AuzefTürkiyenin Toplumsal Yapısı 2025-2026 Vize Soruları
https://lolonolo.com/2025/11/12/turkiyenin-toplumsal-yapisi-2025-2026-vize-sorulari/
Bu kaynaklar, Türkiye'nin toplumsal yapısını Osmanlı Devleti'nden Cumhuriyet'e uzanan tarihsel ve sosyolojik bir perspektifle inceleyen akademik içerikleri ve sınav hazırlık sorularını kapsamaktadır. Metinlerde modernleşme çabaları, devlet gelenekleri ve toplumu şekillendiren fikir akımları gibi temel dinamikler derinlemesine analiz edilmektedir. Özellikle Tanzimat'tan çok partili hayata geçişe kadar yaşanan siyasi ve ekonomik dönüşümler, somut örnekler ve kavramsal tanımlamalar üzerinden aktarılmaktadır. Ayrıca, sosyolojik kavramların tarihsel olaylarla ilişkilendirildiği bu dokümanlar, Türkiye'nin modern kimliğinin inşasındaki süreklilik ve kopuş noktalarını aydınlatmayı amaçlamaktadır. Sonuç olarak kaynaklar, öğrencilerin ve araştırmacıların ülkenin toplumsal evrimini anlaması için kapsamlı bir eğitim rehberi niteliği taşımaktadır.
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Bugünkü konumuz
0:02
gerçekten çok heyecan verici. Modern
0:04
Türkiye'nin doğuşuna doğru bir yolculuğa
0:06
çıkacağız. Yani dev bir imparatorluk
0:08
nasıl oldu da küllerinden yepyeni bir
0:10
ulus olarak doğabildi? Gelin bu dramatik
0:13
dönüşümün hikayesine birlikte bakalım.
0:15
Şimdi asıl sorumuza gelelim.
0:17
Yüzyıllardır ayakta duran koskoca bir
0:19
imparatorluğa alıp onu modern bir ulus
0:21
devlete dönüştüren o tarihsel güçler
0:24
neydi acaba? Bütün bu analizin temelinde
0:26
yatan soru bu aslında. Şimdi hep beraber
0:29
tarihin akışını değiştiren o olayların
0:31
ve fikirlerin izini sürerek bu sorunun
0:33
cevabını bulmaya çalışalım. Peki o zaman
0:35
başlayalım. Nereden mi? Tabii ki her
0:38
şeyin başladığı yerden. Gözümüzü 19.
0:41
yüzyıla çeviriyoruz. Karşımızda derin
0:44
bir krizle boğuşan, ayakta kalma
0:46
mücadelesi veren bir Osmanlı
0:47
İmparatorluğu var. Şimdi o dönemin
0:50
Osmanlı'sını anlamak için kilit bir
0:52
kavram var. millet sistemi. Düşünün ki o
0:55
zamanlar kimliğinizi belirleyen şey
0:57
Türk, Kürt ya da Arap olmanız değil,
1:00
dininiz. Yani olay tamamen inanç
1:02
temelli. Toplum, Müslümanlar, Rum
1:05
Ortodokslar, Ermeniler, Museviler gibi
1:07
sanki farklı dini cemaatlerden oluşan
1:10
büyük bir mozaik gibiydi. Ekonomiye
1:12
baktığımızdaysa durum daha da ilginç.
1:14
Osmanlı ile Avrupa arasında dağlar kadar
1:16
fark var. Bakın, Avrupa'da her şey kar
1:18
ve sermaye birikimi üzerine kurulu. Yani
1:20
kapitalizm. Osmanlı'daysa amaç bambaşka.
