Auzef Uluslararası İlişkilerde Güncel Sorunlar 2025-2026 Vize Soruları
https://lolonolo.com/2026/05/29/uluslararasi-iliskilerde-guncel-sorunlar-2025-2026-vize-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Modern dünyamızı
0:02
şekillendiren o devasa sistemlerin,
0:04
yasaların ve aslında çatışmaların perde
0:07
arkasını haritalandırdığımız bu yepyeni
0:09
görsel incelemeye hoş geldiniz.
0:11
Biliyorsunuz dünyanın nasıl işlediğini
0:13
kavramak bazen binlerce parçalık dev bir
0:15
yapbozu çözmek gibi hissettirebiliyor,
0:17
değil mi? Ama merak etmeyin, elimizdeki
0:19
sağlam verilerle bu karmaşık küresel
0:21
düzeni bugün parça parça deşifre
0:23
edeceğiz. Amacımız her gün ekranlarda
0:26
akıp giden o haberlerin arkasındaki asıl
0:28
büyük resmi işin mühendisliğini ortaya
0:31
çıkarmak. Pekala, hadi hiç vakit
0:33
kaybetmeden doğrudan konuya girelim.
0:35
Bugün bu devasa yapıyı anlamak için dört
0:38
ana sütunu inceleyeceğiz. Birincisi
0:40
küresel ticaret ve örgütler. İkincisi
0:42
mülteci hukuku ve koruma. Üçüncüsü
0:45
terörizm ve güvenlik dalgaları. Ve son
0:47
olarak kutupluluk modelleri ve BM
0:49
reformu. Birinci bölümümüz küresel
0:52
ticaret ve örgütler. Hadi oyunun
0:54
ekonomik kurallarına tarafsız bir gözle
0:56
bakalım. Küresel ilişkileri paranın ve
0:59
ticaretin nasıl yönetildiğini anlamadan
1:01
tam olarak kavrayamayız. Öyle değil mi?
1:03
O yüzden işe çok temel bir sayıyla
1:05
başlayalım. 164. Düşünsenize birkaç
1:09
arkadaşın akşam nerede yemek yiyeceği
1:10
konusunda bile anlaşması bazen
1:12
imkansızken bu 2021 itibariyla Dünya
1:16
Ticaret Örgütü çatısı altında ortak
1:18
kurallara uymayı kabul eden tamına
1:19
tamına ülke sayısı. 1995'te Gaton halefi
1:23
olarak kurulan bu yapı günümüzde küresel
1:25
ticaretin tartışmasız kural koyucusu.
1:27
Dünyanın neredeyse tüm büyük ekonomileri
1:30
resmen bu devasa şemsiyenin altında
1:32
toplanmış durumda. Peki nedir bu meşhur
1:35
kurallar? Temelinde sistem GAT'ın iki
1:37
altın ilkesine dayanıyor. En çok
1:39
gözetilen ulus ve ulusal muamele.
1:42
Kısacası sistem serbest ticareti
1:44
savunuyor ve haksız rekabet yaratmamak
1:46
için devletlerin ihracat teşviklerini
1:48
yasaklıyor. Ama işin içine gerçek dünya
1:51
girince durum biraz farklılaşıyor. Tabii
1:54
bu kuralların devasa bir aması var.
1:56
Hukuktaki en büyük arka kapı ulusal
1:59
güvenlik istisnası. Hatırlarsınız
2:02
Amerika Birleşik Devletleri çelik ve
2:04
alüminyum kotaları koyduğunda işte tam
2:06
olarak bu istisnaya tutunmuştu. Kağıt
2:08
üzerindeki teorinin gerçeklikte devlet
2:11
çıkarlarıyla nasıl esnetilebildiğinin
2:13
harika bir örneği değil mi? Şimdi
2:15
buradaki asıl ilginç nokta şu. Akademik
2:18
dünyada ve hatta haber bültenlerinde
2:20
sıkça birbirine karıştırılan iki dev
2:22
kurumu netleştirmemiz gerekiyor. Bir
2:25
tarafta Uluslararası Adalet Divanı var.
2:28
Bu Birleşmiş Milletler'in altı ana
2:30
organından biri. Yani sistemin tam
2:32
merkezinde ve sadece devletlerarası
2:34
davalara bakıyor. Diğer tarafta ise
2:37
Uluslararası Ceza Mahkemesi var. Bakın
2:39
burası çok kritik. Bu mahkeme bir BM
2:42
organı falan değil. Tamamen bağımsız bir
2:44
statüsü var ve devletleri değil doğrudan
2:47
bireyleri yargılıyor. Gece ile gündüz
2:49
kadar farklılar ve bu ayrım küresel
2:52
adaletin nasıl çalıştığını anlamak için
2:54
gerçekten kilit bir detay. İkinci
2:57
bölümümüz mülteci hukuku ve koruma.
