Auzef Sosyal Psikolojiye Giriş 2 2025-2026 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/07/03/sosyal-psikolojiye-giris-2-2025-2026-final-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Düşünsenize her gün koca bir sürü karar
0:02
alıyoruz. Öyle değil mi? Peki ya bu
0:04
kararlar iç dünyamızdan tutun da içinde
0:07
bulunduğumuz binaların mimarisine kadar
0:10
bir dizi gizli güç tarafından
0:12
yönlendiriliyorsa
0:13
işte yoğun bir akademik özeti alıp insan
0:16
davranışını şekillendiren o görünmez
0:18
ipleri mercek altına alacağımız bu
0:20
açıklayıcı rehberimize hoş geldiniz.
0:23
Bugün hepimizin her gün yaşadığı ama
0:25
belki de tam olarak adını koyamadığı o
0:28
mekanizmaları birlikte keşfedeceğiz.
0:30
Başlıyoruz. Hızlıca yol haritamıza bir
0:33
göz atalım. Adım adım kamerayı yavaşça
0:35
geriye çekerek ilerleyeceğiz. Önce iç
0:38
dünyamıza ve çelişkilerimize bakacağız.
0:40
Sonra gruplar içinde nasıl değiştiğimizi
0:42
konuşacağız. Oradan ahlak gelişimi ve
0:45
bağlanmaya geçip kimlik, kültür ve
0:47
sağlık konularına değineceğiz. Son
0:49
olarak da insan ve çevre psikolojisi ile
0:51
finali yapacağız. Ama ilk bölümümüze
0:54
geçmeden önce size çok basit gibi
0:56
görünen ama aslında beynimizi yakan bir
0:59
soru sormak istiyorum. Madem hayvanları
1:01
bu kadar seviyoruz, neden et yiyoruz? Bu
1:04
aslında zihnimizdeki o toplumsal
1:06
hataları, o meşhur et paradoksunu tam
1:09
12'den vuran harika bir örnek. Gelin
1:11
bunu biraz deşelim. 1ci bölüm, iç
1:14
dünyamız ve çelişkilerimiz. Bakalım
1:16
içeride tam olarak neler oluyor. Az önce
1:20
bahsettiğim et paradoksunu hatırladınız
1:22
mı? İşte Fastinger'ın bilişsel çelişki
1:25
kuramı tam olarak o durumu açıklıyor.
1:28
İnandığınız şeyle yaptığınız şey
1:30
uyuşmadığında hissettiğiniz o garip, o
1:32
rahatsız edici gerilimi düşünün.
1:34
Beynimiz bu tutarsızlıktan kelimenin tam
1:37
anlamıyla nefret eder ve bu durum bizde
1:39
acilen çözülmesi gereken psikolojik bir
1:42
rahatsızlık yaratır. Bir de dünyayı
1:44
algılama şeklimiz var tabii. Beynimiz
1:46
kestirmeleri çok sever. Bu yüzden
1:48
etrafımızdaki karmaşık dünyayı
1:50
basitleştirilmiş kalıp yargıları
1:52
indirger. Bunlar olumlu da olabilir,
1:54
olumsuz da. Fakat asıl tehlike nerede
1:56
başlıyor biliyor musunuz? Bu basit
1:58
temsiller güçlü ve olumsuz bir duyguyla
2:00
birleştiğinde işte o an işler hızla
2:03
tehlikeli bir ön yargıya dönüşüveriyor.
2:05
Ve burada çok ama çok çarpıcı bir detay
2:08
var. Kendi davranışlarımızı yargılarken
2:10
başkalarını yargıladığımızdan sistematik
2:12
olarak çok daha farklı davranıyoruz.
2:14
Atıf süreçlerimizdeki bu aktör gözlemci
2:17
farkı bize şunu gösteriyor. Kendimize
2:19
karşı mazeretler üreten bir avukat,
2:21
başkalarına karşısa acımasız bir yargıç
2:23
gibi davranmaya doğuştan eğilimliyiz.
2:26
İkinci bölüme geçiyoruz. Grup içinde
2:29
insan davranışı. Şimdi kamerayı
2:31
kendimizden çekip kalabalıklara
2:33
çevirelim. Şunu bir düşünün. Dev bir
2:36
kalabalığın içindeyken tek başınıza
2:39
olsanız asla ama asla yapmayacağınız
2:41
şeyleri yaptığınız oldu mu hiç? Neden
2:44
büyük bir kalabalığın içinde veya bir
2:47
acil durum anında bir anda sanki
2:49
bambaşka biri oluyoruz? Bunun
2:51
psikolojideki tam adı kimliksizleşme.
