TAR118U Siyasi Tarih Ünite 4
https://lolonolo.com/2026/04/23/tar118u-siyasi-tarih-unite-4/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Merhaba. Bugünkü konumuz tarihin en
0:02
büyük dönüm noktalarından biri. Dünya
0:05
Savaşı. Birlikte ufacık bir kıvılcımın
0:07
nasıl olup da bütün dünyayı ateşe
0:09
verdiğine, o meşhur domino taşlarının
0:12
nasıl bir bir devrildiğine yakından
0:13
bakacağız. Ve işte her şeyin
0:16
merkezindeki o can alıcı soru. Görünüşte
0:20
basit bir olay. Bir suikast. Nasıl olur
0:22
da tüm dünyayı böylesine dev bir yangın
0:25
yerine çevirebilir? Aslında cevap olayın
0:28
kendisinde değil. O kıvılcım çaktığı
0:30
anda zaten var olan koşullarda gizli. O
0:34
zaman haydi gelin ilk olarak savaş
0:35
öncesi Avrupa'nın durumuna bir bakalım.
0:37
Çünkü o dönemde kıta kelimenin tam
0:39
anlamıyla patlamaya hazır bir barut
0:41
fıçısı gibiydi. Yangını başlatan o son
0:43
kıvılcım olsa da asıl mesele o fıçıyı
0:46
ağzına kadar dolduran gerilimlerdi. Peki
0:49
neydi bu gerilimler? Dört ana başlıkta
0:52
toplayabiliriz. Bir yanda büyük güçler
0:54
arasında acımasız bir sömürge ve pazar
0:56
kapma yarışı vardı. Diğer yanda
0:59
imparatorlukları içeriden kemiren
1:01
milliyetçilik akımları yükseliyordu. E
1:03
tabii bu güvensizlik ortamında devletler
1:05
de kendilerini sağlamalı almak için
1:07
bloklar kurmuştu. Bir tarafta Almanya,
1:09
Avusturya, Macaristan ve İtalya'dan
1:11
oluşan üçlü ittifak, karşılarındaysa
1:13
İngiltere, Fransa ve Rusya'nın
1:15
yaraladığı üçlü itilaf ve son olarak
1:17
herkes bir diğerinden daha güçlü olma
1:20
umuduyla deli gibi silahlanıyordu. Bütün
1:23
bu genel nedenlerin yanında bir de
1:25
fitili ateşlemeye hazır bekleyen çok
1:27
özel bir sorun vardı. Yani tüm Avrupa'yı
1:30
saran o büyük gerilimler bir yana bir de
1:32
sadece Almanya ve Fransa arasında
1:34
yıllardır süren ve bir türlü çözülemeyen
1:37
o köklü mesele Alsas Loren bölgesi. İşte
1:41
bu özel düşmanlık genel atmosferi çok
1:43
daha tehlikeli hale getiriyordu. Şimdi
1:46
sıradaki domino taşına geçiyoruz.
1:48
Planlar ve hatalı hesaplar. Büyük
1:51
güçlerin hepsi çıkacak bir savaşı
1:53
kontrol edebileceklerini hatta kısa
1:56
sürede kazanabileceklerini
1:57
düşünüyorlardı. Ama işte evdeki hesap
2:00
çarşıya uymayacaktı ve işte o planların
2:03
en ünlüsü Schlefen planı. Almanya'nın en
2:06
büyük korkusu neydi biliyor musunuz?
2:08
Aynı anda hem batıda Fransa'yla hem de
2:11
doğuda Rusya'yla savaşmak. Bu plan tam
2:14
da bu kabus senaryosundan kaçmak için
2:16
tasarlanmış bir yıldırım harekatıydı.
