0:00
Her gün saatlerce kullandığımız sosyal
0:02
medyanın hikayesinin aslında 18.
0:04
yüzyılda bir buhar motoruyla başladığını
0:06
söylesem ne düşünürdünüz? Kulağa biraz
0:09
garip geliyor değil mi? Ama durum tam
0:11
olarak bu. Bugünkü dijital dünyamızın
0:13
temelleri toplumun kas gücünden beyin
0:16
gücüne geçtiği o büyük dönüşümde atıldı.
0:19
Peki bu inanılmaz yolculuk nasıl
0:21
gerçekleşti? Gelin şimdi buhar
0:23
motorlarından cebimizdeki telefonlara
0:25
uzanan bu serüveni adım adım birlikte
0:27
inceleyelim. İşte yol haritamız da bu
0:30
şekilde. Önce sanayi toplumunun
0:32
temellerine ineceğiz. Sonra da
0:34
internetin nasıl evrildiğini göreceğiz.
0:37
Oradan da her gün kullandığımız sosyal
0:39
medyanın hayatımızı ve iş dünyasının
0:41
nasıl değiştirdiğine bakıp son sözü
0:43
söyleyeceğiz. Hazırsanız başlayalım.
0:46
Evet, her şeyi doğru anlamak için önce
0:48
zamanda biraz geriye gitmemiz gerekiyor.
0:50
Bütün bir çağı tanımlayan o teknolojiye
0:53
yani 18. yüzyıla dönüyoruz. İşte bütün
0:57
hikaye bu karşılaştırmada gizli. Aslında
0:59
düşünün bir yanda sanayi toplumu var.
1:02
Burada değeri üreten şey ne?
1:04
Dokunabildiğimiz, elle tutabildiğimiz
1:06
şeyler, fabrikalar, makineler yani buhar
1:09
motoru. Diğer yanda ise bilgi toplumu.
1:12
Burada asıl değerli olan şey fikirler,
1:15
veriler. Yani bilgi. Kısacası buhar
1:18
motorunun gücü yerini internet
1:20
sunucularının işlem gücüne bıraktı. İşte
1:22
bu durum bilgi endüstrisi dediğimiz
1:25
yepyeni bir ekonomik model doğurdu.
1:27
Artık en değerli madenimiz ne kömürdü ne
1:30
de demir. En değerli maden bilginin ta
1:33
kendisiydi. Zenginliğin ve gücün kaynağı
1:36
artık veriyi kimin işlediği ve dağıttığı
1:38
ile ilgiliydi. Peki bu yeni bilgi
1:40
toplumu dijital dünyada nasıl bir şekil
1:43
aldı? Şimdi internetin kendisine
1:45
bakalım. Çünkü internetin de kendi
1:47
içinde bir evrimi farklı dönemleri var.
1:49
İnternetin ilk günlerini hatırlayanlar
1:51
bilir ve 1.0 dönemi tıpkı devasa bir
1:54
dijital kütüphane gibiydi. Değil mi?
1:56
Gidip istediğiniz bilgiyi
1:58
okuyabiliyordunuz, bir şeyler
1:59
indirebiliyordunuz ama o kütüphaneye
2:01
kendi kitabınızı ekleme şansınız yoktu.
2:03
Yani tamamen pasif bir tüketiciydiniz.
2:06
Ama sonra 2004 yılı civarında her şey
2:09
kökünden değişti. İşte bu slayt o
2:11
devrimi çok net bir şekilde gösteriyor.
2:14
İnternet artık tek taraflı bir yayın
2:16
organı olmaktan çıktı. küresel devasa
2:19
bir sohbet odasına dönüştü. Artık
2:21
hepimiz hem içerik tüketicisi hem de
2:24
içerik üreticisiydik. Yani okuyaz dönemi
2:27
başlamıştı. Bu yeni okuyaz felsefesi
2:30
bugün hayatımızın merkezine oturan
2:32
platformları doğurdu. Sosyal ağlar,
2:35
Wikipedya gibi ortak akılla yazılan
2:37
ansiklopediler, bloglar, YouTube gibi
2:39
medya paylaşım siteleri. Aklınıza ne
2:42
geliyorsa hepsi bu Web 2.0 devriminin
2:45
birer meyvesi aslında. Peki tamam web
2:48
iki yönlü oldu ama bu bizim için yani
2:50
sıradan insanlar için tam olarak ne
2:52
anlama geliyordu? İletişim kurma
2:54
biçimimiz nasıl yeniden şekillendi?