2:54
Grup dinamiklerinin o karanlık yüzü
2:55
aslında bu. Devasa bir kalabalığın
2:58
içinde anonim hissetmek o bireysel
3:00
kimliğimizi yitirmemize sebep oluyor ve
3:02
bu durum bizi normal sosyal kuralları
3:05
tamamen hiçe sayan eylemlere itebiliyor.
3:07
Kurallar bir anda buharlaşıyor sanki.
3:10
İşin bir de aydınlık yardımlaşma tarafı
3:12
var. Schwartz birine yardım etmeden önce
3:15
zihnimizde attığımız adımların adeta bir
3:17
haritasını çıkarmış. Bir ihtiyacı fark
3:20
ediyorsunuz. Tamam. Ama asıl ilginç olan
3:23
yapacağım bu eylem o sorunu gerçekten
3:25
çözer mi diye algılamak bile kendi
3:27
başına devasa bir eşik. Tabii bir de
3:30
yardım etmenin size olan kişisel
3:32
maliyetini tartma aşaması var. Yani
3:34
yardım etmek o kadar da otomatik bir
3:35
refleks değil. Burada maalesef tüyler
3:39
ürpertici bir toplumsal gerçekle
3:41
karşılaşıyoruz. Seyirci etkisi ya da
3:43
sorumluluğun yayılması. Acil bir durumda
3:46
etrafınızda ne kadar çok insan varsa
3:49
birinden yardım alma ihtimaliniz o kadar
3:51
düşüyor. İnanılmaz değil mi? Çünkü
3:53
kalabalık arttıkça herkes nasılsa bir
3:55
başkası yardım eder diyerek o
3:57
sorumluluğu üzerinden atıyor. 3üncü
3:59
bölüm ahlak gelişimi ve bağlanma. Peki
4:02
bizim bu doğru ve yanlış algımız zamanla
4:05
nasıl evriliyor? Piajet'e göre ahlak
4:07
anlayışımız tıpkı bizim gibi büyüyüp
4:10
olgunlaşıyor. Başlangıçta otoriteye körü
4:13
körüne itaat ettiğimiz o katı ve ben
4:16
merkezci bağımlı ahlak evresindeyiz.
4:18
Sonrasındaya karşımızdakinin niyetlerini
4:21
önemseyen, karşılıklılığa dayanan çok
4:23
daha esnek ve olgun işbirliği ahlakı
4:26
aşamasına geçiş yapıyoruz. Bunu bir adım
4:29
öteye taşıyan Rest ve ekibinin yeni
4:32
Kolbertç yaklaşımı ise ahlakı dört temel
4:35
bileşene ayırıyor. Bir sorunu fark
4:37
etmemizi sağlayan duyarlılık, neyin
4:39
doğru olduğunu tartan muhakeme,
4:42
değerleri önceliklendiren motivasyon ve
4:44
hareketi geçme cesareti olan karakter.
4:47
Kısacası bu dörtlüden biri bile sistemde
4:50
eksikse ahlaki süreç çöküveriyor. Peki
4:53
ya sistem tamamen kapanırsa? Bandura
4:56
bize çok sarsıcı bir gerçeği gösterdi.
4:59
Ahlaki uzaklaştırma dediğimiz o
5:01
mekanizmayla insanlar korkunç şeyleri
5:04
zerre vicdan azabı çekmeden yapabiliyor.
5:06
Hatta meşhur Bobo bebek deneyiyle
5:08
kanıtladığı gibi saldırganlık içimizden
5:11
gelen karanlık mistik bir kötülük değil.
5:14
Bayağı bildiğiniz taklit yoluyla
5:15
öğrenilen kopyalanmış bir davranış.
5:18
Ahlaktan çıkıp bizi biz yapan en yakın
5:21
ilişkilerimize bakalım. Eğer romantik
5:23
bir ilişkinin içindeyken sürekli ya beni
5:25
terk ederse ya beni aslında sevmiyorsa
5:28
diye içinizi kemiren hiç bitmeyen bir
5:30
korku yaşıyorsanız yalnız değilsiniz.
5:33
Psikoloji bunu tam olarak kaygılı
5:35
bağlanma stili olarak tanımlıyor. 4.üncü
5:37
bölümümüz kimlik, kültür ve sağlık.
