0:00
Merhaba. Gelin bugün hep birlikte
0:01
dünyamızı döndüren o büyük mekanizmayı
0:04
yani ekonomiyi şöyle bir masaya
0:06
yatıralım. Fiyatlar neden durmadan
0:08
artıyor? Sürekli duyduğumuz o GSH de
0:11
neyin nesi? Ve en önemlisi bütün bunlar
0:14
birbiriyle nasıl konuşuyor? Şimdi bu
0:18
devasa soruların cevabını bulmak için
0:20
karmaşık grafiklere değil çok daha
0:22
tanıdık bir yere bakacağız. Sizin her
0:25
gün verdiğiniz basit bir karara. Evet,
0:28
yanlış duymadınız. O devasa küresel
0:30
ekonomi dediğimiz şey aslında sizin
0:32
sabah kahvenizi nasıl içeceğinizden
0:33
tutun da yeni bir telefon alıp almamaya
0:35
kadar verdiğiniz kararları yöneten
0:37
birkaç temel kural üzerine kurulu.
0:39
Ekonominin en temel, en başındaki
0:41
meselesi bu işte kıtlık. Yani
0:44
isteklerimiz sonsuz ama kaynaklarımız
0:47
eee o kadar da değil. Sadece siz değil
0:49
en zengin ülkeler bile her istediğine
0:51
sahip olamaz. İşte ekonomi bilimi de tam
0:54
olarak bu bitmeyen isteklerle kısıtlı
0:57
kaynaklar arasındaki dengeyi bulma
0:59
sanatı aslında. Ve bu kıtlık bizi bir
1:02
sonraki adıma getiriyor. Fırsat
1:04
maliyeti. Bu çok önemli. Aldığınız her
1:07
kararın aslında görünmez bir bedeli
1:10
vardır. O bedel de o kararı alarak
1:12
vazgeçtiğiniz en iyi ikinci seçenektir.
1:15
Mesela bu akşam dışarıda yemek yerseniz
1:18
fırsat maliyetiniz o parayla
1:20
alabileceğiniz bir kitap olabilir. Ya da
1:22
üniversiteye gitme kararının fırsat
1:24
maliyeti. O 4 yıl boyunca çalışıp
1:26
kazanabileceğiniz para. Her seçim bir
1:29
vazgeçiştir. Gelelim fiyatların sihirli
1:32
formülüne. Arz ve talep. Bunu bir tahter
1:34
valli gibi düşünün. Bir tarafta
1:36
satıcılar var, diğer tarafta alıcılar.
1:38
Fiyatlar yükselince satıcılar bayram
1:41
eder, daha çok satmak ister. Ama
1:43
alıcılar yani biz bu fiyata da alınmaz
1:45
ki der. Geri çekiliriz. Fiyatlar düşünce
1:48
de tam tersi olur. İşte bu iki gücün tam
1:51
anlaştığı, e sıkıştığı o tatlı nokta var
1:54
ya işte o rafta gördüğünüz fiyattır.
1:57
Avokadanın da uçak biletinin de fiyatını
1:59
bu basit dans belirler. Peki bu devasa
2:03
makine bazen kontrolden çıkarsa ne
2:05
olacak? Yani ya motor çok hararet
2:08
yaparsa ki biz buna enflasyon diyoruz ya
2:11
da tam tersi tekleyip durmaya başlarsa
2:13
yani durgunluğa girerse işte o zaman
2:16
devreye ekonominin iki büyük pilotu iki
2:19
büyük kaldırıcı giriyor. Bu
2:21
kaldıraçlardan ilki para politikası.
2:23
Bunu arabanın gaz ve fren pedalı olarak
2:25
hayal edin. Direksiyonda kim var? Merkez
2:27
Bankası. Gaz pedalı ne? Düşük faizler ve
2:30
bol para. Frenle yüksek faizler ve sıkı
2:33
para. Diğer kaldıraç ise maliye
2:35
politikası. Burada direksiyonda hükümet
2:38
var. Hükümetin gaz pedalı kamu
2:40
harcamalarıdır. Yani yeni yollar,
2:42
okullar, hastaneler yapar, ekonomiye
2:44
para pompalar. Freni ise vergiler.
2:46
Vergileri artırarak piyasadaki fazla
2:48
parayı çeker. Kısacası biri paranın
2:50
akışını diğeri devletin cüzlerini
2:52
kontrol ediyor. İşte para politikasının
2:55
o zincirleme reaksiyonu tam olarak böyle
2:58
işliyor. Düşünün ki ekonomi yavaşladı.
3:00
Merkez Bankası düğmeye basıyor ve
3:02
piyasaya daha fazla para sürüyor. Bu ne
3:04
demek? Bankaların elinde daha çok para
3:06
var demek. Kredi faizleri düşüyor.
3:09
Borçlanmak ucuzluyor. E borçlanmak ucuz
3:11
deyince ne olur? Şirketler hadi yeni
3:13
fabrika kuralım diyor. İnsanlar hadi
3:15
yeni bir araba alalım diyor. Ve bum
3:18
ekonomi çarkları yeniden hızla dönmeye
3:20
başlıyor. Peki bu politikaların işe
3:22
yarayıp yaramadığını, ekonominin
3:23
ateşinin kaç olduğunu nereden bileceğiz?
