Auzef Uluslararası İlişkiler Teorisi 2025-2026 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/01/19/uluslararasi-iliskiler-teorisi-2025-2026-final-sorulari/
Bu metin, uluslararası ilişkiler disiplinindeki temel teorik yaklaşımları ve bu yaklaşımların sistem yapısına yönelik bakış açılarını kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Realizm ve liberalizm gibi ana akım teorilerin güç, işbirliği ve anarşi kavramları üzerindeki çatışması detaylandırılırken, inşacılık ve İngiliz Okulu gibi normatif değerlere odaklanan orta yol arayışlarına değinilmektedir. Ayrıca Marksizm, feminizm ve post-kolonyalizm gibi eleştirel kuramların mevcut küresel hiyerarşiyi ve Batı merkezli yapıyı nasıl sorguladığına dair temel bilgiler sunulmaktadır. Kaynak, teorik tartışmaların yanı sıra pozitivist ve post-pozitivist yöntem farklarını ve küresel siyasetin değişen aktör yapısını örnek sorularla somutlaştırmaktadır. Nihayetinde bu derleme, öğrencilerin disiplindeki temel tartışmaları ve emansipasyon gibi merkezi kavramları kavramasını hedefleyen bir akademik rehber niteliğindedir.
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Haberleri açtığınızda
0:02
gördüğünüz o karmaşık küresel olaylar
0:04
var ya bazen baş döndürücü olabiliyor,
0:06
değil mi? İşte bugün bütün bu tabloyu
0:09
anlamlandırmak için elimizdeki en güçlü
0:11
araç setlerinden birini yani
0:12
uluslararası ilişkiler teorilerini
0:14
masaya yatırıyoruz. Aslında bunlar dünya
0:17
siyasetini deşikre etmemizi sağlayan
0:19
farklı gözlükler gibi. Hazırsanız hadi
0:22
başlayalım. Şimdi size basit bir soru.
0:24
Küresel siyasete baktığınızda ne
0:27
görüyorsunuz? Yani haberleri izlerken,
0:29
ülkeler arasındaki o gerilimleri ya da
0:32
ittifakları düşünürken zihninizde
0:34
canlanan ilk resim ne? Çünkü inanın her
0:37
şey tam olarak bu noktada. Manzarayı
0:39
nasıl yorumladığımızla başlıyor. Belki
0:42
de aklınıza gelen şey amansız bir güç
0:44
mücadelesi ya da tam tersi giderek artan
0:47
bir işbirliği potansiyeli veya belki de
0:50
bütün bunların sadece bizim inandığımız,
0:52
kurguladığımız hikayelerden ibaret
0:54
olduğunu düşünüyorsunuz. İşte bu üç
0:57
bakış açısı aslında bugünkü konumuzun
0:59
ana hatlarını çiziyor. Her biri dünyayı
1:02
okumak için bize farklı bir gözlük
1:04
sunuyor ve biz bugün bu temel gözlükleri
1:06
ve hatta daha fazlasını takıp
1:08
deneyeceğiz. Şimdi uluslararası
1:11
İlişkiler Arenasındaki ana akım savaşa
1:14
yani iki devin mücadelesine dalıyoruz.
1:16
Güç ve işbirliği. Yıllardır bu alanı
1:19
şekillendiren iki zıt kutup var. Biri
1:21
diyor ki her şey güçle ilgili diğeri ise
1:24
işbirliği mümkün. diyor. Bakalım bu iki
1:26
farklı görüş bize dünyanın nasıl iki
1:29
apayrı resmini sunuyor. Bu tabloya
1:31
bakınca insan şaşırıyor değil mi? Aynı
1:34
dünyaya bakıp bu kadar zıt sonuçlara
1:37
varmak gerçekten inanılmaz. Realizme
1:39
göre uluslararası sistem orman
1:41
kanunlarının geçerli olduğu bir yer.
1:44
Herkes kendi başının çaresine bakmak
1:45
zorunda ve hayatta kalmak için sürekli
1:48
daha fazla güç elde etmeye çalışıyor.
1:50
Liberalizmse durun bir dakika diyor.
1:53
Kurumlar, ticaret, ortak değerler bunlar
1:56
sayesinde bir topluluk olabiliriz. Yani
1:58
bir tarafta karamsar bir güvensizlik,
2:01
diğer tarafta ise geleceğe dair bir umut
2:03
var. Realist merciği biraz daha yakından
2:06
inceleyelim. Kökleri tat to sid dese
2:08
Makyaavelli'ye kadar uzanıyor. Klasik
2:11
realistler diyor ki, "Sorun insanın
2:13
doğasında. İnsan bencildir ama sonra
2:16
sahneye neorealizm çıkıyor ve çok daha
2:18
ilginç bir şey söylüyor. Hayır, sorun
2:21
insan değil, sistemin kendisi. Yani
2:23
tepede polisi, hakimi olan bir dünya
2:25
devleti yok. Bu anarşik yapı en iyi
2:28
niyetli devleti bile kendi güvenliğini
2:30
önceliklendirmeye yani bir nevi
2:32
silahlanmaya itiyor. Tıpkı Soğuk
2:34
Savaştaki ABD ve Sovyetler Birliği gibi.
