Auzef Türk Siyasi Hayatı 2025-2026 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/01/29/turk-siyasi-hayati-2025-2026-final-sorulari/
Bu kaynaklar, Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze kadar uzanan Türk siyasi hayatındaki kritik dönüm noktalarını, yapısal dönüşümleri ve önemli aktörleri kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Tek partili dönemdeki Müstakil Grup denetiminden başlayarak, Demokrat Parti ile çok partili hayata geçiş ve askeri müdahalelerin hukuki sonuçları gibi tarihsel süreçler detaylandırılmaktadır. Metinlerde ayrıca, 2001 ekonomik krizinin ardından gelen AK Parti dönemi, Muhafazakar Demokrasi kimliği ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişle değişen ittifak dinamikleri ele alınmaktadır. Türkiye'nin Avrupa Birliği ve ABD ile olan gerilimli dış politika ilişkileri ile Arap Baharı gibi bölgesel gelişmeler de analiz edilen konular arasındadır. Son olarak, bu tarihsel ve siyasi veriler, öğrencilerin bilgilerini ölçmeyi amaçlayan test soruları ve açıklayıcı yanıtlarla desteklenerek sunulmuştur.
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Merhaba. Türkiye'nin siyasi tarihi son
0:02
100 yılda sürekli bir değişim içinde
0:04
oldu. Bir imparatorluğun küllerinden
0:06
doğan genç cumhuriyetten günümüzün
0:08
karmaşık ittifaklar siyasetine gelin bu
0:11
baş döndürücü yolculuğu şekillendiren en
0:14
kritik anlara, en önemli dönüm
0:16
noktalarına hep birlikte şöyle bir
0:18
bakalım. İşte aslında bütün bu
0:20
anlatacaklarımızın merkezinde de tam
0:22
olarak bu soru var. Nasıl oldu da tek
0:24
partili bir sistemden yola çıkıp
0:26
darbelerle yara alan bir demokrasiye,
0:29
ardından ekonomik krizlerle yeniden
0:31
kurulan dengelere ve en sonunda da
0:33
yepyeni bir hükümet sistemine ulaştık.
0:35
Bu değişimi tetikleyen neydi? Hadi bu
0:38
sorunun peşine düşelim. Yolculuğumuza en
0:40
baştan başlayalım. Yani cumhuriyetin ilk
0:42
yıllarından. Bu dönem tek bir partinin
0:45
ülkenin kaderini çizdiği ama aynı
0:47
zamanda ki bu çok ilginç kendi içinde
0:49
bir denetim mekanizması yaratmaya
0:51
çalıştığı bir zamandı. Şimdi bu kulağa
0:53
bir çelişki gibi gelebilir, değil mi?
0:54
Yani ortada resmi bir muhalefet partisi
0:57
yok ama ülkeyi kuran irade hükümetin
1:00
denetlenmesi gerektiğinin de farkında.
1:03
Peki ama bu denetim nasıl olacaktı? İşte
1:05
o arayışın en somut ürünlerinden biri
1:08
bu. Müstakil grup. Yani parti içinden
1:12
bir grup vekil hükümetin yaptıklarını
1:14
sorgulamakla, eleştirmekle
1:16
görevlendiriliyor. Aslında bu çok
1:18
partili hayata geçmeden önce yapılmış
1:20
bir nevi muhalefet provasıydı.
1:22
Demokratik hesap sorma kültürüne doğru
1:24
atılmış ilk ama çok değerli bir adımdı.
1:27
Ama tabii ki parti içi denetim bir yere
1:30
kadardı. Özellikle ı Dünya Savaşı
1:32
yıllarının getirdiği o ağır ekonomik
1:34
yük, varlık vergisi gibi uygulamalar ve
1:36
üzerine bir de toprak reformu gibi
1:38
politikalara karşı toplumda büyüyen
1:40
tepkiler, artık bu basınç, bu birikim
1:43
öyle bir noktaya geldi ki 1946'da
1:46
Demokrat Parti'nin kurulmasıyla birlikte
1:48
patladı ve Türkiye siyasetinde artık
1:50
geri dönüşü olmayan yepyeni bir sayfa
1:52
açıldı. Çok partili hayata geçilmişti
1:55
geçilmesine ama bu demokrasinin artık
1:58
rayına oturduğu anlamına gelmiyordu. Tam
2:00
tersine bu yeni yolculuk neredeyse her
2:03
10 yılda bir kendini tekrar edecek çok
2:05
sert ve ani müdahalelerle
2:07
gölgelenecekti.