3:26
İşte şimdi de ekonominin doktorlarının
3:28
baktığı o hayati göstergelere yani
3:30
checkup sonuçlarına göz atalım. Ve tabii
3:33
ki en büyük, en meşhur gösterge gayri
3:35
safi yurtçi hasıla yani CSH. Bu kulağa
3:38
karmaşık gelebilir ama aslında çok
3:40
basit. Bir ülke sınırları içinde bir yıl
3:43
boyunca üretilen her şeyin ama her şeyin
3:46
toplam parasal değeri yani üretilen
3:48
arabaların, ekmeklerin, verilen
3:50
avukatlık hizmetlerinin her şeyin
3:52
toplamı. Ama bir detayı var. Sadece
3:54
nihai ürünler sayılır. Yani arabanın
3:57
değeri hesaba katılır ama o arabanın
3:58
lastiği ayrıca sayılmaz. Çünkü o zaten
4:01
arabanın fiyatının içinde. Kısacası CSH
4:04
ülkenin bir yıllık ekonomik karnesidir.
4:06
Peki bu GSYH pastasının içinde ne var?
4:10
Gördüğünüz gibi aslan payı yani en büyük
4:13
dilim tüketime ait. Yani bizim, sizin,
4:16
hepimizin yaptığı harcamalar. Ekonominin
4:18
motoru aslında bizleriz. İşte bu yüzden
4:21
haberlerde sürekli tüketici güven
4:23
endeksi diye bir şey duyarsınız. Çünkü
4:25
biz harcamaya güvenirsek ekonomi büyür.
4:28
Korkup cüzdanımızı kapatırsak ekonomi
4:30
yavaşlar. Gelelim o meşhur canavara.
4:33
Enflasyona yani fiyatların artış hızını.
4:37
Bunu öğretmek için iki farklı alışveriş
4:39
sepeti kullanılır. Birincisi tüfe yani
4:41
tüketici fiyat endeksi. Bu sizin benim
4:44
markette, pazarda doldurduğumuz sepetin
4:47
fiyatı. Doğrudan bizim cebimizi
4:49
yansıtır. İkincisi ise ÜFE. Üretici
4:52
fiyat endeksi. Bu da fabrikaların,
4:54
üreticilerin kendi üretimleri için
4:56
yaptıkları harcamaların sepeti. Üfe
4:58
genelde TÜFE için bir öncü göstergedir.
5:01
Yani fabrikada maliyetler artmışsa bilin
5:03
ki yakında o artış bizim market
5:05
sepetimize de yansıyacak. Şimdiye kadar
5:07
hep bir ülkenin kendi içindeki
5:09
dinamiklere baktık ama günümüzde hiçbir
5:11
ekonomi tek başına bir ada değil, değil
5:13
mi? O yüzden gelin şimdi kamerayı biraz
5:15
daha geri çekelim ve ülkelerin
5:17
birbirleriyle olan o karmaşık dansına,
5:19
küresel bağlantılarına bakalım. Bu
5:21
küresel oyunda her ülkenin para
5:22
biliminin bir değeri var. Peki bu değeri
5:25
kim belirliyor? Burada iki ana yol var.
5:27
Ya dalgalı kur sistemini seçersin yani
5:29
paranı piyasanın insafına bırakırsın.
5:31
Arz ve talebe göre değeri bir iner bir
5:33
çıkar. Bu sistem dışarıdan gelen
5:36
ekonomik şokları emmesiyle bilinir. Ya
5:38
da sabit kur dersin. Paranı başka bir
5:40
güçlü para birimine mesela dolara
5:42
bağlarsın. Bu da özellikle ticaret
5:44
yapanlar için büyük bir öngörülebilirlik
5:47
ve istikrar sağlar. Bir ülkenin para
5:49
biriminin değer kaybetmesi genellikle
5:51
kötü bir haber gibi algılanır. Ama
5:53
madalyonun bir de diğer yüzü var. Paran
5:56
değer kaybedince ürettiğin mallar
5:58
yabancılar için ucuzlar. Düşünsenize dün
6:00
100 dolara sattığınız halıyı kur
6:02
değişince artık 80 dolara
6:04
satabiliyorsunuz. Bu da sizi dünya
6:06
pazarında daha rekabetçi yapar.
6:07
İhracatınız artar, ithalatınızsa
6:10
pahalılaştığı için azalır. Yani zayıf
6:12
kur ihracat dopingi etkisi yapabilir.
6:15
İşte bu küresel finans dünyasında Carry
6:17
Ray denilen çok akıllıca ama bir o kadar
6:20
da riskli bir strateji var. Oyunun
6:22
kuralı basit. Faizin yerlerde süründüğü
6:24
Japonya gibi bir ülkeden neredeyse
6:26
bedavaya borçlan. Sonra o alıp faizin
6:29
çok yüksek olduğu başka bir ülkenin para
6:31
birimine çevir ve oraya yatır. Aradaki
6:34
faiz farkı hop doğruca senin cebine.
6:37
Kağıt üzerinde mükemmel bir plan değil
6:38
mi? Ta ki o döviz kuru aniden aleyhinize
6:42
dönene kadar. İşte o an o kağıt
6:44
üzerindeki mükemmel plan bir kabusa
6:46
dönüşebilir. Bir gecede bütün karınız
6:50
eriyip gidebilir. Hatta ana paranızdan
6:52
bile olabilirsiniz. Carry Rade'in en
6:54
zayıf karnı, en büyük riski budur. Ani
6:57
ve beklenmedik kur hareketleri.
6:59
Gördüğünüz gibi sabah kahvenizi seçerken
7:02
hesapladığınız fırsat maliyetinden
7:04
küresel yatırımcıların oynadığı milyar
7:07
dolarlık bahislere kadar ekonomi aslında
7:10
iç içe geçmiş sonsuz bir seçimler
7:12
hikayesi. Önemli olan da bu hikayenin
7:15
hangi parçasında olursanız olun perde
7:17
arkasındaki temel kuralları anlamak.
7:19
Peki tüm bunlardan sonra siz artık
7:22
etrafınızdaki ekonomik dünyaya hatta
7:24
kendi cüzdanınıza baktığınızda hikayenin
7:27
hangi kısmını daha farklı görüyorsunuz?