0:00
Merhaba. Şimdi gelin Roma'nın
0:02
efsanelerle dolu kuruluşundan başlayıp
0:04
bilinen dünyanın efendisi olmasına
0:06
uzanan o destansı yolculuğuna birlikte
0:08
çıkalım. Hazırsanız bu inanılmaz tarihi
0:12
sadece 5 dakika içinde aydınlatıyoruz.
0:15
İşte bütün mesele bu soruda gizli
0:17
aslında. Tek bir şehir nasıl oluyor da
0:20
böylesine devasa bir güce ulaşıyor?
0:22
Roma'nın bu akıl almaz yükselişin
0:24
arkasında ne vardı? Gelin bu sorunun
0:26
cevabını adım adım arayalım. Yol
0:29
haritamız da oldukça net. Önce efsanevi
0:31
kökenlerle başlayacağız. Sonra
0:33
cumhuriyeti doğuran o sancılı
0:34
çekişmelere bakacağız. Ardından
0:36
Akdeniz'i bir Roma gölüne çeviren
0:38
fetihler, imparatorluk çağının göz
0:40
kamaştıran görkemi ve son olarak da
0:42
gücün o kaçınılmaz sınırlarına tanıklık
0:44
edeceğiz. Peki her şey nerede ve nasıl
0:47
başladı? İlk durağımız Roma'nın efsanevi
0:50
kökenleri ve o genç şehrin kimliğini
0:53
belirleyen kutsal kurallar. Evet. Evet.
0:56
Yanlış duymadınız. Romalılar kendi
0:58
soylarını Turuva Savaşı'ndan kaçıp
1:00
İtalya'ya gelen kahraman Eneas'a
1:02
dayandırıyordu. Bu sadece bir köken miti
1:04
değildi. Aynı zamanda onlara hem çok
1:06
köklü bir geçmiş hem de Yunan dünyasıyla
1:09
rekabet edebilecekleri sağlam bir zemin
1:11
veriyordu. Bu kelime yani pomerium basit
1:14
bir sınırdan çok daha fazlasıydı. Şehrin
1:17
içiyile dışı yani sivil hayatla askeri
1:21
alan arasındaki o keskin ve kutsal
1:23
çizgiyi ifade ediyordu. Bu çizgi bile
1:25
tek başına Roma kimliğinde dinin ve
1:27
hukukun ne kadar içe geçtiğinin en büyük
1:30
kanıtı. Şehir aslında iki temel üzerine
1:33
kuruluydu diyebiliriz. Biri çok pratik,
1:36
diğeri tamamen ilahi. Ayedilisler şehrin
1:39
nabzını tutan pazar yerleri, binalar
1:41
gibi gündelik işlerle uğraşıyordu.
1:43
Augurlarsa en kritik kararlardan önce
1:46
tanrılar bu işe ne diyor sorusunun
1:48
cevabını arıyordu. Roma için biri
1:51
olmadan diğerini düşünmek imkansızdı. Ve
1:54
şimdi Roma'nın yasalarını ve siyasetini
1:57
şekillendiren o yoğun sosyal çatışma
1:59
dönemine yani cumhuriyete geçiyoruz.
2:02
İşte cumhuriyet döneminin dinamosu olan
2:05
o büyük gerilim. Bir yanda doğuştan
2:07
ayrıcalıklı her şeye sahip olan
2:09
patrişeler, diğer yandaysa hakları için
2:12
durmadan savaşan sıradan halk yani
2:14
plebler. Roma'nın siyasi ve hukuki
2:17
evrimi tamamen bu iki sınıfın bitmek
2:19
bulmayan mücadelesinin bir ürünüdür
2:22
desek yanlış olmaz. Bu kanunlar tam
2:24
anlamıyla bir devrimdi. Neden mi? Çünkü
2:26
pleblerin keyfi değil herkesin bildiği
2:29
yazılı hukuk istiyoruz talebiyle doğdu.
2:31
Artık yasalar herkesin görebileceği
2:33
şekilde taşa kazınmıştı ve kağıt üstünde
2:35
herkese eşit uygulanacaktı. Bu hukukun
2:38
üstünlüğüne giden yolda atılmış dev bir
2:40
adımdı. Cumhuriyetin en güçlü organı
2:43
kalbi olan Senato başlangıçta 300 üyeden
2:46
oluşuyordu. Şehrin en bilge ve en
2:49
zenginleri. Ama bu sayı tabii ki kalıcı
2:51
olmayacaktı ve sahneye sulla çıktı. Bu
2:54
sayı artışı basit bir reform falan
2:56
değildi. Bu aristokrasinin gücünü
2:58
pekiştirmek ve rakiplerini zayıflatmak
3:00
için atılmış acımasız ve stratejik bir
3:03
hamleydi. Sulla Senoto'yu kendi
3:05
destekçileriyle doldurarak gücü tamamen
3:08
kendi tarafına çekti. Cumhuriyet içeride
3:11
bu çekişmelerle kendi kimliğini bulurken
3:14
Roma lejyonları da tabii ki boş
3:16
durmuyordu. Durmadan ilerliyorlardı.
