17
Kopernik devrimini zekice açıklıyor.
3:19
Düşünün tıpkı dünyanın evrenin
3:21
merkezinden alınması gibi Kantta
3:23
nesneleri merkeze almaktan vazgeçiyor.
3:26
Evren bize kendini dayatmıyor. Tam
3:28
tersine nesneler bizim zihnimizin
3:30
doğuştan gelen uzay ve zaman algısına
3:32
uymak zorunda. Yani oyunun kurallarını
3:34
algımızla biz koyuyoruz. Merkezde artık
3:37
özne var. Tabii Kant aklın da net bir
3:40
sınırı olduğunu gayet iyi biliyor ve
3:42
transandantal diyalektik ile o uçsuz
3:45
bucaksız geleneksel metafiziğe çok sert
3:47
bir fren yaptırıyor. Ruh, evlen ve tanrı
3:51
hakkındaki o devasa çözümsüz
3:53
tartışmaları nesnel olarak
3:55
ispatlanamayacakları için psikoloji,
3:57
kozmoloji ve teoloji gibi kendi izole
3:59
alanlarına yerleştiriyor. 3ünc bölüm
4:02
Spinoza'nın birleşik gerçekliği.
4:05
Şimdi gerçekliğe tamamen farklı son
4:08
derece bütünleşik bir yaklaşıma bakmak
4:10
için biraz geriye adım atıyoruz.
4:12
Karşımızda Spinoza var. Spinoza Deus civ
4:16
natura olarak özetlenen o radikal monis
4:19
çerçeveyi geliştiriyor. Yani tanrı ve
4:21
fiziksel evrenin birbirinden bağımsız
4:24
ayrı şeyler olmadığını, mutlak surette
4:26
bir ve tam olarak aynı şey olduğunu
4:28
savunuyor. Buradaki asıl can alıcı nokta
4:31
onun paralelizm yani koşçuluk kavramı.
4:34
Spinoza'ya göre fiziksel bedeniniz ve
4:36
bilinçli zihniniz öyle birbiriyle
4:38
sürekli savaş halinde olan ayrı
4:40
varlıklar falan değil. Onlar aslında
4:42
aynı madalyonun iki yüzü. Var olan o tek
4:45
bir ana tözün birbirine tamamen paralel
4:47
işleyen iki farklı görünümünden
4:49
ibaretler. 4. bölüm. Dil, oyunlar ve
4:53
eylemler. 20. yüzyıla doğru şöyle bir
4:55
sıçradığımızda felsefenin tüm savaş
4:57
alanının zihnin içinden çıkıp doğrudan
4:59
ağzımızdan dökülen kelimelere doğru
5:01
kaydığını görüyoruz. Bu büyük değişim
5:04
Witgenstein tarafından kusursuz bir
5:06
şekilde yakalanıyor. İlginçtir
5:08
kariyerinin başlarında Wtgenstein dilin
5:11
tıpkı bir fotoğraf gibi gerçekliğin bile
5:13
bir resmini çizdiğine inanıyordu. Ancak
5:16
daha sonra oldukça radikal bir dönüş
5:18
yaptı. kelimelerin aslında gündelik
5:21
hayat pratiğinde kullandığımız kuralları
5:23
duruma göre değişen esnek dil oyunları
5:26
olduğuna karar verdi. Jel Auston ise
5:29
bunu söz edimleri kuramıyla çok daha
5:32
ileri bir noktaya taşıyor. Dili öyle
5:35
sadece dünyayı tarif etmek olan bitene
5:37
anlatmak için kullanmıyoruz. Dili
5:39
doğrudan eylem yapmak için kullanıyoruz.
5:42
Mesela bir nikah masasında kabul
5:44
ediyorum dediğinizde sadece bir durumu
5:46
rapor etmiyorsunuz. kelimenin tam
5:48
anlamıyla o an yepyeni bir gerçeklik
5:51
yaratıyorsunuz.
5:52
5. ve son bölüm modern eleştiriler ve
5:56
ufuklar. Hadi gelin çağdaş düşünürlerin
5:59
modern toplumumuzun yapısal tuzaklarını
6:01
analiz etmek için bu devasa felsefi
6:04
çerçeveleri nasıl kullandıklarına
6:06
bakalım. Nesnel gözlemciler olarak
6:08
baktığımızda burada birbirinden farklı
6:10
ama çok güçlü analizler görüyoruz.
6:13
Adorno ve Horkimer aydınlanma
6:15
ideallerinin o masum aklının nasıl
6:17
araçsal akıl yoluyla totalitarizme
6:19
dönüştüğünü inceliyor. Levis Straus
6:21
antropoloji aracılığıyla bizzat o
6:23
ilerlemeci tarihin kendisini yapısal bir
6:25
eleştiriye tabi tutuyor. Bwu ise tamamen
6:28
farklı bir ufukta matematiksel kümeler
6:30
kuramını kullanarak saf ontolojiyi
6:32
yeniden temellendirmeye çalışıyor. Ve
6:35
tüm bunlar bizi finaller öncesi üzerinde
6:38
uzun uzun düşünmeniz gereken o son en
6:41
kritik soruya getiriyor. Gerçekliğimiz
6:43
inkar edilemez evrensel doğrular ve
6:46
matematiksel yapılar üzerine mi inşa
6:48
edilmiştir? Yoksa hepimiz sadece miras
6:50
aldığımız o gündelik dil oyunlarının
6:52
sınırları içine mi hapsolduk? Sınava
6:55
girmeden önce bu soruyu zihninizde
6:56
eviyip çevirmek felsefe tarihini bir
6:58
bütün olarak görmenizi sağlayacak.
7:00
Hepinize sınavlarda başarılar.
7:03
İstanbul
#Jobs & Education

