TRM208U Peyzaj Çevre ve Tarım 2024-2025 Vize Soruları
Anadolu Aöf, TRM208U Peyzaj Çevre ve Tarım
https://lolonolo.com/2026/03/28/trm208u-peyzaj-cevre-ve-tarim-2024-2025-vize-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Selamlar. Etrafımıza baktığımızda
0:02
gördüğümüz şeyleri yani dünyayı nasıl
0:04
anlıyoruz acaba? Gelin bu bölümde
0:06
şehirlerden tutun da bitkilerin o gizli
0:09
dünyasına kadar uzanan müthiş bir
0:11
yolculuğa çıkalım. Şimdi bir şehir
0:13
silueti, bir nehir vadisi, bir de şöyle
0:16
sakin bir park. Bunların ortak noktası
0:18
ne olabilir ki? Kulağa alakasız geliyor,
0:20
değil mi? Ama aslında bu basit soru
0:22
bizim dünyayı nasıl gördüğümüzü, nasıl
0:25
şekillendirdiğimizi anlamak için harika
0:27
bir başlangıç noktası. Peki bu
0:30
yolculukta neler var? Önce dünyayı nasıl
0:32
algılarız diye soracağız. Sonra
0:35
tarihteki kentsel manzaralara şöyle bir
0:37
göz atacağız. Ardından doğayı koruma
0:39
bilinci nasıl ortaya çıktı ona bakacağız
0:42
ve en sona bitkilerin o gizli dilini
0:45
yani isimlendirme sistemlerini
0:46
çözeceğiz. Hazırsanız başlayalım. Evet
0:50
ilk bölümümüz dünyayı nasıl algılarız?
0:53
Yani doğayla ilişkimizi nasıl
0:54
tanımlıyoruz? İşe en temelden
0:56
başlayalım. Olur mu? Mesela peyzaj ya da
0:59
ekoloji diyoruz ya sürekli. Tam olarak
1:01
ne anlama geliyor bunlar? Peyzaj genelde
1:04
aklımıza ne geliyor? Şöyle güzel bir
1:06
fotoğraf karesi değil mi? Ama Avrupa
1:08
peyzaj sözleşmesine göre durum biraz
1:10
daha farklı. Peyzaj diyorlar ki
1:12
insanların algıladığı doğal ve insani
1:15
unsurların etkileşimiyle ortaya çıkan
1:17
bir alan. Yani sadece baktığımız bir şey
1:19
değil, bizim de içinde olduğumuz,
1:21
doğayla birlikte şekillendirdiğimiz bir
1:23
mekanı aslında. Peki bu karmaşık insan
1:26
doğa ilişkisini inceleyen bir bilim dalı
1:28
var mı? Elbette var. Ekoloji. Ama durun,
1:32
ekoloji kelimesi kulağa biraz bilimsel
1:34
ve uzak gelebilir. Fakat kökenine
1:36
indiğimizde aslında çok ama çok tanıdık
1:38
bir anlama geldiğini göreceksiniz.
1:40
Kelimenin kökü antik Yunanca ve
1:42
Latincedeki oykost'tan geliyor. Anlamı
1:44
ne mi? Çok basit. Ev. Evet. bildiğimiz
1:47
ev. Yani ekoloji dediğimiz şey aslında
1:50
evimiz olan dünyayı anlama bilimi. E
1:53
madem evden bahsediyoruz bu da bizi en
1:55
karmaşık, en büyük evlerimize getiriyor.
1:58
Yani şehirlere. Şehirler de aslında
2:00
bizim devasa karmaşık ekosistemlerimiz.
2:04
İnsanların bir arada yaşamak zorunda
2:06
olduğu ama aynı zamanda elverişli çevre
2:08
koşulları sayesinde bize bir sürü
2:10
avantaj sunan yerler. Peki bir şehrin
2:13
şeklini, onun o genel formunu sadece biz
2:15
mi belirliyoruz? Yani binalar, yollar,
2:18
köprüler, her şey tamamen insan yapımı
2:20
mı? Hikayenin tamamı bu olabilir mi
2:22
sizce? Cevap: Kocaman bir hayır.
