Auzef Sosyoloji 2025-2026 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/01/12/sosyoloji-2025-2026-final-sorulari/
Bu kaynaklar, sosyolojik perspektiften toplumun yapısal, kültürel ve ekonomik dinamiklerini inceleyen kapsamlı ders notlarını ve sınav sorularını içermektedir. Metinlerde devlet biçimleri, aile kurumu ve dini yapılar gibi temel toplumsal unsurlar; Adam Smith ve Karl Marx gibi kuramcıların fikirleri ışığında ele alınmaktadır. Ayrıca teknolojik değişimlerin bireyler üzerinde yarattığı kültürel gecikme, prekarya sınıfı ve sekülerleşme gibi modern süreçlere dair tanımlar sunulmaktadır. Toplumsal statüler, sembolik anlamlar ve kontrol mekanizmaları üzerinden toplumun işleyişi kuramsal bir çerçevede özetlenmektedir. Sonuç olarak bu içerik, birey ile toplum arasındaki ilişkiyi farklı boyutlarıyla analiz eden akademik bir rehber niteliğindedir.
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Şöyle bir durup
0:02
etrafınıza baktığınızda bu karmaşık
0:04
dünyayı anlamak için elinizde ne gibi
0:05
araçlar olduğunu hiç düşündünüz mü?
0:07
Aslında sosyoloji bize tam da bunun için
0:10
müthiş bir alet çantası sunuyor. İşte
0:12
bugün o çantayla birlikte açıp
0:14
doldurmaya başlıyoruz. Yani içinde
0:16
yaşadığımız bu karmaşık dünyayı nasıl
0:18
anlamlandırabiliriz?
0:20
Bu soru hepimizin aklına takılıyordur
0:21
değil mi? Baksanıza etrafınıza.
0:24
Toplumsal olaylar, insanların garip
0:26
davranışları, bir sürü kurum, bütün bu
0:28
parçalar nasıl bir araya gelip de bizim
0:30
şu anki dünyamızı oluşturuyor? İşte
0:33
sosyoloji bize tam da bu noktada bir
0:35
mercek uzatıyor. Her şeyi daha net
0:37
görmemizi sağlıyor. O zaman ne
0:40
duruyoruz? Haydi topluma yepyeni bir
0:42
gözle bambaşka bir açıdan bakmanızı
0:45
sağlayacak o analitik aletleri çantamıza
0:47
koymaya başlayalım. Göreceksiniz bu
0:50
aletler sayesinde o karmaşık görünen her
0:52
şey aslında çok daha anlaşılır hale
0:54
gelecek. İlk aletimiz için işe en
0:57
yakından başlıyoruz. Birey ve kültür.
1:00
Yani kendimizden ve bizi her gün
1:03
şekillendiren o görünmez ağdan. Şöyle
1:06
bir düşünün bakalım. Toplumdaki yeriniz,
1:09
konumunuz size doğuştan mı verildi yoksa
1:11
siz mi kazandınız? Hım. Belki de günlük
1:14
hayatta üzerine kafa yormadığımız bir
1:16
soru bu. Ama inanın bana cevabı
1:18
sosyolojinin en temel kavramlarından
1:20
birine yani sosyal statüye açılan bir
1:22
kapı. Aslında olay şu. Sosyologlar
1:25
burada iki temel statüden bahsediyor.
1:28
Bir yanda doğduğumuz andan itibaren bize
1:30
atanan, bizim seçimimiz olmayan verilmiş
1:33
statüler var. cinsiyetimiz gibi ya da ne
1:36
bileyim bir kraliyet ailesine doğmak
1:38
gibi. Diğer yandaysa tamamen kendi
1:41
çabamızla, eğitimimizle,
1:43
yeteneklerimizle elde ettiğimiz
1:45
kazanılmış statüler duruyor. Mesela
1:47
çiftçi bir ailenin çocuğusunuz diyelim.
1:49
Okuyup öğretmen oluyorsunuz. İşte bu tam
1:52
olarak kazanılmış bir statı. Peki ya şu
1:54
duygu eminim birçoğunuz yaşamıştır. Hani
1:57
yeni bir ülkeye gidersiniz de bir anda
1:59
kendinizi tamamen kaybolmuş,
2:01
yabancılaşmış hissedersiniz ya. Her şey
2:04
farklıdır. Bildiğiniz hiçbir kural orada
2:06
işlemez. İşte o garip his var ya.
