0:00
Merhaba. Dünyanın en büyük spor
0:02
takımlarının arkasında ne var? Hiç
0:04
düşündünüz mü? Yani o kupaları kaldıran
0:06
asıl gücü bugün işte tam da bunu
0:09
şampiyonlukları getiren o akıl dolu iş
0:11
stratejilerini masaya yatırıyoruz. Şimdi
0:14
spordaki en önemli hamle nedir diye
0:17
sorsam muhtemelen aklınıza sahadaki o
0:19
anlar gelir değil mi? Ama ya size asıl
0:22
savaşın çok daha farklı bir yerde çok
0:24
daha önce başladığını söylesem?
0:26
Evet doğru duydunuz. Çünkü artık Zafer
0:30
maç düdüğü çalmadan haftalar hatta aylar
0:32
önce yönetim kurulunda ilmek ilmek
0:35
işleniyor. Her şey ama her şey büyük bir
0:38
vizyonla başlıyor. İş dünyasının
0:41
jargonuyla buna stratejik yönetim
0:43
deniyor. Peki bunun sporla ne alakası
0:46
var? İşte şimdi tam da oraya geliyoruz.
0:49
Bakın bu hadi bu maçı alalım demek
0:51
değil. Hayır. Hayır. Bu yıllarca sürecek
0:54
bir şampiyonluk hanedanlığı kurmanın yol
0:56
haritasını çizmek demek.
0:58
Yani kulübün DNA'sını, gelecekte ne
1:01
olacağını bugünden tasarlamak. Ve bu işi
1:03
doğru yaptığınızda ne oluyor biliyor
1:05
musunuz? Kulüpteki çaycıdan çutunda en
1:08
büyük yıldız oyuncuya kadar herkes ama
1:11
herkes aynı hedefe kilitleniyor. İşte o
1:13
zaman o efsanevi takım ruhu dediğimiz
1:16
şey kendiliğinden ortaya çıkıyor. Ama
1:18
burada çok kritik bir nokta var. Bu
1:21
stratejik planlar sizin en gizli
1:23
silahınız. Bu bilgileri dışarı sızdırmak
1:26
mı? Düşünsenize derbi öncesi rakip
1:28
takımın teknik direktörüne bütün taktik
1:31
defterinizi hediye etmekle aynı şey. Tam
1:33
bir intihar. Tabii hayatta her zaman her
1:37
şey planlandığı gibi gitmiyor, değil mi?
1:39
En mükemmel planlar bile bazen
1:41
çuvallayabilir. İşte tam da bu yüzden o
1:44
en büyük kulüplerin beklenmedik felaket
1:46
anları için hazırda bekleyen bir B
1:49
planı, bir savunma stratejisi vardır.
1:51
Şimdi kriz derken öyle basit bir kötü
1:54
günden bahsetmiyoruz. Hayır. Kriz
1:56
kulübün bütün temellerini sarsabilecek
1:58
anında ama buz gibi soğukkanlı bir
2:00
müdahale gerektiren dev bir fırtına
2:03
gibidir. Peki bu fırtınalar nasıl
2:05
atlatılır? İşte profesyonellerin
2:07
kullandığı tıkır tıkır işleyen bir
2:09
sistem var. Dört adımlı kriz yönetimi
2:11
döngüsü. Ve buradaki amaç sadece ayakta
2:14
kalmak değil. Fırtına dindikten sonra
2:16
eskisinden bile daha güçlü bir şekilde
2:18
yola devam etmek. Ve bu noktada çok
2:20
önemli bir ayrımı anlamamız lazım.
2:22
Kulübün kendi içinde yarıları sarmak
2:25
için yürüttüğü o idari süreç var ya işte
2:28
o dışarıda devam eden mahkemelerden,
2:30
yasal süreçlerden tamamen ayrı bir şey.
2:33
Yani biri evi toparlamaya çalışırken
2:35
diğeri yangını kimin çıkardığını bulmaya
2:38
çalışıyor. İkisi farklı şeyler.
