0:00
Herkese merhaba. Bugünkü konumuz oldukça
0:02
derin. Türkiye'nin modern toplumsal
0:04
yapısı nasıl şekillendi? Gelin bu yapıyı
0:06
oluşturan o en kritik, en önemli anlara
0:09
hep birlikte yakından bakalım. Aslında
0:11
her şey şu soruyla başlıyor. Koca bir
0:13
imparatorluğun küllerinden yepyeni
0:16
modern bir ulus nasıl doğar? İşte
0:19
Türkiye'nin modernleşme hikayesini
0:20
anlamak için bu sorunun cevabını
0:22
bulmamız lazım. Çünkü sanılanın aksine
0:25
bu yolculuk top ve tüfek de değil,
0:27
öncelikle fikirlerin çarpışmasıyla
0:30
başladı. Peki hadi o zaman tam da o
0:32
fikirlerin çarpıştığı yere yani
0:34
Osmanlı'nın son dönemlerine gidelim.
0:37
İmparatorluk ayakta kalmaya çalışırken
0:39
gelecek için birbiriyle kıyasıya rekabet
0:41
eden üç tane temel vizyon ortaya atıldı.
0:44
Bu fikirler yani batıcılık, Türkçülük ve
0:47
İslamcılık öyle sadece entelektüellerin
0:49
konuştuğu soyut şeyler değildi. Hayır,
0:51
tam tersi. Her biri çökmekte olan bir
0:54
imparatorluk için sunulmuş birer hayatta
0:56
kalma reçetesiydi. Yani soru şuydu.
0:58
Kurtuluş nerede? Batıcılığa göre batıda.
1:01
İslamcılığa göre ümmette. Türkçülüğe
1:03
göre ise ulusun kendisinde. İşte bu
1:06
alıntı aslında her şeyi özetliyor. Bu
1:08
fikir akımları daha sonra yapılacak olan
1:10
inkılapların hem zeminini hazırladı hem
1:13
de ana kaynağı oldu. Yani o teorik
1:15
tartışmalar sonradan kurulacak yeni
1:17
Türkiye Cumhuriyeti'ni doğrudan besledi,
1:20
şekillendirdi. Fikri altyapı artık
1:22
hazırdı. Peki sırada ne vardı? Elbette
1:25
bu fikirler üzerine yepyeni bir devlet
1:27
inşa etmek. Ve takvimler 1923'ü
1:30
gösterdiğinde o büyük adım atıldı.
1:33
Cumhuriyet ilan edildi. Cumhurbaşkanlığı
1:35
makamı oluşturuldu ve tabii ki iktidar
1:38
partisi yani Cumhuriyet Halk Fırkası
1:40
kuruldu. Ama bakın burası gerçekten çok
1:42
ilginç. Henüz bir yıl bile geçmeden
1:45
1924'te ilk muhalefet partisi de
1:48
kuruluyor. Bu bize neyi gösteriyor?
1:50
Demokrasinin daha en başından itibaren
1:52
ne kadar sancılığı ama bir o kadar da
1:54
istenen bir hedef olduğunu gösteren ilk
1:56
adımlar bunlar. Şimdi konuyu biraz
1:58
değiştirelim ve ı Dünya Savaşı'na
2:00
gidelim. Çünkü o yıllarda Türkiye'nin
2:02
bütün sosyal dokusunu yani toplumun
2:04
yapısını kökünden değiştiren tek bir
2:07
olay yaşandı. Ve bu değişimin
2:09
arkasındaki güç ne bir savaş ne de
2:12
siyasi bir anlaşmaydı. Her şeyi
2:14
değiştiren tek bir makineydı. Evet,
2:17
yanlış duymadınız. Traktör. Rakamlara
2:20
bir bakın. Gerçekten baş döndürücü.
2:22
1948'de bütün Türkiye'de sadece 1700
2:25
traktör varken 10 yıl bile geçmeden bu
2:28
sayı 44.000'e fırlıyor. Peki bu
2:30
patlamanın arkasında ne vardı? O meşhur
2:32
Marshall planı. Yani ı Dünya Savaşı'ndan
2:34
sonra Amerika'nın yaptığı yardımlar
2:36
Türkiye'nin tarımına işte böyle bir etki
2:39
yaptı ve bu adeta bir domino etkisi
2:41
yarattı. Şöyle düşünün birinci domino
2:44
Marshall yardımıyla gelen traktörler. Bu
2:47
traktörler tarlalara girince ikinci
2:49
domino devrildi. İnsan gücüne ihtiyaç
2:51
azaldı. ve milyonlarca tarım işçisi bir
2:53
anda işsiz kaldı. İşte o zaman da üçüncü
2:56
ve en büyük domino devrildi. Bu
2:58
milyonlarca insan iş ve yeni bir umut
3:00
bulmak için köylerden şehirlere akın
3:02
etti. Türkiye tarihinin en büyük sosyal
3:05
dönüşümü yani o meşhur Kırdankent' göç
3:07
tam olarak böyle başladı. Tabii
3:09
milyonlarca insan şehirlere akın edince
3:11
bu sefer de şehirler dolup taşmaya
3:13
başladı. Bu durum devleti iki devasa
3:16
sorunla yüz yüze getirdi. Birincisi bu
3:18
kadar insana nerede ev bulunacak?