5:40
resme şimdi daha da geniş makro bir
5:43
açıdan bakıyoruz. Aslında biz kimiz
5:46
sorusunun cevabı sadece kafamızın içinde
5:49
olup biten bir şey değil. Üyesi
5:51
olduğumuz gruplara yani sosyal
5:52
kimliğimize sıkı sıkıya bağlıdır. Bu bağ
5:55
o kadar muazzam bir güçtür ki sosyal
5:57
şifa dediğimiz iyileşme kavramı doğrudan
6:00
doğruya bu aidiyetin bize sağladığı
6:02
güçlü destek ağına yaslanır. İyileşmek
6:04
için kelimenin tam anlamıyla birbirimize
6:06
ihtiyacımız var. Farklı kültürlerle
6:09
karşılaştığımızda zihnimiz nasıl
6:11
stratejiler izliyor? Berry'nin
6:13
kültürleşme modeline göre eğer bir kişi
6:16
kendi öz kültürünü korumaya çok yüksek
6:19
bir önem verip içinde yaşadığı baskın
6:21
kültürle temasını bilerek minimumda
6:24
tutuyorsa bu kişi ayrışma stratejisini
6:26
seçmiş demektir. Sağlık psikolojisi ise
6:29
davranışlarımızdaki o hatalı kodları
6:31
düzeltmek için büyük şemsiye çerçeveler
6:34
kullanır. Hastalığa ve sağlığa aynı anda
6:37
biyolojik, psikolojik ve sosyal
6:39
açılardan bakan kapsayıcı
6:41
biyopsikososyal model ve bizi adım adım
6:43
daha sağlıklı alışkanlıklara yönlendiren
6:46
teoriler üstü bir çerçeve olan
6:48
transteoretik model bunlardan en
6:50
önemlileri. Hazır inançlar ve kültür
6:52
demişken o en baştaki ets paradoksu
6:54
sorumuza yeniden dönelim. İşte türcülük
6:57
tam da budur. Farklı türler arasında
6:59
ahlaki bir hiyerarşi kurma eğilimimiz.
7:02
kültürel olarak insanları ve hayvanları
7:04
nasıl farklı statülere yerleştirdiğimizi
7:06
ve bunun eylemlerimizi kimin korunup
7:09
kimin yenileceğini nasıl belirlediğini
7:11
harika özetler. 5. ve son bölümümüz
7:14
insan ve çevre psikolojisi. Şimdi en dış
7:17
katmana, bizi çevreleyen fiziksel
7:19
dünyaya çekiliyoruz. İçinde yaşadığımız
7:22
binalar, yürüdüğümüz sokaklar
7:24
eylemlerimizi nasıl değiştiriyor
7:26
dersiniz. planlama sürecine doğrudan
7:28
kullanıcıları katan sosyal tasarım mı
7:31
yoksa doğal unsurları merkeze alıp bizi
7:34
doğayla tekrar bütünleştiren biyofilik
7:36
tasarım mı daha sağlıklı bir toplum
7:38
yaratır? Aslında her ikisinin de günlük
7:40
davranışlarımızı kökünden değiştirme
7:42
gücü var. Tam da bu noktada Roger
7:45
Barker'ın davranış ortamı diye inanılmaz
7:47
ufuk açıcı bir kavramı var. Bu konsept
7:50
şunu kanıtlıyor. Belirli bir fiziksel
7:52
mekan oraya giren insanlarda adeta
7:54
otomatik olarak aynı düzenli davranış
7:56
örüntülerini yaratır. Yani kısacası
7:59
bulunduğunuz mekan size orada nasıl
8:01
davranmanız gerektiğini sürekli
8:02
fısıldar. Akademik literatürü merkeze
8:05
alarak hazırladığımız bu kavramsal
8:07
analizimizi toparlarken sizi belki
8:09
birazcık rahatsız edecek ama bolca
8:11
düşündürecek şu son kışkırtıcı soruyla
8:13
başa bırakmak istiyorum. Çevre
8:15
psikolojisi bize fiziksel yakınlığın
8:18
derin ilişkiler kurma ihtimalini
8:20
inanılmaz ölçüde artırdığını kanıtlıyor.
8:22
O halde kendinize dürüstçe şunu sorun.
8:24
Şu an hayatınızdaki en yakın
8:26
arkadaşlarınız gerçekten sizin eşsiz ruh
8:29
eşleriniz mi yoksa sadece okulda veya
8:31
ofiste tesadüfen yanınıza oturan o
8:34
coğrafi olarak en yakınınızdaki insanlar
8:36
mı? Öğrenmek ve anlamak için bizimle
8:38
kaldığınız bu analizde görünmez güçlerin
8:41
dünyamızı nasıl şekillendirdiğini hep
8:43
birlikte görmüş olduk. bize eşlik
8:45
ettiğiniz için çok teşekkürler.
#Jobs & Education

