Auzef Psikolojiye Giriş II 2025-2026 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/06/28/psikolojiye-giris-2-2025-2026-final-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. İnsan zihninin o
0:02
inanılmaz büyüleyici gelişimini adım
0:03
adım masaya yatıracağımız bu yepyeni
0:05
analize hoş geldiniz. Bugün rotamız
0:08
insan zihninin yolculuğu. Psikoloji iki
0:10
notlarını temel alarak zihnimizin o
0:12
çocukluktaki ilk kıvılcımlarından içinde
0:14
çırpındığımız şu karmaşık dijital çağa
0:16
kadar nasıl evrildiğini, nasıl
0:18
dönüştüğünü inceleyeceğiz. Bakın bu
0:20
inceleme öyle sıkıcı sadece kağıt
0:22
üzerinde kalan akademik bir teori falan
0:23
değil. Bu her sabah gözlerinizi
0:25
açtığınızda dünyayı nasıl
0:27
algıladığınızın, o anlık kararları nasıl
0:29
aldığınızın ve en nihayetinde kim
0:31
olduğunuzun haritası. O yüzden arkanıza
0:34
yaslanın ve detaylara odaklanın. Çünkü
0:36
şu an kelimenin tam anlamıyla kendi
0:38
zihninizin perde arkasını keşfetmek
0:39
üzeresiniz. Peki hadi hemen derinlere
0:42
dalalım. Size çok basit ama bir o kadar
0:45
da sarsıcı bir sorun var. Zihninizin şu
0:47
anda yaşadığınız şehir, konuştuğunuz dil
0:50
ve tam da şu an baktığınız ekran
0:52
tarafından şekillendirildiğini biliyor
0:53
muydunuz? Hani genelde zihnimizi böyle
0:56
kafatasımızın içinde izole bir şekilde
0:58
duran dış dünyaya tamamen kapalı bir
1:00
kutu gibi düşünme eğilimindeyiz ya.
1:02
Dışarıdan bağımsız çalışan bir işlemci
1:04
gibi sanki. Ama eldeki veriler bize bas
1:07
bunun tam tersini söylüyor. Zihnimiz
1:09
aslında bir sünger gibi. Sürekli olarak
1:12
dış dünyayı emiyor, onunla etkileşime
1:14
giriyor ve saniyeden saniyeye evet
1:17
yeniden şekilleniyor. Yani şu an
1:19
soluduğunuz havanın kalitesinden tutun
1:21
da az önce okuduğunuz tek bir kelimenin
1:23
tınısına kadar her şey beyninizdeki
1:26
sinir ağlarını şu sahneye yeniden
1:27
dokuyor. İşte bu incelemedeki yol
1:30
haritamız. Kronolojik bir sırayla
1:32
ilerleyeceğiz. Birinci bölümde zihnin
1:35
gelişimi ve beden. İkinci bölümde
1:37
kültür, dil ve toplum. Ve son olarak
1:39
3üncü bölümde dijital çağ ve gelecek.
1:42
1inci bölüm zihnin gelişimi ve beden.
1:46
Toplumu ya da dijital dünyayı anlamadan
1:48
önce o ilk kıvılcıma dönmemiz lazım.
1:50
Jean Piajet'in ünlü bilişsel gelişim
1:52
kuramı da bunu harika bir şekilde
1:54
örneklendiriyor. Düşünsenize zihnimiz
1:56
resmen bir telefon gibi donanım
1:58
güncellemesi alarak çağ atlıyor. 2 ile 7
2:01
yaş aralığındaki işlem öncesi dönemi bir
2:03
hatırlayın. Hani çocukların cansız
2:05
nesnelere ruh verdiği oyuncak ayısıyla
2:07
sanki o gerçekten nefes alıyormuş gibi
2:09
sohbet ettiği o dönem. Biz buna animizm
2:12
diyoruz. Zihin dünyayı tamamen sembolik
2:15
oyunlarla anlamlandırıyor. Ama
2:17
ergenlikle birlikte başlayan soyut
2:18
işlemler dönemine geçtiğimizde o ayı ile
2:21
konuşan çocuk gidiyor, yerine adalet,
2:23
zaman, sonsuzluk gibi tamamen mantıksal
2:26
ve soyut kavramları zihninde evirip
2:28
çevirebilen karmaşık bir analist
2:30
geliyor. Gerçekten de zihnin kapasitesi
2:33
fiziksel bir büyüme gibi şekil
2:34
değiştiriyor. Peki tüm bu gelişim sadece
2:37
beynin içinde mi olup bitiyor? Yok canım
2:39
kesinlikle hayır. Şimdi sizden ufak bir
2:41
ricam var. Lütfen şu an beni dinlerken
2:44
nasıl oturduğunuza, boynunuzun açısına,
2:47
elinizdeki cihaza veya ayaklarınızın
2:49
yere nasıl bastığına bir anlana dikkat
2:51
edin. Fark ettiniz mi? İşte Muris Merl
2:54
Ponti'nin bedensel algı yaklaşımı tam da
2:56
bunu anlatır. Algı dediğimiz şey sadece
2:59
gözden beyninize giden bir veri kablosu
3:01
değildir. Biz dünyayı tüm bedensel
3:04
duyumlarımızla anlamlandırırız.
