Auzef Türk Yönetim Tarihi 2024-2025 Vize Soruları
https://lolonolo.com/2026/02/05/turk-yonetim-tarihi-2024-2025-vize-sorulari/
Bu kaynaklar, Osmanlı İmparatorluğu'ndan modern Türkiye Cumhuriyeti'ne uzanan yönetim geleneğini ve siyasi dönüşüm süreçlerini ele almaktadır. Metinlerde, Millet Sistemi ve Tanzimat reformlarıyla başlayan modernleşme çabaları, bürokratik yenilikler ve Osmanlı'nın son dönemindeki idari yapı detaylandırılmaktadır. Cumhuriyet dönemi ise devleti koruma misyonu, laiklik reformları ve toplumsal kurumsallaşma hamleleri çerçevesinde incelenmektedir. Ayrıca, Türkiye'nin NATO üyeliği ve Avrupa Birliği ile olan ilişkileri gibi dış politika dönüm noktaları tarihi bir perspektifle sunulmaktadır. Son olarak, eğitim ve hukuk alanındaki Batılılaşma hareketleri ile siyasi figürlerin bu süreçlerdeki rolleri soru-cevap formatıyla pekiştirilmektedir.
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Merhaba. Şöyle bir düşünelim. 600 yıllık
0:03
dev bir imparatorluk nasıl olur da
0:05
modern bir ulus devlete dönüşür? İşte bu
0:08
Türkiye'nin son 200 yüzy yılda yaşadığı
0:11
hani akıl almaz bir dönüşümün hikayesi.
0:13
Gelin bu büyük dönüşümün şifrelerini hep
0:16
birlikte çözelim. Bu soru aslında
0:19
meselenin tam da kalbine dokunuyor.
0:21
Düşünsenize bu kadar köklü, bu kadar
0:24
devasa bir yapı değişen bir dünyanın o
0:28
yeni dinamiklerine nasıl ayak
0:29
uydurabildi ki? Cevabı bulmak için her
0:32
şeyin başladığı yere yani imparatorluğun
0:35
o temel taşlarına bakmamız gerekiyor.
0:38
Evet, bu yolculuğa çıkarken ilk
0:40
durağımız Osmanlı'nın son dönemlerindeki
0:43
sosyal yapısının temeli. Neydi o? Millet
0:46
sistemi. Şimdi bu sistem bugünden
0:49
bakınca biraz garip gelebilir. Çok
0:51
kendine özgü bir yapı. Şöyle düşünün.
0:53
Kimliğinizi etnik kökeniniz değil
0:56
dininiz tanımlıyor. Yani diyelim ki bir
0:58
Rumsunuz, bir Ermeni ya da Yahudi.
1:00
İmparatorluk içinde kendi cemaatinizin
1:02
kurallarına göre adeta kendi özerk
1:05
dünyanızda yaşıyordunuz. Ve bu sistem
1:07
yüzyıllar boyunca tıkır tıkır işledi. Ta
1:09
ki Avrupa'dan yepyeni bir rüzgar esmeye
1:11
başlayana kadar. İşte o rüzgar
1:14
imparatorluğun gördüğü belki de en büyük
1:17
meydan okumaydı. Avrupa'dan yayılan her
1:19
millete kendi devleti fikri var ya işte
1:22
bu fikir o çok dinli, çok uluslu yapının
1:24
adeta temellerini sarstı. Devlet için
1:27
durum çok netti. Dağılmayı önlemek için
1:29
acilen ama acilen bir çözüm bulmak
1:32
zorundaydı. Ve bu çözüm arayışı bizi bir
1:35
dizi radikal reformla dolu neredeyse 100
1:38
yıl sürecek bir modernleşme dönemine
1:40
soktu. Aslında imparatorluk ayakta
1:43
kalabilmek için adeta kendi kurtuluş
1:46
reçetesini yazmaya çalışıyordu. Bakın bu
1:49
gördüğünüz üç tarih imparatorluğun
1:51
kendini kurtarmak için attığı en dev
1:53
adımların birer kilometre taşı gibi.
1:55
1839'da Tanzimatla başlıyor her şey.
1:58
Amaç ne? Herkese bir Osmanlı üst kimliği
2:01
vermek. Sonra 1856'da ıslahat geliyor.
2:05
Bu haklar daha da genişletiliyor ve 1908
2:08
ik meşrutiyet. Artık anayasal bir düzene
2:11
geçiş denemesi. Ama hepsinin ama
2:13
hepsinin tek bir ortak amacı vardı. O
2:16
dağılmakta olan devasa yapıyı bir
2:18
şekilde bir arada tutabilmek. Yalnız
2:21
Tanzimatı sakın ola sadece birkaç kanun
2:23
değişikliği olarak görmeyin. Hayır.