2:25
Kesinlikle değil. Çünkü ne kadar beton
2:27
dökersek dökelim doğa her zaman işin
2:30
içinde. Hatta şehirlerimizin en
2:32
temelini, o iskeletini bile doğa
2:34
oluşturuyor. Düşünsenize bir şehrin
2:37
kurulduğu yerdeki dağlar, nehirler
2:40
bunlar şehrin ana hatlarını yani makro
2:43
formunu şekillendiren en önemli
2:44
unsurlar. Doğa aslında bize bir tuval
2:47
sunuyor. Biz de o tuvalin üzerine
2:49
şehrimizi inşa ediyoruz. Sınırları o
2:51
çiziyor, büyümeye o yön veriyor. İşte bu
2:54
insan doğa etkileşiminin çok uzun bir
2:55
geçmişi var. İkinci bölümümüz tarihteki
2:58
kentsel manzaralar. Hadi gelin şimdi
3:01
zamanda şöyle bir yolculuğa çıkalım.
3:03
Bakın Neolitik Çağ'daki Çatal Öyk'ten
3:05
başlıyoruz. Yerleşik hayata geçişin ilk
3:07
prototiplerinden biri. Sonra zıplıyoruz
3:10
milattan önce 2560'a devasa Keops
3:13
piramidi. Tam 145 metrelik bir anıt
3:16
mezar. Klasik çağa geliyoruz.
3:18
Hippodamos'un Milet ve Pienene'yi o
3:20
meşhur ızgara planıyla tasarladığını
3:22
görüyoruz. Ve 17. yüzyıl Andre ile
3:24
Notr'un tasarladığı VOX sarayının o
3:27
ikonik bahçeleri. Gördüğünüz gibi
3:29
binlerce yıldır çevremize şekil
3:31
veriyoruz ve her kültür peyzaja kendi
3:33
imzasını atmış. Mesela İslam bahçeleri
3:36
cennet tasvirlerinden ilham alıyor.
3:38
Antik Yunan'daki agora bugünkü
3:40
meydanlarımızın yani kamusal alanların
3:42
ilk örneği ya da Prizren'deki Taşköprü
3:45
tarihi bir kentsel peyzajın ne kadar
3:47
canlı olabileceğinin en güzel
3:49
kanıtlarından biri. Tabii doğayı bu
3:51
kadar uzun süre şekillendirince bir
3:53
noktada işlerin rengi değişmeye başladı.
3:56
Bu da bizi 3üncü bölümümüze getiriyor.
3:58
Doğayı koruma bilinci yani etkimize
4:01
karşı verdiğimiz tepkiler. Her şey 19.
4:04
yüzyılda değişiyor. Sanayi devriminin o
4:06
yıkıcı etkileri ortaya çıkınca insanlar
4:08
ilk defa durun bir dakika bu doğa
4:10
kayboluyor onu korumamız lazım demeye
4:11
başlıyor. Yani bugünkü çevre bilincinin
4:14
temelleri aslında o dönemde atılıyor.
4:16
İşte bu yeni bakış açısı bugün
4:18
dilimizden düşürmediğimiz bir kavramı
4:21
ortaya çıkardı. Sürdürülebilir kalkınma.
4:23
Ne demek bu? Çok basit. Hem ekonomik
4:26
olarak büyüyelim, refaha ulaşalım ama
4:29
bunu yaparken çevreyi de koruyalım.
4:31
Gelecek nesillerin hakkını yemeyelim.
