0:00
Tarihe baktığımızda genelde ne görürüz?
0:02
Birbirinden bağımsız bir sürü olay değil
0:04
mi? Ama ya hepsi birbiriyle
0:06
bağlantılıysa gelin Avrupa'yı baştan
0:09
aşağı değiştiren o domino etkisinin
0:11
peşine birlikte düşelim. Bu gerçekten de
0:14
devasa bir soru ama cevap belki de
0:16
düşündüğümüzden çok daha basit bir
0:18
konsepte saklı. Domino etkisi. Hadi o
0:21
zaman her şeyi başlatan o ilk taşa yani
0:24
devrilen ilk domino taşına gidelim ve
0:25
hikayeyi oradan başlatalım. Hikayemiz
0:28
19. yüzyılın ortalarında başlıyor. Tam
0:31
da Avrupa'nın kalbinde adeta bir
0:33
patlamayla iki yeni ve çok güçlü ülke
0:35
sahneye çıkıyor. Düşünün bir zamanlar
0:38
burası küçük küçük devletçiklerden
0:40
oluşan bir mozaikti. İşte bu dağınık
0:42
yapı güç kullanılarak bir araya
0:43
getirildi ve bugün bildiğimiz Almanya ve
0:46
İtalya ulusları ortaya çıktı.
0:48
Almanya'nın birleşmesi öyle kendi
0:50
kendine olmadı. Hiç de tesadüf değildi.
0:52
Neredeyse tek bir adamın Ottovon
0:54
Bismark'ın saf iradesinin bir ürünüydü.
0:57
Onun yöntemi de öyle masa başı diplomasi
0:59
falan değildi. Bildiğiniz demir ve
1:01
kandı. Danimarka ile başlayan son derece
1:03
acımasız ve bir o kadar da planlı bir
1:05
dizi savaşla hedefine ulaştı. Şimdi işin
1:08
ilginç tarafı ne biliyor musunuz? Bu iki
1:10
taze gücün hem Almanya'nın hem de
1:12
İtalya'nın birleşme yolundaki en büyük
1:14
engeli aynı devletti. Kudretli Avusturya
1:17
İmparatorluğu. Peki bu yeni ve hırslı
1:20
ulusları ileriye iten güç neydi? Tabii
1:22
ki bir boşluk da ortaya çıkmadılar.
1:24
Aslında bütün kıtayı temelden sarsan ve
1:26
o domino taşlarının çok daha hızlı
1:28
devrilmesini sağlayan ü tane devasa
1:31
motor vardı. Her şeyin başında teknoloji
1:33
geliyor. Yani sanayi devrimi, buhar
1:35
gücü, bacalardan tüten dumanlar. Bunlar
1:38
sadece şehirlerin süliyetini değil
1:40
toplumun ta kendisini baştan aşağı
1:42
değiştiriyordu. Bu bir yandan inanılmaz
1:44
bir zenginlik demekti. Evet. Ama diğer
1:46
yandan da tehlikeli yeni gerilimlerin
1:48
fitiline ateşliyordu. Fabrikalarla
1:51
birlikte tabii ki yeni fikirler de
1:52
filizlenmeye başladı ve 1848'e
1:55
geldiğimizde Avrupa resmen alevler
1:57
içindeydi. Paris'ten Viyana'ya insanlar
2:00
krallarına karşı sokaklara döküldü. Ulus
2:03
olmak ne demek? Bireysel haklar
2:05
nelerdir? Sınıf mücadelesi nedir? Bu
2:07
gibi fikirler bir anda her yere yayıldı
2:09
ve köhneleşmiş eski düzeni temelinden
2:12
tehdit etmeye başladı. Tüm bu gerilimler
2:14
en sonunda Dünya Savaşı'nda patladı ama
2:17
savaş bitince her şey düzelmedi. Sırada
2:20
son ve belki de en yıkıcı motor vardı.
2:23
Ekonomi. 1929'daki büyük buhran bütün
2:27
dünyayı sarstı ama hiç kimseyi zaten
2:29
savaş tazminatlarının altında ezim ezim
2:32
ezilen Almanya kadar perişan etmedi.
2:34
İşte bu durum aşırı uç fikirlerin
2:36
yeşermesi için adeta mükemmel bir
2:39
fırtına ortamı yarattı. Evet, şimdi
2:41
tabloya bir bakalım. Yeni ve güçlü
2:43
uluslar var. Onları ileri iten
2:45
endüstriyel ve ideolojik devrimler var.
