Auzef Türk Dış Politikasında Güncel Sorunlar 2025-2026 Vize Soruları
https://lolonolo.com/2026/06/02/turk-dis-politikasinda-guncel-sorunlar-2025-2026-vize-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Selamlar. Bugün elimizdeki o muazzam
0:02
akademik kaynakları masaya yatırıyoruz
0:04
ve inanın bana gerçekten çok katmanlı,
0:06
inanılmaz sürükleyici bir konuyu
0:08
parçalarına ayıracağız. Türk dış
0:10
politikasının soğuk savaş sonrası
0:11
dönemden günümüze kadar uzanan o
0:13
karmaşık, devasa evrimini adım adım
0:15
konuşacağız. Biliyorum bu tür
0:17
uluslararası ilişkiler konularını
0:18
yakından takip ediyorsunuz. O yüzden hiç
0:21
temel detaylarda boğulmayacağız.
0:22
Doğrudan meselenin o büyük dönüşümün
0:24
kalbine dalıyoruz. Hazırsak başlayalım.
0:27
Hemen en can alıcı soruyla başlayalım.
0:30
Bir ülkenin jeopolitik kimliği nasıl
0:32
değişir? Yani devletlerin davranışları
0:35
öyle donuk, statik şeyler değil, değil
0:37
mi? Tam aksine. İçeriden gelen baskılar,
0:40
dışarıdaki sarsıntılar, bölgedeki o
0:42
sürekli değişen dinamikler. Tüm bunlar
0:44
bitmek bilmeyen bir dönüşüm yolculuğu
0:46
yaratıyor. Türkiye haritasını gözünüzün
0:49
önüne getirin. Bu jeopolitik kimliğin
0:51
nasıl sürekli bir sınavdan geçtiğini,
0:53
nasıl şekilden şekle girdiğini zaten çok
0:55
net görebilirsiniz. Peki yol haritamız
0:58
nasıl olacak? Önce 1990'ların o meşhur
1:02
güvenlik iklimine bakacağız. Sonra
1:04
Avrupa Birliği serüvenindeki iniş
1:06
çıkışlara, ardından karar alma
1:08
mekanizmasındaki yapısal değişimlere ve
1:10
en sona şu çok konuşulan eksen kayması
1:13
tartışmalarına gireceğiz. Gelelim ilk
1:15
durağımıza. 90'ların güvenlik
1:17
stratejisi. Yani tamamen güvenlik odaklı
1:20
o zorlu yıllar. 90'ları hatırlayın ya da
1:23
o dönemi okuduysanız bilirsiniz. Soğuk
1:25
savaş bitmiş. Ortalık toz dumaan, bir
1:27
yanda artan PKK terörü, diğer yanda
1:29
sınır komşularındaki büyük
1:31
istikrarsızlıklar. Hal böyle olunca
1:33
devlet mecburen oldukça katı önce
1:35
güvenlik diyen bir zihniyete büründü.
1:37
Bakın bu sadece havada asılı duran
1:39
belirsiz bir korku falan değildi.
1:41
Literatürde buna 2,5 savaş stratejisi
1:43
deniyor. Neden mi? Çünkü bu askeri
1:45
doktrinle Türkiye aynı anda hem Suriye
1:48
hem de Yunanistan gibi iki devlet
1:50
tehdidiyle yüzleşirken bir yandan da
1:52
asimetrik bir tehdide yani PKK'ya karşı
1:55
eş zamanlı hazırlık yapıyordu. Gerçekten
1:57
inanılmaz sert bir strateji ve bu
1:59
strateji Türkiye'yi dünyada çok spesifik
2:02
bir profile soktu. Akademik
2:04
kaynaklarımız bunu zorlayıcı bölgesel
2:06
güç olarak tanımlıyor. Yani diplomasi
2:08
masasında nezaketle konuşmaktan ziyade
2:11
sahada askeri caydırıcılığını öne
2:13
çıkaran, etrafındaki o kaosa sert güçle,
2:16
sınır ötesi operasyonlarla yanıt veren
2:18
iddialı bir profil. Kalkanlarını en
2:20
tepeye kadar kaldırmış, hakkını masada
2:23
değil, tamamen sahada arayan bir devlet
2:25
yapısı düşünün. Geçiyoruz ikinci bölüme.
