Auzef Türkiye'nin Toplumsal Yapısı 2025 Bütünleme Soruları (Marka)
https://lolonolo.com/2026/01/14/turkiyenin-toplumsal-yapisi-2024-2025-butunleme-sorulari-marka/
Bu kaynaklar, Türkiye'nin toplumsal yapısını kurumlar, ekonomi, demografi ve tarihsel dönüşümler ekseninde analiz eden bir akademik çalışma ve sınav hazırlık materyalidir. Metinde, sağlık sistemindeki merkezi yapılandırmalar ve kamu personel rejimindeki yasal değişimlerin yanı sıra nüfus hareketlerini açıklayan demografik teoriler ile tarımda makineleşmenin göç üzerindeki etkileri detaylandırılmaktadır. Özellikle 1993 yılındaki kritik siyasi olaylar, Cumhuriyet dönemi modernleşme hareketleri ve eğitim birliği gibi tarihsel dönüm noktaları üzerinde durulmaktadır. Ekonomi başlığı altında 2001 krizi sonrası mali politikalar ve iş gücü piyasasının yapısal sorunları incelenirken, sivil toplum ve aile gibi kavramlar sosyolojik kuramlar üzerinden açıklanmaktadır. Son olarak, Osmanlı’dan günümüze miras kalan fikir akımlarının Cumhuriyet ideolojisine ve kültürel kimlik değişimine sağladığı zemin özetlenmektedir.
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Merhaba, hoş geldiniz. Bugün sizlerle
0:02
bayağı derin bir konuya dalacağız. Bir
0:05
ulusun yapısını yani anatomisini masaya
0:07
yatıracağız. Özellikle de modern
0:09
Türkiye'nin sosyal, ekonomik ve
0:11
ideolojik dinamiklerini anlamaya
0:13
çalışacağız. Hazırsanız başlayalım. Peki
0:16
modern bir ulus nasıl kurulur? Nasıl
0:18
inşa edilir? Bu soru aslında her şeyin
0:20
başlangıç noktası. Yani bir toplumu bir
0:23
arada tutan harç ne? İnsanlar mı,
0:25
fikirler mi yoksa ekonomi mi? İşte bu
0:28
yolculuğa tam da bu soruyla çıkıyoruz.
0:31
Şimdi ekranda sadece bir sayı var. %75.
0:34
Bu sayı tek başına çok bir şey ifade
0:37
etmiyor gibi durabilir ama aslında
0:39
Türkiye'nin modernleşme hikayesinin tam
0:41
da başlangıç noktasını oluşturuyor. Peki
0:44
ama ne anlama geliyor bu %75?
0:47
Evet, doğru duydunuz. 1927'de yapılan
0:49
ilk nüfus sayımına göre Türkiye'deki her
0:51
dört kişiden üçü köyde yaşıyordu.
0:54
Düşünebiliyor musunuz? İşte bu devasa
0:57
ezici, çoğunlukla tarıma dayalı toplumun
0:59
bugünün o karmaşık, sanayileşmiş ve
1:01
şehirleşmiş yapısına nasıl evrildiği
1:03
bizim de bu anlatıdaki ana eksenimizi
1:06
oluşturur. O zaman ilk olarak bu bürlük
1:08
dönüşümü ateşleyen en temel güce
1:10
bakalım. Yani insana. Türkiye'nin
1:13
demografik yapısını kökünden değiştiren
1:15
o devasa göç dalgasının arkasında yatan
1:18
sebepler neydi? Gelin hep birlikte
1:20
inceleyelim. İşte her şeyin bir anda
1:23
hızlandığı an burası.
1:25
Dünya Savaşı'ndan sonra Marshall
1:27
yardımlarıyla birlikte ülkeye binlerce
1:29
traktör giriyor. E bu da tarımda
1:31
inanılmaz bir makineleşmeyi tetikliyor.
1:33
Tabii sonuç kırsalda artık ihtiyaç
1:36
duyulmayan tabiri caizse bir iş gücü
1:38
fazlası ortaya çıkıyor ve milyonlarca
1:41
insan yeni bir hayat kurma umuduyla
1:43
şehirlere akın etmeye başlıyor. Peki bu
1:46
yaşananları böyle daha bilimsel bir
1:48
çerçeveye oturtmak mümkün mü? Elbette
1:51
mümkün. İşte buna demografik geçiş
1:53
kuramı deniyor. GP Blacker gibi
1:55
isimlerin öncülük ettiği bu kuram
1:58
aslında tam da Türkiye'nin yaşadığı
2:00
süreci açıklıyor. Yani bir toplum tarıma
2:02
dayalı yapıdan sanayi toplumuna geçerken
2:05
nüfus dinamikleri nasıl kökten değişir?
