Auzef Yönetimde Güncel Yaklaşımlar 2024-2025 Vize Soruları
https://lolonolo.com/2026/04/21/yonetimde-guncel-yaklasimlar-2024-2025-vize-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Merhabalar. Bugün sizinle bir
0:02
yöneticinin elindeki en temel aracın
0:04
yani o oyun kitabının son 100 yılda
0:07
nasıl baştan aşağı değiştiğini
0:08
konuşacağız. Bir zamanlar altın kural
0:10
olan şeyler bugün neden işe yaramıyor?
0:13
Hadi bu ilgi iş yolculuğa çıkalım. Her
0:15
şey aslında şu soruyla başlıyor. 100 yıl
0:18
önceki bir fabrika ustabaşının
0:20
kafasındaki yönetim anlayışıyla bugünün
0:23
bir teknoloji şirketindeki liderin
0:24
yaklaşımı orasında ne gibi farklar var?
0:27
Yani sadece teknoloji mi değişti? Yoksa
0:30
çok daha derinde insanın iş yapış
0:32
şekline dair bildiğimiz her şey mi? İşte
0:35
bu evrime şimdi yakından bakacağız. Yol
0:38
haritamız oldukça net. Önce her şeyin
0:40
kurallara bağlı olduğu makine düzeniyle
0:42
başlayacağız. Sonra insanın keşfedildiği
0:45
o büyük devrime, ardından şirketin dış
0:47
dünyaya açıldığı döneme ve nihayet
0:49
günümüzün esnek ağlarına geleceğiz. En
0:52
sonunda da tüm bu dersleri bir araya
0:53
getirip bugünün ideal oyun kitabını
0:55
şekillendireceğiz.
0:57
İlk durağımız klasik dönem. Sanayi
0:59
devriminin tam ortasındayız ve herkesin
1:02
aklında tek bir şey var. Düzen, kontrol
1:05
ve tabii ki maksimum verimlilik. Amaç
1:07
ne? Amaç fabrikaları adeta kusursuz bir
1:10
saat gibi tıkır tıkır çalıştırmak. O
1:13
zamanlar şirketlere devasa birer makine
1:16
gözüyle bakılıyordu. Her şeyin yeri
1:18
belli. Her şey öngörülebilir. Peki bu
1:20
makinenin içindeki insanlar onlarda bu
1:23
devasa makinenin standart kolayca
1:26
değiştirilebilen birer parçası yani
1:28
birer dişli gibi görülüyordu.
1:30
Duyguların, kişisel ilişkilerin hiç
1:31
önemi yoktu. Önemli olan tek şey o
1:34
dişlinin makineye uyum sağlayıp
1:36
sağlamadığıydı.
1:37
İşte bu makine mantığının zirve yaptığı
1:40
nokta Max Weber'in bürokrasi kavramı.
1:42
düşünün. Attığınız her adımın yazılı bir
1:45
kuralı var. Her karar önceden
1:47
hazırlanmış prosedürlere göre alınıyor.
1:49
Buradaki amaç aslında iyi niyetli, insan
1:51
kaynaklı hataları, kayırmacılığı tamamen
1:54
ortadan kaldırıp %100 rasyonel,
1:56
öngörülebilir bir sistem yaratmak. Ama
1:59
bu kusursuz gibi görünen makinede
2:02
zamanla ciddi çatlaklar belirmeye
2:04
başladı. Çünkü insanları birer dişli
2:06
olarak gördüğünüzde onların
2:08
yaratıcılığını, potansiyelini de yok
2:10
ediyorsunuz. Ve daha da önemlisi bu
2:12
yaklaşım iş yerindeki belki de en güçlü
2:14
dinamiklerden birini tamamen
2:16
ıskalıyordu. İnsanlar arasındaki o
2:18
görünmez sosyal bağı, arkadaşlıkları,
2:21
gruplaşmaları.
