SNT402U Sanat Tarihi Ünite 8 19.-21. Yüzyıl Sanat Akımları
https://lolonolo.com/2026/04/19/snt402u-sanat-tarihi-unite-8/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Hiçbir müzeye gidip de modern sanat
0:02
galerisinde durup yani bu da sanat mı
0:04
şimdi diye düşündüğünüz oldu mu? Eğer
0:06
olduysa merak etmeyin yalnız değilsiniz
0:09
ve tam da doğru yere geldiniz. Sanatın
0:12
kahraman portrelerinden bir çorba
0:13
kutusuna uzanan o baş döndürücü
0:15
yolculuğuna hep birlikte çıkacağız. Bu
0:17
inanılmaz evrimin dünyaya algılayışımızı
0:20
nasıl sonsuza dek değiştirdiğini
0:22
göreceğiz. Hazırsanız başlayalım. O
0:24
zaman en temel soruyla başlayalım. Nasıl
0:27
oldu da bir zamanlar sadece kahramanlık
0:29
hikayeleri anlatan o görkemli
0:31
tablolardan ibaret olan sanat bir anda
0:34
süpermarket rafındaki basit bir çorba
0:36
kutusuna dönüştü. İşte şimdi bu akıl
0:38
almaz değişimin arkasındaki hikayeyi
0:41
adım adım domino taşları gibi çözeceğiz.
0:43
Her şeyin başladığı yere 19. yüzyıla bir
0:46
zaman yolculuğu yapıyoruz. O dönemlerde
0:48
sanat dünyasının çok katı, çok net
0:51
kuralları vardı. Ama bilirsiniz her
0:53
kural er ya da geç yıkılmak için
0:55
oradadır, değil mi? İşte şimdi o
0:57
kuralları yıkan ilk isyancılarla tanışma
1:00
zamanı. Yolculuğumuzun başlangıç noktası
1:02
neisizm. Bu akım biliyor musunuz tam da
1:06
Fransız devriminin ardından doğmuştu ve
1:08
devrimin o büyük ideallerini
1:10
yansıtıyordu. Akıl, düzen, fedakarlık,
1:13
cumhuriyet. İlhamını da tahmin
1:15
edeceğiniz gibi antik Yunan ve Roma'dan
1:17
alıyordu. Ve bu dönemin süperstarı da
1:20
kuşkusuz Jacqu Louis David'ti. Bakın
1:23
işte bu David'in o meşhur Horasların
1:25
yemini tablosu. Neoklasisizmin adeta bir
1:28
manifestosu gibi. Şu katı neredeyse bir
1:31
tiyatro sahnesini andıran kompozisyona
1:33
bir bakın. O vatanseverlik ve fedakarlık
1:36
temalarına. İşte o dönemin sanat
1:38
anlayışı tam olarak buydu. net, düzenli
1:41
ve topluma ahlaki bir mesaj veren
1:43
kusursuz bir yapı. Ve sonra o ilk domino
1:46
taşı devrildi. Sahneye empyonistler
1:48
çıktı ve adeta şöyle dediler: "Yeter bu
1:50
kadar kahramanlık, yeter bu kadar stüdyo
1:52
pozu, biraz da anı yaşayalım, sokağa
1:55
çıkalım." Neoklasisizmin o idealize
1:57
edilmiş donuk sahnelerinin yerine bir
1:59
anda yakalanan izlenimler, ışığın su
2:01
üzerindeki dansı, Paris kafelerinin o
2:04
canlı gündelik hayatı aldı. Sanat ilk
2:06
defa stüdyodan sokağa çıkıyordu.
2:09
Empresyonistler dış dünyanın anlık
2:11
izlenimini yakalamaya çalışırken
2:13
ekspresyonistler meşaleyi alıp bambaşka
2:15
bir yere insanın tam da içine döndüler.
2:18
Onlar için soru göz ne görüyor değil de
2:20
artık ruh ne hissediyor deydi. İşte bu
2:23
akımın simgesi Edward Münch'ın çığlığı.
2:26
Bu tablo sadece bir manzara değil.