2:08
Doğum ve ölüm oranları nasıl evrilir?
2:10
Bütün bunları anlatan bir model. E tabii
2:12
bu devasa insan hareketinin ekonomik bir
2:15
karşılığı da var. Karl Marx, "Yıllar
2:17
önce kırsaldan şehre akan ve ne iş olsa
2:20
yaparım" diyen bu büyük kitleyi
2:22
kapitalist sistemin ücretleri hep düşük
2:24
tutmak için bir nevi koz olarak
2:26
kullandığı bir yedek iş gücü ordusu
2:28
olarak tanımlamıştı. Bu kavram
2:30
Türkiye'nin o yıllardaki sancılı
2:32
kentleşme ve sanayileşme sürecini
2:34
anlamak için bize çok önemli bir anahtar
2:36
sunuyor aslında. Tamam, insan motorunu
2:39
anladık. Milyonlarca insan yer
2:41
değiştirdi. Peki bu yeni toplumu
2:43
şekillendiren fikirler yani o ideolojik
2:45
tasarım nasıldı? Yeni kurulan Türkiye
2:47
Cumhuriyetinin kimliği hangi fikirlerin
2:49
üzerine inşa edildi? Burada aslında çok
2:52
ilginç bir durum var. Geçmiş bugünü
2:55
nasıl şekillendiriyor onu görüyoruz.
2:57
Osmanlı'nın son dönemlerinde aydınlar
2:59
arasında devlet nasıl kurtulur diye
3:01
yapılan o ateşli tartışmalar var ya işte
3:04
o batıcılık, Türkçülük, İslamcılık gibi
3:06
akımlar aslında cumhuriyetin kurucu
3:08
kadrolarının da zihin dünyasını
3:10
oluşturdu ve yapılan devrimlere
3:12
ideolojik bir zemin hazırladı. Ve bu
3:14
ideolojik zemin çok geçmeden iki devrim
3:17
niteliğindeki adımla somut bir hale
3:19
geldi. Birincisi 1924'teki Tevhid-i
3:22
Tedrisat yani Öğretim Birliği Kanunu. Bu
3:25
kanunla bütün eğitim sistemi tek bir
3:27
çatı altına toplandı. 4 yıl sonra
3:30
1928'de ise harf inkılabı geldi. Bu
3:33
sadece bir alfabe değişikliği değildi.
3:36
Sakın öyle düşünmeyin. Bu ülkenin
3:38
kültürel pusulasını net bir şekilde
3:40
batıya çevirmesinin en güçlü, en
3:42
sembolik adımıydı. Tabii bir ulusun
3:45
inşası sadece kurucu fikirlerle, büyük
3:47
projelerle olmuyor. Bazen de
3:49
karşılaşılan zorluklar ve yaşanan derin
3:52
travmalarla şekilleniyor. Şimdi ulusun
3:55
anatomisindeki işte böyle bir kırılma
3:57
anına, toplumsal yapının en çok
3:59
zorlandığı dönemlerden birine gidiyoruz.
4:01
Yakın tarihimizde kara yıl olarak da
4:03
anılan 1993. 1993 yılı gerçekten de
4:08
Türkiye için travmalarla dolu bir yıldı.
4:10
Düşünün. Cumhurbaşkanı Turgut Özalı'ın
4:12
ani vefatı, ülkenin en önemli
4:15
araştırmacı gazetecilerinden Uğur
4:16
Mumcu'nun bir suikasta kurban ditmesi,
4:19
Sivas'ta Madımak otelinde yaşanan o
4:21
korkunç katliam ve hemen ardından başba
4:24
bağlarda yaşanan bir başka katliam.
4:26
Bütün bunlar toplumsal dokunun nasıl
4:28
ciddi şekilde yıprandığını, siyasi
4:30
suikastların ve toplumsal gerilimlerin
4:32
ülkeyi ne kadar derin bir güvensizlik
4:35
iklimine soktuğunu çok acı bir şekilde
4:37
gösteriyor. Toplumsal travmalardan sonra
4:40
şimdi rotayı ekonomiye yani ülkenin bir
4:43
diğer önemli motor gücüne çevirelim.
4:45
Özellikle 2001 krizi sonrasındaki döneme
4:48
baktığımızda Türkiye ekonomisini
4:50
tanımlayan çok temel merkezi bir çelişki
4:53
vardı. İşte bu grafik o çelişkiyi, o
4:56
paradoksu çok net bir şekilde özetliyor.
