Auzef Siyasal Düşünceler Tarihi 2025-2026 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/01/19/siyasal-dusunceler-tarihi-2025-2026-final-sorulari/
Bu kaynaklar, Antik Çağ'dan modern döneme kadar uzanan siyasal düşünce tarihini kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Metinlerde Platon'un idealizmi, İbn Haldun'un döngüsel tarih anlayışı ve toplum sözleşmesi kuramcılarının devletin kaynağına dair görüşleri temel alınmaktadır. Fransız Devrimi ve Aydınlanma Felsefesi gibi dünyayı dönüştüren olayların yanı sıra liberalizm, sosyalizm ve muhafazakârlık gibi ideolojilerin doğuşu detaylandırılmaktadır. Ayrıca Osmanlı Devleti'ndeki millet sistemi ile Batı'daki feodal yapı karşılaştırmalı bir bakış açısıyla sunulmaktadır. Son bölümdeki sorular ise kuvvetler ayrılığı, mülkiyet hakları ve diyalektik materyalizm gibi kritik teorik konuları pekiştirmeyi amaçlamaktadır.
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Bugünkü yolculuğumuzda
0:02
çok temel bir konuya dalıyoruz. İktidar,
0:05
güç ve yönetim hakkındaki düşüncelerimiz
0:07
binlerce yılda nasıl evrildi? Gelin bu
0:10
destansı hikayeyi beraber adım adım
0:13
takip edelim. Hadi hemen en temel, en
0:16
can alıcı soruyla başlayalım. Devlet o
0:19
sahip olduğu gücü nereden alıyor?
0:21
Aslında biliyor musunuz? Bütün bu
0:23
anlatacağımız tarih bu tek bir sorunun
0:26
cevabını aramanın hikayesi. Peki
0:28
yolculuğumuza nereden başlıyoruz? Tabii
0:31
ki her şeyin başladığı yerden. Antik
0:34
dünya. O zamanlar bu büyük soruya ne
0:36
gibi cevaplar veriliyordu acaba? Gelin
0:39
bakalım. İşte bakın burada antik Yunan
0:41
düşüncesindeki iki zıt kutbu çok net
0:44
görüyoruz. Bir tarafta kim var?
0:46
Sofistler. Onların bakışı çok net. Çok
0:49
ham bir gerçekçilik. Güçlü olan
0:51
haklıdır. Bitti. yasalar falan diyorlar.
0:53
Bunlar hep güçlünün zayıfı ezmek için
0:55
uydurduğu araçlar. Ama tam karşılarında
0:58
kim var? Platon. Oysa tamamen idealist.
1:00
Ona göre bu gördüğümüz dünya asıl
1:02
gerçeğin sadece bir gölgesi. Asıl dünya
1:05
o kusursuz formların olduğu idealar
1:07
dünyası. İşte iyi bir devlet de diyor o
1:10
mükemmelliğin yeryüzündeki bir yansıması
1:12
olmalı. Tabii ki o dönemde fikirler
1:15
sadece Antik Yunan'dan ibaret değildi.
1:18
Mesela çok daha sonraları sahneye çıkan
1:20
İbn Haldun'a bir bakın. Ne diyor?
1:22
Devletler de tıpkı insanlar gibi doğar,
1:25
büyür ve ölür. Yani tarihç döngüseldir.
1:29
Epikürse bambaşka bir yerden yaklaşıyor
1:31
olaya. Diyor ki bu kaosla, siyasetle
1:34
uğraşmayın. Çekilin kenara. Kendi iç
1:36
huzurunuzu bulun. Batıda Roma
1:39
yıkıldıktan sonra bambaşka bir sistem
1:41
var. Feodalizm. Orada denklem çok basit.
1:44
İktidar eşittir toprak ve insanlar yani
1:47
serfler o toprağın bir parçası, bir nevi
1:50
mülkü. Ve işte şimdi hikayemizde her
1:53
şeyi değiştirecek o devrimci dönemece
1:55
geliyoruz. İktidarın kaynağının aslında
1:58
bizzat yönetilenler yani halk olduğu
2:01
fikri. Bu gerçekten büyük bir olay. Bir
2:04
saniye durup düşünelim. Bu fikrin o
2:07
dönem için ne kadar radikal, ne kadar
2:09
sarsıcı olduğunu hayal edebiliyor
2:11
musunuz? Yüzyıllardır ne deniyordu?
