0:00
Herkese merhaba. Bugün yine çok ama çok
0:02
önemli bir konuyu masaya yatırıyoruz.
0:04
Pek çok ailenin, pek çok eğitimcinin
0:07
kafasını kurcalayan 10 malum soru. Bir
0:09
çocuk okula başlamak için gerçekten
0:11
hazır mı? Gelin bu karmaşık sorunun
0:14
katmanlarını beraber aralayalım.
0:16
Ah işte o meşhur soru. Hani her ailenin
0:20
aklının bir köşesinde dönüp duran o
0:22
kaygı dolu soru. Acaba çocuğum yeterince
0:24
zeki mi? Ama durun bakalım. Bu iş
0:27
gerçekten bu kadar basit bir evet ya da
0:29
hayır meselesi mi? Göreceksiniz ki cevap
0:32
çok daha derinlerde. Hadi gelin bu soyut
0:34
konuyu somutlaştıralım. Karşınızda
0:36
Deniz. Deniz 5 yaşında ve öğretmeni
0:39
biraz endişeli. Diyor ki Deniz harika
0:42
bir çocuk ama dikkatini toplamakta,
0:44
yönergeleri izlemekte zorlanıyor. Bu
0:46
hikaye emin olun binlerce aileye çok
0:49
tanıdık gelecek. Peki bu durumda ne
0:52
yapılır? İşte her şey bu soruyla
0:54
başlıyor. Denizin öğretmeni bir
0:55
endişesini dile getirdi. Şimdi bu
0:57
endişenin yani bir çocuğun okula hazır
1:00
olup olmadığı sorusunun ardında
1:01
yatanları ve bu sorunun bizi aslında
1:03
nerelere götüreceğini adım adım
1:05
inceleyeceğiz. Öğretmenin önerisi net.
1:08
Bir psikolojik değerlendirme. İşte tam
1:11
bu noktada bir an için durup düşünmemiz
1:13
gerekiyor. Bir şeyi ölçmeye kalkmadan
1:15
önce neyi ölçtüğümüzü bilmemiz gerekmez
1:17
mi? Yani psikologlar bir çocuğun hazır
1:20
olup olmadığını anlamaya çalışırken
1:22
aslında neyi anlamaya çalışıyorlar? Her
1:24
şeyden önce şu zeka dediğimiz karmaşık
1:26
kavramın ne olduğuna bir bakmamız lazım.
1:29
Zeka günlük hayatta çok basitçe
1:31
kullandığımız bir kelime ama bilim
1:33
dünyasına girdiğinizde ne olduğu
1:35
konusunda devasa bir tartışma olduğunu
1:37
görüyorsunuz. Zeka dediğimiz tek bir şey
1:40
mi yoksa bir sürü farklı eteneğin bir
1:42
araya gelmesi mi? Hadi bu farklı bakış
1:45
açılarına bir göz atalım. Tarihsel
1:47
olarak sahnede iki dev var. Bir tarafta
1:50
Spearman diyor ki zeka merkezde duran
1:53
tek ve genel bir yetenektir. Yani G
1:55
faktor diğer yanda ise Thurston çıkıyor
1:58
ve diyor ki hayır zeka bir hazine
2:01
sandığı gibidir. İçinde sözel, sayısal
2:04
gibi 7 farklı mücevher vardır. Peki
2:07
bugün ne düşünüyoruz? Günümüzde ise
2:09
bakış açımız biraz daha farklı. PDA
2:11
teorisi diyor ki, "Olay ne kadar zeki
2:14
olduğun değil, bilgiyi nasıl
2:16
işlediğindir." Yani zekayı bir sonuç
2:18
olarak değil, bir süreç olarak görüyor.
2:21
Bir şeyi planlama, dikkatini sürdürme,
2:23
bilgileri bir bütün olarak görme veya
2:26
adım adım işleme gibi beynin aktif
2:28
fonksiyonlarına odaklanıyor. Tamam,
2:30
zekanın ne kadar karmaşık bir kavram
2:32
olduğunu anladık. E peki psikologlar bu
2:34
soyut fikirleri deniz gibi çocukların
2:36
durumunu anlamak için nasıl somut
2:38
verilere dönüştürüyor? Hadi şöyle bir
2:40
psikoloğun alet çantasını aralayıp içine
2:42
bakalım. Bakalım içinde neler varmış.
2:44
İşte bu test tam da denizin durumuna
2:47
özel bir neşler gibi. Sadece tek bir
2:50
şeye bakmıyor. Kelime bilgisinden
2:52
sayılara, genel kültürden eşleştirme
2:54
becerisine kadar bir çocuğun okula hazır
2:57
olup olmadığını çok yönlü bir şekilde
2:59
değerlendiriyor. Metropolitan farklı
3:02
olarak Akte çocuğa doğrudan bir görev
3:04
vermiyor. O daha çok bir el feneri gibi
3:07
anne babanın gözlemlerine dayanarak
3:09
çocuğun gelişiminde herhangi bir aksama
3:11
olup olmadığını genel bir taramadan
3:13
geçiriyor. Bu da bize gösteriyor ki her
3:16
amaç için farklı bir araç kullanılıyor.
3:19
İşte bu da aletlerin ne kadar
3:21
özelleşebileceğinin harika bir örneği.
