TAR222U Siyasi Düşünceler Tarihi Ünite 4 16. Yüzyıl Devlet Düşüncesi
https://lolonolo.com/2026/03/30/tar222u-siyasi-dusunceler-tarihi-unite-4/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Bugün sizi alıp ta 16.
0:02
yüzyıla götürüyoruz. Biliyorsunuz orası
0:05
bayağı bir karışık. Siyasi krizler, kaos
0:08
ama işte tam da bu karmaşanın içinden
0:10
çıkan o müthiş radikal fikirlere
0:12
bakacağız. Hazırsanız bu yolculuğa
0:15
başlayalım. Peki konuya şöyle bir
0:17
dalalım isterseniz. Hepimizin yani
0:20
hepimizin hayatında bir noktada sorduğu
0:22
o temel soruyla başlayalım. Yahu biz
0:25
iktidara neden itaat ederiz? Bize
0:27
hükmeden o güce neden boyun eğeriz?
0:29
Vallahi bu soru yüzyıllardır
0:30
filozofların uykularını kaçırıyor. Öyle
0:32
söyleyeyim. Şimdi gözünüzde canlandırın.
0:36
16. yüzyıldan bahsediyoruz. Yani her yer
0:39
din savaşlarıyla yıkılıyor. O bildiğimiz
0:41
eski feodal düzen çatırdıyor. Resmen
0:44
çöküyor. Tam bir belirsizlik hakim.
0:46
Düşünsenize bildiğiniz her şey bütün
0:49
dünya gözünüzün önünde yıkılıyor. E
0:51
insanlar da çaresizce sormaya başlıyor.
0:53
Tabii bizi bir arada tutan şey ne? Bu
0:56
toplumu ne ayakta tutar? İşte tam da bu
0:59
arayış o zamana kadar kimsenin ağzını
1:01
almaya cesaret edemediği acayip cüretkar
1:04
fikirlerin fitilini ateşledi. Gelen ilk
1:06
radikal yanıtlardan biri probleme direkt
1:08
kafa tutmak yerine ondan kaçıp yepyeni
1:11
sıfırdan mükemmel bir dünya tasarlamak
1:13
oldu. Ve işte bu noktada sahneye Thomas
1:16
More çıkıyor. Burada durup kelimenin
1:18
kendisine bir bakalım çünkü olay burada
1:20
başlıyor. Ütopya Yunanca utopos yani
1:23
olmayan yer demek. Mor'un yaptığı şey
1:26
inanılmaz zekice. Eserine bu adı vererek
1:28
aslında bir nevi ya bakın ben olmayan
1:30
bir yerden bahsediyorum diyor ama bu
1:33
olmayan yer kılıfı altında kendi
1:35
yaşadığı dönemin İngiltere'sine o
1:36
zamanki toplumsal sorunlara verip
1:38
veriştiriyor, acımasızca eleştiriyor.
1:40
Müthiş bir manevra değil mi? Peki morun
1:43
kafasındaki bu mükemmel toplum nasıl bir
1:45
yerdi? Mor için meselenin kökü tek bir
1:48
şeye dayanıyordu. Özel mülkiyet. Ona
1:50
göre bütün kötülüklerin anası buydu. Aç
1:53
gözlülük, eşitsizlik, kavga dövüş
1:55
hepsinin sebebi özel mülkiyetti. E çözüm
1:57
basit. Ütopyada özel mülkiyeti kaldır
2:00
gitsin. Her şey ortak. Ama işte burada
2:02
ilginç bir detay var. Bu kadar ideal bir
2:04
toplumda bile evet köleler vardı. Biraz
2:07
garip değil mi? Ve işte geldik
2:10
Ütopya'daki en büyük, en şaşırtıcı
2:12
çelişkiye. Hani dedik ya dini özgürlük
2:15
var diye. Evet var. Hoşgörü de var ama
2:18
büyük bir aması var. Bir tanrıya ve
2:21
ruhun ölümsüzlüğüne inanmak zorundasın.