2:47
Bütün bu parçalar bir araya geldiğinde
2:50
Avrupa'yı kaçınılmaz bir çarpışma
2:52
rotasına sokmaktan başka bir sonuç
2:53
olamazdı. Avrupa adeta bir örümcek ağına
2:56
dönmüştü. Ülkeleri birbirine savaş
2:59
vaatleriyle bağlayan, bölgesel
3:00
çatışmaları iyice körükleyen ittifaklar
3:02
kuruluyordu. Mesela üçlü ittifak gibi.
3:05
Ve tüm bu gerilimin patlamaya hazır
3:07
barut fıçısı neresiydi? Balkanlar.
3:10
Avusturya Macaristan'ın 1908'de Bosna
3:13
Herse'yi ilhak etmesiyle o fitil
3:15
ateşlendi. İnanın bütün kıta neredeyse
3:19
10 yıl önceden büyük bir savaşa
3:21
sürükleniyordu. Yıllar boyunca Amerika
3:24
bu işi hiç bulaşmadı, kenarda durdu.
3:26
Peki ne oldu da sonunda onlar da bu
3:28
büyük kavgaya dahil oldu? Cevap adeta
3:31
bir casusluk filminden fırlamış gibi.
3:33
Sanılanın aksine öyle gizli suikastlar
3:36
falan değil. Olayın aslı şu. Bir yanda
3:38
sivil gemileri acımasızca batıran Alman
3:40
denizaltıları, diğer yandaya Meksika'yı
3:43
Amerika'ya karşı kışkırtmaya çalışan
3:45
inanılmaz cüretkar bir telgraf. Savaş
3:47
bitti. Herkes rahat bir nefes aldı. Ama
3:50
bu domino zincirinin son halkası
3:52
değildi. Tam tersi. Savaşın bitişi bir
3:56
sonraki hatta çok daha yıkıcı olacak bir
3:58
çatışmanın zeminini hazırlayan yepyeni
4:01
bir domino taşını devirdi. Resmi olarak
4:03
savaş bir dizi barış antlaşmasıyla sona
4:06
erdi. Bunların içinde en meşhuru tabii
4:09
ki Avrupa'nın haritasını adeta baştan
4:11
çizen Versay antlaşmasıydı. Ama burada
4:14
çok önemli bir detay var. Bu savaş
4:16
sonrası anlaşmalarından önce bir de
4:18
Breslitovsk anlaşması var. Bu çok
4:20
farklı. Bu kembi içinde devrimle boğuşan
4:23
Rusya'nın savaştan bir an önce
4:25
kaçabilmek için imzaladığı çaresiz tek
4:28
taraflı bir barıştı ve bu hamle savaşın
4:31
gidişatını kökünden değiştirdi. Bu arada
4:34
yeni kurulan Sovyetler Birliği'nde
4:36
kıyasya bir güç mücadelesi vardı. Bir
4:38
yanda devrimi bütün dünyaya yaymak
4:40
isteyen Trochki, diğer yanda, önce
4:43
sosyalizmi kendi ülkesinde
4:44
sağlamlaştırmak isteyen Stalin ve
4:47
kazanan Stalin oldu. Aynı esnada
4:50
Almanya'da yeni bir güç yükseliyordu.
4:53
Hitler Versay anlaşmasını sistematik bir
4:55
şekilde parçalamaya başlamıştı. Peki ilk
4:58
adımı ne oldu? Küçük ama sembolik anlamı
5:01
çok büyük olan Saar bölgesini geri
5:03
alarak o ilk adımı attı ve bu kaos
5:05
sadece Avrupa'yla sınırlı kalmadı.
5:08
Doğuda da yeni bir güç yükseliyordu.
5:10
Sanayileşen Japonya'nın gözü doğal
5:12
kaynaklardaydı. Mançurya'yı işgal
5:14
etmelerinin sebebi büyük ideolojiler
5:16
falan değil. Çok daha basit, çok daha
5:18
temel bir şeydi. Savaş makinelerını
5:21
çalıştıracak kömür ve demir. Ve işte bu
5:24
da bizi son bir soruya getiriyor. Bu
5:26
domino taşları bir asır önce devrildi.
5:28
Evet. Ama bu zincirleme reaksiyon
5:30
gerçekten bitti mi? Yoksa o bir asır
5:32
önceki olayların yankıları bugün
5:34
yaşadığımız dünyayı hala şekillendirmeye