Auzef Sosyal Politika 2025-2026 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/01/24/sosyal-politika-2025-2026-final-sorulari/
Bu metinler, sosyal politikanın temel kuramlarını, refah devleti modellerini ve işgücü piyasası dinamiklerini inceleyen kapsamlı bir akademik özet sunmaktadır. Kurumsal ve kalıntı refah yaklaşımları ile Esping-Andersen'in sınıflandırması üzerinden devletin toplumsal refahı sağlamadaki farklı rolleri irdelenmektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) gibi küresel aktörlerin yanı sıra, Türkiye'deki belediyecilik ve SOYBİS gibi dijital dönüşüm süreçleri tarihsel perspektifle ele alınmaktadır. İşsizlik türleri ve hesaplama yöntemlerinin yanı sıra, yoksulluğun sadece gelir eksikliği değil, insani gelişme odaklı çok boyutlu bir kavram olduğu vurgulanmaktadır. Kaynaklar, sanayi devriminden günümüzün bilgi toplumuna geçişte değişen toplumsal hareketleri ve sosyal yardım mekanizmalarını yapısal bir çerçevede açıklamaktadır.
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Bugün oldukça önemli
0:02
bir konuya dalıyoruz. Sosyal politika.
0:04
Yani bir toplumun kendi vatandaşlarına
0:06
nasıl baktığı, onları nasıl
0:08
desteklediği. Aslında bu bir nevi bir
0:11
ülkenin kendi halkına verdiği değerin en
0:13
net fotoğrafı. Hadi gelin işe en temel
0:15
soruyla başlayalım. Bir toplum ihtiyacı
0:18
olan vatandaşlarına nasıl yardım etmeli?
0:20
Basit gibi görünen ama aslında çok derin
0:22
bir soru değil mi? Çünkü bu soruya
0:24
vereceğimiz cevap bir devlet olarak
0:26
kimliğimizi, önceliklerimizi, kısacası
0:29
her şeyi belirliyor. İşte bu can alıcı
0:32
soruya verilen aslında birbirine taban
0:34
tabana zıt iki temel felsefi cevap var.
0:37
Bu iki cevap sosyal refah dediğimiz
0:39
şeyin tam da kalbindeki o büyük
0:41
tartışmayı yaratıyor ve modern refah
0:44
devletlerinin diyelim ki DNA'sını çözmek
0:46
için bize bir anahtar veriyor. Evet.
0:49
İşte o iki farklı bakış açısı
0:51
karşımızda. Soldaki kurumsal model
0:53
refahı şöyle görüyor. Herkesin güvenle
0:55
karşıya geçebilmesi için inşa edilmiş
0:58
sağlam kalıcı bir köprü gibi. Yani
1:00
devlet vatandaşlarının o yoksulluk
1:02
uçurumuna düşmesini beklemiyor. Daha
1:04
düşmeden onları koruyor, proaktif
1:06
davranıyor. Sağdaki kalıntı modelse tam
1:09
tersi. refahı ancak beklenmedik bir
1:12
fırtınada denize düşen olursa atılacak
1:14
bir can simidi, bir acil durumsalı
1:16
olarak görüyor. Yani sadece aile ya da
1:19
piyasa gibi ilk savunma hatları
1:20
çöktüğünde devreye giren bir şey. Peki
1:23
sosyal politikalar tam olarak neyi
1:25
çözmeye çalışıyor? Hangi sorunlar için
1:28
var? Şimdi gelin bunların en büyüğü olan
1:31
iki tanesine odaklanalım. Yoksulluk ve
1:34
işsizlik. Şimdi yoksulluk deyince
1:37
aklımıza ilk gelen tanım genelde mutlak
1:39
yoksulluk olur. Bu ne demek? En basit,
1:42
en yalın haliyle hayatta kalma
1:44
mücadelesi demek. Yani başını sokacak
1:47
bir çatı, karnını doyuracak kadar yemek
1:49
bulamamak. Ama artık yoksulluk
1:51
anlayışımız bundan çok daha geniş.
1:53
Birleşmiş Milletler'in ortaya koyduğu
1:55
insani yoksulluk kavramı olayı bambaşka
1:58
bir boyuta taşıyor. Odağı midenin
2:00
açlığından alıp zihnin ve potansiyelin
2:02
açlığına kaydırıyor. Yani mesele sadece
2:04
hayatta kalmak değil, insan onuruna
2:06
yakışır bir yaşam sürmek için gereken
2:08
fırsatlara sahip olup olmamak. Peki bu
2:11
insani gelişme dediğimiz şeyi nasıl
2:14
ölçüyoruz? Birleşmiş Milletler'in
2:15
endeksi üç temel ayağa dayanıyor. Bir,
2:18
uzun ve sağlıklı bir yaşam sürebiliyor
2:20
musun? 2. Bilgiye, eğitime ulaşabiliyor
2:23
musun? Ve 3. İnsan onuruna yaraşır bir
2:26
hayat standardı için yeterli ekonomik ve
2:29
sosyal fırsatların var mı? İşte bu üçü
2:31
bir araya gelince gelirin çok ötesinde
2:34
bir refah tablosu ortaya çıkıyor.
