0:00
Dünyamızın nasıl işlediğini, devletlerin
0:02
neden bazen savaşıp bazen barıştığını
0:04
açıklayan büyük teorileri hiç merak
0:06
ettiniz mi? İşte bugün tam da bu konuya
0:09
dalıyoruz. Uluslararası ilişkiler
0:11
sahnesinin arkasındaki o devasa
0:12
fikirleri gelin birlikte keşfedelim. Her
0:15
şey aslında bu basit ama bir o kadar da
0:18
karmaşık soruyla başlıyor. Bu binlerce
0:20
yıldır liderlerin, filozofların aklını
0:22
kurcalayan bir soru ve aslında
0:24
uluslararası ilişkiler dediğimiz alanın
0:26
da tam kaybinde yatıyor. Vereceğiniz
0:29
cevap inanın dünyaya bakış açınızı
0:31
tamamen değiştirebilir. Ama durun
0:33
teorilere balıklama dalmadan önce bir
0:36
sahneyi ve oyuncuları tanıyalım değil
0:37
mi? Yani kim bu oyuncular? Bu küresel
0:40
oyunun kurallarını kimler yazıyor?
0:42
Uluslararası ilişkiler ya da kısaca UI
0:45
diyelim. Sakın a sadece ülkelerarası
0:47
diplomasi sanmayın. Bu ekonomiden
0:49
kültüre, dev şirketlerden aktivist
0:51
gruplara kadar küresel düzeydeki her
0:54
türlü etkileşimi inceleyen devasa bir
0:56
alan. Bakın bu ikisi sık sık
0:58
karıştırılır. Uluslararası politika
1:00
genelde devletlerin o bitmek bilmeyen
1:02
güç mücadelesine odaklanır. Ama
1:04
uluslararası ilişkiler bu politikayı da
1:06
içine alan çok daha büyük bir şemsiye
1:08
gibidir. Yani her politika bir ilişkidir
1:11
ama her ilişki sadece politikadan ibaret
1:14
değildir. Ve bu sahnede spot ışıkları
1:17
her zaman kimin üzerinde? Tabii ki
1:18
devletin. Bu o kadar temel bir kural ki
1:21
devletlere asla devlet dışı aktör
1:23
denmez. Onlar oyunun kendisi,
1:26
kurucuları. Geri kalan her şey onların
1:28
etrafında dönüyor. Şimdi işlerin
1:31
gerçekten kızıştığı yere geliyoruz. Bu
1:33
alanı şekillendiren o devasa entelektüel
1:36
kavgaya yani ilk büyük tartışmaya her
1:39
şeyin başladığı o an. Şöyle bir zamanda
1:42
geriye gidelim. Dünya Savaşı'nın
1:44
yarattığı o korkunç yıkımın ortasında
1:46
yani 1930'lar ve 50'ler arasında
1:49
aydınlar şu soruyu sormaya başladı. Biz
1:51
nerede yanlış yaptık? Dünya neden bu
1:54
hale geldi? İşte bu sorudan iki devasa
1:57
düşünce akımı doğdu. İşte karşınızda iki
1:59
rakip. Bir tarafta insanlığa ve
2:02
işbirliğine inanan daha umutlu olan
2:04
idealizm. Diğer taraftaya dünyanın acı
2:07
gerçeklerine, güç mücadelesine
2:09
odaklandığını iddia eden realizm.
2:12
Resmen iyimserlikle kötümserliğin
2:14
savaşıydı bu. Zamanla idealizm biraz
2:17
evrildi, kabuk değiştirdi ve biz ona
2:19
artık daha çok liberalizm diyoruz. Şimdi
2:21
bu iki devi realizmi ve liberalizmi
2:24
birbiriyle karşılaştıralım. Bakın bu
2:27
ayrımı anlamak bugünün dış politikasını
2:29
çözmek için hala en temel anahtar. Fark
2:32
o kadar temel ki realistler için dünya
2:35
devletlerin hayatta kalmak için sürekli
2:38
birbiriyle yarıştığı tehlikeli bir orman
2:40
gibidir. Liberaller ise hayır der
2:43
işbirliği yaparak ortak kurumlar kurarak
2:46
çok daha barışçıl bir dünya
2:48
yaratabiliriz. Klasik realizmin
2:50
kurucularından Hans Morgantao'ya göre
2:52
bütün mesele bizde yani insanda bitiyor.
2:56
İnsan doğası eğer kusurluysa, bencilse
2:59
eee o zaman insanların kurduğu devletler
3:01
de doğal olarak güç peşinde koşacak ve
3:03
çatışacaktır. Yani sorun kaynağında
3:06
insanın içinde. Realizmin mantığı
3:08
aslında dört adımlık bir hayatta kalma
3:10
rehberi gibidir. Bir, her şey devlet
3:12
içindir. İki, tek amaç hayatta
3:14
kalmaktır. 3. Kimseye güvenme. Kendi
3:16
başının çaresine bak. ve 4. Bu yüzden
3:18
her an, her saniye güvenliğini düşünmek
3:21
zorundasın. İşte bu çok zekice bir
3:23
değişiklikti. Neorealistler dediler ki
3:26
bir dakika sorun insanların kötü olup
3:28
olmaması değil. Asıl sorun gezegendeki
3:30
herkesi denetleyecek, kuralları
3:32
uygulayacak bir dünya hükümetinin
3:34
olmaması. İşte bu başı boş yani anarşik
3:37
yapı en iyi niyetli devletleri bile en
3:40
kötüye hazırlanmaya zorluyor. Liberalizm
3:42
ise masaya bambaşka bir kart koyuyor.
