0:00
Merhaba. Bugün sizlerle birlikte bir
0:02
imparatorluğun küllerinden doğan modern
0:04
bir ulusun yani Türkiye'nin o karmaşık
0:07
ama bir o kadar da büyüleyici toplumsal
0:09
yapısına yakından bakacağız. Peki
0:12
sorumuz şu: Koca bir imparatorluğun
0:14
mirasıyla yepyeni bir ulus nasıl
0:16
kurulur? İşte bugün Türkiye toplumunun
0:19
bu inanılmaz dönüşüm yolculuğuna
0:21
çıkıyoruz. Eski ve yeninin nasıl içe
0:24
geçtiğini, bugünkü yapıyı nasıl
0:26
oluşturduğunu gelin hep birlikte
0:27
görelim. Tamam. O zaman en baştan
0:30
başlayalım. Her şeyin temelinden yani
0:32
modern Türkiye'yi ayakta tutan o devlet
0:34
ve hukuk yapısından. Çünkü hikayenin en
0:37
kilit noktası burası. Şimdi Cumhuriyet
0:40
kurulduğunda Osmanlı'dan gelen çok güçlü
0:42
bir merkezi devlet geleneği vardı. Bu
0:44
yapı korundu ama devrim niteliğinde bir
0:47
farkla. Artık güç padişahın ya da bir
0:50
kişinin değil doğrudan milletin
0:52
kendisinin olacaktı. İşte bu ulusal
0:54
egemenlik ilkesi oyunun bütün
0:56
kurallarını yeniden yazdı. Ve bu ilke
0:59
öyle havada kalmadı. 1921 anayasasıyla
1:02
etekemiye büründü. Bakın bu sadece bir
1:04
kağıt parçası değil. Bu gücün saraydan
1:07
alınıp doğrudan halkın meclisine yani
1:10
Büyük Millet Meclisi' devredildiğinin
1:12
resmi belgesiydi. Türkiye için yepyeni
1:14
bir sayfa açılıyordu. Tabii yeni bir
1:17
ulus inşa ediyorsanız en kritik
1:19
alanlardan biri de eğitimdir. Değil mi?
1:21
İşte Tevhid-i Tedrisat Kanunu tam da
1:24
bunu yaptı. o dönemdeki dağınık, farklı
1:27
farklı eğitim sistemlerini tek, modern
1:29
ve laikit bir çatı altında topladı. Amaç
1:32
sadece binaları yenilemek değildi tabii.
1:35
Asıl amaç cumhuriyetin ideallerini
1:37
benimsemiş yepyeni bir nesil
1:39
yetiştirmekti. Peki yasal temeller
1:42
atıldı, eğitimde devrim yapıldı. İyi de
1:44
bu yeni devletin çarkları nasıl
1:46
dönecekti? Yani ekonomik olarak nasıl
1:48
ayakta kalacaktı? İşte şimdi ülkenin o
1:51
büyüme motoru olan ekonominin zaman
1:54
içinde nasıl vites değiştirdiğine bir
1:56
bakalım. Türkiye'nin ekonomik serüveni
1:59
gerçekten de bir hız treni gibi. Şöyle
2:01
bir düşünün. 1930'larda devlet kitler
2:04
yani kamu iktisadi teşebbüsleriyle
2:07
sanayileşmenin lokomotifiydi. Sonra bir
2:10
anda 1980'lere geliyoruz ve serbest
2:12
piyasaya keskin bir dönüş yapılıyor.
2:15
Bugünse bambaşka bir yerdeyiz. Küresel
2:17
sermayenin oyun kurduğu, küresel
2:20
kentlerin yükseldiği bir dönemdeyiz. Her
2:22
bir dönem ülkenin rotasını tamamen
2:25
değiştirdi ve o keskin dönüşün mimarı
2:28
özellikle 1980'lerde Turgut Özald'dı.
2:32
Onun dönemiyle birlikte devlet
2:34
ekonomiden elini eteğini çekmeye
2:36
başladı. Özelleştirme ve serbest piyasa
2:39
ekonominin yeni parolaları oldu. Ama bu
2:42
sadece bir politika değişikliği değildi.
2:44
İnanın bana bu köklü bir zihniyet
2:46
devrimiydi. İşte bu yemi ekonomik
2:48
düzenin en somut çıktılarından biri de
2:50
küresel kentler oldu. Yani artık
2:53
şehirler sadece içinde yaşayanların
2:55
ihtiyaçlarına göre değil daha çok
2:57
uluslararası parayı sermayeyi çekmek
2:59
için tasarlanmaya başlandı. Dev
3:01
altyapılar, lüks konutlar, özel
3:03
hizmetler hepsi bu küresel yarışın bir
3:05
parçası. Tamam, devlet, hukuk, ekonomi
3:08
hepsini konuştuk ama bütün bu büyük
3:10
değişimlerin ortasında insan faktörü var
3:12
değil mi? Yani halk, nüfus ne
3:14
durumdaydı? İşte şimdi anlatacağım
3:17
demografik hikaye en az diğerleri kadar
3:19
belki de daha fazla şaşırtıcı ve
3:21
dramatik. Size bir sayı vereceğim. 13
3:24
milyon. Evet, 13 milyon. Bugün bu sayı
3:28
belki sadece İstanbul'un bir kısmının
3:29
nüfusu ama 1927 yılına geri döndüğümüzde
3:33
bu sayı koskoca Türkiye Cumhuriyeti'nin
3:36
toplam nüfusuydu. İnanılmaz değil mi?