3:24
Düşünün karşınızda kırmızı renkte
3:26
yazılmış bir mavi kelimesi var. Beyniniz
3:29
otomatik olarak mavi demek istiyor ama
3:31
sizden istenen kırmızı demeniz. İşte bu
3:33
test beynin o anki fren yapma ve doğulu
3:36
komutu uygulama becerisini yani kendini
3:39
kontrol etme gücünü ölçüyor. Testler
3:41
yapıldı. Alet çantasındaki araçlar
3:43
kullanıldı ve elimizde bir sürü rakam
3:45
var. 85 92 110. E ne yapacağız şimdi bu
3:50
sayılarla? Tek başlarına hiçbir anlam
3:51
ifade etmiyorlar. İşte asıl sihirbazlık,
3:54
asıl uzmanlık şimdi başlıyor. Bu
3:56
rakamları anlamlı bilgilere dönüştürmek.
3:58
Bakın bu iki kavram hayati derecede
4:01
önemli ve sık sık karıştırılıyor. Ölçme
4:04
sadece termometrenin 38 dereceyi
4:06
göstermesi gibidir. Ham bir veri.
4:08
Değerlendirme ise o veriye bakıp ha 38
4:12
derece ateşin var demektir yargısına
4:14
varmaktır. Biri rakamdır. Diğeri ise o
4:17
rakama yüklenen anlam. Bu da testleri
4:19
yorumlarken bilmemiz gereken teknik bir
4:21
detay ama çok basit bir mantığı var.
4:24
Sıralama ölçeği bir maratonda kimin
4:26
birinci, kimin ikinci, kimin 3üncü
4:29
geldiğini söyler. Ama birincinin
4:31
ikinciye bir saniye mi yoksa 10 dakika
4:33
mı fark attığını söylemez. Sadece sıra
4:36
var, aradaki mesafe yok. Bu kadar basit.
4:38
Elimizdeki bu aletler, bu testler çok
4:40
güçlü ama bir neşler gibi. Ehil ellerde
4:43
hayat kurtarır. Acemi ellerde ise
4:46
faydadan çok zarar getirebilir. İşte tam
4:48
da bu yüzden bu işin çok ama çok katı
4:50
kuralları var. Bu süslü kelime rapor
4:53
kurmak aslında çok basit ve insani bir
4:56
anlama geliyor. Teste başlamadan önce
4:58
çocukla sohbet etmek, onu rahatlatmak,
5:00
bir nevi motoru ısıtmak. Vaka
5:02
çalışmalarında görüyoruz ki bu ısınma
5:04
yapılmayan Ahmet'in test performansı
5:06
düşüyor. Çünkü çocuk kendini güvende
5:08
hissetmezse yapabileceğinin en iyisini
5:11
de gösteremez. Bu söz o kadar önemli ki
5:13
standardizasyon dediğimiz şey testin
5:16
adaletidir. Herkese aynı kuralların,
5:18
aynı soruların, aynı sürenin
5:20
uygulanmasıdır. Elif'in vakasında
5:23
öğretmen yardım ettiğini sanırken
5:25
aslında Terazinin ayarını tamamen bozmuş
5:27
oldu. Sonuç ne? Anlamsız, geçersiz bir
5:30
puan. Şimdi size çok net bir senaryo.
5:33
Bir öğretmen kafasında başarılı diye
5:35
etiketlediği bir öğrenciye bakıyor. O
5:37
öğrenci yaramazlık yapsa bile öğretmen
5:39
bunu liderlik olarak görüyor. Ama başka
5:42
bir çocuk aynı şeyi yapınca sorunlu
5:44
diyor. Bu durum size de tanıdık geldi
5:46
mi? İşte bunun psikolojide bir adı var.
5:49
İşte az önceki senaryonun bilimsel adı
5:51
bu. Halo etkisi yani hale etkisi.
5:53
Gözlemcinin kafasındaki o olumlu hale ya
5:56
da aura gözlerini adeta kör ediyor ve
5:58
objektif bir değerlendirme yapmasını
6:00
engelliyor. Bu yüzden profesyonel
6:02
değerlendirmelerde objektiflik altın
6:04
kuraldır. Evet, testler yapıldı. Sayılar
6:07
anlam kazandı. Etik kuralları harfiyen
6:09
uyuldu. Peki bütün bu yoğun çabanın
6:12
sonunda elimize ne geçiyor? Bu sürecin
6:14
nihai ürünü nedir? Şimdi tüm parçaları
6:17
birleştirme zamanı. Değerlendirme
6:19
sürecinin sonunda ortaya çıkan
6:21
psikolojik rapor bir karne ya da bir
6:23
yargı belgesi değildir. O bir yol
6:26
haritasıdır. Çocuğun anlık bir
6:28
fotoğrafını çeker. İşte güçlü yanları
6:30
bunlar, desteklenmesi gereken yerler de
6:32
şunlar der. Ve en önemlisi peki şimdi ne
6:36
yapabiliriz? sorusuna bilimsel ve somut
6:38
cevaplar sunan bir rehberdir. Ama burada
6:41
çok ince ve önemli bir çizgi var. Altını
6:44
kalın harflerle çiziyorum. Rapor size
6:46
çocuğun öğrenimini nasıl
6:48
destekleyeceğinizi söyler, öneriler
6:50
sunar ama o desteği vermez. Yani
6:53
psikolog çocuğun ödevini yapmaz, eğitim
6:56
materyalini hazırlamaz. O bir kılavuz
6:58
kaptandır. Gemiyi yürüten kişi değil. Ve
7:01
bu analizimizi üzerinde hepimizin
7:03
düşünmesi gereken bu kilis soruyla
7:05
bitiriyoruz. Tüm bu testler, analizler,
7:08
raporlar bu teknik ve karmaşık sürecin
7:10
içinde asıl hedefi yani o tek bir
7:12
çocuğun iyiliğini ve gelişimini gözden
7:14
kaçırmadığımızdan nasıl emin olacağız?
7:17
Unutmayalım ki her şeyin merkezinde her