2:36
Yoksulluğu bir kenara koyalım şimdilik.
2:37
Sosyal politikanın en çok kafa yorduğu
2:39
ikinci devasa alan tabii ki işsizlik.
2:42
Çünkü işsizlik biliyorsunuz sadece
2:44
cüzdanı boşaltmaz. Aynı zamanda çok
2:46
derin sosyal yaralar da açar. İşsizler
2:49
arasında öyle bir grup var ki işte asıl
2:51
büyük risk orada. Uzun süreli işsizler.
2:54
Düşünsenize bir yıl veya daha uzun süre
2:57
aktif olarak iş arıyorsunuz ama
2:59
bulamıyorsunuz. Bu durum sadece
3:01
cüzdanınızı değil, zamanla özgüveninizi,
3:04
mesleki becerilerinizi, her şeyinizi
3:06
tüketir. Sizi yavaş yavaş iş
3:08
piyasasından koparır, soyutlar. Ve bir
3:10
de hani o resmi rakamların hep
3:11
gölgesinde kalan bir grup vardır ya.
3:14
Umutsuz işçiler. Kim bunlar? İş bulma
3:16
umudunu o kadar kaybetmişler ki artık
3:18
aramaktan bile vazgeçmişler. Bu yüzden
3:21
ilginç bir şekilde teknik olarak işsiz
3:23
sayılmıyorlar bile. Ama aslında onlar
3:25
ekonominin ilk canlanma sinyalinde
3:27
yeniden sahaya çıkacak uyuyan bir
3:29
potansiyel iş gücü. Peki şu meşhur
3:31
işsizlik oranı nasıl hesaplanıyor? İşte
3:34
formül bu. Basit görünüyor değil mi? Ama
3:36
buradaki kilit kelime paydada gördüğünüz
3:39
iş gücü. Çünkü iş gücü demek sadece
3:41
çalışanlar değil, aynı zamanda aktif
3:44
olarak iş arayan işsizler demek. E bunun
3:46
anlamı ne? Az önce bahsettiğimiz o
3:48
umutsuz işçiler var ya işte onlar bu
3:51
resmi oranın tamamen dışında kalıyorlar.
3:53
Bu çok önemli bir detay. Tamam sorunları
3:55
anladık. Yoksulluk var, işsizlik var.
3:58
Peki bu sorunlarla kim mücadele ediyor?
4:00
Bu refah devletini kimler inşa ediyor?
4:02
Gelin şimdi sahnedeki aktörlere yani
4:05
oyunculara bir bakalım. Sahnede dört ana
4:07
oyuncumuz var. Bir başrolde tabii ki
4:10
devlet. Kuralları o koyuyor. Temel
4:13
hizmetleri o sunuyor. 2. İstihdamı
4:15
yaratan piyasa yani özel sektör. 3.
4:18
Devletin ve piyasanın yetişemediği
4:20
yerlerde boşlukları dolduran sivil
4:23
toplum kuruluşları ve 4. Özellikle
4:25
tarihsel olarak çok önemli bir rolü olan
4:27
dini kurumlar. Ha bu arada küçük bir
4:30
not. Eğitim kurumları gibi yerler birer
4:32
aktör sayılmaz. Onlar daha çok bu
4:34
politikaların uygulandığı bir alan
4:36
olarak görülür. Peki bu aktörlerin
4:38
küresel ölçekteki diyelim ki orkestra
4:41
şefi kim? İşte o da Uluslararası Çalışma
4:44
Örgütü yani Ayo. Düşünün 1919'da
4:47
kurulmuş. 100 yılı aşkın bir süredir
4:49
bütün dünyada çalışma hayatının ve
4:51
sosyal hakların standartlarını
4:53
belirleyen en önemli kurum. Ve ne kadar
4:55
ilginç bakın daha 1919'da yani Dünya
4:59
Savaşı'nın dumanı daha üzerindeyken
5:02
imzaladıkları ilk sözleşmelerden biri
5:05
işsizlik sözleşmesi ve o gün masaya
5:07
koydukları üç hedef bugün bile geçerli.
5:10
İşsizlikle savaşmak, resmi iş bulma
5:13
kurumları kurmak ve bütün dünyadan
5:15
işsizlik verilerini toplamak. Resmen
5:17
sosyal politikanın temel taşlarını o gün
5:19
atmışlar. Şimdi sosyolog Gösta Asping
5:23
Andersen'in meşhur bir sınıflandırması
5:25
var. Refah devletlerini üçe ayırıyor.