2:40
Savunmayı hallettik diyelim. Peki ya
2:42
hücum. Hadi şimdi oyun kitabının en
2:44
heyecanlı kısmına yani hücum tarafına
2:46
geçelim. Bakalım veriler ve analizler
2:49
performansı zirveye taşımak için nasıl
2:51
kullanılıyor. Günümüzün dev kulüpleri
2:53
adeta birer bilim laboratuvarı gibi
2:55
çalışıyor. Basit ama inanılmaz etkili
2:57
istifiksel araçlarla her şeyi ama her
3:00
şeyi ölçüyorlar. Yani stadyumdaki
3:02
tuvaletlerin temizliğinden tutun da bir
3:04
forvetin antrenmanda kaç şut attığına
3:06
kadar her şey veri haline getiriliyor.
3:08
Verimlilik demişken size şimdi çok
3:10
ilginç hatta hayatınızı değiştirebilecek
3:13
bir prensipten bahsedeceğim. adı Pareto
3:16
ilkesi. Belki duymuşsunuzdur. Kısaca
3:19
8020 kuralı da deniyor buna. Olay şu:
3:23
Elde ettiğiniz sonuçların %80'ini
3:25
harcadığınız eforun sadece %20'si ile
3:28
alırsınız. İnanılmaz değil mi? Yani bu
3:30
ilke yöneticilere diyor ki, "Her şeye
3:32
koşturmayı bırak. Sana en büyük sonucu
3:35
getirecek o %20'lik kritik işe odaklan.
3:38
Gerisi teferruat. Stratejiler tamam,
3:41
veriler tamam ama bütün bu planları,
3:43
taktikleri kim hayata geçirecek? Tabii
3:45
ki insanlar. Sonuçta en iyi oyun kitabı
3:48
bile onu sahaya yansıtacak oyuncular ve
3:50
çalışanlar olmadan sadece bir kağıt
3:52
parçasıdır. Bu da bizi en ama en önemli
3:55
konuya getiriyor insan faktörü. İşte bu
3:58
noktada da sahneye insan kaynakları
4:00
yönetimi yani kısaca İKY çıkıyor. İyi
4:03
bir İKY departmanının görevi ne mi?
4:06
Doğru insanı doğru yere koymak. O
4:08
insanın potansiyelini sonuna kadar
4:10
kullanmasını sağlamak ve en önemlisi
4:12
herkesin tek bir ortak amaç için uyum
4:14
içinde çalışmasını garantilemektir.
4:17
Şimdi size yaygın ama tamamen yanlış bir
4:19
inanıştan bahsedeceğim. Hani denir ya bu
4:22
kadar antrenman, bu kadar fiziksel efor
4:24
insanı yorar, strese sokar diye. Unutun
4:26
bunu. Bilim bize tam tersini söylüyor.
4:29
Fiziksel aktivite, stres hormonlarını
4:31
resmen yok ediyor, mutluluk hormonlarını
4:33
salgılatıyor ve sonuç hem işverimiz
4:35
artıyor hem de en stresli anlarda bile
4:38
daha doğru kararlar alabiliyorsunuz.
4:40
Yani denklem çok basit, daha çok
4:42
hareket, daha az stres. Toparlayacak
4:45
olursak artık modern spor kulüpleri
4:47
sadece sahada top koşturan bir takımdan
4:49
çok daha fazlası. Bunlar strateji, veri
4:53
ve insan psikolojisi üzerine inşa
4:55
edilmiş, tıkır tıkır işleyen devasa
4:57
şirketler aslında. O zaman size son bir
4:59
soru. Bir dahaki sefere o büyük maçı
5:01
izlerken bir anlığına durup düşünün.
5:04
Maçın gerçek kahramanı o son dakika
5:06
golünü atan yıldız oyuncu mu yoksa aylar
5:09
öncesinden tüm bu zaferi planlayan perde
5:11
arkasındaki o sessiz stratejistmi? Asıl
5:14
oyun nerede oynanıyor acaba?