2:28
Hayır, bu modern insanın içindeki o
2:30
fırtınanın, o varoluşsal kaygının
2:33
evrensel bir portresi. Artık ok yaydan
2:35
çıkmıştı. Geri dönüş yoktu. 20. yüzyılın
2:38
başında sanatçılar gerçekliği sadece
2:41
eğip bükmekle kalmadılar. Onu resmen
2:43
paramparça ettiler. Kemerlerinizi
2:45
bağlayın. Çünkü şimdi her şey çok daha
2:48
geometrik, çok daha hızlı ve devrimci
2:50
bir hal alacak. Ve bu büyük devrimin
2:53
fitilini ateşleyen cümlelerden biri de
2:55
işte bu. Paul Sezan'a ait doğayı
2:58
silindir, küre ve kone aracılığıyla ele
3:00
almalıyız. Bu ilk bakışta basit gibi
3:03
görünen fikir sanatı sonsuza dek
3:05
değiştirecek bir akım yani kübizmin
3:07
temelini attı. Peki kübizm tam olarak
3:10
neydi? Şöyle bir hayal edin. Bir nesneye
3:13
aynı anda hem önden hem yandan hem de
3:15
üstten bakabildiğinizi. İşte Picasso ve
3:17
Brock'ın yaptığı tam olarak buydu.
3:19
gerçekliğin tek bir bakış açısı
3:21
olmadığını söylediler. Onu geometrik
3:23
parçalara ayırıp tuval üzerinde adeta
3:26
yeniden inşa ettiler. Bu sanat tarihinde
3:29
daha önce görülmemiş, akla hayale
3:31
sığmayan bir şeydi. Peki Picasso bu
3:34
devrimci noktaya bir gecede mi geldi?
3:36
Tabii ki hayır. Sanatçının o melankolik
3:39
mavi dönemi, sonra daha neşeli pembe
3:42
dönemi ve en sonunda Afrika masklarının
3:45
OhAM ilkel gücünden ilham aldığı dönem.
3:49
Bütün bunlar onu adım adım o büyük
3:52
kübizm devrimine hazırladı. Tam kübizm
3:55
Paris'te gerçekliği parçalara ayırırken
3:57
İtalya'da fütüristler adeta geleceğe
4:00
tapıyorlardı. Onlar için sanat, hız,
4:02
makine, fabrika dumanı ve hareketin ta
4:05
kendisiydi. Müzeleri birer mezarlık
4:07
olarak görüyorlardı. Hatta bir yarış
4:09
arabasının estetiğinin antik bir Yunan
4:12
heykelinden çok daha üstün olduğunu ilan
4:14
ettiler. Amaçları geçmişin tozlu
4:16
sayfalarını tamamen yırtıp atmak ve
4:18
modern dünyanın o dinamik enerjisini
4:20
tuvalete taşımaktı. Ve sonra dünya
4:23
korkunç bir savaşa sürüklendi. Bu büyük
4:25
yıkım sanatı da tahmin edersiniz ki
4:28
derinden sarstı. Sanatçılar bir yanda
4:31
savaşın yarattığı o akıl dışığa isyan
4:34
ederken diğer yanda bilinç dışının o
4:37
gizemli ve karanlık dünyasına
4:39
sığındılar. Dada Dünya Savaşı'nın tam
4:42
ortasında yükselen bir isyan çığlığıydı.
4:46
Adeta şöyle diyorlardı: "Madem dünya bu
4:49
kadar anlamsız, o zaman sanat da
4:51
anlamsız olsun. Mantığı, estetiği yani
4:55
sanatla ilgili bildiğiniz ne varsa her
4:57
şeyi reddettiler. Bu bir sanat akımından
5:01
çok bir antisanat hareketiydi. Dadan'ın
5:04
yarattığı o katik boşluktan ise
5:06
sürrealizm doğdu. Sigmund Freud'un
5:08
psikanaliz kuramlarından fazlasıyla
5:10
etkilenen sürrealistler bilinç dışının
5:12
kapılarını sonuna kadar araladılar.
