Auzef Sosyoloji Tarihi-2 2024-2025 Bütünleme Soruları
https://lolonolo.com/2026/06/06/sosyoloji-tarihi-2-2024-2025-butunleme-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
hoş geldiniz. Bugün sizlerle insan
0:02
toplumunun ve psikolojisinin o karmaşık,
0:04
derin mekanizmalarına dalıyoruz.
0:06
Etrafımızdaki dünyanın tam olarak nasıl
0:09
işlediğine, neden belirli şekillerde
0:11
davrandığımıza ve milyonlar insanın
0:12
oluşturduğu bu devasa ağın nasıl olup da
0:15
çökmeden bir arada kalabildiğine dair
0:17
klasik sosyolojinin bize sunduğu o
0:19
parlak iç görüleri keşfedeceğiz.
0:21
Hazırsanız başlayalım. Bu incelememizde
0:24
şöyle bir yol haritamız var. Toplum
0:25
nasıl bir arada kalır? Marx ve Weber'in
0:27
çarpışan fikirleri Durkheim, Dayanışma
0:30
ve anomi, Simmel ve Paranın Felsefesi ve
0:33
son olarak Meet Pareto ve insan doğası
0:36
yani toplumu bir arada tutan devasa
0:38
makro teorilerden başlayıp yavaş yavaş
0:41
kendi bireysel içgüdülerimize doğru
0:43
adeta bir merceği daraltarak
0:45
ilerleyeceğiz. Bölüm 1. Toplum nasıl bir
0:48
arada kalar? 19. yüzyıl sonu ve 20.
0:51
yüzyıl başı temelleri. Yolculuğumuza
0:54
işte tam bu dönemde insan varoluşuna
0:56
dair o en temel ve geniş çaplı soruyu
0:59
sorarak başlıyoruz. Şöyle düşünün. 20.
1:02
yüzyılın başlarındayız ve dünya akıl
1:05
almaz bir hızla değişiyor. Köylerden
1:08
şehirlere devasa göçler var. Fabrikalar
1:10
durmadan tütüyor. Her şey kelimenin tam
1:13
anlamıyla alt üst oluyor. İşte erken
1:15
dönem sosyologlar tam da bu varoluşsal
1:18
kaosun ortasında şu çok hayati soruları
1:21
sormaya başladılar. Toplum tüm bu
1:23
sarsıntılara rağmen nasıl dağılmadan bir
1:26
arada kalabiliyor? İnsan eylemlerinin
1:28
ardında yatan gerçek anlam ne? O devasa
1:31
kapitalizm çarklarının ve bu inanılmaz
1:33
hızlı modernleşmenin üzerimizdeki
1:35
etkileri neler? Aslında sosyoloji
1:37
disiplini tam da bu krizleri
1:39
anlamlandırma çabasıyla doğdu. Bölüm 2.
1:43
Marx ve Weber'in çarpışan fikirleri ve
1:45
tarihin itici gücü. Şimdi tarihin nasıl
1:49
ilerlediğine dair birbirine tamamen zıt
1:52
görüşlere sahip iki dev ismin o meşhur
1:55
entelektüel boks maçına geçiyoruz.
1:58
Buradaki zıtlık gerçekten büyüleyici.
2:00
Bir tarafta Carl Marx var. Marx diyor ki
2:03
her şeyin temelinde ekonomi yani altyapı
2:05
yatar. Ona göre tarif sınıflararası
2:08
çatışmalarla şekillenir ve kaçınılmaz
2:10
olarak belirli bir yöne komünizme doğru
2:12
ilerler. Yani sistemin patronu
2:15
ekonomidir. Diğer taraftaysa Max Webar
2:17
var ve o bu ekonomik determinizmi
2:20
kesinlikle reddediyor. Weber'e göre
2:22
kapitalizmin doğuşundaki asıl kıvılcım
2:24
ekonomi değil, din ve kültürdü.
2:26
Özellikle de protestan ahlakı. Webert
2:29
tarihin evrensel bir akışı olduğunu
2:31
kabul ediyor ama Marx'ın aksine asla
2:34
önceden tahmin edilemez olduğunu
2:36
savunuyor. Weber karmaşık şeylere
2:38
kategorize edip anlaşılır kılmaya
2:40
bayılırdı. Neden harekete geçtiğimizi ve
2:42
neden belirli liderleri otorite olarak
2:45
kabul ettiğimizi kusursuzca
2:46
haritalandırıyor. İnsan eylemlerini
2:49
değerlere veya belirli bir amaca dayalı
2:51
rasyonel eylemler olarak ayırıyor.
