Auzef Türk Sosyoloji Tarihi 2025-2026 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/07/01/turk-sosyoloji-tarihi-2025-2026-final-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Selamlar, hoş geldiniz. Biliyorum final
0:02
haftaları hepimiz için tam bir kabus
0:04
olabiliyor. O karmaşık teoriler, ardı
0:06
ardına sıralanan sosyologlar. İnsan o
0:09
bilgi yığının içinde kaybolup gidiyor.
0:11
Hani çok normal ama derin bir nefes alın
0:14
çünkü doğru yerdesiniz. Sizler için
0:16
hazırladığımız bu detaylı incelemede, bu
0:18
konu özetinde 2025-2026
0:21
Türk sosyoloji tarihi final konularını
0:23
şöyle bir masaya yatırıyoruz. Bütün o
0:26
ağır teorik çerçeveleri alıp aklınızda
0:28
harika bir şekilde kalması için tıkır
0:30
tıkır kronolojik bir sıraya oturtacağız
0:32
ve fikirlerin birbirini nasıl inşa
0:34
ettiğini göreceğiz. Tamam. Hadi lafı hiç
0:37
uzatmadan bu işin içine dalalım. Tamam.
0:39
Yol haritamız şu şekilde. Önce
0:41
pozitivizmin kökleri diyeceğiz. Sonra
0:43
erken dönem Türk sosyoloji öncülerini
0:45
tanıyıp o meşhur milli kimlik
0:47
tartışmasına gireceğiz. Oradan
0:49
modernleşme ve toplumsal yapıya en
0:51
sonunda da kadın ve kamusal alan
0:53
konularına bakıp işi bitireceğiz. Merak
0:55
etmeyin, hepsi zihninizde harika bir
0:57
şekilde yer edecek. Birinci bölüm,
0:59
pozitivizmin kökleri. Şimdi öncelikle
1:02
işin en temeline, sınavın o olmazsa
1:04
olmaz kavramına yani pozitivizme bir
1:07
bakalım. Düşünün 19. yüzyıldayız.
1:09
İnsanlar hani fizik veya biyoloji gibi o
1:12
kesin tıkır tıkır işleyen doğa
1:13
bilimlerinin yöntemlerini alıp doğrudan
1:15
topluma uygulamak istiyorlar. Neden?
1:18
Çünkü toplumu da bir nevi
1:19
laboratuvardaki bir deney gibi okuyup o
1:22
değişmez bilimsel yasaları
1:23
bulabileceklerine inanıyorlar. O dönemin
1:25
aydınları için bu dağılmakta olan bir
1:28
toplumu kurtaracak adeta sihirli bir
1:30
formül gibiydi. Yani toplumda tıpkı doğa
1:32
gibi incelenebilir ve kuralları
1:34
çözülebilirdi. Peki bu evrensel rüzgar
1:37
bizim topraklarımıza nasıl ulaştı
1:39
dersiniz? Tarihin gerçekten çok
1:41
büyüleyici, çok ilginç bir detayı var
1:43
burada. Pozitivizmin isim babası o
1:46
meşhur August Komt var ya, gidip bizzat
1:48
Osmanlı aydını Mustafa Reşit Paşa'ya
1:51
pozitivizmi anlatan bir mektup
1:52
gönderiyor. Düşünebiliyor musunuz? Neden
1:55
peki? Çünkü Komt İslam dinini çok
1:58
pratik, dogmalardan uzak ve dinin
2:00
oldukça ileri bir aşaması olarak
2:02
görüyordu. Yani bu yapının kendi pratik
2:05
ve akılcı pozitivist fikirlerinin
2:06
yeşermesi için biçilmiş kaftan olduğunu
2:09
düşünmüştü. Sınavda komt ve Osmanlı
2:11
ilişkisi karşınıza çıkarsa işte bu
2:14
dogmalardan uzak ve pratik İslam
2:16
değerlendirmesini hemen hatırlamanız
2:17
gerekiyor. Bu kesinlikle kilit bir
2:19
bilgi. Compton açtığı bu yoldan bayrağı
2:23
Osmanlı'da asıl devralan kişi ise Ahmet
2:25
Rıza oluyor. Ama burada ufak dikkat
2:28
çekici bir detay var. Ahmet Rıza bu
2:30
fikirleri doğrudan komuttan değil, onun
2:32
en sıkı takipçilerinden biri olan Pierre
2:35
Lafittin derslerine katılarak alıyor.
2:37
Yani o pozitivizm meşalesi Pierre
2:40
Lafittin öğretileri aracılığıyla Ahmet
2:42
Rıza'nın eline geçiyor. Lafitte ismi
2:45
entelektüel bağlantıyı kurmak için
2:47
cebinizde dursun. Çok önemli. İkinci
2:50
bölüm Erken Dönem Türk Sosyoloji
2:52
Öncüleri.