3:00
Şimdi işin ekonomi boyutundan çıkıp
3:02
doğrudan insanlık boyutuna mantıklı bir
3:04
geçiş yapıyoruz. Uluslararası hukukta
3:07
insanların yer değiştirmesi çok keskin
3:10
sınırlarla çizilmiştir. Mülteci
3:13
kelimesini haberlerde o kadar sık
3:15
duyuyoruz ki anlamı bazen
3:16
bulanıklaşabiliyor.
3:18
Ancak hukuken bunun çok net akademik bir
3:21
tanımı var. Mülteci sadece daha iyi bir
3:24
iş veya ekonomik fırsat için yer
3:26
değiştiren kişi değildir. Mülteci tam
3:29
anlamıyla haklı bir zulüm görme korkusu
3:31
nedeniyle ülkesinden kaçmak zorunda
3:33
kalan kişidir. Ve inanın bana
3:36
uluslararası hukuk bu zulüm kavramını
3:38
öyle rastgele bırakmıyor. O haklı
3:41
korkunun beş çok spesifik, çok katı
3:43
kritere dayanması şart. Kişinin ırkı,
3:46
dini, tabiiyeti, belirli bir sosyal
3:48
gruba aidiyeti veya siyasi düşüncesi.
3:51
Nokta. Peki ya savaş diyelim ki şiddetli
3:54
bir çatışma ortamından bu beş maddeyeyi
3:56
girmeyen genel bir savaştan kaçıyorlar.
3:58
O zaman ne oluyor? İşte o zaman doğrudan
4:00
mülteci değil uluslararası hukukta
4:03
ikincil koruma dediğimiz farklı bir
4:04
statüye giriyorlar. Devletlerin kimleri
4:07
sınır içeri alıp kimleri almayacağını
4:08
belirleyen o ince hukuki çizgi tam
4:11
olarak buradan geçiyor. Bu tanımların
4:13
sahaya yansımasına baktığımızda
4:15
karşımıza çarpıcı bir veri çıkıyor.
4:18
Küresel çapta şu an dünyada en fazla
4:21
mülteciye ev sahipliği yapan ülke
4:23
Türkiye. Kaynaklara göre bunun birincil
4:26
sebebi doğrudan sınır komşularında
4:28
yaşanan şiddetli savaşlar ve krizler.
4:31
Tabii madalyonun bir de diğer yüzü var.
4:33
Tüm göçler zorunlu değil. Alternatif
4:35
yaşam tarzları arayışıyla yapılan
4:37
gönüllü göçler de var. Bir de diaspora
4:40
geri dönüşleri kavramı var ki bu çok sık
4:43
yanlış anlaşılır. Eski vatandaşların
4:45
memleketine dönmesini sadece bir iç
4:47
mesele sanabilirsiniz ama uluslararası
4:49
hukuk diyor ki hayır. Sınır ötesinden
4:52
gelen bu geri dönüşler bir iç göç değil
4:54
başlı başına bir uluslararası göç
4:56
hareketidir. 3üncü bölümümüz terörizm ve
4:59
güvenlik dalgaları. Küresel istikrarı
5:02
şiddetle sarsan o karanlık güçlere
5:04
objektif bir mercekle bakma zamanı. İşte
5:08
bu kronolojik yapı bize sürecin nasıl
5:10
evrildiğini harika bir şekilde
5:12
özetliyor. David Repoport'un ünlü dört
5:15
dalga teorisi. Meseleyi anlamak için
5:17
müthiş bir anahtar. 1880'lerden
5:20
1920'lere doğrudan devlet otoritesini
5:23
suikastlerle hedef alan anarşist dalgayı
5:26
görüyoruz. Sonra 1920 ile 1960 arası
5:30
sömürgeci güçlere karşı yürütülen o
5:32
antikolonyal dalga yani bağımsızlık
5:34
mücadeleleri devri başlıyor. 60'lardan
5:37
90'lara kadar sahnede marksist ve
5:39
milliyetçi motivasyonlu yeni sol dalga
5:41
var. Ve son olarak 1979'dan günümüze
5:44
uzanan evre ise dini motivasyonların
5:47
tetiklediği dinsel dalga. Gördüğünüz
5:49
gibi hiçbir şey bir gecede olmuyor. Her
5:51
dönemin kendi belirgin bir ruhu ve
5:53
hedefi var. Ama bu dalgaların içinde
5:56
öyle bir kırılma anı var ki her şeyi
5:58
sonsuza dek değiştirdi. Evet, 11 Eylül
6:01
saldırılarından bahsediyorum. Bu olay
6:03
terörizmi sadece bölgesel veya yerel bir
6:06
baş ağrısı olmaktan çıkarıp anında tüm
6:08
dünyanın bir numaralı en acil küresel
6:11
tehdidi haline getirdi. Güvenlik
6:13
paradigması adeta temelinden sarsıldı ve
6:16
Amerika Birleşik Devletleri'nin o ünlü
6:18
teröre karşı savaş doktrini tam da bu
6:21
sürecin bir sonucu olarak doğdu.