2:19
Fikir çok basitti. Bir cepheyi çok hızlı
2:21
bir şekilde çökert. Sonra bütün gücünle
2:23
diğerine dön. Planın adımları da gayet
2:26
netti. Bir tarafsız Belçika'yı hızla
2:29
ezip geçerek Fransızları gafil avla ve
2:31
Paris'i düşür. 2. Fransa teslim olur
2:34
olmaz da bütün orduyu trenlere doldurup
2:37
yıldırım hızıyla doğuya Rus cephesine
2:39
taşı. Yani kağıt üzerinde her şey
2:41
mükemmel görünüyordu. Ama işte o büyük
2:45
ama gerçek hayat planlara pek uymaz. Bu
2:49
savaşın ilk büyük dönüm noktasıdır.
2:51
Fransızlar Marne nehrinde kimsenin
2:54
beklemediği bir direniş gösterdi ve
2:56
Alman ilerleyişini durdurmayı başardı.
2:58
Hızlı zafer hayalleri suya düşünce de
3:01
savaş kimsenin öngörmediği o korkunç
3:03
siper savaşlarına dönüştü. Avrupa'da
3:06
savaş böyle kilitlenmişken sahneye
3:08
dengeleri tamamen değiştirecek yeni ve
3:11
çok önemli bir oyuncu çıktı. Osmanlı
3:13
İmparatorluğu.
3:15
Osmanlı'nın savaşa girmesi aslında o
3:17
kadar hızlı gelişti ki başta
3:19
tarafsızlığını ilan etmişti. Ama
3:21
Akdeniz'de İngiliz donanmasından kaçan
3:23
iki Alman savaş gemisi Goben ve
3:25
Breslav'ya sığınma hakkı tanımasıyla her
3:28
şey değişti. Osmanlı bu gemileri satın
3:30
aldığını duyurdu. Adlarını da Yavuz ve
3:32
Midilla olarak değiştirdi. Sonra bir de
3:34
baktık ki bu gemiler Türk bayrağıyla
3:37
Karadeniz'e açılıp Rus limanlarını
3:38
bombalamış. Artık geri dönüş yoktu.
3:41
Osmanlı fiilen savaşın içindeydi.
3:43
Osmanlı'nın savaşa girmesi itilaf
3:45
devletleri için tabii ki ciddi bir
3:47
problemdi. Stratejileri gayet netti. Bu
3:49
alıntı da durumu çok iyi özetliyor
3:51
aslında. Boğazlar üzerinden müttefikleri
3:54
Rusya'ya yardım götürmek ve bir an önce
3:56
Osmanlı'yı devre dışı bırakmak. İşte bu
3:58
amaçla tarihin en kanlı cephelerinden
4:00
biri olan Çanakkale Cephesi'ni açtılar.
4:02
Siperlerde savaş tüm acımasızlığıyla
4:05
sürerken cepre gerisinde yani siyaset
4:08
sahnesinde dünyanın geleceğini
4:10
şekillendirecek bambaşka bir mücadele
4:12
vardı. Gizli anlaşmalarla yeni barış
4:15
ilkelerinin çarpışması.
4:18
Düşünün itilaf devletleri kamuoyuna bu
4:20
savaşın özgürlük ve demokrasi için
4:22
yapıldığını söylüyor. Ama aynı anda
4:25
kapalı kapılar ardında özellikle Osmanlı
4:27
İmparatorluğu'nun topraklarını kendi
4:29
aralarında nasıl paylaşacaklarının
4:31
pazarlığını yapıyorlar.
4:33
Ve sonra takvimler 1917'yi gösterdi.
4:36
İşte bu yıl savaşın bütün seyrini
4:39
değiştiren tam bir devrim ve ifşaat yılı
4:41
oldu. Rusya'da patlak veren Bolşevik
4:44
devrimi her şeyi altst etti. İktidara
4:47
gelen Sovyetler savaştan çekilirken bir
4:50
de ne yaptılar? Çarlık rejiminin
4:52
imzaladığı ne kadar gizli paylaşım
4:54
anlaşması varsa hepsini tek tek bütün
4:56
dünyaya açıkladılar. Bu tabii ki büyük
4:59
bir skandaldı ve itilaf devletlerinin
5:01
savaşma gerekçelerini temelden sarstı.