2:27
Avrupa Birliği süreci. inişler,
2:29
çıkışlar, umutlar ve tabii ki hayal
2:32
kırıklıkları. 2000'li yıllara
2:34
geldiğimizde rüzgar bir anda tamamen yön
2:36
değiştirdi. O saf askeri güvenlik odaklı
2:39
yapıdan çıktık. Rotayı Avrupa Birliği
2:41
entegrasyonuna, demokratik reformlara
2:43
kırdık. Ama işler öyle tereyağından kıl
2:45
çeker gibi ilerlemedi tabii. Bir tarafta
2:48
Türkiye'nin o net en başından beri
2:50
istediği nihai hedef var. Tam üyelik.
2:52
Ama diğer tarafa bakıyoruz. Özellikle
2:55
Fransa ve Almanya'nın öncülüğünde masaya
2:57
bambaşka bir şey konuyor. İmtiyazlı
2:59
ortaklık. Ucu açık, labirent gibi, ne
3:02
olduğu tam belli bile olmayan bir model.
3:04
E doğal olarak net bir entegrasyon
3:06
vadetmeyen bu alternatif Ankara'da
3:08
inanılmaz bir hayal kırıklığı ve çok
3:11
derin bir güven kaybı yarattı. Zaman
3:13
çizelgesine bir bakalım. 2000'lerin
3:15
başındaki o inanılmaz heyecanlı
3:16
entegrasyon süreci maalesef 2005-2013
3:19
yılları arasında tam bir durgunluk
3:21
dönemine girdi. Adeta duvara tosladı.
3:24
2012'de hadi bir pozitif gündem yapalım,
3:26
ilişkileri canlandıralım dediler. Ama
3:28
kaynak metnimizin de altını çizdiği gibi
3:30
bu çalkantılı dönemin elle tutulur en
3:32
somut işbirliği ne oldu biliyor musunuz?
3:34
18 Mart 2016'daki mülteci mutabakatı.
3:37
Yani o büyük değerler ekseni geride
3:39
kalmış, dinamikler tamamen çıkarlar ve
3:41
kriz yönetimi eksenine kaymıştı. Tam da
3:44
bu noktada kaynaklarımız çok enteresan
3:46
hatta biraz da ironik bir paralelliğe
3:48
dikkat çekiyor. Aynı girdaba kapılmış
3:51
iki gemi düşünün. Ezeli rakipler Türkiye
3:53
ve Yunanistan şaşırtıcı bir şekilde son
3:56
yıllarda çok benzer bir kaderi
3:57
paylaştılar. Her iki ülkede kendi
4:00
içlerinde öyle yapısal krizler, öyle
4:02
türbülanslar yaşadı ki sonuç ikisi için
4:04
de aynı oldu. AB standartlarından o
4:07
entegrasyon ruhundan uzaklaşan ve içe
4:10
kapanan ortak bir yörünge. Üçüncü ana
4:12
başlığımıza geliyoruz. Karar alma
4:14
mekanizmasındaki o büyük değişim. Say
4:17
dış politika kimin elinde? Şimdi
4:19
devletlerin karar alma sürecini kafanıza
4:21
nasıl canlandırdığınızı bir düşünün.
4:23
Eskiden akademik dünyada devlet tek bir
4:25
zihinle düşünen dışarıya karşı yek vücut
4:28
bir rasyonel aktör olarak kabul
4:30
edilirdi. Ama kaynaklarımızın gösterdiği
4:32
gerçek çok farklı. O tek sesli yapı
4:34
zamanla yerini parlamentonun, sivil
4:36
toplumun, farklı kurumların birbiriyle
4:38
sürekli etkileşimde olduğu o devasa çok
4:41
sesli ve karmaşık iç dinamikler
4:43
dediğimiz yapıya bıraktı. Tam bir
4:44
çarklar sistemi. Yani takvimler 1 Mart
4:47
2003'ü gösterdiğinde ise Türk dış
4:50
politika tarihinin yönünü değiştiren o
4:52
devasa kırılma anı yaşandı. Dünyayı şoke
4:55
eden bir şey oldu. Meclis kendi
4:57
iradesini ortaya koydu ve müttefiki
4:59
ABD'nin Irak işgali için topraklarımızı
5:02
kullanmasını öngören o meşhur tezkereyi
5:04
reddetti. Klasik beklenen devlet
5:07
davranışını kelimenin tam anlamıyla
5:09
altüst etti. Hükümet ve ordunun
5:11
anlaştığı, tamam denilen bir konuda
5:13
meclisin çıkıp ağırlığını koyması demin
5:16
bahsettiğimiz o karmaşık iç dinamiklerin
5:18
kusursuz bir kanıtıydı. Aslında dış
5:20
politika artık öyle sadece kapalı
5:22
kapılar ardında alınabilen tek boyutlu
5:25
bir karar değildi. Ama tabii ki bu esnek
5:27
yapı sadece böyle red oyları demek
5:29
değildi. Yepyeni diplomatik adımların da
5:31
önünü açtı. Mesela kaynaklarımız
5:34
özellikle bir örneğin altını çiziyor.