3:44
Diyor ki evet bir dünya hükümeti
3:46
olmayabilir, sistem anarşik olabilir ama
3:49
bu sonsuza dek savaşacağımız anlamına
3:51
gelmez. Ortak çıkarlar, uluslararası
3:54
hukuk ve Birleşmiş Milletler gibi
3:56
kurumlar aracılığıyla işbirliği yapmak
3:58
hem mümkün hem de herkesin yararına.
4:00
Peki bu liberal düşünce nereden
4:02
besleniyor? bireyi ve özgürlüğü öne
4:05
çıkaran büyük tarihsel dönüm
4:06
noktalarından, Rönesanstan, Amerikan ve
4:09
Fransız devrimlerinden. Ama dikkat,
4:12
bireyi değil de sınıfı merkeze alan 1917
4:15
Sovyet devrimi liberal düşüncenin tam
4:17
zıttı bir yerde durur. Bu ayrım çok
4:19
önemli. Ve işte liberalizmin en popüler
4:22
fikirlerinden biri demokratik barış
4:24
teorisi. Fikir şu: Bir devletin içeride
4:27
nasıl yönetildiği, dışarıda nasıl
4:29
davrlandığını belirler. halkına hesap
4:32
vermek zorunda olan demokratik liderler
4:34
kolay kolay başka bir demokrasiyle
4:36
savaşa girmezler. Yani liberallere göre
4:39
daha fazla demokrasi daha fazla barış
4:41
demek. Tamam, iki ana takımı anladık.
4:43
Realistler ve liberaller. Ama ya ikisi
4:46
de resmi eksik görüyorsa ya odaklanmamız
4:48
gereken bambaşka şeyler varsa işte şimdi
4:50
sahneye eleştirel sesler çıkıyor.
4:52
Eleştirel teorilerin sorduğu temel soru
4:55
bu. Belki de asıl mesele devletlerin güç
4:58
savaşı değil. Belki de asıl mesele o
5:00
gücün nasıl tanımlandığı, kimin
5:02
çıkarlarına hizmet ettiği ve bu süreçte
5:04
kimlerin sesinin kısıldığıdır. Buradaki
5:07
ayrım bir bilim insanıyla bir filozofun
5:09
bakış açısı gibi. Pozitivist teoriler
5:12
yani realizm liberalizm dünyayı bir
5:15
laboratuvar gibi görüp olanı açıklamaya
5:18
çalışır. Normatif yani eleştirel
5:20
teoriler ise olması gereken bu mu diye
5:22
sorar. Mevcut düzeni, adalet, etik gibi
5:25
değerler üzerinden sorgular. Ana akım
5:28
teoriler sürekli anarşi derken eleştirel
5:31
teoriler durum bir dakika der. Belki de
5:34
sorun anarşi değil tek bir gücün yani
5:37
hegemonun baskınlığıdır. Ya da belki de
5:39
kimlikler, kültür, cinsiyet rolleri veya
5:42
sömürgecilikten kalan miras gibi göz
5:45
ardı edilen konulara bakmalıyız. Peki
5:47
tüm bu soyut fikirler, tüm bu teorik
5:49
tartışmalar günümüz dünyasında bizim
5:51
için ne ifade ediyor? Bugün bize ne
5:53
söylüyorlar? İşte küreselleşme denen
5:55
olay bütün bu teorilerin oyun alanını
5:58
temelden sarstı. Artık para, bilgi,
6:01
fikirler sınır tanımıyor. Bu durum her
6:03
şeyin merkezine devleti koyan o klasik
6:05
bakış açıları için tabii ki çok büyük
6:07
bir meydan okuma. Ve sonunda yine
6:09
başladığımız yere o büyük açmaza
6:11
geliyoruz. Evet, uluslararası hukuk var,
6:13
imzalanmış anlaşmalar var ama bu
6:15
kuralları çiğneyen bir devleti
6:17
cezalandıracak bir dünya polisi ya da
6:18
herkesin kabul ettiği bir mahkeme yok.
6:20
İşte bu yaptırım gücünün eksikliği
6:23
sistemin en zayıf halkası ve bu da bizi
6:26
tekrar o meşhur anarşi kavramına geri
6:28
getiriyor. Artık elinizde dünyaya bakmak
6:30
için farklı gözlükler var. Realist,
6:33
liberal ve eleştirel. Bir dahaki sefere
6:35
bir uluslararası kriz haberi
6:37
okuduğunuzda veya bir liderin
6:39
konuşmasını dinlediğinizde kendinize
6:40
sorun. Bu olayı bir realist nasıl
6:42
açıklardı? Bir liberal ne çözüm
6:44
önerirdi? Ve bu resimde hangi eleştirel
6:47
sesler duyulmuyor? İnanın bana cevaplar