5:14
Salvator Dali'nin o eriyen saatleri gibi
5:16
sembollerle rüyaları, arzuları,
5:19
korkuları yani aklımızın en derinindeki
5:21
her şeyi tuvale döktüler. Gerçeğin
5:23
ötesinde bambaşka bir dünya
5:25
yaratıyorlardı. I. Dünya Savaşı'ndan
5:28
sonra oyunun kuralları bir kez daha
5:29
değişti. Sanatın merkezi artık Avrupa
5:32
değil, Amerika'ydı ve sanatçılar belki
5:35
de en radikal, en kışkırtıcı soruyu
5:37
sormaya başladılar. Bir eseri sanat
5:40
yapan şey o eserin kendisi mi yoksa
5:43
arkasındaki fikir mi? Savaştan kaçıp New
5:45
York'a gelen Avrupalı sanatçılar
5:47
sayesinde sanat dünyasının kalbi artık
5:50
Paris'te değil New York'ta atmaya
5:52
başlamıştı. İşte burada doğan soyut dışa
5:54
vurumculuk akımı devasa tuvaller ve
5:57
enerjik neredeyse şiddetli fırça
5:59
darbeleriyle sanatçının iç dünyasını hiç
6:02
filtresiz doğrudan yansıtıyordu. Soyut
6:05
dışa vurumculuğun bu yüksek entelektüel
6:07
ve anlaşılması zor sanat anlayışına bir
6:10
tepki olarak pop sanat patladı. Savaş
6:13
sonrası refahın ve kitlesel üretimin
6:15
zirle yaptığı bir dönemde Andy Warhall
6:18
gibi sanatçılar ilham almak için müzeye
6:20
değil yanı başlarındaki süpermarkete
6:23
baktılar. Reklamlar, Hollywood
6:25
yıldızları ve evet o meşhur çorba
6:28
kutuları artık sanatın ta kendisiydi. Ve
6:31
işte geldik son büyük durağa. Kavramsal
6:34
sanat. Bu akımla birlikte sanat
6:36
neredeyse tamamen gözle görülmez bir
6:38
hale geldi. Artık önemli olan güzel bir
6:41
resim ya da ustaca yapılmış bir heykel
6:43
değildi. Önemli olan tek şey eserin
6:46
arkasındaki fikirdi. Sanat artık
6:49
fiziksel bir nesne olmaktan çıkıp soyut
6:51
bir düşünceye dönüşmüştü. Sanatçı
6:53
Sollevit'in şu sözü aslında her şeyi
6:55
özetliyor. Fikir sanat eserini yapan
6:58
makinedir. Bu düşünceyle birlikte
7:00
sanatın tanımı adeta buharlaştı. Artık
7:03
sanatçının kendi bedeni bir tuval
7:05
olabiliyordu ya da bir eylemin, bir
7:07
performansın kendisi sanat haline
7:09
gelebiliyordu. Sınırlar tamamen
7:11
kalkmıştı. Her şey mümkündü. Peki bütün
7:14
bu akımları, bütün bu izimleri gördük.
7:17
Bu sürekli değişim, bu kaos, bütün
7:19
bunların anlamı ne? Bu yolculuk bize ne
7:22
anlatıyor ve bizim için neden önemli?
7:24
İşte bu hızlı yolculuktan çıkaracağımız
7:26
belki de en önemli dersler şunlar.
7:28
Birincisi, her sanat akımı bir öncekinin
7:31
kuralına bir tepki, devrilen bir sonraki
7:34
domino taşıdır. İkincisi, sanat her
7:36
zaman toplumun, siyasetin ve
7:38
teknolojinin bir aynasıdır. Bir nevi
7:40
zamanın ruhunun görsel bir kaydıdır.
7:43
Üçüncüsü, sanat nedir sorusunun asla tek
7:46
bir cevabı yoktur. Bu cevap sürekli
7:48
değişir ve genişler. Ve son olarak bu
7:51
akımların her biri bize dünyayı görmemiz
7:53
için yepyeni bir gözlük, yepyeni bir
7:55
bakış açısı sunar. Kahramanlardan
7:58
başladık, çorba kutularını açtık ve en
8:00
sonunda fikrin kendisine ulaştık.
8:02
Sanatın sınırları artık yok gibi
8:03
görünüyor. Peki sizce sırada ne var?
8:06
Sanatın bir sonraki büyük devrimi, bir
8:08
sonraki izmi ne olacak? Kim bilir belki
8:11
de bu sorunun cevabı tam da şu an bir
8:13
yerlerde yeni bir sanatçı tarafından
8:15
veriliyordur.