5:27
Aslında bütün olayın anahtarı şu: Devlet
5:30
ve piyasa arasındaki güç dengesi nasıl
5:32
kurulmuş? Bakın liberal modelde Amerika
5:35
ve İngiltere gibi piyasa kraldır. Devlet
5:38
sadece en zorda kalanlara minimum bir
5:40
destek verir. O kadar. Muhafazakar
5:43
modelde yani Almanya, Fransa gibi
5:44
ülkelerde devlet daha çok sosyal sigorta
5:47
sistemiyle mevcut düzeni, aile ve meslek
5:50
yapısını korumaya odaklanır. Son olarak
5:52
sosyal demokrat model, İsveç, Norveç
5:55
gibi İskandinav ülkeleri burada asıl
5:57
oyuncu devlettir. Eşitliği sağlamak için
6:00
herkese zengin fakir demeden evrensel
6:03
hizmetler sunar. Piyasaya çok daha geri
6:05
plandadır. Şimdiye kadar biraz teorik
6:08
gittik farkındayım. Gelin şimdi bütün bu
6:10
anlattıklarımızı alıp somut bir örnek
6:13
üzerinden, Türkiye üzerinden
6:14
inceleyelim. Bakalım Türkiye'de sosyal
6:17
politikanın evrimi nasıl olmuş?
6:19
Türkiye'nin bu alandaki yolculuğu
6:21
gerçekten de müthiş bir dönüşümü
6:22
gösteriyor. Bakın 1930'da belediyelere
6:25
sosyal görevler veren bir kanunla
6:27
başlıyor her şey. Yıllar sonra 2005'te
6:30
bu kanun yenileriyor ve bugün geldiğimiz
6:32
noktada ne var? Soybis diye bir dijital
6:34
sistem var ki tüm sosyal yardımları tek
6:37
bir çatı altında topluyor. Yani resmen
6:39
kağıt devrinden dijital çağa geçiş. Bu
6:42
yerel yönetimlerden merkezi bir sisteme
6:44
dev bir adı. Şimdi ekranda gördüğünüz bu
6:46
20'den fazla sayısı ne anlama geliyor?
6:49
Bu soybis'in yani sosyal yardım bilgi
6:51
sisteminin gücünü gösteriyor. Bu sistem
6:54
20'den fazla farklı devlet kurumunun
6:56
tapu, vergi, SGK, nüfus, aklınıza ne
6:59
gelirse bütün veri tabanlarını anında
7:01
birleştiriyor. Peki bunun sıradan
7:03
vatandaş için anlamı ne? Çok basit.
7:05
Artık yardım alabilmek için kapı kapı
7:07
dolaşıp evrak toplama çilesi bitti
7:09
demek. Bu gerçekten devrim gibi bir şey.
7:12
Elbette bu tür sosyal yardım
7:13
programlarının madalyonun iki yüzü var.
7:16
Artılarına bakarsak sosyal güvenlik
7:18
ağının yetmediği yerde hayat kurtarıyor,
7:20
boşlukları dolduruyor. Ama bir de
7:22
eleştiriler var ki bunlar da önemli.
7:24
Mesela bu yardımların insanları bir
7:26
yoksulluk tuzağına çekme riski. Yani
7:28
kişiyi çalışmaktan caydırabilir mi veya
7:30
yardım alan kişiyi toplumda damgalak
7:33
dışarıda bırakabilir mi? Bunlar da
7:34
üzerine düşünülmesi gereken ciddi
7:36
konular. Peki gelecekte ne olacak? Bütün
7:39
bu sistemlerin geleceği nereye gidiyor?
7:41
içinde yaşadığımız bu dijital çağ sosyal
7:44
politikanın bütün kurallarını belki de
7:46
silbaştan yazıyordur. Gelin şimdi biraz
7:48
da geleceğe bakalım. İşte bu zaman
7:50
çizelgesi belki de bütün
7:52
anlattıklarımızın en can alıcı noktasını
7:54
gösteriyor. Sosyal çatışmanın ekseni
7:57
nasıl değişti? Bakın sanayi devriminde
8:00
kavga neydi? Fabrikadaki patronla işçi
8:02
arasındaydı. Yani çatışmanın merkezi
8:05
ekonomiydi. Ama 1960'lardan sonra ve
8:08
özellikle de internetin yani ağ
8:10
toplumunun yükselişi ile birlikte eksen
8:12
bir anda kültüre kaydı. Artık kavgalar,
8:15
kimlikler, hayat tarzları ve değerler
8:17
üzerinden yürüyor. Ve işte bu büyük
8:20
dönüşüm bizi bugünün en temel sorusuyla
8:22
yüz yüze getiriyor. Sanayi çağının
8:24
sorunlarını çözmek için tasarlanmış o
8:26
eski refah modelleri bugünün ağ
8:29
toplumunun o karmaşık kültürel ve
8:31
dijital fay hatlarını tamir edebilir mi?
8:33
Kimliklerin, hayat tarzlarının bu kadar
8:36
ön plana çıktığı, dijital uçurumların
8:38
derinleştiği bu yeni dünyada gerçekten
8:41
adil ve etkili bir refah sistemi nasıl
8:43
görünmeli? İşte bu soru önümüzdeki
8:45
yılların en büyük tartışma konusu olacak
8:47
ve cevabını hep birlikte bulmamız
8:49
gerekecek.
#Education