3:19
Şimdi Roma'nın Akdeniz'i nasıl devasa
3:22
bir iç denize çevirdiğine bakalım. Zamma
3:25
savaşı tam bir dönüm noktasıydı.
3:27
Skipion'un Hannibal'ı yendiği bu savaşla
3:29
birlikte Roma'nın en büyük rakibi
3:31
Kartaca dis çöktü. Roma artık bölgesel
3:34
bir güç değil bir süper güç haline
3:36
gelmişti. Akdeniz'in kaderi işte o gün
3:39
yeniden yazıldı. Doğuda ise fetihler
3:41
daha farklı ilerledi. Roma Anadolu'ya
3:44
önce kurnaz bir diplomasiyle sonra
3:46
beklenmedik bir vasiyetle en sonunda da
3:49
kanlı savaşlarla yerleşti. Bergama'ın
3:51
mirası Rona'ya doğunun zenginliklerinin
3:53
kapısını sonuna kadar açtı. Ama tabii bu
3:56
Mitridates gibi ölümcül düşmanları da
3:58
beraberinde getirdi. Ve böylece
4:00
cumhuriyetin o çalkantılı sonu geldi.
4:02
İmparatorluk çağı başladı. Bu dönem
4:05
mutlak hükümdarların, devasa anıtların
4:07
ve tabii ki ölümcül siyasi entrikaların
4:09
dönemiydi. Sezar'ın DEH'sı sadece savaş
4:12
meydanlarıyla sınırılı değildi. Hayır.
4:15
Bu takvim reformuyla o devasa
4:17
imparatorluğun dört bir yanındaki farklı
4:19
zaman anlayışlarını tek bir çatı altında
4:21
birleştirdi. Evet. Yani bugün
4:23
duvarımızda asılı olan takvimin
4:25
temelleri işte o gün atıldı. Kolezy
4:28
sadece bir arena değil. Aynı zamanda bir
4:30
hanedanın güç manifestosuydu.
4:33
Düşünsenize babanın başlattığı bu devasa
4:36
projeyi oğlunun bitirmesi bu Flavio
4:39
hanedanının kalıcılığını ve mirasını
4:41
Roma'nın kalbine kazıyan ölümsüz bir
4:43
semboldü. Ve işte gücün en karanlık, en
4:47
korkutucu yüzü. Bu bir imparatörün
4:49
başına gelebilecek en korkunç sondu.
4:52
Zalim bir saltanatın ardından suikasta
4:55
kurban giden İmparator Domitianus'un
4:57
kaderi de tam olarak bu oldu. Senato
5:00
onun adını ve hatırasını tarihten
5:03
tamamen silmeye çalıştı. Geldik son
5:05
bölümümüze. Burada imparatorluğun
5:08
zirvedeyken bile aslında ne kadar
5:10
kırılgan olabildiğini göreceğiz. Çünkü
5:12
mutlak güç her zaman mutlak zafer
5:14
getirmiyor. Bu gördüğünüz rakam sadece
5:17
3. Ama Roma tarihi için korkunç ama
5:20
korkunç bir anlamı var. Bu milattan
5:23
sonra 9 yılında Teotoburg ormanına
5:25
yürüyen ve asla geri dönmeyen Roma
5:28
lejonlarının sayısıydı. 3 tam lejon yani
5:31
20.000'e yakın asker. Germen
5:34
kabilelerinin kurduğu bir pusuda tamamen
5:36
yok edildi. Bu yenilgi o kadar
5:38
sarsıcıydı ki imparator Augustus'un
5:41
aylarca sarayında "Varus, lejonlarımı
5:43
geri ver." diye haykırdığı söylenir. Bu
5:46
savaş Roma'nın yenilmezlik efsanesine
5:48
indirilen en ağır darbelerden biriydi ve
5:51
Avrupa'nın sınırlarını da sonsuza dek
5:53
şekillendirdi. Yani imparatorluk hem
5:55
dışarıdan hem de içeriden sürekli bir
5:58
tehdit altındaydı. Bir yanda doğuda
6:01
partlar gibi güçlü düşmanlarla ölümcül
6:03
bir sınırı mücadelesi verilirken diğer
6:06
yanda sarayın mermer koridorlarında en
6:08
yakın akrabalar bile birbirinin canına
6:10
kastedebiliyordu. Güç, paranoyayı ve
6:13
ihaneti de beraberinde getiriyordu.
6:16
Gördüğünüz gibi Roma sadece taş ve
6:18
mermerden ibaret bir tarih değil. hukuk
6:20
sistemimizden takvimimize, siyasi
6:22
kavramlarımızdan şehirlerimizin planına
6:24
kadar hayatımızın her alanında yaşıyor.
6:27
Peki sizce bu devasa mirasın bize
6:29
fısıldadığı en önemli ders ne? Sanırım
6:31
bu soru üzerinde düşünmeye değer.