1:23
İyaşecilik deniyor buna. Yani devletin
1:26
önceliği kar etmek değil, halkın karnını
1:28
doyurmak, ihtiyaçlarını karşılamak. E
1:31
hal böyle olunca ne oluyor? Avrupa'daki
1:33
gibi zengin, yatırım yapan güçlü bir
1:35
tüccar sınıfı yani burjuvazi Osmanlı'da
1:37
bir türlü ortaya çıkamıyor. Bu da
1:39
imparatorluğun yeni dünya düzenine ayak
1:41
uydurmasını acayip zorlaştırıyor. Sonra
1:43
Tanzimat dönemi geliyor. Hani o batı
1:46
etkilerinin günlük hayata iyice sızdığı
1:48
zamanlar. Ama bu modernleşme çabasının
1:50
çok ağır bir bedeli oldu. O dönemde
1:53
imzalanan ticaret anlaşmaları var ya
1:55
işte onlar yerli sanayinin adeta belini
1:57
kırdı. Osmanlı ekonomisi bir anda
1:59
kendini dışarıya tamamen bağımlı
2:02
neredeyse yarı sömürge gibi bir halde
2:03
buluverdi. Peki bu gidişat karşısında ne
2:07
yapıldı? Yani bu çöküşü durdurmak için
2:10
birileri bir şeyler düşünmüş olmalı
2:11
değil mi? İşte şimdi o dönemin
2:14
aydınlarının hasta adam olarak
2:16
gördükleri imparatorluğu kurtarmak için
2:18
yazdıkları o meşhur kurtuluş
2:20
reçetelerine bir göz atalım. Masada üç
2:23
tane temel fikir vardı. Hepsinin amacı
2:25
aynı. İmparatorluğu kurtarmak. Birincisi
2:28
Osmanlıcılık. Diyorlar ki din, dil, ırk
2:31
fark etmez. Hepimiz eşit haklara sahip
2:33
Osmanlı vatandaşları olalım. Namık
2:35
Kemal, Şinasi gibi isimler öncüleri.
2:37
İkincisi İslamcılık. Madem öyle, biz de
2:40
bütün Müslümanları halifenin sancağı
2:42
altında toplayalım diyorlar. Üçüncüsü
2:44
ise Türkçülük. Ziya Gökalp gibi
2:46
düşünürler de diyor ki, "Hayır, bizim
2:48
asıl odaklanmamız gereken şey Türklerin
2:51
kendi kültürel ve etnik kimliği.
2:53
Gördüğünüz gibi üç farklı yol, üç farklı
2:55
vizyon. Yalnız bir şey netleştirelim.
2:57
Bütün bu tartışmaların içinde pek de yer
3:00
almayan akımlar da var. Mesela
3:01
sosyalizm. O dönemde Avrupa'yı kasıp
3:04
kavuruyor olabilir ama Osmanlı'da öyle
3:06
ana akım bir kurtuluş fikri haline
3:08
gelmiyor. Bir de Katolikler var. Hani
3:10
millet sisteminden bahsetmiştik ya işte
3:12
Katolikler, Ortodokslar veya Ermeiler
3:14
gibi o sistemin içinde büyük ve resmi
3:17
bir millet olarak yer almıyorlardı. Bu
3:19
da önemli bir detay. Ve işte geldik en
3:22
can alıcı bölüme. 3. perde başlıyor.
3:25
Sahnede Dünya Savaşı sonrası tamamen
3:27
çökmüş bir imparatorluk ve onun külleri
3:30
arasından filizlenen yepyeni bir ulusal
3:32
hareket var. Olaylar o kadar hızlı
3:35
gelişiyor ki bakın 1917'de Rusya'da
3:37
devrim oluyor ve Çarlık Rusya'sı
3:39
savaştan çekiliyor. Bu dengeleri
3:41
değiştiriyor. Savaş bitiyor ama bu sefer
3:43
de karşımıza Sevr diye bir felaket
3:45
anlaşması çıkıyor. Ama Anadolu pes
3:47
etmiyor. 1919'dan 22'ye kadar inanılmaz
3:50
bir Kurtuluş Savaşı veriliyor ve sonunda
3:52
1923'te Lozan. Lozan çok önemli. Çünkü o
3:55
dönem imzalanan diğer tüm anlaşmaların
3:57
aksine hem kalıcı bir barış sağlıyor hem
3:59
de yeni kurulan devletin egebenliğini
4:01
tüm dünyaya resmen kabul ettiriyor. Bu
4:03
bir zaferdir. Kurtuluş Savaşı'nın
4:05
başında çok önemli bir sorun vardı. Her
4:07
yerde yerel direniş grupları var ama
4:08
hepsi birbirinden kopuk, dağınık. İşte
4:11
asıl mesele bu dağınık güçleri nasıl bir
4:13
araya getirip tek bir umum haline
4:15
getirecektin? İşte bu noktada Sivas
4:17
Kongresi devreye giriyor. Bu söz tam da
4:20
bunu anlatıyor. Sivas Kongresi
4:22
yerlilikten merkeziliğe geçiş yolunda
4:24
atılmış en önemli adımdı. Yani o yerel
4:28
müdafaa-i hukuk cemiyetleri var ya hani
4:30
herkes kendi şehrini savunsun diyen.