3:20
İkincisi de bu kontrolsüz nüfus
3:21
artışıyla nasıl başa çıkılacak? İşte o
3:24
dönemde yeni bir kavram hayatımıza
3:26
girdi. Gece kondu. Yani büyük şehirlerin
3:29
etrafında adeta bir gecede bitiveren
3:32
izinsiz, plansız yapılar. Bu durum
3:35
şehirlerin sadece çehresini değil aynı
3:38
zamanda sosyal dokusunu da tamamen
3:40
değiştirdi. Türkiye için yepyeni bir
3:42
manzaraydı bu. Peki devlet ne yaptı?
3:45
1966'da çıkan gecekondu yasası aslında
3:48
oldukça akılcı bir yol izlemeye çalıştı.
3:50
Yani amaç buldozerleri gönderip her şeyi
3:53
yıkmak değildi. Bunun yerine üç adımlı
3:55
bir plan devreye sokuldu. Mevcut
3:57
yapıları iyileştir, tehlikeli olanları
4:00
ortadan kaldır ve en önemlisi de
4:02
yenilerinin yapılmasını önle. Yani
4:04
sorunu yok saymak yerine onu yönetmeye
4:06
çalıştılar. Aynı dönemde nüfus
4:09
politikalarında da tam bir 180 derecelik
4:12
dönüş yaşandı. Bakın 1965'ten önce
4:15
devlet ne kadar çok nüfus o kadar iyi
4:18
diye düşünüyordu. Ama 1965'ten sonra
4:21
nüfus planlaması kanunuyla birlikte tam
4:24
tersi bir yola girildi. Artık hızlı
4:26
nüfus artışı bir güç değil kalkınmanın
4:29
önünde bir engel olarak görülmeye
4:31
başlandı ve aile planlaması gündeme
4:33
geldi. Elbette bu değişim rüzgarı
4:36
60'larda falan durmadı. Aksine modern
4:38
çağa doğru ilerlerken toplum sürekli
4:41
evrilmeye, dönüşmeye devam etti.
4:43
Özellikle 90'lı yıllara geldiğimizde
4:45
sahnede yepyeni aktörler belirdi. Bunlar
4:48
kimdi? Sivil toplum kuruluşları. Maçta
4:51
İslami hareketler olmak üzere pek çok
4:53
farklı grup artık devletin karşısında
4:55
söz sahibi olmaya başladı. Bu durum
4:57
aklıma ünlü düşünür Tokvili'i getiriyor.
5:00
Ne derdi? Demokrasi sadece sandıktan
5:02
ibaret değildir. Güçlü bir sivil toplum
5:04
olmadan olmaz. İşte 90'lar Türkiye'si de
5:07
tam olarak bunu yaşıyordu. Peki tüm bu
5:09
tarihsel süreçlerden sonra bugüne
5:11
gelelim. Günümüz Türkiye'sinin dünyadaki
5:14
ekonomik konumunu nasıl
5:17
İşte burada Immanuel Wallerstein'ın
5:19
dünya sistemleri teorisi devreye
5:20
giriyor. Bu teori bize diyor ki dünyayı
5:23
ayrı ayrı ülkeler olarak değil tek bir
5:26
büyük, küresel ve eşitsiz bir ekonomik
5:28
sistem olarak düşünün. Bu sisteme göre
5:30
dünya üç katmandan oluşuyor. En tepe'de
5:33
sanayileşmiş, zengin ve kural koyan
5:35
merkez ülkeleri var. En altta onlara
5:38
hammadde ve ucuz iş gücü sağlayan çevre
5:40
ülkeleri bir de ikisinin arasında kalan
5:43
ne tam merkez ne tam çevre olabilen yarı
5:45
çevre ülkeleri var. İşte bu hiyerarşi
5:48
küresel eşitsizliğin nedenini anlamamıza
5:50
yardımcı oluyor. Peki Türkiye nerede?
5:52
Genellikle bu yarı çevre kategorisinde
5:54
tanımlanıyor. Yani ne tam olarak
5:56
sistemin merkezinde ne de tamamen
5:58
dışında. İşte böyle. imparatorluğun
6:00
sonundaki fikir savaşlarından
6:03
tarlalardaki traktör devrimine ve
6:05
şehirlerdeki gecekondulara kadar
6:07
gördüğünüz gibi bir dizi dönüm noktası,
6:09
bir dizi domino taşı bugünkü Türkiye'yi
6:12
şekillendirdi. Peki tüm bu yaşananlardan
6:15
sonra sizce bir sonraki büyük toplumsal
6:18
dönüşümümüz ne olacak? Bu sorunun
6:20
cevabını da yine zaman gösterecek.