4:34
Doğaya etkimizi allamak aynı zamanda
4:36
tehlikeleri de tanımak demek. Mesela
4:38
biyolojik kirlenme. Döngü çok basit ve
4:41
korkutucu. Patojen içeren yani mikroplu
4:44
atık sular doğaya salınıyor. Sonra bu
4:47
kirli suyla tarlalar sulanıyor. E ne
4:49
oluyor? O zararlı bakteriler, patojenler
4:52
toprağa, oradan da bizim yediğimiz
4:54
ürünlere geçiyor. İşte bu kadar basit ve
4:57
tehlikeli. Neyse ki bu tehlikelere karşı
4:59
önlemlerimiz de var. Modern sığınaklar
5:01
yaratıyoruz. Mesela Türkiye'deki Bafra
5:04
ve Gediz deltaları. Buralar koruma
5:06
altındaki kuş cennetleri. Ya da
5:08
İzlanda'daki Tingweller milli parkına
5:10
bakın. Hem jeolojik olarak inanılmaz bir
5:12
yer hem de dünyanın en eski
5:14
parlamentosuna ev sahipliği yapıyor.
5:16
Yani hem doğayı hem tarihi birlikte
5:18
koruyoruz. Şimdiye kadar büyük resme
5:20
baktık. Peyzajlar, şehirler, koruma
5:22
alanları. Gelin şimdi zoom yapalım ve
5:25
ekosistemlerin yapı taşlarına yani
5:27
bitkilerin kendilerine inelim. 4.
5:29
bölümümüz bitkilerin gizli dili. Doğayı
5:32
adlandırma biliminden bahsedeceğiz. Yani
5:34
bu kadar çok bitkiyi nasıl ayırt
5:36
ediyoruz? Nasıl isimlendiriyoruz? Bilim
5:39
insanları bunun için ikili bir
5:41
adlandırma sistemi kullanıyor. Her
5:43
bitkinin iki kelimeden oluşan bir adı
5:45
var. İkinci kelimeye epitet diyoruz ve
5:48
bu kelime aslında bitkinin bir
5:50
özelliğini anlatıyor. Mesela pinus
5:52
nigra. Pinus cinsi demek yani çam. Nigra
5:56
ise siyah veya koyu demek. Yani kara
5:59
çam. Gördünüz mü? ismi bize bitki
6:01
hakkında bir ipucu veriyor. Bu
6:03
sınıflandırma bitkileri temel gruplara
6:05
ayırmamıza dayanıyor. Mesela otsu ve
6:07
odun suu bitkiler. Otlar, çiçekler gibi
6:10
otsu bitkilerin gövdeleri yumuşaktır.
6:12
Genellikle kısa ömürlüdürler. Ağaçlar ve
6:14
çalılar gibi odunsu bitkilerinse sert
6:17
gövdeleri vardır ve yıllarca yaşarlar.
6:19
Aradaki en temel fark ne biliyor
6:21
musunuz? Kambiyum denilen bir doku. Bu
6:23
doku sayesinde odunsu bitkiler her yıl
6:25
kalınlaşır, büyür. Ot bitkilerde bu yok.
6:29
Peki yine ağaçlardan gidelim.
6:31
Etrafımızda bir sürü çam ağacı görüyoruz
6:33
değil mi? Sanki çok yaygınlar. Sizce
6:35
dünyada daha çok çam gibi iğne yapraklı
6:38
ağaç türü mü vardır yoksa bildiğimiz
6:40
çiçek açan bitki türü mü? Cevap sizi
6:42
şaşırtabilir. Kocaman bir hayır. Bakın
6:45
bu grafik yaygın bir yanılgıyı çok net
6:48
bir şekilde gösteriyor. Dünyadaki bitki
6:50
türlerinin %90'ını anjospermler yani
6:53
çiçekli bitkiler oluşturuyor. İğne
6:55
yapraklılar ve diğerleri ise sadece
6:57
%10'luk bir dilimde. İnanılmaz değil mi?
7:00
Evet. Dünyayı algılayışımızdan başladık.
7:03
Şehirler inşa ettik. Doğayı korumaya
7:05
çalıştık ve en küçük bitkiyi bile
7:07
isimlendirdik. Bütün bunlar bizim
7:10
doğayla olan etkileşimimizin yani
7:11
hikayemizin bir parçası. Her şey
7:14
birbiriyle bağlantılı. O zaman son soru
7:16
şu. Eğer bir peyzaj doğayla
7:18
etkileşimimizin bir hikayesi ise siz bu
7:21
hikayenin hangi bölümünü yazıyorsunuz?
#Education

