Auzef Sosyolojiye Giriş 1 2025-2026 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/01/30/sosyolojiye-giris-1-2025-2026-final-sorulari/
Bu metin, sosyolojinin temel kavramlarını, kurucu teorisyenlerini ve disiplinin tarihsel gelişimini ele alan kapsamlı bir sınav hazırlık kaynağıdır. Auguste Comte’un Üç Hâl Yasası ve toplumsal dinamik kuramından başlayarak, kültürün yapısı, toplumsal statüler ve gruplar arasındaki farklar detaylandırılmaktadır. Kaynakta ayrıca Louis Althusser’in ideoloji kuramı, Max Weber’in din ve ekonomi arasındaki ilişkisi ile Robert Merton’ın işlevsel analizleri gibi klasik kuramlara yer verilmektedir. Türk sosyoloji geleneği bağlamında Ziya Gökalp ve Prens Sabahaddin gibi önemli isimlerin yaklaşımları karşılaştırmalı olarak sunulmaktadır. Frankfurt ve Birmingham okullarının eleştirel bakış açılarını da içeren metin, kuramsal bilgileri test soruları ve açıklayıcı yanıtlarla destekleyerek pekiştirmeyi amaçlar. Sosyolojik analizin temel taşlarını özetleyen bu içerik, toplumsal yapının işleyişini akademik bir çerçevede betimlemektedir.
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Bugün hepimizin içinde
0:02
yaşadığı ama çoğu zaman farkına bile
0:03
varmadığı o görünmez dünyayı yani
0:06
toplumu anlamak için bir alet çantası
0:08
açıyoruz. Sosyoloji bize adeta özel bir
0:10
gözlük takıp etrafımızdaki dünyayı
0:12
yepyeni bir şekilde görme imkanı
0:14
veriyor. Şöyle bir düşünün. Neden bazı
0:17
şekillerde selamlaşıyoruz? Neden bazı
0:20
kıyafetleri işte giyerken bazılarını
0:22
giymiyoruz? Sanki birileri tarafından
0:24
yazılmış ama kimsenin bize vermediği bir
0:27
senaryoyu oynuyor gibiyiz, değil mi?
0:29
İşte sosyoloji tam da bu. Perdenin
0:32
arkasına geçip o görünmez kuralları, o
0:35
gizli senaryoyu çözme cesareti. Peki bu
0:39
devasa yapıyı anlamaya nereden
0:41
başlayacağız? Alet çantamızdaki ilk ve
0:43
belki de en temel araca bakalım. Bu araç
0:46
bizzat sosyolojinin kurucusunun ta
0:48
kendisinden geliyor. Onun hayali
0:50
toplumun bir nevi orijinal planını
0:52
çıkarmaktı. Ve işte karşınızda August
0:56
Komt. Amacı devrimseldi. Tıpkı bir
0:59
fizikçinin evrenin yasalarını bulması
1:01
gibi o da toplumun yasalarını keşfedecek
1:03
bir sosyal fizik kurmak istiyordu. Yani
1:07
artık toplumsal olayları tahminlere,
1:09
inançlara göre değil bilimsel verilerle
1:11
anlamayı ve hatta öngörmeyi
1:13
hedefliyordu. Pomta göre toplum iki
1:16
temel güçle ayakta durur. Bir anda
1:18
sosyal statik var. Bunu bir binanın
1:21
taşıyıcı kolonları gibi düşünün. Aileyi,
1:23
dini, devleti yani toplumu bir arada
1:25
tutan, istikrarı sağlayan her şey. Diğer
1:28
yandaysa sosyal dinamik var. Bu da
1:30
toplumu ileriye taşıyan motor. Yani
1:32
değişimin ve irelemenin kendisi. İşte
1:34
Comt'a göre bütün mesele bu iki güç
1:36
arasındaki hassas dengede yatıyordu.
1:39
Comt sadece toplumların değil insan
1:41
düşüncesinin de evrildiğini söylüyordu.
1:44
Meşhur üç hal yasasına göre en başta her
1:46
şeyi tanrılarla ve doğaüstü güçlerle
1:49
açıkladığımız teolojik aşamadaydık.