2:14
İktidar tanrıdandır ya da güç kimdeyse
2:17
ondadır. Ama şimdi biri çıkıp diyor ki,
2:20
"Hayır, bir yönetimin meşru olması için
2:22
yönetilenlerin onayı yani rızası
2:25
gerekir." İşte bu oyunu tamamen
2:27
değiştiren toplum sözleşmesi teorisi ve
2:30
işte Jacqu Russon'un o meşhur, o
2:33
unutulmaz sözü. İnsan özgür doğar. Oysa
2:36
her yerde zincire vurulmuştur. Bu cümle
2:39
adeta yeni bir çağ başlatan bütün o
2:42
düşünürlerin ruh halini, isyanını
2:44
özetliyor. İşte bu zincirleri kırma
2:46
arayışı bildiğimiz modern siyaseti
2:49
şekillendirecekti. Şimdi bu tabloya bir
2:52
bakalım. Üç büyük sözleşme teorisyenini
2:54
yan yana koyuyor ve aralarındaki
2:56
farkları o kadar güzel gösteriyor ki bir
2:58
yanda Thomas Hops var. İnsan doğasına
3:01
karamsar bakıyor ve kaostan kurtulmak
3:04
için bize mutlak bir güç, bir levyatan
3:06
lazım." diyor. Hemen yanında John Lock
3:08
var. O daha iyimser. Hayır diyor.
3:11
Devletin görevi bizim doğal haklarımızı,
3:14
yaşam, özgürlük ve özellikle de mülkiyet
3:16
hakkımızı korumaktır. Sınırlı bir devlet
3:18
yeter. Ve son olarak Ruso. Oysa her
3:21
şeyin merkezine halkın ortak iradesi
3:24
olan genel iradeyi koyuyor. Bakın işin
3:27
ilginç yanı ne? Üçü de iktidar halktan
3:29
gelir diyor. Ama vardıkları sonuçlar
3:31
birbirinden gece ile gündüz kadar
3:33
farklı. Peki bu kadar felsefe yeter?
3:36
Şimdi gelelim işin en heyecanlı kısmına.
3:39
Bu soyut fikirler kitap sayfalarında
3:41
kalmadı. Sokaklara taştı. Adeta ortalığı
3:44
ateşe verdi ve dünyayı kökünden
3:46
değiştirdi. Nasıl mı? Hadi görelim.
3:49
Bakın burası gerçekten çok ama çok
3:51
kritik bir nokta. Sakın şöyle
3:53
düşünmeyin. Fransız devrimi oldu. Sonra
3:56
aydınlanma geldi. Hayır tam tersi.
3:59
İnsanlar önce okudu. Ruso'yu, Voltaire'ı
4:02
okudu. Bu fikirleri içselleştirdi ve
4:04
ancak ondan sonra devrim patlak verdi.
4:07
Yani aydınlanma, devrime giden yolu
4:09
döşeyen o büyük entelektüel patlamanın
4:12
ta kendisiydi. Şu grafiğe bir bakar
4:14
mısınız? Fransız devrimini ateşleyen o
4:16
korkunç eşitsizliği tek bir karede
4:18
özetliyor resmen. Baksanıza toplumun
4:21
%97'si halk yani 3. sınıf ama neredeyse
4:25
hiçbir hakları yok. Geriye kalan küçücük
4:28
%3'lük bir azınlık ise soylular ve din
4:31
adamları her şeye sahip. Eee, bu durumun
4:34
böyle gitmeyeceği çok belli değil miydi
4:36
zaten? Peki bu devrimler somut olarak
4:38
neyi değiştirdi? İngiltere'deki 168
4:42
Şanlı Devrimi kralın gücünü sınırlayan
4:45
bir haklar bildirgesi getirdi ve
4:47
anayasal monarşi denen sistemi kurdu.
4:50
Yani kral var ama kafasına göre
4:52
takılamıyor. Ama 1789'daki Fransız
4:55
devrimi hani bizim Osmanlıların bile
4:58
ihtilali-i kebir yani büyük devrim
5:00
dediği o olay onun etkileri çok daha
5:02
sarsıcı oldu. Milliyetçilik, laiklik,
5:05
vatandaşlık gibi fikirleri adeta bir
5:08
virüs gibi bütün dünyaya yaydı. Ve
5:10
geldik son bölümümüze. Eski dünya
5:13
yıkıldı. Peki küllerinden ne doğdu?