2:22
İşte o çatlaklardan sızan farkındalık
2:25
yönecim tarihinde yepyeni bir sayfa
2:27
açtı. Neasik devrim. Bu devrimi başlatan
2:30
şey o kadar basit ama bir o kadar da
2:32
sarsıcı bir keşifti ki insan bir makine
2:36
değildir ve bir anda odak 180 derece
2:39
değişiyor. Artık verimliliği arttırmak
2:41
için katı kurallara değil insanların
2:44
arasındaki ilişkilere, o sosyal dokuya
2:46
bakmaya başlıyoruz. Yeni anlayışa göre
2:49
bir şirketin asıl motoru resmi hiyerarşi
2:52
şemaları değil çalışanların kendi
2:54
aralarında kurduğu o görünmez sosyal
2:56
ağlardı. Tam da bu yeni bakış açısını
2:59
doğrulayan o büyük an geldi çattı. Half
3:02
Thorn araştırmaları. Bilim insanları
3:04
aslında sadece aydınlatmanın verimlilik
3:07
üzerindeki etkisini ölçmek gibi basit
3:09
bir amaçla yola çıkmışlardı. Ama
3:11
buldukları şey yönetimle ilgili o güne
3:13
kadar bilinen neredeyse her şeyi
3:15
kökünden sarsacaktı.
3:17
İşte o büyük aha anının özeti buydu.
3:20
İnsanlar tek başına sadece maaşla motive
3:23
olan bireyler değiller. Aksine kendi
3:25
aralarında kuralları, normları olan
3:27
sosyal grupların birer parçasılar. Bu ne
3:30
demek biliyor musunuz? Bu bir çalışanın
3:33
performansını belirleyen şeyin çoğu
3:35
zaman patrondan çok yan masadaki
3:37
arkadaşının beklentileri olduğu anlamına
3:39
geliyordu. Bu resmen oyunun kurallarını
3:42
yeniden yazmaktı. Şimdi kamerayı biraz
3:45
daha geri çekiyoruz ve modern döneme
3:47
geliyoruz. Artık anlıyoruz ki şirketler
3:50
kendi başlarına birer ada değiller.
3:52
Mesele sadece içerideki düzeni sağlamak
3:54
değil, dışarıdaki fırtınalı dünyayla
3:57
yani çevreyle nasıl başa çıkacağımız. Bu
4:00
dönemin metaforu gerçekten çok güçlü.
4:03
Organizasyon yaşayan bir organizma
4:05
gibidir. Tıpkı bir canlı gibi hayatta
4:08
kalmak için dışarıdan beslenmek, değişen
4:10
koşullara uyum sağlamak yani adapte
4:13
olmak zorunda. Artık kendi içine kapalı
4:15
bir makineden değil dış dünyaya açık
4:18
nefes alan bir sistemden bahsediyoruz.
4:21
Peki bu canlı organizma nasıl
4:23
yönetilmeli? Eşte durumsallık yaklaşımı
4:26
tam bu noktada sahneye çıkıyor ve devrim
4:28
gibi bir şey söylüyor. Erzurum'a uyan
4:31
tek bir en iyi yol diye bir şey yoktur.
4:33
En doğru yönetim tarzı şirketin
4:35
kullandığı teknolojiye ne kadar büyük
4:38
olduğuna ve en önemlisi dış dünyanın ne
4:40
kadar belirsiz ve değişken olduğuna
4:42
bağlıdır. Yani sakin bir denizde gemi
4:45
yönetmekle fırtınalı bir okyanusta
4:47
yönetmek aynı şey değildir. Peki bu uyum
4:50
sağlama sürecinde yöneticinin gücü ne
4:53
kadar? İşte burada iki temel görüş
4:55
birbiriyle çarpışıyor. Adaptasyon görüşü
4:58
diyor ki yönetici dümendedir. Gemiyi
5:01
rotada tutabilir. Stratejik kararlarla
5:03
şirketi değişen koşullara uydurabilir.