2:37
O bitmek bilmeyen güvensizlik ve
2:39
silahlanma yarışı işte tam olarak bu
2:41
teorinin etek kemiğe bürünmüş haliydi.
2:44
Peki ya liberal mercek? O bardağın hep
2:47
dolu tarafını görüyor. Sadece
2:49
devletlerin imzaladığı anlaşmalara
2:50
değil, çok daha fazlasına bakıyor.
2:52
İnsanlar arasındaki bağlara, ticarete,
2:55
turizme hani şu öğrenci değişim
2:57
programları var ya işte onlara bile
2:59
barışa hizmet eden unsurlar olarak
3:01
bakıyor. Neoliberalizm ise daha da ileri
3:03
gidiyor ve diyor ki evet sistem anarşik
3:06
olabilir kabul ama Birleşmiş Milletler,
3:08
Dünya Ticaret Örgütü gibi kurumlar ne
3:10
güne duruyor? Bu kurumlar sayesinde
3:12
devletler için işbirliği yapmak
3:14
çatışmaktan çok daha karlı hale geliyor.
3:16
Yani aslında kurallar oyunun kendisini
3:19
değiştirebiliyor. Şimdiye kadar hep
3:21
somut şeylerden bahsettik. Güç, çıkar,
3:24
kurumlar, ticaret. Peki ya her şey
3:26
bunlardan ibaret değilse? Ya dünyayı
3:29
asıl şekillendiren şey paylaştığımız
3:31
fikirler, normlar ve kimliklerimizse?
3:33
İşte şimdi bu materyalist bakış açısının
3:36
biraz dışına çıkıp fikirlerin gücünü
3:38
merkeze alan o orta yola sapıyoruz.
3:41
Karşımızdaki soru şu: Peki ya oyunun
3:43
kuralları aslında sabit değilse?
3:45
Düşünsenize realizm ve liberalizm
3:47
sistemin anarşik yapısını bir nevi fizik
3:49
kanunu gibi değiştirilemez bir gerçek
3:51
olarak kabul ediyor. Ama birazdan
3:53
tanışacağımız teori tam da bu noktada
3:55
durup o ezber bozan soruyu soruyor.
3:58
Neden? Ve cevap Alexander Vent'in şu
4:01
meşhur sözünde gizli. Anarşi devletlerin
4:04
ona yüklediği anlamdır. Bu cümle tek
4:06
başına devrim gibi. İnşacılık diyor ki:
4:09
"Anarşi boş bir tualdir. Onu düşmanlıkla
4:12
mı yoksa dostlukla mı dolduracağınız
4:15
size kalmış. Önemli olan devletlerin
4:17
birbiriyle kurdukları ilişkiyle bu tuali
4:20
nasıl boyadıkları." Çok basit bir örnek.
4:23
İngiltere'nin yüzlerce nükleer silahı
4:25
ABD için bir tehdit değil. Çünkü
4:27
aralarında bir dostluk kimliği var. Ama
4:30
başka bir ülkenin tek bir nükleer silahı
4:32
bile en büyük tehdit olarak
4:34
algılanabilir. Gördüğünüz gibi tehdit
4:36
olan silah değil, silahın arkasındaki
4:39
anlam ve ilişki. İşte fikirler
4:41
gerçekliği tam da böyle inşa ediyor.
4:44
Tabii her şey illa da siyah ya da beyaz
4:46
olmak zorunda değil. İşte tam bu noktada
4:49
İngiliz okulu devreye giriyor ve realizm
4:51
ile liberalizm arasında harika bir köprü
4:54
kuruyor. Realistlere diyor ki
4:56
haklısınız. Sistem anarşik ve devletler
4:59
en önemli oyuncular. Ama sonra dönüp
5:02
liberallere adeta göz kırpıyor ve
5:04
ekliyor. Fakat bu anarşi vahşi bir orman
5:07
demek değil. Devletler kendi aralarında
5:10
ortak kurallar, normlar ve diplomasi
5:12
gibi kurumlarla bir nevi uluslararası
5:14
toplum oluşturmuş durumdalar. Şimdiye
5:17
kadar konuştuğumuz teorilerin hepsi
5:19
mevcut dünyayı bir şekilde açıklamaya
5:21
çalışıyordu. Ama şimdi vites
5:24
yükseltiyoruz. Sıradaki mercekler
5:26
dünyayı sadece açıklamakla kalmayıp onu
5:29
kökünden değiştirmeyi amaçlayan seslere
5:32
ait. Yani eleştirel teorilere. Peki bu
5:35
eleştirel teorilerin nihai amacı ne? Tek
5:38
bir kelime emansipasyon yani özgürleşme.