2:24
Mora göre eğer bir insan ateistse ahlaki
2:27
olarak güvenilmezdir ve toplumsal
2:29
düzenin temelini dinamitler. Yani o
2:32
mükemmel toplumda ateizme kesinlikle yer
2:35
yoktu. Tamam. Moralin hayali dünyasından
2:38
çıkıp şimdi bambaşka bir cevaba doğru
2:40
yelken açıyoruz. Bu sefer çözüm mükemmel
2:42
bir tasarımda falan değil. Hayır. Gücün
2:45
kaynağı bizzat halkın kendisinde
2:47
aranıyor. Ve bu fikrin babası da Eyende
2:50
Labueti. Söylediği şey o kadar basit ama
2:53
bir o kadar da devrimci ki. Bakın
2:55
unutmayın nasıl bir çağda olduğumuzu
2:57
hatırlayın. Kralların gücünün tanrıdan
2:59
geldiğine körü körüne inanılan bir dönem
3:01
bu. İşte tam böyle bir ortamda Labu
3:03
çıkıp diyor ki bir dakika ya o tiranlar
3:06
var ya onlar biz onlara hizmet ettiğimiz
3:08
için biz onlara o gücü verdiğimiz için
3:10
oradalar. Labuetti bu duruma gönüllü
3:13
kulluk adını veriyor ve ona göre bir
3:15
tiranlığı yıkmak için öyle kılıçları
3:17
çekip isyan etmeye falan gerek yok.
3:20
Hayır. Çok daha basit bir yolu var.
3:22
Halkın tek yapması gereken şey basitçe
3:25
itaat etmeyi bırakmak. Bu kadar.
3:27
Düşünsenize siz rızanızı çektiğiniz an o
3:30
tiranın üzerinde durduğu zemin kayıp
3:32
gidiyor ve o devasa yapı kendi
3:34
ağırlığıyla çöküyor. Aslında bu
3:36
bildiğimiz pasif direnişin belki de en
3:39
erken ve en güçlü ifadelerinden biri.
3:41
İşte Laboiti'nin bu pasif direniş fikri
3:44
başkalarına ilham verdi. Özellikle de
3:47
Monarka Maklar olarak bilinen bir gruba.
3:49
İsme bakar mısınız? Tiran Avcıları.
3:52
Onların için Laboinin fikri sadece bir
3:55
başlangıç noktasıydı. Bu halkın gücü
3:58
meselesini aldılar ve onu alıp
4:00
bildiğiniz meşru teorik bir direniş
4:02
hakkına dönüştürdüler. Onların mantığı
4:05
şuydu. İktidar dediğiniz şey aslında
4:08
kral ile halk arasında imzalanmış
4:10
görünmez bir sözleşme gibidir. Eğer kral
4:13
bu sözleşmenin şartlarını çiğnerse yani
4:16
keyfi davranır, yasaları ihlal eder,
4:19
kısacası bir tirana dönüşürse o zaman
4:21
sözleşme geçersizdir ve halkın da ona
4:24
karşı direnme hatta gerekirse onu
4:27
tahttan indirme hakkı doğar. Bakın bu
4:29
bugün bildiğimiz anayasacılığın ve
4:31
direnme hakkının ta kendisi. Temelleri o
4:34
gün atılıyordu. Ve şimdi dönemin en
4:37
büyük entelektüel kapışmasına geliyoruz.
4:39
Bir tarafta halkın aşağıdan yukarıya
4:41
doğru inşa ettiği bir iktidar anlayışı
4:43
var. Ama bunun tam karşısına kaosa çözüm
4:46
olarak bambaşka bir model konuluyor.
4:48
Yukarıdan aşağıya işleyen mutlak bir
4:51
güç. İşte bu tablo o dönemdeki iki
4:54
farklı yolu net bir şekilde ortaya
4:56
koyuyor. Bakın bir tarafta ne var?
4:59
Meşruiyetini halktan alan sözleşmeye
5:01
dayalı ve eğer işler çığrından çıkarsa
5:03
halkın dur diyebileceği bir iktidar.