4:32
Sivas Kongresi bütün bu cemiyetleri tek
4:34
bir çatı altında topluyor. İşte bu
4:37
mücadelenin kişisel olmaktan çıkıp
4:39
ulusal bir kimlik kazandığı an. Merkezi
4:41
bir iradenin doğduğu an. Peki savaş
4:44
kazanıldı. Yeni bir devlet kuruldu.
4:46
Şimdi de son bölüme geldik. Bu yeni
4:48
Türkiye Cumhuriyeti'nin DNA'sında ne
4:50
vardı? Hangi temeller üzerine kuruldu ve
4:52
bu miras bugün bizi nasıl etkiliyor?
4:54
Gelin buna bakalım. Şimdi en önemli
4:57
mirasa geliyoruz. İmparatorluk yıkıldı
5:00
ama her şey sıfırdan başlamadı.
5:02
Osmanlı'dan cumhuriyete geçen en önemli
5:04
şey o güçlü merkezi devlet geleneğiydi.
5:08
Yani her şeye yön veren, toplumu
5:10
şekillendiren, modernleşmenin lokomotifi
5:13
olan bir devlet anlayışı. Bu
5:15
cumhuriyetin de temel taşı oldu. Bu
5:17
güçlü devlet anlayışının ekonomideki
5:19
yansıması ne oldu peki? Devletçilik.
5:22
Olay şu: Ülkede yeterli özel sermaye
5:25
yok. Üstüne bir de 1929'da bütün dünyayı
5:28
vuran büyük buhran patlak verince
5:30
beklemeyelim bu büyük sanayi hamlelerini
5:33
kalkınmayı bizzat devlet olarak biz
5:35
yapalım denildi. İşte devletçilik
5:38
politikasının özü bu. Peki bu politika
5:41
nasıl hayata geçti? İşte o meşhur kitler
5:44
yani kamu iktisadi teşekkülleri
5:46
kurularak hani hepimizin duyduğu
5:48
Sümerbank, Etibank gibi devasa
5:50
fabrikalar, bankalar bunların hepsi
5:53
devlet eliyle kuruldu ve bu kitler
5:55
1930'lu yılların tek parti döneminin
5:57
ekonomik yapısını hatta sosyal hayatını
6:00
baştan aşağı şekillendirdi. Şimdi konuyu
6:02
bir anlığına bambaşka bir yere ama
6:04
aslında çok da bağlantılı bir yere
6:06
getirmek istiyorum. Devletler, toplumlar
6:08
kurulur ama bazı evrensel sorunlar hep
6:11
varlığını sürdürür. Mesela toplumsal
6:13
eşitsizlik. Bu kavramı anlamak için
6:15
Barack Obama'nın şu sözüne bir kulak
6:16
verin. Bu ülkede 35 yıl önce ben de
6:19
dahil olmak üzere pek çok siyahi erkek
6:22
sokakta yürürken yanlarından geçen
6:23
arabaların kilitlerinin kapandığını
6:25
duymuştur. Ne kadar basit ama bir o
6:27
kadar da derin değil mi? İşte Obama'nın
6:30
anlattığı bu basit araba kilidi sesi
6:32
aslında sosyolojide toplumsal eşitsizlik
6:35
dediğimiz o devasa konunun ta kendisi.
6:37
Yani sırf ırkınız, cinsiyetiniz veya ait
6:41
olduğunuz grup yüzünden ön yargıyla
6:43
karşılaşmanız ve hayatın size farklı
6:45
davranması. Bu evrensel kavramı
6:47
aklımızın bir köşesinde tutalım ve şimdi
6:50
tekrar kendi tarihimize, Türkiye'nin
6:52
mirasına geri dönelim. Ve şimdi bütün bu
6:54
anlattıklarımızı bugüne bağlayan o son
6:56
ve en önemli soruyla bitirelim. Yüzlerce
6:58
yıl öncesinden Osmanlı'dan devralınan o
7:01
güçlü merkezi devlet geleneği sizce
7:03
bugün yani 21. yüzyılda bizim
7:05
toplumumuzu, siyasetimizi hatta günlük
7:08
hayatımızı nasıl etkiliyor? Bu mirasın
7:10
izlerini nerelerde görüyorsunuz? İşte bu
7:12
soru sanırım hepimizin üzerine biraz
7:14
kafa yorması gereken bir soru.
#Education