2:53
Egemenlik yani liderliği kabul etme
2:56
sebeplerimizi ise üçe bölüyor.
2:58
Geleneklerin gücü, liderin kendi kişisel
3:00
büyüsü olan karizma ya da modern
3:02
toplumun temeli olan yasal, ussal yani
3:05
kurallara dayalı otorite. Aslında bu
3:07
ayrım bugünkü günlük seçimlerimizi ve
3:09
etrafımızdaki lider figürlerini okumak
3:12
için harika bir mercek. Bölüm 3. Durkim,
3:15
dayanışma ve anomi. Toplumsal tutkal.
3:18
Sırada o devasa toplumsal geçişler
3:20
sırasında hepimizi bir arada tutan
3:22
toplumsal tutkalımıza ve olduğuna kafayı
3:24
takmış bir ustayı Emile Durkayim'i
3:26
inceliyoruz. Durgay'a göre geleneksel
3:29
hayattan modern hayata geçerken bizi bir
3:31
arada tutan o yapıştırıcının kimyası
3:33
tamamen değişiyor. Geleneksel
3:35
toplumlarda mekanik dayanışma var. Yani
3:38
insanlar birbirlerine benzedikleri, aynı
3:40
inançları paylaşıp benzer işleri
3:42
yaptıkları için bir aradalar. Ancak
3:44
modernite ile birlikte bu benzerlikler
3:46
kayboluyor ve yerine karmaşık bir iş
3:49
bölümü alıyor. Artık organik dayanışma
3:51
devrede. İnsanlar benzedikleri için
3:53
değil, tıpkı dev bir organizmanın farklı
3:56
organları gibi hayatta kalmak için
3:58
birbirlerine muhtaç oldukları için bir
4:00
aradalar. Bu kavram günümüzü anlamak
4:02
için gerçekten inanılmaz önemli. Neden
4:04
biliyor musunuz? Çünkü devasa modern
4:07
metropollerde hiç tanımadığımız binlerce
4:09
insanın emeği olmadan tek bir gün bile
4:12
hayatta kalamayız. Asansörünüzü bir
4:14
yabancı tasarladı. Sabah yediğiniz
4:16
ekmeği bir başkası pişirdi. Elektriği
4:18
bambaşka bir ekip evinize ulaştırdı.
4:20
Tamamen uzmanlaşmış yabancılara olan bu
4:23
devasa bağımlılık modern toplumun
4:25
çökmeden organik olarak nasıl
4:26
işlediğinin en net kanıtıdır. Fakat bu
4:29
geçiş süreci her zaman tıkır tıkır
4:31
işlemez. Eğer günümüzün bu hızlı
4:33
beklentilerle dolu dünyasında kendinizi
4:35
hiç yalıtılmış, pusulasız veya boşlukta
4:38
hissettiyseniz yalnız değilsiniz. Durk
4:40
buna tam olarak anomi diyor. Eski
4:43
geleneksel kuralların yıkıldığı ama
4:45
yenilerinin henüz tam oturmadığı o hızlı
4:48
değişim dönemlerinde ortaya çıkan bir
4:50
kuralsızlık durumu. Bu belirsizlik hissi
4:52
bireylerde çok derin bir içsel krize yol
4:55
açabiliyor. Bölüm 4. Simel ve paranın
4:58
felsefesi. Modern hayatın hızı. Şimdi o
5:01
devasa toplumsal yapılardan biraz daha
5:04
gündelik kişilerarası ilişkilerimize
5:06
doğru inelim ve Georg Simbel'in
5:07
cüzdanlarımızdaki paraya dair o
5:09
büyüleyici analizine bir bakalım. Bakın,
5:12
Simmel'in perspektifi beni her zaman çok
5:14
etkilemiştir. Ona göre para sadece bir
5:17
kağıt parçası veya basit bir takas aracı
5:19
değil, ilişkilerimizin doğasını temelden
5:22
değiştiren sinsi bir güçtür. Her şeye
5:24
bir fiyat biçerek insan etkileşimlerini
5:27
duygusuz nesnel hesaplamalara
5:29
dönüştürür. Düşünün bir arkadaşınızla
5:31
kahve içerken bile zihnimiz arka planda