5:36
Kıbrıs'ta tek egemenliği öngören 2004
5:38
anlam planı. Türkiye'nin 10 yıllardır
5:41
süren o klasik statükocu politikasını
5:43
bir kenara bırakıp çok taraflı, son
5:45
derece proaktif diplomatik çabalara
5:47
girmesi işte bu yeni dönemin en önemli
5:49
kilometre taşlarından biri. Karmaşık iç
5:52
dinamikler diplomaside yepyeni geniş bir
5:54
manevra alanı yaratmıştı. Ve son
5:56
bölümümüz herkesin konuştuğu o ünlü
5:59
eksen kayması tartışması. Doğuya dönüş
6:02
mü? Günümüze daha yakın bir döneme, 2007
6:05
sonrası iyice alevlenen o çok hararetli
6:08
tartışmaya geliyoruz. Türkiye yüzünü
6:10
gerçekten batıdan doğuya mı çeviriyor?
6:13
Peki akademisyenler bu iddiaların
6:15
kökeninde ne görüyor? Kaynaklarımıza
6:17
tarafsız bir gözle baktığımızda iki
6:19
temel argüman karşımıza çıkıyor.
6:22
Birincisi Türkiye'nin Şangay işbirliği
6:24
örgütünde diyalog ortağı statüsü alması.
6:27
İkincisi ise çok daha eskiye 2002'deki
6:30
Milli Güvenlik Kurulu toplantılarına
6:32
uzanıyor bazı komutanların doğrudan
6:34
Rusya ve İran'a yönelme tavsiyeleri
6:36
vermesi. İncelediğimiz bu metinler işte
6:38
bu büyük tartışmanın tam olarak bu iki
6:41
ana sütun üzerinde yükseldiğini ortaya
6:42
koyuyor. Yani en başından beri
6:45
konuştuklarımızı şöyle bir toparlayacak
6:47
olursak kaynaklarımızın bize çizdiği
6:49
resim aslında çok net. 90'ların o
6:51
inanılmaz katı 2,5 savaş stratejisinden
6:54
ve zorlayıcı bölgesel gücünden tutun da
6:56
2000'lerin baş döndürücü Avrupa Birliği
6:58
hayallerine, oradan meclisin ağırlığını
7:01
hissettirdiği o karmaşık iç dinamiklere
7:03
ve bugünün hararetli eksen kayması
7:05
tartışmalarına kadar uzanan muazzam,
7:08
durak bilmeyen bir evrim bu. Karşımızda
7:10
donuk, statik bir devlet aklı değil,
7:12
sürekli değişen bir dünyanın çok yönlü
7:14
ve çok dinamik bir aktörü duruyor. Ve
7:16
son olarak bu derinlemesine kaynak
7:19
incelememizin sonuna gelirken sizi
7:21
aklınızı kurcalayacak o büyük soruyla
7:23
başa bırakmak istiyorum. 90'ların
7:26
güvenlik takıntısını, 2000'lerin batı
7:28
entegrasyonunu ve son dönemin doğuya
7:31
yöneliş tartışmalarını bir düşünün. Tüm
7:33
bu tarihsel döngülere bakarsak sizce
7:35
Türkiye'nin dış politika dönüşümündeki o
7:38
bir sonraki büyük aşama neye benzeyecek?
7:40
Kaynaklarımızın rehberliğinde
7:42
hazırladığımız bu analizi izlediğiniz
7:43
için çok teşekkürler. Kendinize iyi
7:45
bakın. Bir sonrakinde görüşmek üzere.
#Jobs & Education