2:25
Hayır. Bu çok daha derin, çok daha
2:27
kapsamlı bir projeydi. Hedef şuydu. Dini
2:30
ne olursa olsun herkesi tek bir çatı
2:32
altında Osmanlı vatandaşı kimliğinde
2:34
birleştirmek. Sadece bu da değil, aynı
2:37
zamanda modern bir devletin olmazsa
2:39
olmazı ne varsa yani mali ve hukuki
2:41
altyapı hepsi sıfırdan inşa ediliyordu.
2:44
Kısacası imparatorluğu ayakta tutmak
2:46
için girişilmiş dev bir kimlik ve sistem
2:48
projesiydi bu. Şu karşılaştırmaya bir
2:51
bakın. Yönetim anlayışındaki o devrim
2:54
gibi değişimi ne kadar güzel özetliyor
2:56
değil mi? Bir tarafta geleneksel
2:58
gücüyle, mutlak otoritesiyle hükmeden 4.
3:01
Murat var. Diğer yanda devleti baştan
3:03
aşağı modernleştirmeye çalışan bugünkü
3:06
bakanlık sisteminin temellerini atan ı
3:08
Mahmut. İşte bu imparatorluğun yaşadığı
3:11
o büyük zihniyet dönüşümünün en net
3:13
fotoğrafı. Evet, ıslahat fermanıyla
3:17
haklar genişletildi. Doğru. Ama burada
3:19
çok kritik bir nokta var. Yetki hala ve
3:22
daima merkezdeydi. Yani İstanbul'da.
3:25
İmparatorluk hiçbir zaman yetkiyi yerel
3:27
yönetimlerle paylaşan hani Amerika gibi
3:29
federal bir yapıya dönüşmedi. Ve işte bu
3:32
merkeziyetçi damar var ya sonraki dönemi
3:34
o kadar derinden etkileyecek ki ve işte
3:37
o merkeziyetçi damar dönemin en büyük
3:40
tartışmasını da ateşledi. Bir yanda
3:42
İttihat ve Terakki var. Onların korkusu
3:44
şu: Devlet elden gidiyor. O yüzden tüm
3:47
yetkileri merkezde toplamalıyız. Diğer
3:49
yandaysa Prens Sabahattin, "Hayır"
3:52
diyor, "Tersini yapmalıyız. yerel
3:54
yönetimleri güçlendirmeliyiz. Peki sonuç
3:56
ne oldu? Tarihin akışı İttihat ve
3:59
Terakkinin yolunu seçti. Ama ne yazık ki
4:02
imparatorluğu kurtarma çabaları sonuç
4:03
vermedi. Dünya Savaşı bitti ve
4:06
imparatorluk tarih sahnesinden silindi.
4:08
İşte tam o anda sahneye en radikal, en
4:11
köklü çözüm çıktı. Her şeye sıfırdan
4:14
başlamak yani yeni bir cumhuriyet
4:16
kurmak. İşte bu cümle yeni kurulan
4:19
devletin adeta genetik kodlarını
4:21
özetliyor. Kurucu kadroların zihnindeki
4:24
en temel, en büyük endişe neydi biliyor
4:26
musunuz? İmparatorluğun son günlerindeki
4:29
o parçalanma, o çöküş işte onun bir daha
4:33
asla ama asla tekrarlanmaması.
4:36
Dolayısıyla bütün politikalar bu koruma
4:38
refleksi üzerine kuruldu. Peki bu koruma
4:41
refleksiyle yeni rejim ne kadar hızlı ve
4:45
ne kadar kökten bir değişimle kuruldu
4:47
dersiniz? Cevap aslında çok basit. Tek
4:50
bir sayıda ve sadece tek bir günde
4:53
gizli. İşte o sayı 3 ve hepsi inanın
4:58
sadece bir günde 3 Mart 1924'te oldu.
5:02
Düşünün halifelik kaldırılıyor. Siyasi
5:05
bir devrim. Öğretim birleştiriliyor.
5:07
Yani tevhid-i tedrisat, eğitimde bir
5:10
devrim. Şeriye ve evkaf vekaleti
5:12
kaldırılıyor. Hukukta bir devrim.
5:14
Devletin 600 yıllık dini kimliği tek bir
5:17
günde tasfiye ediliyor. Bu bir reform
5:20
falan değil. Bu tam anlamıyla bir
5:21
devrim. İmparatorlukla vedalaşıp
5:24
bembeyaz yeni bir sayfa açmak demekti
5:26
bu. Peki tamam bu yeni değerler
5:29
belirlendi de bunlar halka nasıl
5:31
ulaştırılacaktı?