3:39
Evet, yanlış duymadınız. Topu topu 13
3:41
milyon insan günümüzle karşılaştırınca
3:44
akıl almaz derecede az. Peki neden? Yani
3:47
genç cumhuriyet yolculuğuna neden bu
3:49
kadar az bir nüfusla başlamak zorunda
3:51
kaldı? Cevap: Ülkenin sırtında taşıdığı
3:55
ağır yüklerde o derin travmalarda gizli.
3:58
Düşünün 1912'den 1922'ye kadar tam 10
4:02
yıl boyunca ülke neredeyse bir gün bile
4:04
savaştan çıkamamış. Balkan Savaşları
4:07
ardından Dünya Savaşı hemen peşinden
4:10
Kurtuluş Savaşı. Bu süreçte sadece
4:13
toprak kaybedilmedi. Milyonlarca insan,
4:16
özellikle de ülkenin geleceği olan genç
4:18
erkek nüfusu hayatını kaybetti. Buna bir
4:21
de salgın hastalıkları ve o günün
4:23
koşullarındaki yetersiz tıbbi hizmetleri
4:25
ekleyin. Manzara gerçekten çok ağırdı
4:28
ama tabii bu durum sonsuza dek böyle
4:30
gitmedi. Zamanla politikalar tamamen
4:33
değişti. 1960'lara geldiğimizde devletin
4:36
önceliği artık sadece sayıca çok olalım
4:39
değil nitelikli bir nüfusumuz olsun
4:41
anlayışına evrildi. İşte 1965'teki nüfus
4:45
planlaması kanunu tam da bu değişimin
4:47
simgesi. Odak noktası daha çok çocuktan
4:50
daha sağlıklı ve planlı ailelere kaydı.
4:53
Bu aslında refah toplumuna doğru atılan
4:55
önemli bir adımdı. Şimdi geldik en can
4:58
alıcı soruya. Yasa değişti. Ekonomi tepe
5:01
taklak oldu. Nüfus yapısı başkalaştı.
5:03
Peki tüm bu sarsıntıların ortasında bu
5:06
toplumu bir arada tutan şey neydi? O
5:08
harç neydi? Gelin şimdi son olarak
5:11
Türkiye'nin modern kimliğini oluşturan o
5:13
karmaşık ama bir o kadar da renkli
5:15
kültürel dokuya bakalım. Türk kültürü
5:17
dediğimiz şey aslında tek bir parça
5:19
değil. Müthiş bir sentez. Adeta
5:21
rengarenk bir mozaik gibi. Bu mozağın
5:24
içinde ne var derseniz Orta Asya'dan
5:26
getirdiğimiz kökler var. İslam
5:28
medeniyetinin getirdiği derinlik var.
5:31
Akdeniz'in o cıvıl cıvıl sıcaklığı var.
5:33
Ve tabii ki batıyla etkileşimin
5:35
getirdiği modernizm var. Hepsi bir
5:37
arada. Ve bu kültürel zenginlik en çok
5:40
sokağa çıktığınızda karşınıza çıkar.
5:42
Kamusal alanda, aynı meydanda, aynı
5:45
otobüste, muhafazakar kimliğiyle,
5:47
liberal düşüncesiyle, milliyetçi
5:49
duruşuyla ya da farklı etnik kökeniyle
5:52
insanlar bir arada. Bu birliktelik bazen
5:54
çok uyumlu, bazen de gerilimli
5:57
olabiliyor. Ama sonuçta ortaya her zaman
5:59
caplı ve dinamik bir sosyal hayat
6:01
çıkıyor. Bu iç içe geçmişliğin en somut
6:04
örneklerinden birini merak ediyor
6:05
musunuz? Evlilikler. Türkiye'de pek çok
6:08
çift önce belediyede devletin şart
6:11
koştuğu resmi nikahı kıyar, sonra da
6:13
aile ve toplum için önemli olan dini
6:16
töreni yapar. İşte bu modern kanunlarla
6:19
geleneklerin ele nasıl yürüyebildiğinin
6:21
mükemmel bir fotoğrafı. Modern devlet
6:23
olmak demek sadece yasalar yapmak,
6:26
ekonomi yönetmek demek değil tabii ki
6:28
aynı zamanda zor durumdaki vatandaşının
6:30
yanında olmak demek. Mesela alo 183
6:33
hattı. Şiddet görme riski altındaki
6:36
kadınlar ve çocuklar için bir can simidi
6:38
adeta. İşte bu ve bunun gibi sosyal
6:40
destek mekanizmaları devletin o koruyucu
6:43
yüzünü gösteriyor ve modern toplumun
6:45
olmazsa olmazlarından. İşte böyle.
6:48
Hukuktan ekonomiye, nüfustan kültüre
6:51
Türkiye'nin yüzy yıllık hikayesi aslında
6:53
bitmeyen bir değişim ve dönüşüm
6:55
hikayesi. Peki Orta Asya'dan, İslam'dan,
7:00
Batıdan, Akdeniz'den bunca farklı mirası
7:03
bir potada eriten bu karmaşık kimliğin
7:05
hangi tarafı Türkiye'nin gelecek
7:07
yüzyılına damgasını vuracak? İşte bu
7:09
cevabını zamanın ve hepimizin birlikte
7:12
vereceği büyük bir soru. Bizi
7:14
dinlediğiniz için teşekkürler.