2:08
Türkiye'nin demokrasi serüveni ne yazık
2:10
ki defalarca sert duvarlara çarptı. 1961
2:15
71 80. Bu tarihler siyasi ve toplumsal
2:19
hafızamızda derin izler bırakan
2:21
demokrasinin askıya alındığı bir
2:23
döngünün kilometre taşları oldu. Bu
2:25
protokol seçimlerin tek başına demokrasi
2:28
için yeterli olmadığının çok net bir
2:30
kanıtı aslında. 1961'deki Çankaya
2:33
protokolü ile partilere adeta deniyordu
2:35
ki siz seçimi yapın, koalisyonu kurun
2:38
ama oyunun kurallarını ve darbenin
2:40
mirasını sorgulayamazsınız. bu sivil
2:43
siyasetin sınırlarının ne kadar net
2:45
çizildiğini gösteriyordu ve tabii her
2:48
müdahale beraberinde kendi hukuk
2:50
krizlerini de getirdi. Örneğin 1971
2:53
muhtırası sonrası Deniz Gezmiş ve
2:55
arkadaşlarının yargılanma sürecinde
2:57
yaşananlar gibi. Düşünün bir insanı o
3:00
eylemi gerçekleştirdiği tarihte
3:01
yürürlükte olmayan bir kanunla
3:03
yargılıyorsunuz. Hukukun en temel
3:06
ilkelerinden biri olan kanunların geriye
3:08
yürümezliği ilkesi çiğnenmiş ve bu da
3:10
çok büyük hukuki tartışmaları
3:12
alevlendirmişti.
3:14
Ama bütün bu baskılara rağmen siyasi
3:15
hareketlerin ne kadar dirençli
3:17
olabildiğini de görüyoruz. 1980
3:20
darbesiyle partiler kapatılıyor ama
3:22
fikirler, hareketler bir şekilde
3:24
kendilerine yeni yollar buluyor. Mesela
3:26
MHP çizgisi Milliyetçi Çalışma Partisi
3:29
adıyla yoluna devam ediyor ve yasaklar
3:31
kalktığı anda da eski lideriyle yeniden
3:34
buluşuyordu. Türkiye siyasetini sadece
3:36
tanklar şekillendirmedi. Çöken
3:38
ekonomiler de şekillendirdi. Şimdi 21.
3:42
yüzyılın hemen başında yaşanan ve siyasi
3:44
haritayı adeta yeniden çizen o büyük
3:47
krize, o büyük sarsıntıya odaklanalım.
3:50
2001 krizi. Evet, bu tarih pek çoğumuz
3:53
için sadece rakamlardan ibaret değil,
3:55
değil mi? O sadece ekonomik bir olay
3:57
değildi. Mevcut siyasi düzeni temelden
4:00
sarsan ve yepyeni bir siyasi aktörün
4:03
sahneye çıkması için zemini hazırlayan
4:05
dev bir depremdi adeta. Krizin belki de
4:09
en kalıcı sonucu ekonomik karar alma
4:11
mekanizmalarının kökten değişmesiydi.
4:13
Krizden sonra uygulanan programla da
4:15
birlikte Merkez Bankası gibi kurumların
4:17
bağımsızlığı arttırıldı. Yeni
4:19
düzenleyici kurullar kuruldu ve
4:21
hükümetin ekonomi üzerindeki doğrudan
4:23
etkisi sınırlandırıldı. Yani bu yönetim
4:25
anlayışında yapısal bir devrim demekti.
4:28
Ve işte o ekonomik enkazın içinden
4:31
yepyeni bir siyasi güç doğdu. 2002'de
4:35
tek başına iktidara gelen AK Parti
4:37
kendini o yıpranmış, krizle özdeşleşmiş
4:40
partilerden ayırmak için yeni bir kimlik
4:42
ortaya koydu. Muhafazakar demokrasi.
4:45
Neydi bu? aslında batı anlamda bir
4:47
demokrasi anlayışıyla toplumun
4:49
muhafazakar değerlerini bir potada
4:51
eritme hedefiydi ve bu formül Türkiye
4:54
siyasetinde yepyeni bir dönemin kapısını
4:56
araladı. İktidarının ilk yıllarında AK
4:59
Parti hükümetinin en büyük dış politika
5:01
hedeflerinden biri Avrupa Birliği'ne tam
5:03
üyelikti. Çok güçlü bir motivasyon vardı
5:05
ama zamanla bu rüzgar dindi. Peki neden?
5:08
E bir anda Kıbrıs'taki anlam planı
5:09
referandumunda yaşanan o büyük hayal
5:11
kırıklığı var. Diğer yanda da Avrupa'da
5:13
Merkel, Sarkozi gibi Türkiye'nin
5:15
üyeliğine açıkça karşı çıkan liderlerin
5:17
iş başına gelmesi. Bütün bunlar o AB
5:20
treninin hızını kesen önemli etkenlerdi.