5:34
harcadığınız zamanın ve o mekanın
5:36
maliyetini hesaplar. Ayrıca günlük
5:38
hayatımızın ritmini inanılmaz bir
5:40
seviyede hızlandırır ve sonuçta
5:42
milyonlarca insanın yaşadığı dev
5:44
şehirlerde bile insanların kendilerini
5:46
yapayalnız ve yabancılaşmış
5:48
hissetmelerine neden olur. Bölüm 5. Mid
5:51
Pareto ve İnsan Doğası. Zihin ve
5:53
bahaneleri. Sokağın o karmaşasından ve
5:56
paranın etkisinden çıkıp son perdemizde
5:58
merceğimizi doğrudan insan zihnine yani
6:01
kendimize çeviriyoruz. Kimliğimizin
6:03
nasıl oluştuğuna ve kendi eylemlerimize
6:05
uydurduğumuz kılıflara bakacağız. Burada
6:08
George Herbert Meet çok net ve sarsıcı
6:10
bir şey söylüyor. Diyor ki, "Doğuştan
6:13
gelen paket halinde hazır bir kimliğiniz
6:15
yok. Sembolik etkileşimcilik yaklaşımına
6:18
göre sizin o benliğiniz sadece ve sadece
6:21
diğer insanlarla kurduğunuz sosyal
6:23
etkileşimler üzerinden inşa edilir. Yani
6:26
bizler aslında toplumun bize tuttuğu
6:28
aynaların birer yansımasıyız. Etkileşim
6:30
yoksa ortada bir ben de yok. Peki bu
6:33
inşa süreci nasıl oluyor? MIT insan
6:36
benliğinin ulaşabileceği en olgun evreyi
6:39
genelleştirilmiş diğerinin rolünü
6:40
üstlenme olarak tanımlıyor. Başlangıçta
6:43
sadece çevrenizdeki sembolleri
6:45
anlarsınız. Ama asıl olgunluk kendi
6:48
gözlerinizin dışına çıkıp kendi
6:50
davranışlarınızı bütün bir toplumun o
6:52
soyut kurallar bütününün penceresinden
6:54
değerlendirebilmenizdir.
6:56
Yani toplumun o görünmez beklentilerini
6:58
içselleştirip kendi iç sesiniz haline
7:00
getirdiğiniz o kritik aşama. Ve son
7:03
olarak Filfredo Pareto. Pareto
7:05
zihnimizin oynadığı oyunlara dair çok
7:07
çarpıcı, biraz da can sıkıcı bir gerçeği
7:09
yüzümüze vuruyor. O çok güvendiğimiz,
7:11
üzerine uzun uzun düşündüğümüz rasyonel
7:13
kararlarımızın aslında birer illüzyon
7:15
olabileceğini söylüyor. Ona göre bizi
7:17
asıl harekete geçiren şeyler tortular
7:19
dediği ilkel, irrasyonel duygularımız ve
7:21
derin iç güdülerimiz. Peki ya o çok
7:24
mantıklı açıklamalarımız? Onlar da
7:25
sadece türevler. Yani içgüdülerimizle
7:28
aldığımız kararları kendimize ve etrafa
7:30
makul göstermek için sonradan
7:32
uydurduğumuz kılıflar mantıklı görünen
7:34
zekice yalanlar. Bu incelemeyi
7:37
toparlarken sizi o provokatif ve derin
7:39
soruyla başa bırakmak istiyorum. Acaba
7:42
bizler kuralları olan bu devasa modern
7:45
toplumun bilinçli ve rasyonel mimarları
7:47
mıyız? Yoksa Paret'un iddia ettiği gibi
7:50
sadece modern bir mantık pelerinleine
7:52
bürünmüş kadim içgüdüleri tarafından
7:54
yönlendirilen varlıklar mıyız? Klasik
7:57
sosyoloji bize kesin cevaplardan ziyade
7:59
kendimize ve topluma tutabileceğimiz en
8:02
keskin aynaları sunuyor. Dünyayı ve
8:04
yerinizi sorgulamaya devam etmeniz
8:06
dileğiyle. Bu derin yolculukta bana
8:08
eşlik ettiğiniz için çok teşekkür
8:10
ederim.
#Jobs & Education