5:42
Amaçları insanları ezen, onları sömüren
5:45
sosyal, politik ve ekonomik yapıların
5:47
maskesini düşürmek. Sadece teşhis koymak
5:49
değil, aynı zamanda bu zincirlerin
5:51
kırılması için yol göstermek. Bu
5:54
eleştirel bakış açılarından üç tanesine
5:56
bakalım. Marksizm temel soruyu sorar.
5:59
Parayı kim kontrol ediyor ve küresel
6:02
sistemin zengini daha zengin, yoksulu
6:04
daha yoksul yapan bir kapitalist sömürü
6:06
düzeni olduğunu söyler. Feminizm ise bu
6:09
odada neden hiç kadın yok diye sorar.
6:12
Güç, savaş, barış gibi kavramların ne
6:14
kadar eril bir dille tanımlandığını ve
6:17
kadınların deneyimlerinin nasıl göz ardı
6:19
edildiğini ortaya koyar. Postkolonyalizm
6:22
ise geçmişe bakar ve der ki sömürgecilik
6:25
bitmedi. Sadece şekil değiştirdi.
6:27
Bugünün küresel eşitsizliklerinin
6:29
kökeninde o sömürgeci mirasın yattığını
6:31
iddia eder. Peki tüm bu teorik
6:34
tartışmaların günümüz dünyasıyla yani
6:37
küresel siyasetle ne ilgisi var? Şöyle
6:39
ki artık oyunun kuralları ve oyuncuları
6:42
değişti. Artık sahne sadece devletlere
6:44
ait değil. Mesela 80'lerde alanın iki
6:48
devi arasında büyük bir entelektüel
6:50
düello yaşandı. Neon neo tartışması. Bir
6:53
yanda neorealistler diğer yanda
6:56
neoliberaller. Bütün kavga tek bir soru
6:58
etrafındaydı. Anarşik bir dünyada gerçek
7:01
ve kalıcı bir işbirliği mümkün mü değil
7:03
mi? İşte bu tartışma bugün bile
7:06
uluslararası ilişkilerde güç ve kurallar
7:09
arasındaki o hassas dengeyi anlamamız
7:11
için bize temel bir çerçeve sunuyor ve
7:14
bu da bizi önemli bir kavramsal değişime
7:16
getiriyor. Artık uluslararası politika
7:19
yerine küresel siyaset diyoruz. Aradaki
7:21
fark sandığınızdan çok daha büyük.
7:24
Eskiden satranç tahtasıyla bakar gibi
7:26
sadece devletlerin hamlelerini izlerdik.
7:28
Ama şimdi şimdi oyunda çok daha fazla
7:31
aktör var. Büyük bir teknoloji
7:33
şirketinin aldığı karar, bir sivil
7:35
toplum örgütünün başlattığı küresel bir
7:37
kampanya hatta tek bir aktivistin attığı
7:40
bir tweet bile dengeleri
7:41
değiştirebiliyor. Oyun çok daha
7:43
karmaşıklaştı.
7:45
Peki bu kadar farklı hatta birbiriyle
7:48
taban tabana zıt teori gördükten sonra
7:51
insanın aklına şu soru geliyor değil mi?
7:53
Tamam da hangisi doğru? Realistler mi
7:56
haklı? Liberaller mi? Yoksa asıl gerçeği
7:59
eleştirel teoriler mi söylüyor? İşin
8:02
sırrı şu: Bunlar size hap gibi bir doğru
8:04
cevap sunmaz. Bunlar birer cevap değil,
8:07
birer mercek. Tıpkı bir alet
8:09
çantasındaki farklı aletler gibi. Bir
8:11
vidayı çekiçle sıkmaya çalışmazsınız,
8:13
değil mi? Her durum farklı bir alet
8:14
gerektirir. Bu teoriler de öyle. Her
8:17
biri baktığımız karmaşık resmin farklı
8:19
bir köşesini, farklı bir detayını
8:20
aydınlatır. Asıl mesele tek bir doğruyu
8:23
bulmak değil, doğru zamanda doğru
8:25
merceği kullanabilmek. Ve son olarak
8:27
sizi düşünmeye davet eden bir soruyla
8:29
bitirelim. Günümüz dünyasını şu an
8:32
içinde yaşadığımız gerçekliği anlamak
8:34
için en çok hangi gözlüğe ihtiyacımız
8:36
var? Mesela yanı başımızdaki savaşları,
8:39
küresel iklim krizini ya da teknoloji
8:41
devlerinin artan gücünü düşünün. Bu
8:44
sorunları analiz etmek için hangi teori
8:46
size en kullanışlı araçları sunuyor?
8:48
Belki de en bilgeci olan tek bir gözlüğe
8:50
saplanıp kalmak yerine gerektiğinde
8:52
hepsini takıp çıkarabilme esnekliğine
8:54
sahip olmaktır. Ne dersiniz?
8:59
Ç
#Education