2:54
>> Şimdi bu temellerin üzerine nasıl bir
2:56
bina çıkılmış ona doğru ilerleyelim.
2:58
Türkiye'de sosyal politika disiplininin
3:00
kurumsallaşması dediğimizde aklınıza
3:02
gelmesi gereken ilk isim Gerhard
3:04
Kesler'dir. Kesler ve ekibi yani Orhan
3:07
Tuna, Sabahattin Zaim, Cahit Talas gibi
3:10
isimler bu işin mimarıdır. Bakalım
3:12
sınavda sizi nasıl şaşırtmaya
3:13
çalışacaklar. O şıklara muhtemelen
3:15
Hilmiziya Ülken'i koyacaklar. Ama
3:17
şimdiden altını kocaman çiziyoruz.
3:19
Hayır, Hilmiziya Ülken bu alanın yani
3:22
sosyal politikanın uzmanı değildi. Bu
3:24
tuzağa düşmek yok. Öte yandan Mehmet Ali
3:26
Şevki Bey'i görüyoruz. Onun da efsanevi
3:28
katkısı Frederick Leplay'in o meşhur
3:30
monografi yöntemini hani şu bizzat
3:32
sahaya inip derinlemesini inceleme yapma
3:34
yöntemini Türkiye'ye tanıtan kişi
3:36
olmasıdır. Bu kurumsallaşma adımları
3:39
atılırken dönemin dev teorisyeni Ziya
3:41
Gökalp sahneye çıkar. Gökalp içtimai
3:45
mefkürecilik ya da diğer adıyla sosyal
3:47
idealizm dediği kendine has modelini
3:49
kurar. Bakın isim belki biraz kulağa
3:52
soyut gelebilir farkındayım ama aslında
3:54
bu işin özü sınavın sihirli kelimesi
3:57
şudur dayanışma. Sınıf çatışmalarını
4:00
tamamen reddeden, bireylerin kendi
4:02
çıkarları yerine toplumun bütünlüğü için
4:04
çalıştığı adeta devasa bir dayanışma
4:07
ığı. Gökalp'in vizyonu tam olarak buydu.
4:10
3ünc bölüm. Milli kimlik tartışması.
4:13
Şimdi bu yansıyla ilgili gerçekten en
4:15
ilginç olan şey dönemin aydınları
4:17
arasındaki o entelektüel
4:19
elektriklenmeyi, o gerilimi tam
4:21
kalbinden yakalıyor olması. İki bambaşka
4:23
uç var karşımızda. Bir tarafta Mehmet
4:25
İzzet. İzzet milliyetçiliğe o kadar
4:28
geniş bir çerçeveden bakıyor ki onu
4:30
sadece yerel bir şey değil nihayetinde
4:32
tüm insanlığa hizmet eden evrensel bir
4:34
ideal olarak görüyor. Yerelden evrensele
4:36
giden bir köprü yani. Ama diğer tarafa
4:38
bakıyoruz. Ziyayettin Fahri Fındıkoğlu
4:41
buna adeta duvar örüyor. Fındıkoğlu
4:43
diyor ki, "Hayır, milli terbiye dediğin
4:45
şey tamamen köklü ve kesinlikle ama
4:48
kesinlikle yerel kalmalıdır.
4:49
Evrenselleşmemelidir.
4:51
Birbirine tamamen zıt iki kutup. Dönemin
4:53
kimlik arayışını bundan daha iyi hiçbir
4:55
şey özetleyemezdi herhalde. Batı
4:57
düşüncesiyle olan bu hesaplaşma zamanla
5:00
çok daha sertleşiyor tabii. Ve burada
5:02
Baykan Sezer ismi çıkıyor karşımıza.
5:04
düşünün. Sosyoloji tarihinin devi Max
5:07
Weber'i alıyor ve sen tamamen Avrupa
5:09
merkezci bakıyorsun diyerek açıkça
5:11
reddediyor. Gerçekten radikal bir hamle.
5:14
Sezer rotasını tamamen farklı bir yöne
5:16
kırıyor ve tarihin toplumun asıl itici
5:18
gücünü doğu batı çatışması olarak
5:20
tanımlıyor. Tüm o evrensel sanılan
5:23
batılı yasalar yerine sosyolojik
5:24
analizini tamamen bu çatışmanın
5:26
dinamikleri üzerinden okuyor. 4. bölüm.
5:29
Modernleşme ve toplumsal yapı. Modern
5:32
toplum denen şey öyle gökten zembille
5:35
bir gecede falan inşa edilmedi tabii ki.
5:37
Ekranda gördüğünüz bu dört yapı taşının
5:39
sırayla tıkır tıkır işlemesiyle oluştu.