5:04
Tam da o anda iki farklı dünya görüşünün
5:07
nasıl çarpıştığını burada çok net
5:09
görüyoruz. Bir tarafta gizliliğe ve
5:11
toprak paylaşımına dayalı o eski
5:13
emperyalist dünya düzeni var. Diğer
5:15
taraftaysa savaşa yeni giren Amerika'nın
5:17
başkanı Wilson'ın ortaya attığı ilkeler,
5:20
açık diplomasi, ulusların kendi kaderini
5:22
tayin etmesi ve en önemlisi yenenlerin
5:25
yenilenenlerden toprak ya da savaş
5:27
tazminatı almayacağı bir barış vizyonu.
5:29
Artık savaşın sonuna doğru yaklaşıyoruz.
5:32
Yıkılan o eski dünyanın küllerinden
5:34
yepyeni bir dünya kurma çabası
5:36
başlamıştı. Fakat bu süreç neredeyse
5:39
savaşın kendisi kadar sancılı olacaktı.
5:42
İlk büyük adım Sovyet Rusya'dan geldi.
5:45
1918'de Brest Litovsk antlaşmasını
5:48
imzalayarak savaştan resmen çekildiler.
5:51
Bu durum Doğu Cephesini tamamen kapattı
5:53
ve Almanya'ya batıya odaklanma fırsatı
5:56
verdi. Ama artık onlar için de çok
5:59
geçti. Nihayet savaş bitti ve galip
6:02
devletler 1919'da Paris'te masaya
6:05
oturdu. Amaçları neydi? Yenilen
6:08
devletlere imzalatılacak barışın
6:10
şartlarını belirlemek ve yeni bir dünya
6:12
düzeni kurmak. Ama masada Wilson'ın o
6:14
idealist ilkeleriyle galiplerin intikam
6:17
ve çıkar arzuları fena halde çarpıştı.
6:19
Konferansın sonunda ortaya çıkan tablo
6:21
işte bu. Almanya'ya Versay, Avusturya'ya
6:24
Saint-Germain gibi inanılmaz ağır
6:26
şartlar içeren anlaşmalar da yatıldı.
6:28
Osmanlı İmparatorluğu'nun önüne konulan
6:30
Sevr ise o kadar ağırdı ki bir barış
6:32
anlaşmasından çok adeta bir ölüm fermanı
6:35
gibiydi. Zaten bu yüzden hiçbir zaman
6:37
tam olarak uygulanamadı ve yerini
6:39
Kurtuluş Savaşı'ndan sonra Lozan'a
6:41
bıraktı. Kısacası Paris Barış
6:43
Konferansından geriye iki büyük miras
6:45
kaldı diyebiliriz. Bir yanda yenilen
6:48
devletlerin sırtına yüklenen ve
6:49
gelecekteki yeni çatışmaların
6:51
tohumlarını eken o ezici barış şartları.
6:54
Diğer yandaysa bir daha böyle bir
6:56
felaket yaşanmasın diye kurulan
6:58
uluslararası sorunları barış yoluyla
7:00
çözmeyi hedefleyen Milletler Cemiyeti.
7:03
Ve işte sizi bu son soruyla bırakıyoruz.
7:07
Bir tarafı onurlandırırken diğer tarafı
7:09
aşağılamak üzerine kurulu bu kadar ağır
7:11
şartlara dayanan bir barış sahi sizce
7:14
gerçekten kalıcı olabilir miydi? Yoksa
7:17
bu barış denen şey sadece bir sonraki
7:20
büyük savaşın başlangıç düdür müydü?
7:22
Tarih bu soruya ne yazık ki çok acı bir
7:25
cevap verecekti.