5:15
Tabii ki yepyeni ideolojiler, o meşhur
5:18
İzmler. Şimdi her aksiyonun bir
5:21
reaksiyonu vardır derler ya işte her
5:24
devrimin de kendi karşı devrimini
5:26
doğurması gibi. Muhafazakarlık tam da
5:28
Fransız devriminin o ani, o yıkıcı
5:31
değişimine bir tepki olarak ortaya
5:33
çıktı. Edmond Burg gibi düşünürler.
5:35
Adeta frene bastı ve dediler ki, "Yavaş
5:38
olun. Binlerce yıllık birikimi,
5:40
gelenekleri, tecrübeyi öyle bir gecede
5:42
çöpe atamazsınız. değişim olacaksa bile
5:45
bu bir ağacın yavaş yavaş büyümesi gibi
5:47
olmalı. Bir binanın dinamitle yıkılması
5:49
gibi değil. Devrimlerin bir diğer büyük
5:52
çocuğu da neydi? Milliyetçilik. O güne
5:55
kadar insanları ne bir arada tutuyordu?
5:58
Krala sadakat, aynı dine mensup olmak.
6:00
Ama şimdi yeni bir soru vardı. Peki bizi
6:03
biz yapan şey ne? İşte Alman düşünür fih
6:06
de mesela çok ilginç bir cevap veriyor
6:08
buna. Diyor ki, "Almanları bir ulus
6:10
yapan şey ne kan bağıdır ne de toprak.
6:13
Bizi birbirimize bağlayan şey ortak
6:15
dilimizdir. Yani dil adeta bir milletin
6:18
ruhu, onun harcı gibidir. Peki bu
6:21
fikirler arasında en radikali hangisiydi
6:23
derseniz karşımıza anarşizm çıkıyor.
6:26
Anarşistler diyor ki sorun devletin
6:29
monarşi ya da cumhuriyet olması değil.
6:31
Sorun devletin ta kendisi. Poudo'nun o
6:34
meşhur lafını hatırlayın. Mülkiyet
6:36
hırsızlıktır. İşte bu sözle hem özel
6:39
mülkiyete hem de onu korumak için var
6:41
olan devlete savaş açıyorlar. Onlar için
6:44
gerçek özgürlüğün tek bir yolu var.
6:46
Bireyi ezen bu merkezi otoriteyi tamamen
6:49
yok etmek. Şimdi sırada Marx var ve onun
6:51
teorileri biraz karmaşık gelebilir ama
6:54
bakın şu su örneği onun diyalektik
6:56
materyalizmini anlamak için harika bir
6:58
benzetme. Suyu düşünün. Isıtmaya
7:00
başlıyorsunuz. 97 98 99 derece. Bu
7:04
birikim yani nicel değişim. Peki 100
7:07
derecede ne oluyor? Puf. Su bir anda
7:09
tamamen başka bir şeye, buhara
7:11
dönüşüyor. İşte bu da nitel değişim.
7:14
Yani o büyük sıçrama. Marx'ta diyor ki
7:16
toplumdaki değişimler de böyledir. Küçük
7:19
birikimler, birikimler, birikimler ve
7:21
sonunda bir devrimle her şey bambaşka
7:23
bir hale bürünür. Peki Antik Yunan'dan
7:27
başladık. Devrimlerden geçtik, izimleri
7:29
gördük. Bu kadar uzun bir yolculuğun
7:32
sonunda bugün durduğumuz yer neresi?
7:35
Bütün bu büyük tartışmaların bizim için,
7:38
günümüz için anlamı ne? Eğer bütün bu
7:41
anlattıklarımızı tek bir cümlede
7:43
özetleyecek olsaydık sanırım şöyle
7:45
derdik: "İktidar kavramının kendisi
7:48
değişti. Eskiden gökten indiğine,
7:50
tanrılar veya krallar tarafından
7:52
verildiğine inanılan bir güçken zamanla
7:55
kaynağını bizden yani halktan alan bir
7:57
fikre dönüştü. Ve şimdi son olarak topu
8:00
size atıyorum. Antik Yunan'dan modern
8:03
izinlere kadar gelen bu devasa sohbetin
8:06
bir sonraki sayfasını sizce ne yazacak?
8:08
Belki yapay zeka ve teknoloji, belki de
8:11
iklim krizi ya da belki de henüz adını
8:13
bile bilmediğimiz yepyeni bir fikir mi?
8:16
Kim bilir sonuçta bu hala yazılmaya
8:18
devam eden bir tarih.
#Education
#Political Science
#Legislative Branch
#Public Policy