4:58
Bakın 2001 krizi sonrası uygulanan sıkı
5:01
maliye politikalarıyla bir sorun yani o
5:04
devasa kamu açıkları çözülüyor, azalıyor
5:06
ama tam da aynı dönemde başka bir sorun
5:09
yani cari açık büyümeye başlıyor. Yani
5:11
ne oluyor? Bir tarafı düzeltirken diğer
5:14
taraf adeta bozuluyor. İşte bu bir
5:16
paradoks. Peki ama neden böyle oldu?
5:19
Sebebi şu: Kamu bütçesi disiplin altına
5:21
alınsa da enerjideki dışa bağımlılık,
5:24
ithalata dayalı üretim yapısı ve ülkeye
5:26
sıcak para çekmek için uygulanan yüksek
5:28
faizler gibi yapısal sorunlar devam
5:30
ediyordu. E bu da cari açığı sürekli
5:33
besledi. Yani kilit nokta şu: Makro
5:35
düzeyde kağıt üstünde görünen bir başarı
5:38
ekonominin derinlerindeki yapısal
5:39
sorunları çözmeye yetmedi. Ekonominin
5:42
genelindeki bu yapısal sorunlar tabii ki
5:45
emek piyasasına yani çalışma hayatına da
5:47
yansıyordu. Taşaronlaşma sisteminin
5:50
giderek yaygınlaşması, çok yüksek
5:52
seviyelerdeki kayıt dışı çalışma ve
5:55
güvencesiz hatta kaçak yabancı işçiliğe
5:57
olan bağımlılık. Bunlar maalesef Türkiye
6:00
ekonomisinin kronikleşmiş sorunları
6:02
olarak varlığını sürdürdü. Peki insan
6:04
dedik, ideoloji dedik, ekonomi dedik.
6:08
Son olarak bütün bunları bir arada tutan
6:10
kurallara yani toplumsal hayatı yöneten
6:12
kurumlara ve felsefi fikirlere, o sosyal
6:15
çerçeveye bakalım. Devletle toplum
6:18
arasındaki ilişki zaman içinde nasıl bir
6:20
evrim geçirdi? Hemen somut bir örnek
6:23
üzerinden gidelim. Sağlık sistemini
6:25
düşünün. Eskiden halk sağlığı ve kamu
6:27
hastaneleri diye iki ayrı kurum vardı.
6:30
Bu da bir dağınıklık yaratıyordu.
6:32
2017'de çıkarılan bir kanun hükmünde
6:34
kararnameyle bu iki kurum kapatıldı ve
6:37
hepsi doğrudan Sağlık Bakanlığı'na
6:39
bağlandı. Bu yönetimde daha merkezi bir
6:42
yapıya geçiş yönünde atılmış önemli bir
6:44
adımdı. Devletle kendi çalışanları
6:46
arasındaki ilişkide de çok önemli bir
6:48
dönüm noktası yaşandı. 2012 yılında
6:51
memurlara toplu pazarlık hakkı tanındı.
6:53
Bu Türkiye'de emek haklarının gelişimi
6:55
açısından gerçekten kayda değer bir
6:57
adımdı ve o sosyal çerçevenin nasıl hiç
7:00
durmadan sürekli bir değişim içinde
7:02
olduğunu bize gösteriyor. Peki iyi güzel
7:04
de tüm bu sosyal kurumların,
7:06
derneklerin, sendikaların dayandığı o
7:08
sivil toplum fikri aslında ne anlama
7:10
geliyor? Bu konuda Batı düşüncesinde iki
7:12
temel görüş öne çıkıyor. Mesela John
7:14
Lock için sivil toplumun ana görevi
7:16
bireylerin mülkiyetini korumak için bir
7:18
araya geldiği bir toplum sözleşmesidir.
7:21
Jürgen Hubbermasa çok daha farklı bir
7:23
yerden bakar. Ona göre sivil toplum
7:25
devletten bağımsız, vatandaşların
7:27
eleştirel bir şekilde akıl yürüttüğu,
7:29
tartıştığı bir kamusal alandır.
7:31
Gördüğünüz gibi aynı kavrama ne kadar
7:33
farklı anlamlar yüklenebiliyor. Evet,
7:36
başından beri gördüğümüz gibi bir ulusun
7:38
yapısı, anatomisi asla durağan bir şey
7:41
değil. Demografiden ideolojiye,
7:43
ekonomiden sosyal kurumlara kadar her
7:45
şey sürekli bir değişim ve dönüşüm
7:48
halinde. Peki bütün bu tarihsel
7:50
yolculuğa baktığımızda Türkiye'yi
7:52
gelecekte bekleyen bir sonraki büyük
7:55
dönüşüm sizce ne olacak? İşte bu üzerine
7:57
hepimizin düşünmesi gereken bir soru.
#Education