5:05
Ama popülasyon ekolojisi denen diğer
5:08
görüş çok daha sert bir gerçeği
5:10
söylüyor. Asıl patron çevredir. Çevre
5:13
acımasızca bir seçilim yapar. uyum
5:15
sağlayanı yaşatır, sağlayamayanı yok
5:17
eder. Yani bu görüşe göre yöneticinin
5:20
etkisi aslında sandığımızdan çok daha
5:22
sınırlı. Ve işte geldik bugüne.
5:25
Bilginin, hızın ve bağlantıların artık
5:28
her şey demek olduğu yeni ekonomi
5:30
çağını. Günümüz organizasyonlarını en
5:33
iyi anlatan kelime kesinlikle A. Artık o
5:36
eski yukarıdan aşağıya işleyen katı
5:38
hiyerarşiler yok. Onun yerine farklı
5:40
noktaları birbirine bağlayan esnek,
5:42
dinamik ve sürekli değişen yapılar var.
5:45
Güç artık merkezde bir yerde
5:47
toplanmıyor. Ağın kendisine yayılıyor.
5:50
Eski ile yeni arasındaki fark gerçekten
5:52
de gece ile gündüz gibi. Sanayi
5:54
ekonomisi her şeyi kendi devasa çatısı
5:56
altında yapmaya çalışan hiyerarşik
5:58
yapılardan oluşuyordu. Yeni ekonomi ise
6:01
tam tersi. Belirli konularda
6:03
uzmanlaşmış, esnek ve bolca dış kaynak
6:05
yani outsourcing kullanan ağlardan
6:07
oluşuyor. Odak noktası artık devasa
6:10
fabrikalar değil, bilgi ve hizmet üreten
6:12
çevik ekipler. Peki bu ağlar pratikte
6:15
nasıl çalışıyor? Şöyle düşünün. Sanal
6:18
bir organizasyon kurmak üç adımlı bir
6:20
dans gibi. İlk adımda A'daki potansiyel
6:23
ortaklar kendi yeteneklerini bir nevi
6:25
vitrinde sergiliyor. Buna ön oluşum
6:27
diyoruz. İkinci adımda bir proje ortaya
6:30
çıktığında o projenin ihtiyacı olan en
6:32
doğru yetenekler A'dan bulunup bir araya
6:34
getiriliyor. Tıpkı bir yap bozum
6:36
parçaları gibi. Son adımda da bu geçici
6:38
ekip işbirliği yapıyor, hedefi
6:40
tamamlıyor ve görev bitince dağılıp bir
6:42
sonraki proje için tekrar ağa geri
6:44
dönüyor. Son derece akışkan proje odaklı
6:47
bir yapı. Evet, 100 yıllık müthiş bir
6:50
yolculuğu geride bıraktık. Makineden
6:52
insana, insandan çevreye, çevreden
6:55
ağlara uzandık. Şimdi tüm bu
6:57
öğrendiklerimizi bir araya getirip
6:59
günümüz yöneticisinin oyun kitabının
7:01
nasıl olması gerektiğini bir
7:03
özetleyelim. İşte tüm yolculuğun özeti
7:06
bu tabloda. Gördüğünüz gibi aslında
7:08
hiçbir dönem bir öncekini tamamen silip
7:10
atmadı. Tam tersine onun üzerine bir
7:13
şeyler ekledi. Klasik dönemin verimlilik
7:15
takıntısı, neoklasik dönemin insanı
7:18
anlama çabası, modern dönemin çevreye
7:20
uyum sağlama yeteneği ve yeni ekonominin
7:23
esnekliği. İşte iyi bir yönetici bu dört
7:26
dönemin de bilgeliğini kendi oyun
7:28
kitabında harmanlayabilen kişidir. Peki
7:31
bu kitabın bir sonraki bölümünde ne
7:33
yazacak? Yönetimdeki bir sonraki büyük
7:35
devrimi yapay zeka mı tetikleyecek yoksa
7:38
iklim krizi mi ya da bambaşka bir şey
7:40
mi? İşte bu geleceği şekillendirirken
7:43
hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir
7:45
soru. Vakit ayırdığınız için
7:46
teşekkürler.