6:23
Devletlerin güvenlik algısında tamamen
6:25
yeni tavizsiz bir çağa adım atmış olduk.
6:28
Ve 4.üncü bölümümüz kutupluluk modelleri
6:30
ve BM reformu. Artık kamerayı tamamen
6:33
geriye çekip sistemin en tepesindeki güç
6:36
yapılarına bakma vakti. Uzmanlar bu
6:39
uluslararası sistemin yapısını, o büyük
6:41
güç oyununu nasıl ölçüp biçiyor
6:43
dersiniz. İşte burada iki zıt, bir o
6:46
kadar da büyüleyici akademik vizyon kafa
6:48
kafaya çarpışıyor. Bir yanda Kenneth
6:51
Wolzs gibi yapısal realistler var. Onlar
6:53
kutupluluk teorisiyle sistemdeki saf
6:56
fiziksel güç dağılımına odaklanırlar.
6:58
Yani masada kimin parası, kimin tankı
7:00
daha fazla onlar için sistem acımasız
7:03
bir matematik ve güç meselesi. Ama öte
7:06
yanda marksist kuramcılar duruyor. Onlar
7:08
diyor ki, "Hayır, mesele sadece güç
7:10
dağılımı değil. sistemi devletlerin
7:12
askeri gücü üzerinden değil doğrudan
7:15
sınıfsal çelişkiler ve ekonomik yapılar
7:17
üzerinden açıklıyorlar. Aynı dünyaya,
7:19
aynı düzene bakıyorlar ama kullandıkları
7:22
analiz mercekleri tamamen bambaşka.
7:25
Hazır meselelere nasıl baktığımızdan,
7:27
neleri nasıl algıladığımızdan söz
7:29
açılmışken kaynak metnimizdeki o ince
7:32
ama çok kritik medya teorisine de kısaca
7:34
bir değinelim. Medya dünyasında çok
7:37
temel bir ayrım vardır. Soğuk medya ve
7:39
sıcak medya. Televizyon gibi soğuk medya
7:42
araçları mesajın oturması için sizin
7:45
yani izleyicinin aktif katılımını talep
7:47
eder. Boşlukları zihninizde sizin
7:49
doldurmanızı ister ama sıcak medya
7:51
bilgiyi çok yüksek çözünürlükte hazır
7:54
bir paket olarak sunarak tamamen pasif
7:56
bir tüketici hedefler. Küresel krizleri,
7:59
savaşları izlerken size sunulan bilginin
8:01
nasıl paketlendiğini anlamak için bu
8:03
teori gerçekten aklımızın bir köşesinde
8:06
her zaman bulunmalı. Peki tüm bu
8:08
algılar, tüm bu güç savaşları nerede
8:11
düğümleniyor? Tabii ki küresel
8:12
diplomasinin merkez karargahı olan
8:15
Birleşmiş Milletlerde ama artık ı Dünya
8:18
Savaşı sonrasındaki o eski dünyada
8:20
yaşamıyoruz. Çok kutuplu, inanılmaz
8:22
dinamik bir düzendeyiz. Ve tam da bu
8:24
yüzden G4 ülkeleri yani Almanya,
8:28
Hindistan, Japonya ve Brezilya masaya
8:30
yumruklarını vurup çok haklı bir itiraz
8:32
yükseltiyorlar. Güvenlik konseyindeki
8:35
temsil adaletsizliğini ve 10 yıllardır
8:37
değişmeyen o kemikleşmiş daimi üye
8:40
yapısını sertçe eleştiriyorlar. Mevcut
8:42
yapının bugünün dünyasını yansıtmadığını
8:45
ve acilen ama acilen reform edilmesi
8:47
gerektiğini savunuyorlar. Ve işte tüm bu
8:50
sistemi çözümledikten sonra geriye
8:52
akıllardan çıkmayacak o büyük soru
8:54
kalıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik
8:56
Konseyi'nde sadece ve sadece beş ülkenin
8:59
tekelinde olan bu mutlak veto yetkisi
9:01
günümüzün bu kadar çok kutuplu, karmaşık
9:04
ve içe geçmiş modern dünyasını gerçekten
9:07
adil bir şekilde temsil edebilir mi?
9:09
Yoksa sistemin kendisi en büyük küresel
9:11
sorunlardan biri mi haline geldi? Bunun
9:13
cevabını verecek olan geleceğin ta
9:15
kendisi. Bu dünyayı okumaya, kuralları
9:18
ve sistemleri sorgulamaya devam edin.
9:20
İncelememize katıldığınız için
9:22
teşekkürler. Bir sonraki analizimizde
9:24
görüşmek üzere.
#Jobs & Education