5:06
Diğer taraftaya ne var? Hayır bu kaos
5:08
ortamında böyle olmaz. düzeni sağlamak
5:11
için her şeyin üstünde bölünemez,
5:13
sorgulanamaz tek bir güç olmalı diyen
5:16
yepyeni bir fikir. Bu yepyeni fikrin
5:19
mimarı da Jean Bodin. Düşünün Fransa din
5:22
savaşlarıyla kan gölüne dönmüş. İşte tam
5:25
bu kaosun ortasında Bodin ortaya çıkıp
5:27
yepyeni çığır açan bir kavramı masaya
5:30
koyuyor. Egemenlik. Bodin'e göre bir
5:32
devleti devlet yapan şey kendi sınırları
5:35
içinde ondan daha üstün bir gücün
5:37
olmamasıdır. Bu güç yani egemenlik hem o
5:40
dönemki feodar beylerin hem de kilisenin
5:42
gücünün üstündedir. Devletin bölünemez
5:45
mutlak özüdür. İşte bu bugün bildiğimiz
5:47
modern devlet anlayışının temel taşı
5:49
oldu. Tabii Bodin sadece teoride
5:52
kalmıyor. Peki diyor bu mutlak bölünemez
5:55
egemenliği en iyi kim temsil eder?
5:57
Cevabı net. Monarşi, gücün tek bir
6:00
kişinin yani hükümdarın elinde
6:02
toplanması. Ona göre Fransa'yı o iç
6:05
savaş ve kaos batağından çıkarmanın tek
6:07
yolu buydu. Peki bir dakika. Mutlak güç
6:10
dedik ama bu egemen güç gerçekten de
6:12
sınırsız mıydı? Yani hükümdar canının
6:15
istediği her şeyi yapabilir miydi? İşte
6:17
bu çok kritik bir soru ve cevabı ilk
6:20
başta düşündüğümüzden biraz daha farklı.
6:22
Bu karşılaştırma aradaki farkı çok net
6:25
gösteriyor. Bakın Bodin için egemen güç
6:28
yasaları yapar. Evet. Ama tanrının
6:30
yasalarının ve doğa hukukunun
6:32
altındadır. Onları çiğneyemez. Mesela
6:35
kafasına esip de halkın malına mülküne
6:37
el koyamaz. Ama ondan yaklaşık 100 yıl
6:40
sonra gelecek olan Thomas Hobbes
6:42
Egemen'i bambaşka bir yere koyacak.
6:44
Hobz'a göre egemen her türlü kuralın
6:46
tamamen üstündedir ve gücü pratikte
6:49
sınırsızdır. Yani özetle body'nin o
6:52
mutlak dediği gücün bile aslında birtım
6:54
teorik sınırları vardı. Peki tüm bu
6:57
anlattıklarımızdan sonra elimizde ne
7:00
kaldı? 16. yüzyılın o fırtınalı,
7:03
çalkantılı dünyası bize iktidarın doğası
7:06
ile ilgili aslında üç tane temel vizyon,
7:08
üç temel yanıt bıraktı. Yani meşru
7:11
iktidarın kaynağı nerede? sorusuna üç
7:14
farklı cevap geldi. Mor için bu kaynak
7:18
ideal, mükemmel bir tasarımdı. Labo ve
7:21
onun izinden giden monarkomaklar içinse
7:23
cevap basitti. Halkın rızası,
7:26
yönetilenlerin iradesi. Bodin içinse
7:29
bambaşka bir yerdeydi. Her şeyin üstünde
7:32
duran o mutlak ve bölünemez devletti. Ve
7:35
aslında bütün bu anlattıklarımızın
7:37
bugünkü anlamı şu. Bakın bugün
7:40
konuştuğumuz, tartıştığımız ne varsa
7:42
toplum sözleşmesi, sivil itaatsizlik,
7:44
devletin gücü nereye kadar uzanır, bütün
7:46
bu konuların kökleri tam da o 400 yıl
7:49
önceki kriz anında o dönemde atıldı.
7:52
Onların sorduğu sorular şaşırtıcı bir
7:54
şekilde hala bizim de cevap aradığımız
7:56
sorular. Peki onlar iktidarın kaynağını
7:59
ideal bir tasarımda, halkın rızasında ya
8:02
da mutlak bir devlette buldular? Şimdi
8:04
bu tarihsel cevapların ışığında son
8:07
olarak size sormak istiyorum. Sizce
8:09
bugün yaşadığımız dünyada iktidarın
8:11
gerçek kaynağı nerede? Bu yolculukta
8:14
bizimle olduğunuz için çok teşekkürler.
#Education
#Political Science
#Legislative Branch
#Public Policy