5:42
Önce düşünsel temelleri atan aydınlanma,
5:44
sonra doğaya bakışımızı değiştiren
5:46
bilimsel devrim, ardından üretimi,
5:48
fabrikaları hayatımıza sokan sanayi
5:50
devrimi ve o toplumsal sözleşmeleri
5:52
yeniden yazan siyasi devrimler. Yalnız
5:55
sınav için burada hayat kurtaracak çok
5:57
kritik bir uyarı yapmam lazım. Lütfen
5:59
dikkat edin. Bazen okumalarınızda
6:01
karşınıza kutsal dönüşü gibi bir kavram
6:03
çıkar arkadaşlar. Kutsalın dönüşü
6:05
moderniteyi başlatan ya da kuran bir
6:07
fenomen değildir. O bütün bu devrimler
6:09
yaşanıp bittikten çok sonra ortaya çıkan
6:11
daha geç döneme ait bir reaksiyondur. Bu
6:13
ayrımı cebinize koyun. Sınavda bana
6:15
teşekkür edersiniz. Peki bu evrensel
6:18
aşamalar Türkiye kıyılarına nasıl vurdu?
6:21
Öyle cumhuriyetle falan bir anda
6:22
başlamadık modernleşmeye. Kökleri ta
6:25
Lale devrine kadar dayanır. Uzunca bir
6:27
süre o feodal geleneksel kabuğun içinde
6:30
kalıyor toplum. Asıl fırtına feodal
6:32
yapıdan sanayiye geçiş yapıldığı anlarda
6:35
kopuyor. Ve tam bu noktada yapısal
6:37
işlevzelci sosyolog Mübeccel Bel Kıray
6:40
devreye giriyor. Gerçekten muazzam bir
6:42
isim. Çünkü kıray masa başında oturup
6:44
teori kasmıyor. Bizzat sahaya iniyor.
6:47
İzmir'e, Ereğli'ye, Çukurova'ya gidiyor.
6:49
O köylünün kasabalının sanayileşme ile
6:52
fabrika bacalarıyla tanıştığında nasıl
6:54
dönüştüğünü, o tampon kurumların nasıl
6:56
icat ettiğini gözleriyle görüp
6:58
kanıtlıyor. Harika bir saha çalışması.
7:01
5. bölüm: Kadın ve kamusal olan alan. Ve
7:04
işte bu kısım az önce konuştuğumuz o
7:06
devasa makro modernleşme teorilerinin
7:09
mikro düzeyde yani bireyin ve bedenin
7:12
üzerinde nasıl işlediğini harika bir
7:14
şekilde resmediyor. Nelifer Göle'nin
7:16
başıtı olan modern mahrem sınavınızın
7:19
kesinlikle en önemli başlıklarından
7:21
biri. Göle o bilindik kurum veya fabrika
7:24
ezberini bozuyor. Türkiye'deki
7:26
modernleşmenin bizzat kadın bedeni,
7:28
örtünme pratikleri ve kadının kamusal
7:30
alandaki görünürlüğü üzerinden nasıl
7:32
inşa edildiğini çok objektif bir
7:34
mercekle analiz ediyor. Yani bir bakıma
7:37
modernleşmenin asıl savaş alanı ve
7:39
vitrini kadının toplum içindeki varlık
7:41
biçimi olmuştur diyor. Bütün bu
7:43
teorileri, isimleri ve devasa
7:46
tartışmaları bir kenara bırakırken
7:48
sosyolojinin o en altın kuranını
7:50
hatırlamalıyız. Eğer bir toplumu o
7:52
sosyal dünyayı gerçekten anlamak
7:54
istiyorsanız ona dışarıdan soğuk ve
7:56
mesafeli bir gözle bakamazsınız. İçine
7:58
girecek katılımcı bir gözlemci
8:00
olacaksınız. İçeriden hissedeceksiniz.
8:03
İşte bu içeriden anlama çabasına
8:05
fenomenolojik yaklaşım diyoruz. Sınavda
8:08
karşınıza banko çıkacak o can alıcı
8:10
tanımlardan biridir bu. Şimdi bu
8:12
incelemenin sonunda bütün bu
8:13
öğrendiklerimizin ışığında size bir
8:15
sorun var. Gökalpi, Sezeri, Kırayı ve
8:18
Göleyi zihninize kazıdığız. Peki bugün
8:21
bizzat içinde yaşadığınız kendi modern
8:23
toplumunuza şöyle fenomenolojik içeriden
8:25
bir gözle baksanız neler görürdünüz?
8:28
Hangi yeni dinamikleri yakalardınız? Bu
8:30
soruyu biraz düşünün derim.
8:32
Finallerinizde hepinize şimdiden kocaman
8:34
başarılar. O kağıtları en yüksek
8:36
notlarla dolduracağımıza eminim.
8:37
Öğrenmeye, sorgulamaya ve toplumu
8:40
içeriden gözlemlemeye devam edin.
8:42
Görüşmek üzere.
#Jobs & Education