5:22
Ve geldik günümüze. Yani yakın
5:24
tarihimizin belki de en köklü, en
5:27
yapısal değişimine Türkiye'nin yönetim
5:29
sisteminin baştan aşağı yeniden
5:32
tasarlandığı o deneme.
5:34
2017'deki anayasa referandumu
5:36
Türkiye'nin yönetim modelini kökünden
5:38
değiştirdi. Parlamenter sistemden
5:40
cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine
5:42
geçildi. Ama bu sadece bir isim
5:44
değişikliği değildi. Devletin temel
5:46
direkleri olan yasama, yürütme ve yargı
5:48
arasındaki güç dengelerinin tamamen
5:50
yeniden kurulması demekti. Bu değişimin
5:53
ne kadar büyük olduğunu anlamak için
5:55
sadece bakanların nasıl atandığına
5:57
bakmak bile yeterli. Bakın, eski
5:59
sistemde bir hükümetin kurulabilmesi
6:01
için mutlaka meclisten güven oyu alması
6:03
gerekiyordu. Yeni sistemde ise
6:06
cumhurbaşkanının bakanları ve
6:07
yardımcılarını atamak için meclisin
6:09
herhangi bir onayına ihtiyacı kalmadı.
6:12
Bu yürütme gücünün ne kadar
6:14
merkezileştiğini gösteren çok çarpıcı
6:16
bir örnek. Peki bu sistemin siyasete
6:19
pratik sonucu ne oldu? En önemli sonuç
6:21
şu: Cumhurbaşkanı seçilmek için gereken
6:23
o meşhur %50 + 1 oy barajı partileri tek
6:28
başlarına yarışmak yerine bir araya
6:30
gelmeye yani ittifaklar kurmaya zorladı.
6:33
Böylece siyasetin ana merkezi tek tek
6:36
partilerden ziyade bu büyük ittifaklar
6:38
haline geldi. Tabii Türkiye içeride bu
6:41
devasa dönüşüm yaşarken dünya da yerinde
6:44
durmuyordu. Dolayısıyla bu yeni sistem
6:46
kendini çok daha karmaşık, çok daha
6:48
çetin bir uluslararası sahnede buldu.
6:51
Mesela en stratejik müttefiklerden ABD
6:54
ile ilişkilere bakalım. Tam bir inişli
6:56
çıkışlı grafik söz konusu. Bir yanda
6:58
S400 füzeleri, Suriye'deki operasyonlar
7:01
gibi çok ciddi gerilim başlıkları var.
7:03
Ama öte yandan Ukrayna'daki savaş gibi
7:05
konularda da büyük ölçüde ortak bir
7:08
zeminde buluşulabiliyor. Bu da aslında
7:10
Türkiye'nin Batı ittifakı içinde kendine
7:12
daha otonom, daha özgün bir rol
7:14
aradığını gösteriyor. Ve tabii ki o
7:17
büyük bölgesel sarsıntı, Arap Baharı.
7:20
2010'da Tunus'ta bir seyyar satıcının
7:22
kendini yakmasıyla başlayan o isyan
7:24
dalgası bütün Ortadoğu'yu sardı ve
7:27
Türkiye'nin önüne hem yepyeni fırsatlar
7:29
çıkardı hem de hiç öngörülemeyen çok
7:32
zorlu sınavlar koydu. Şöyle bir geri
7:34
dönüp baktığımızda ne görüyoruz?
7:36
Cumhuriyetin ilk yıllarındaki o iç
7:38
denetim arayışlarından darbelere,
7:40
ekonomik krizlerin her şeyi
7:41
sıfırlamasından, sistem değişikliklerine
7:43
ve küresel meydan okumalara. Türkiye
7:46
siyasetinin 100 yıllık hikayesi aslında
7:48
durdurak bilmeyen çalkantılı bir dönüşüm
7:51
ve adaptasyon mücadelesi. Gördük ki
7:54
Türkiye'nin siyasi tarihi krizlerle,
7:56
kırılmalarla ve keskin dönemeçlerle
7:58
dolu. Peki bu sürekli dönüşüm
8:00
hikayesinde bir sonraki sayfayı ne
8:03
açacak dersiniz? Gelecekteki dönüm
8:05
noktasını yeni bir ekonomik deprem mi,
8:08
siyaseti yeniden şekillendirecek bir
8:10
ittifak mı yoksa yanı başımızdaki
8:12
coğrafyada yaşanacak büyük bir gelişme
8:14
mi tetikleyecek? İşte bu sorunun
8:17
cevabını bize sadece zaman gösterecek.
8:22
Ç
#Education
#Social Issues & Advocacy
#Public Policy