5:32
İşte tam bu noktada bu kurumlar devreye
5:35
girdi. Şehirlerde halk evleri, köylerde
5:38
ise onların bir uzantısı olan halk
5:40
odaları. Bu mekanlar yeni rejimin
5:43
ideolojisini o modern ve laik değerleri
5:46
ülkenin en ücra köşesine kadar götürmek
5:48
için tasarlanmış birer kültür ve eğitim
5:51
merkezi gibiydi. Evet, cumhuriyet
5:53
kuruldu. Kendi sistemini inşa etmeye
5:56
başladı. Her şey yolunda gibiydi. Ama
5:59
sonra ı Dünya Savaşı bitti ve dünya
6:02
yeniden şekillenmeye başladı. İşte tam o
6:05
dönemde Türkiye kendini yepyeni ve çok
6:08
ama çok büyük bir sorunun tam ortasında
6:11
buldu. Bu gencecik cumhuriyet için
6:14
gerçekten de varoluşsal bir tehditti.
6:17
Yani tek başına o devasa Sovyet
6:19
baskısına karşı durmak neredeyse
6:21
imkansızdı. İşte bu çaresizlik
6:24
Türkiye'yi mecburen yepyeni bir
6:26
stratejik yönelime itti. Peki çözüm
6:29
neydi? Çözüm Batı Askeri ittifakına
6:32
katılmaktı. Yani NATO. 1952'deki bu
6:36
üyelik Türkiye'ye sadece Sovyetlere
6:38
karşı bir güvenlik şemsiyesi vermedi.
6:41
Aynı zamanda onu Batı bloğunun eşit bir
6:43
ortağı yaptı ve tabii ki Marshallı gibi
6:46
savaş sonrası toparlanma için hayati
6:48
önem taşıyan ekonomik yardımların da
6:50
kapısını açmış oldu. NATO üyeliği askeri
6:53
bir adımdı. Evet. Ama Türkiye'nin batıya
6:56
yönelişi bununla sınırlı kalmadı. Sırada
6:59
siyasi ve ekonomik entegrasyon vardı ve
7:01
hedef belliydi. Avrupa, bu öyle kolay
7:04
bir süreç olmadı. 1963'te bir ortaklık
7:07
anlaşmasıyla başlayan, 1987'de tam
7:10
üyelik başvurusuyla artık çok ciddileşen
7:12
ve en sonunda 2005'te müzakerelerin
7:15
başlamasıyla zirve yapan, neredeyse
7:17
yarım asırlık gerçekten sabır isteyen
7:19
bir yolculuktu bu. Ve bu uzun yolculukta
7:22
bir yıla özellikle dikkat çekmek
7:24
istiyorum. 1987.
7:26
Bu tarih sadece tam üyelik başvurusunun
7:28
yapıldığı yıl olduğu için değil, aynı
7:31
zamanda bizlerin yani Türk
7:32
vatandaşlarının hayatını doğrudan
7:34
etkileyen çok önemli bir gelişmeye sahne
7:36
olduğu için de kritik.
7:39
Gerçekten de devrim gibi bir adımdı bu.
7:42
Ne oldu o yıl? Artık Türkiye'deki her
7:44
bir vatandaş kendi devletinin bir hak
7:47
ihlali yaptığını düşünüyorsa soluğu
7:49
uluslararası bir mahkemede, Avrupa İnsan
7:52
Hakları Mahkemesi'nde alabilecekti. Bu
7:54
Türkiye'nin hukuken de batı sistemine ne
7:56
kadar yaklaştığının, ne kadar entegre
7:58
olduğunun en somut kanıtlarından biriydi
8:01
belki de. Ve geldik 2005'e. Bu uzun
8:04
yolculuğun en somut adımı yani o meşhur
8:07
müzakereler başladığında masada
8:09
Türkiye'yi temsil eden ilk isim de o
8:11
zamanki devlet bakanı Ali Babacan oldu.
8:14
Bu da yakın tarihimiz için gerçekten
8:16
önemli bir andı. Yani özetlersek
8:19
Osmanlı'nın son günlerinden bugüne
8:21
baktığımızda gördüğümüz şey aslında hep
8:23
ayna. Sürekli bir kriz, o krize bir
8:26
adaptasyon çabası ve ardından gelen bir
8:28
yeniden yapılanma hikayesi. Tanzimat'tan
8:31
başlayıp ta Avrupa Birliği
8:33
müzakerelerine kadar gelen her bir
8:35
adımda Türkiye kimliğini ve dünyadaki
8:38
yerini sürekli yeniden tanımladı. Ve bu
8:40
dinamik dönüşüm hiç durmadı. Bugün de
8:42
devam ediyor. Peki bu iki asırlık büyük
8:45
destanın bir sonraki sayfasında sizce ne
8:47
yazacak? İşte bu soru hepimizin üzerinde
8:50
düşünmesi için tam burada karşımızda
8:52
duruyor.