3:06
Bedeniniz zihninizin dış dünyayı
3:08
hissetmek için kullandığı devasa bir
3:10
anten gibidir. Aslında şu anki dünya
3:12
algınız bedeninizin duruşuyla, odanın
3:15
sıcaklığıyla hatta ne kadar yorgun
3:17
olduğunuzla doğrudan bağlantılı. İkinci
3:20
bölüm kültür, dil ve toplum. Şimdi adım
3:23
adım inşa edelim. Zihin fiziksel bedende
3:25
uyandıktan sonra kapıyı açıp dışarı
3:27
çıkıyor ve diğer zihinlerle
3:28
karşılaşıyor. Levigotskin'nin
3:30
sosyokültürel gelişim teorisi bu
3:32
karşılaşmanın tam merkezinde yer alır.
3:34
Bir çocuk konuşmayı öğrendiğinde sadece
3:36
kelime ezberlemez biliyor musunuz?
3:38
Vigotski'ye göre o kültürün tüm
3:40
değerlerini ve sosyal hiyerarşini de
3:42
zihnine kazır. Üstelik mesele sadece
3:44
dille de bitmiyor. Ritüellerle kimlik
3:46
inşası, göçmenlerin o zorlu uyum
3:48
süreçleri hatta çok daha ağır ve derin
3:51
konular var. Mesela geçmişte yaşanan
3:53
savaşların ve felaketlerin yarattığı
3:55
travma sonrası stres bozukluğu yani TSB.
3:58
Bugün hissettiğiniz o anlamsız nedensiz
4:00
kaygı bile aslında siz doğmadan çok önce
4:02
toplumunuzun yaşadığı tarihi bir olayın
4:04
o kolektif belleğin zihninize miras
4:06
kalmış bir yansıması olabilir. İnanılmaz
4:08
değil mi? Dilin bu kadar hayati olduğu
4:11
bir yerde Queen'in o muazzam kavramı
4:13
devreye giriyor. Anlam bilimsel
4:15
belirsizlik. Queen bize çok net bir şey
4:17
söyler. Dilin tek bir mutlak anlamı
4:20
yoktur. Asla yoktur.
4:22
Aynı kelime onu duyan iki farklı kişinin
4:24
zihninde tamamen bambaşka evrenler
4:26
yaratabilir. Ben size özgürlük veya
4:29
başarı dediğimde sizin zihninizde uyanan
4:31
görüntüyle benim zihnimdeki asla birebir
4:34
aynı değildir. Neden mi? Çünkü kelimeler
4:37
kişisel geçmişimizin o kalın
4:39
filtrelerinden geçerek anlam kazanır.
4:41
Aslında hepimiz aynı dili konuştuğumuzu
4:43
sanırken kendi anlam bilimsel
4:45
dünyalarımızda tamamen kendimize has son
4:48
derece öznel sosyal gerçekliklerimizde
4:50
yaşıyoruz. 3. bölüm, dijital Çağ ve
4:53
gelecek. Biyolojik olarak gelişen ve
4:55
toplumla harmanlanan bu zihin şu anda
4:58
insanlık tarihinin açık ara en büyük
5:00
testinden geçiyor. Modern teknoloji ve
5:02
betonlaşan şehirler. Yani buradaki can
5:04
alıcı nokta tam olarak şu: Modern insan
5:07
olarak dev bir zihinsel paradoksun tam
5:09
ortasına düştük. Bir yanda şehir
5:11
yaşamının stresi beton yımları arasında
5:13
doğadan koptukça artıyor. Diğer yanda
5:15
ufacık bir yeşil alanın varlığı bile
5:17
psikolojimizi toparlamaya yetiyor. Ama
5:19
asıl ikilem dijital tarafta. Teknoloji
5:22
ve sosyal medya bize kocaman bir dijital
5:24
aidiyet veriyor. Dünyanın öbür ucundaki
5:26
milyonlarca insanla bağlı hissediyoruz
5:28
kendimizi. Ama ne ironiktir ki tam da bu
5:31
dijital bağlar yüzünden aynı orada
5:33
oturduğumuz ailemizle veya alt
5:34
katımızdaki komşumuzla olan o gerçek
5:36
fiziksel bağlarımız günden güne eriyor.
5:39
Zihnimiz aynı anda hem inanılmaz
5:40
kalabalık hem de yapaalnız. Peki bu
5:43
tabloya bakıp karanlığa mı gömüleceğiz?