2:09
Sosyolojinin buna da bir adı var. İşte
2:12
bu kültür şoku. Sizin kişisel olarak
2:14
yaşadığınızı sandığınız o his aslında
2:17
evrensel bir toplumsal kavram. Çok
2:19
ilginç değil mi? Yeni bir ortama, yeni
2:21
kurallara, yeni insanlara ayak
2:23
uydurulmaya çalışırken yaşadığımız o
2:25
zorlanmanın adı tam olarak bu. Peki ya
2:28
değişim? Toplumdaki her şey aynı hızda
2:30
mı değişiyor sizce? Tabii ki hayır. İşte
2:33
tam bu noktada çok ilginç bir kavram
2:35
daha karşımıza çıkıyor. Kültürel
2:37
gecikme. Düşünsenize akıllı telefonlar
2:40
hayatımıza jet hızıyla girdi. Yani maddi
2:43
kültürümüz acayip hızlı değişti. Ama o
2:45
telefonları toplum içinde nasıl
2:47
kullanacağımıza dair görgü kurallarımız
2:49
yani manevi kültürümüz aynı hızda
2:51
gelişti mi? Pek sayılmaz. İşte teknoloji
2:54
önden koştururken değerlerin arkadan
2:56
gelmesi durumuna sosyologlar kültürel
2:59
gecikme diyor. Kültülü anlamanın en
3:02
kilit yollarından biri de kesinlikle
3:04
sembolleri çözebilmektir. Şimdi şu
3:06
dizeye bir bakın. Mehmet Akif Ersoy ne
3:09
diyor? Bir hilal uğruna ya Rab ne
3:11
güneşler batıyor. Buradaki hilal sizce
3:14
sadece gökyüzünde gördüğümüz o ay mıdır?
3:17
Tabii ki çok daha fazlası. İşte
3:20
sembollerin gücü tam olarak burada
3:22
ortaya çıkıyor. Bakın nasıl bir dönüşüm
3:24
var. Hilal kelimesi önce bayrağı, bayrak
3:27
vatanı, vatan da bağımsızlığı
3:29
çağrıştırıyor. Yani aslında basit bir
3:31
gök cismi, zamanla vatan, millet,
3:34
bağımsızlık gibi devasa soyut kavramları
3:37
taşıyan inanılmaz güçlü bir simgeye
3:39
dönüşüyor. Zaten toplumlar da böyledir.
3:42
En derin değerlerini hep bu tür
3:43
sembollerle somutlaştırırlar.
3:45
Tamamdır. Alet çantamıza ikinci grup
3:48
aletlerimizi ekleyelim. Şimdi bireyden
3:50
bir adım geri çekilip daha büyük bir
3:52
resme bakıyoruz. Hayatımızı en derinden
3:55
şekillendiren temel kurumlara. Aile ve
3:57
din. Aile dünyanın neresine giderseniz
4:01
gidin karşınıza çıkacak en temel, en
4:03
evrensel kurum. Peki neden bu kadar
4:06
temel? Çünkü çok kritik işlevleri var.
4:09
Birincisi neslin devamını sağlıyor.
4:11
İkincisi çocuklara toplumun kurallarını
4:14
yani nasıl davranacaklarını öğretiyor ve
4:17
üçüncüsü üyelerine duygusal ve fiziksel
4:20
olarak bakım ve destek sunuyor. Bu üç
4:22
görev gerçekten de evrensel. Peki aile
4:26
tamam da aile içinde son sözü kim
4:28
söyler? Yani otorite kimdi? İşte bu
4:31
soruya verilen cevaba göre aileleri
4:33
temelde ikiye ayırabiliriz. Eğer karar
4:36
alma gücü annede veya genel olarak
4:38
kadındaysa buna ana erkil diyoruz. Yok
4:41
eğer güç babada veya erkekteyse o zaman
4:44
da ata erkil bir yapıdan bahsediyoruz.
4:46
Yalnız şunu da unutmamak lazım. Aileyi
4:49
bir arada tutan şey sadece kimin sözünün
4:52
geçtiği yani kurallar ve roller değil.
4:54
Hatta onlardan çok daha fazlası. Bir
4:57
aileyi gerçekten ayakta tutan harç sevgi
5:00
ve saygıdır. Bu duygusal bağlar olmazsa
5:03
o aile içi dayanışmayı sağlamak
5:05
neredeyse imkansız hale gelir. Aileden
5:08
sonraki diğer temel kurumumuz olan dine
5:11
geldiğimizde ise modern dünyada
5:13
karşımıza çıkan çok ama çok önemli bir
5:15
süreç var. Sekülerleşme. Peki nedir bu?