1:51
Sonra bir adım ileri gittik ve doğa ana
1:54
gibi daha soyut kavramlarla düşünmeye
1:56
başladığımız metafizik aşamaya geçtik ve
1:58
nihayet her şeyi bilimsel gözlemle,
2:01
kanıtla ve yasalarla açıkladığımız
2:03
pozitif aşamaya ulaştık. İşte sosyoloji
2:06
tam da bu bilimsel düşüncenin bir
2:08
meyvesiydi. Peki bu toplumsal makineyi
2:11
çalıştıran asıl motor ne? Onu harekete
2:14
geçiren görünmez güçler neler? Şimdi
2:16
alet çantamızdan güç ve fikirleri analiz
2:19
eden araçlarımızı çıkaralım. Çünkü işin
2:21
sırrı genelde burada gizli. Oldukça
2:24
kışkırtıcı bir soru değil mi? Yani bir
2:26
düzen var ve bu düzen bir şekilde devam
2:29
ediyor. Peki gücü elinde tutanlar bunu
2:31
nasıl başarıyor? İşte bu soru bizi
2:34
doğrudan Altıerin o meşhur ve güçlü
2:36
teorisine götürüyor. Altıs'e göre devlet
2:39
iktidarını iki temel aygıtla sürdürür.
2:41
İlki çok net ve göz önünde. Ordu, polis,
2:44
hapishaneler yani devletin baskı
2:47
aygıtları. Bunlar zora dayanır ama asıl
2:49
etkili olan ikincisidir. Devletin
2:52
ideolojik aygıtları, okullar, aile,
2:55
medya, din. Bunlar bize şiddet
2:57
uygulamaz. Ama bize neyin doğru, neyin
2:59
yanlış, neyin normal olduğunu öğreterek,
3:02
adeta rızamızı üreterek sistemin
3:04
devamını sağlar. Çünkü en güçlü kontrol
3:07
farkında olmadığımız kontroldür. Ama
3:09
hikaye sadece güç ve kontrolden mi
3:12
ibaret? İşte tam bu noktada Max Weber
3:14
sahneye çıkıyor ve bir saniye diyor.
3:16
Fikirlerin, inançların gücünü sakın
3:18
hafife almayın. Weber meşhur
3:20
çalışmasında çok çalışmayı ve tutumlu
3:23
olmayı bir erdem olarak gören Protestan
3:25
ahlakının model kapitalizmin ruhunu
3:28
nasıl ateşlediğini gösterdi. Yani bazen
3:31
bir fikir, bir inanç en az bir ordu
3:33
kadar hatta ondan bile daha güçlü
3:35
olabilir. Toplumu bir bilgisayar
3:38
donanımına benzetirsek onun işletim
3:40
sistemi yani yazılımı da kültürdür.
3:42
Şimdi gelin bizi biz yapan bu koda ve bu
3:45
kodun neden bazen çakışmalara yol
3:47
açtığına bakalım. Sosyolojide kültür
3:49
deyince aklımıza sadece opera, tiyatro
3:51
falan gelmesin. Aslında çok daha geniş
3:53
bir şeyden bahsediyoruz. İnsan elinin
3:55
değdiği, insan aklının ürettiği her şey
3:57
kültürdür. Kullandığımız akıllı
3:59
telefondan, trafik kurallarına,
4:01
inançlarımızdan yediğimiz yemeğe kadar
4:03
hepsi kültürün bir parçası ve evrensel
4:05
bir olgu her insan toplumunda mutlaka
4:07
var. Şimdi kültürün çok ilginç bir
4:10
dinamiğine dikkat çekmek istiyorum.
4:12
Düşünsenize yapay zeka, biyoteknoloji,
4:14
anlık iletişim, maddi kültürümüz yani
4:17
teknolojimiz inanılmaz bir hızla adeta
4:20
ışık hızıyla ilerliyor. Peki madalyonun
4:23
diğer yüzü bu yeni teknolojileri nasıl
4:25
kullanacağımıza dair yasalarımız, ahlaki
4:28
değerlerimiz, görgü kurallarımız onlar
4:30
aynı hızda ilerleyebiliyor mu? Cevap
4:32
genelde kocaman bir hayır. İşte o devasa
4:35
boşluk, o gerilim tam da burada
4:36
başlıyor. Sosyolog William Ogurn bu
4:39
duruma harika bir isim bulmuş. Kültürel
4:42
gecikme. Teknoloji roket gibi fırlayıp
4:44
giderken değerlerimiz ve kurallarımız
4:47
arkadan ona yetişmeye çalışıyor. Bugün
4:49
konuştuğumuz siber zorbalık, genetik
4:51
mühendisliğin sınırları, sosyal medyada
4:53
özel hayatın gizliliği gibi pek çok
4:55
sorunun kökeninde işte bu gecikme
4:57
yatıyor. Bir kültür her zaman uyum
5:00
içinde ilerlemez. Özellikle Birmingham
5:03
okulundaki sosyologlar popüler kültürün
5:05
aslında bir mücadele ve çatışma alanı
5:07
olduğunu söyler. Yani dinlediğiniz bir
5:10
müzik, izlediğiniz bir dizi sadece bir
5:12
eğlence aracı değildir. Aynı zamanda
5:14
mevcut düzene bir itiraz, yeni
5:16
fikirlerin filizlendiği bir savaş alanı
5:18
olabilir. Bu kadar büyük resmi konuştuk.