2:56
Aslında şu söz bütün hikayeyi tek bir
2:59
cümlede özetliyor. Eskiden medya tek
3:01
yönlü bir cadde gibiydi. Bilgi size
3:04
doğru akardı. Şimdi ise iki yönlü.
3:06
Herkesin konuştuğu, etkileşimde
3:08
bulunduğu bir meydana dönüştü. Medyadaki
3:10
tüm güç dengesi resmen altüst oldu. Bu
3:13
tablo eski ve yeni dünya arasındaki
3:15
farkı o kadar net gösteriyor ki gelin
3:18
hızlıca bakalım. İletişim tek yönlü
3:20
yayından çift yönlü diyaloğa döndü.
3:22
İçeriği kim üretiyor? Eskiden büyük
3:24
medya kuruluşları şimdi ise
3:26
kullanıcıların ta kendisi. Belki de en
3:28
kritik nokta erişim ve kontrol. Eskiden
3:31
bir şeyler yayınlamak için ciddi paralar
3:32
ve bir editörün onayı gerekirken şimdi
3:35
herkes için neredeyse bedava ve kontrol
3:37
tamamen sizin elinizde. Buna devrim
3:39
denmez de ne denir? Tabii ki bu kadar
3:41
büyük bir değişim sadece bizi kişisel
3:44
olarak etkilemekle kalmadı. Şirketler,
3:46
pazarlamacılar ve reklamcılar için
3:47
oyunun bütün kuralları sıfırdan yazıldı.
3:50
Ve işte o sihirli yıl 2004. Mark
3:54
Zuckerberg Facebook'u kurdu ama bu
3:56
sadece yeni bir web sitesinin doğuşu
3:58
değildi. Bu web 2.0 potansiyelinin
4:01
küresel bir gerçeğe dönüştüğü ve sosyal
4:04
medya çağının resmen başladığının
4:05
ilanıydı. Peki şirketler bu yeni dünyaya
4:08
neden adeta balıklama atladığı? Sebebi
4:11
çok basit ve bu dört maddede
4:12
özetlenebilir. Birincisi düşük maliyet.
4:15
Televizyon reklamlarına kıyasla
4:17
neredeyse bedava. İkincisi inanılmaz bir
4:20
erişim. Milyarlarca insana anında
4:22
ulaşabiliyorsunuz. Üçüncüsü, insanlar
4:24
zaten günlerinin önemli bir kısmını bu
4:26
platformlarda geçiriyor ve dördüncüsü
4:28
belki de en önemlisi hedefleme.
4:30
Kullanıcı verileri sayesinde reklamların
4:32
nokta atışı yapabiliyorlardı. Bu dörtlü
4:34
bir araya gelince sosyal medya
4:36
pazarlamacılar için resmen bir hazineye
4:38
dönüştü. Şimdi tüm bu parçaları
4:40
birleştirelim. Buhar motorlarından yola
4:43
çıktık. Peki geldiğimiz bu noktanın
4:44
bizim için yani sizin için asıl anlamı
4:46
ne? Eskiden dünya böyleydi. Medyada
4:49
kontrol bir stüdyonun, bir yayın
4:51
yönetmeninin yani bir avuç insanın
4:53
elindeydi. Onlar neyi görmemizi,
4:56
duymamızı isterse ancak onu bilirdik.
4:59
Ama şimdi şimdi kontrol tamamen sizin
5:01
elinizde. Cebinizdeki o küçük cihazla
5:04
artık içeriği de, sohbeti de, gündemi de
5:07
siz belirliyorsunuz. O stüdyodaki güç
5:09
artık sizin avucunuzun içinde. Evet, bu
5:12
uzun yolculuğun sonunda geldiğimiz yer
5:14
tam olarak burası. Yayınlama gücü artık
5:16
istisnasız hepimizin elinde. Peki madem
5:19
güç artık bizde, o zaman yarattığımız bu
5:21
devasa küresel sohbet ortamı için
5:24
hepimizin ortak sorumluluğu nedir? İşte
5:26
bu soruyla sizi başa bırakıyorum.