5:46
Tabii ki hayır. Kaynak materyalimiz bu
5:48
dijital izolasyonu kırmak ve zihin
5:50
sağlığımızı korumak için çok net ve
5:52
hemen uygulanabilir adımlar sunuyor.
5:54
Birinci adım çok basit. Ekran sürenizi
5:57
bilinçli olarak sınırlandırın. Bakın bu
5:59
sadece gözleriniz yorulmasın tavsiyesi
6:01
değil. Zihninizin o bilişsel dinlenmeye
6:04
kelimenin tam anlamıyla ihtiyacı var.
6:06
İkinci adım ise yüz yüze etkileşimi
6:08
artırın. İnsan zihni binlerce yıl
6:11
boyunca karşısındakinin mimiklerini
6:13
okumak, sesindeki o incecik titremeyi
6:15
yakalamak üzere evrildi. Bir kalp
6:17
emojisi gerçek bir güşün verdiği o
6:19
biyokimyasal tatmini size asla veremez.
6:22
O yüzden o fiziksel, gerçek sosyal
6:25
bağları canlı tutmak zorundayız. Şimdi
6:28
bu kararları alırken kendi zihninize ne
6:30
kadar güvendiğinizi biliyorum ama bir
6:32
düşünün. Eğer size gireceğiniz bir
6:34
ameliyatın %90 başarı oranı olduğunu
6:37
söylersem muhtemelen çok rahatlarsınız.
6:39
Derin bir oh çekersiniz, değil mi? Ama
6:42
aynı ameliyattan bahsedip bunun %10 ölüm
6:45
riski olduğunu söylersem bir anda buz
6:47
kesersiniz. Kalbiniz hızla çarpmaya
6:49
başlar. İkisi matematiksel olarak
6:52
tamamen aynı şey ama zihniniz az önce
6:54
kelimenin tam anlamıyla manipüle edildi.
6:57
İşte karşınızda çerçeveleme etkisi.
6:59
Bilginin sunuluş biçimi o binlerce
7:01
yıllık mükemmel rasyonelliğimizi
7:03
saniyeler içinde çökertebiliyor. Hele ki
7:06
her saniye haberlerin, algoritmaların ve
7:08
reklamların bombardımanı altında
7:10
olduğumuz bu dijital çağda karşımıza
7:12
çıkan şeylerin nasıl çerçevelendiğini
7:14
fark etmek direksiyonda kalabilmek için
7:17
hayati önem taşıyor. Ve işte şu an tam
7:20
anlamıyla geleceğin kapısındayız. Eğer
7:22
dijital çağın zihnimizi zorladığını
7:24
düşünüyorsanız inanın henüz hiçbir şey
7:27
görmediniz. Bu slaytta asıl ilginç olan
7:29
şey psikolojinin nasıl akıl almaz
7:31
dinamiklere evrildiği. Yapay zeka
7:34
entegrasyonunu bir düşünün. Kalp
7:35
ritminizden veya göz bebeğinizdeki
7:37
milimetrik bir büyümeden o anki duygu
7:39
durumunuzu anlayan biyometrik sensörler
7:42
veya doğuştan gelen yatkınlıklarınızı
7:44
haritalandıran genetik analizler.
7:46
Gelecekte terapi sadece bir koltuğa
7:48
uzanıp çocukluğa inmekten çok daha
7:50
fazlası olacak. Tıpkı parmak iziniz gibi
7:52
sadece ama sadece size özel benzersiz ve
7:56
yüksek oranda kişiselleştirilmiş bir
7:57
psikolojik müdahale algoritmasından
7:59
bahsediyoruz. Gerçek bir tıbbi devrim.
8:02
Zihnimiz çocukluktaki o masum sembolik
8:04
oyunlarla yola çıktı. Bedeniyle bu
8:07
dünyayı hissetti. toplumun diliyle
8:09
kendini baştan aşağı inşa etti ve şimdi
8:12
o modern şehrin stresiyle boğuşuyor ve
8:14
gelecekte teknoloji onu en ince
8:17
hücresine kadar ölçüp biçmeye
8:19
hazırlanıyor. Tüm bu yolculuğu düşünün
8:21
ve kapatırken sizi şu kışkırtıcı soruyla
8:23
başa bırakmak istiyorum. Yapay zeka ve
8:26
genetik psikolojinizi, vereceğiniz
8:28
tepkileri, korkularınızı ve
8:29
mutluluklarınızı kusursuz bir şekilde
8:31
tahmin edip tüm o tedavileri size özel
8:33
hale getirdiğinde o zihnin içinde özgür
8:36
iradeye dair ne kalacak? Zihninizin ne
8:38
kadarı gerçekten size ait olacak? Bu
8:41
analizde bizimle olduğunuz için çok
8:42
teşekkürler. Bu sorunun cevabını kendi
8:44
zihninizde aramaya devam edin. Kendinize
8:47
çok iyi bakın. Görüşmek üzere.
#Jobs & Education