5:22
Toplum, devlet, kültür. Peki ya biz, biz
5:25
bu sistemin tam olarak neresindeyiz?
5:27
Şimdi alet çantamızdan kendimize, kendi
5:30
konumumuza odaklanmamızı sağlayacak
5:32
büyüteçileri çıkaralım. Toplumdaki
5:34
konumumuzu belirleyen şeye statü
5:37
diyoruz. Ve aslında iki temel statümüz
5:39
var. Bazıları bize doğuştan verilir.
5:42
Bizim bir seçimimiz yoktur. Birinin oğlu
5:44
ya da kızı olmak, belli bir etnik
5:46
kökenden gelmek gibi. Bunlara verilmiş
5:49
statüler diyoruz. Bir de kendi
5:51
çabamızla, eğitimimizle, emeğimizle elde
5:54
ettiklerimiz var. Doktor olmak, öğrenci
5:56
olmak, bir iş sahibi olmak gibi. Bunlar
5:59
da bizim kazanılmış statülerimiz.
6:01
Hayatımız doyunca da çeşitli gruplara
6:03
dahil oluruz. Ailemiz, en yakın
6:06
arkadaşlarımız gibi o biz duygusunun çok
6:08
yoğun olduğu, yüz yüze samimi ilişkiler
6:11
kurduğumuz gruplara birincil gruplar
6:13
deniyor. Bir de iş yerimiz ya da
6:16
okuldaki bir sınıf gibi daha resmi,
6:18
belirli bir amaç için bir araya
6:19
geldiğimiz, daha mesafeli ilişkilerin
6:22
olduğu gruplar var. Bunlar da ikincil
6:24
gruplar. İyi güzel bütün bu teorik
6:27
araçları anladık. Peki bunlar gerçek
6:29
hayatta sahada nasıl işe yarıyor? Şimdi
6:32
gelin alet çantamızı alalım ve Türkiye
6:35
tarihinden çok somut bir örnekle topluma
6:37
analiz etmenin ne demek olduğuna
6:39
bakalım. 20. yüzyıl başlarında Prens
6:42
Sabahattin Osmanlı İmparatorluğu'nun
6:43
sorunlarına adeta bir sosyolog gözüyle
6:46
bakıp bir teşhis koymaya çalışıyor. Ona
6:48
göre temel sorun şuydu. Osmanlı
6:50
bireylerin kendi başına hareket etmekten
6:52
çekindiği, inisiyatif almadığı, her şeyi
6:55
devletten beklediği kamucu bir toplum
6:57
yapısına sahipti. Oysa batının
6:59
ilerlemesinin sırrı bireylerin girişimci
7:01
olduğu, kendi ayakları üzerinde durduğu
7:04
bireyci toplum yapısındaydı. İşte
7:06
sosyolojinin en güzel tarafı bu. Prens
7:09
Sabahattin sadece bir teşhis koymakla
7:11
kalmıyor. Bir de reçete yazıyor. Çözüm
7:13
olarak iki şey öneriyor. Bireysel
7:15
girişimciliği desteklemek ve her şeyin
7:18
merkezden yönetildiği yapıyı değiştirip
7:20
yerel yönetimleri güçlendirmek. Yani
7:23
sosyoloji sadece anlamak için değil aynı
7:26
zamanda değiştirmek için de bir yol
7:27
haritası sunabilir. İşte görüyorsunuz.
7:30
Komtun düzen ve değişim fikrinden
7:32
Altüser'in görünmez kontrol
7:34
mekanizmalarına Ogburn'un teknoloji ve
7:36
değerler arasındaki geriliminden Prens
7:38
Sabahattin'in somut toplum analizine
7:40
kadar bütün bu kavramlar etrafımızdaki o
7:43
karmaşık dünyayı deşifre etmek için
7:45
kullanabileceğimiz son derece pratik
7:47
aletler aslında. Artık bu alet çantası
7:50
sizin de elinizde. Bundan sonra bir
7:51
haberi okurken, bir reklamı izlerken ya
7:54
da sadece sokakta yürüyen insanları
7:55
gözlemlerken acaba hangi görünmez
7:58
kuralı, hangi gizli gücü, hangi kültürel
8:01
gecikmeyi fark edeceksiniz, neyi farklı
8:03
göreceksiniz? düşünmeye değer.
#Education