5:18
en basit haliyle dinin ve dini
5:21
kavramların toplum hayatındaki o merkezi
5:23
rolünü, etkisini ve otoritesini zamanla
5:27
kaybetmesi süreci. Ve şimdi geldik alet
5:30
çantamızdaki en büyük, en geniş açılı
5:33
merceklere. Artık iyice zoom out
5:36
yapıyoruz ve toplumu bir bütün olarak
5:38
şekillendiren devasa sistemlere
5:40
bakıyoruz. Ekonomi ve devlet. Devletleri
5:43
anlamanın en temel yollarından biri
5:45
onların ekonomik modellerine bakmaktan
5:47
geçer. Burada sormamız gereken kilit bir
5:49
soru var. Üretim araçları yani
5:51
fabrikalar, topraklar, şirketler,
5:53
bunların mülkiyeti kimde? Cevap basit.
5:56
Eğer mülkiyetin büyük bir kısmı özel
5:58
şahıslarda veya şirketlerdeyse buna
6:00
kapitalist diyoruz. Eğer devlette yani
6:03
kamudaysa sosyalist diyoruz. E ikisinin
6:05
bir karışımıysa da adı üstünde karma
6:07
ekonomik model oluyor. Tabii günümüz
6:10
ekonomisi de sürekli değişiyor. Büyük
6:12
bir dönüşüm yaşıyor. Artık ekonominin
6:14
kalbi bacası tüten fabrikalarda ya da
6:16
ağır sanayide atmıyor. Şimdi merkezde ne
6:19
var? Bilgi, iletişim ve bilgisayar
6:21
teknolojileri. İşte ekonominin bu yeni
6:24
haline de sanayi sonrası toplum adını
6:26
veriyoruz. Peki bu dönüşümünün bir
6:28
sonucu ne oldu? Yepyeni bir çalışan
6:31
sınıfı ortaya çıktı. Bakın şu tanıma.
6:33
Emeğin merkezinden uzakta düzenli bir
6:36
çalışmaya bağlı olarak kazanılan sosyal
6:38
haklara sahip olmayan, aidiyet duygusu
6:40
taşımayan, yarın neyle karşılaşacağı
6:43
belli olmayan yeni emekçiler. Bu tanım
6:46
bu yeni sınıfın ne kadar güvencesiz, ne
6:48
kadar belirsiz bir hayat yaşadığını çok
6:50
çarpıcı bir şekilde anlatır aslında.
6:52
İşte sosyologlar bu yeni sınıfa bir isim
6:54
vermiş. Precarya. İsimlerden geliyor
6:57
derseniz İngilizcedeki precarious yani
7:00
güvencesiz, tehlikeli, belirsiz
7:02
kelimesinden. Tanımladığı şey de tam
7:04
olarak bu. Güvencesiz işlerde çalışan,
7:06
sosyal hakları olmayan, yağına dair
7:08
hiçbir garantisi bulunmayan ve bir iş
7:11
yerine kendine ait hissetmeyen
7:12
milyonlarca insan. Evet, böylece alet
7:15
çantamızı en temel, en işlevsel
7:18
araçlarla doldurduk. Artık topluma
7:20
bakarken elinizde sıradan bir gözlük
7:22
değil, yepyeni ve çok daha güçlü bir
7:24
mercek var. Şöyle bir düşününce bireyin
7:27
toplumdaki statüsünden yola çıktık.
7:29
Kültürün o görünmez kodlarını çözmeye
7:31
çalıştık. Sonra aile ve din gibi
7:33
hayatımızın merkezindeki kurumların
7:35
rolünü anladık ve en sonunda ekonomi ve
7:38
devlet gibi devasa yapıların hepimizi
7:40
nasıl etkilediğini gördük. Tabii ki bu
7:43
anlattıklarımız sadece bir başlangıç.
7:46
Asıl macera şimdi başlıyor. Çünkü artık
7:49
alet çantanız dolu. Şimdi sıra sizde. Bu
7:51
aletleri alıp kendi çevrenize,
7:54
okuduğunuz bir habere hatta kendi
7:56
yaşadığınız olaylara bir de bu gözle
7:58
bakın. Peki şimdi bu yeni sosyolojik
8:00
merceğinizle baktığınızda daha önce hiç
8:03
fark etmediğiniz neleri görmeye
8:04
başladınız?
#Education
#People & Society
#Social Issues & Advocacy
#Social Sciences

