Auzef Politik Ekonomi 2025-2026 Vize Soruları
https://lolonolo.com/2025/12/09/politik-ekonomi-2025-2026-vize-sorulari/
Bu kaynaklar, Politik Ekonomi dersinin 2025-2026 dönemi vize sınavına hazırlık amacıyla oluşturulmuş kapsamlı bir ders özeti ve soru bankası niteliğindedir. Metinde temel olarak Klasik ve Keynesyen iktisat okullarının piyasa işleyişi, istihdam ve devlet müdahalesi konularındaki zıt yaklaşımları detaylandırılmaktadır. Maliye politikası araçları olan kamu harcamaları, vergiler ve transfer ödemelerinin ekonomik aktivite üzerindeki genişletici veya daraltıcı etkileri teorik bir çerçevede sunulmaktadır. Ayrıca, tam rekabet piyasasının yapısal özellikleri ile para talebini belirleyen güdüler gibi makro ve mikro iktisadi kavramlar örnek sorular üzerinden açıklanmaktadır. Kaynaklar, iktisadi süreçlerin siyasi kararlarla nasıl iç içe geçtiğini anlamak isteyen öğrenciler için teknik bir rehber işlevi görmektedir.
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Aslında her gün duyduğunuz o ekonomi
0:02
haberleri var ya işte onların arkasında
0:04
100 yıllık bir savaş yatıyor. Bu savaş
0:07
iki dev fikrin savaşı. Bir yanda
0:09
piyasaya sonuna kadar güvenenler, diğer
0:12
yanda gerektiğinde devleti göreve
0:14
çağıranlar. Bu bölümde klasik ve
0:16
keynezyen düşüncenin Ring'deki bu
0:18
efsanevi kapışmasına tanık olacağız.
0:20
Hazırsanız Gong çalsın. Ve işte bütün
0:24
meselenin özü bu soruda gizli. Bu soruya
0:27
vereceğiniz cevap aslında sizin hangi
0:29
kampta olduğunuzu gösterecek. Bu
0:31
ekonomiye dair iki farklı evrenin adeta
0:34
başlangıç kapısı. Hadi o zaman ringin
0:37
bir köşesiyle başlayalım. Klasik takımı.
0:39
Başlarında Adam Smith ve David Ricardo
0:42
gibi ağır var. Felsefeleri o
0:44
kadar net ki tek bir cümlede
0:46
özetleniyor. Bırakınız yapsınlar,
0:48
bırakınız geçsinler. Yani rahat bırakın
0:50
şu piyasayı. Diyorlar. Peki bu adamlar
0:53
neye inanıyor? Onlara göre piyasa
0:56
sihirli gibi kendi kendini düzenliyor.
0:58
Yani o meşhur görünmez bir el var ve her
1:01
şeyi yoluna koyuyor. Bırakın kendi
1:03
halini diyorlar. Eninde sonunda tam
1:05
istihdam sağlanır, denge bulunur. En
1:07
meşhur lafları da şu: Arz kendi talebini
1:10
yaratır. Yani ne demek bu? Şöyle
1:13
düşünelim. Bir fabrika 100 tane araba mı
1:15
üretti? O 100 arabayı alacak birileri
1:18
mutlaka çıkar. Bu kadar basit. Onlar
1:20
için olay tamamen üretimde bitiyor. İşte
1:23
bu mükemmel piyasa düzenini açıklayan
1:26
kilit bir kelime var. Atomi City.
1:28
Gözünüzde devasa bir semt pazarı
1:30
canlandırın. O kadar çok domates satan
1:33
var. O kadar çok alan var ki tek bir
1:35
satıcı ben fiyatı iki katına çıkarıyorum
1:38
dese ne olur? Kimse ondan almaz değil
1:40
mi? İşte atomisite bu demek. Kimse tek
1:43
başına piyasanın kralı olamaz. Özetle
1:46
klasikler için en kritik şey şu: Bir
1:49
ülkenin zenginliği ne kadar
1:51
üretebildiğidir. Fabrikaları,
1:53
teknolojisi, iş gücü yani arz tarafı.
1:57
İnsanların bugün ne kadar harcadığı,
1:59
talepteki o iniş çıkışlar, bunlar onlar
2:01
için sadece anlık dalgalanmalar,
2:03
bineliği gürültü. Hani bugünlerde sık
2:06
sık duyuyoruz ya üretim ekonomisine
2:08
geçmeliyiz diye. İşte o lafın kökleri
2:10
tam da bu klasik düşünceye dayanıyor. Ve
2:13
şimdi gelelim ringin diğer köşesine.
2:16
Meydan okuyan isme John Maynard Kanes.
2:20
Kanes öyle bir zamanda ortaya çıktı ki
2:22
büyük buhran dünyayı kasıp kavuruyordu.
2:25
Milyonlarca insan işsizdi ve o
2:27
klasiklerin anlattığı o piyasa kendi
2:30
yarasını sarar masalıma hiç ama hiç
2:32
inanmıyordu. Kanes'in bu efsane lafı var
2:35
ya klasiklerin o uzun vade takıntısına
2:38
atılmış en sert tokat gibidir. Aslında
2:41
şunu diyor. Tamam belki 30 yıl sonra
2:43
ekonomi düzelir ama insanlar şimdi aç,
2:46
şimdi işsiz. Uzun vadede zaten hepimiz
2:49
ölmüş olacağız. Yani diyor ki bırakın
2:52
geleceği. Bugünün can yakan sorunlarına
2:54
odaklanın. Kanes aslında bir nevi
2:57
gerçeklik kontrolü yapıyor. Diyor ki
2:59
hayat kitaplardaki gibi değil. Fiyatlar,
3:02
maaşlar öyle hemen düşmez. Düşünsenize
3:04
patronunuz gelip kriz var maaşını
3:06
düşürüyorum desek kabul eder misiniz?
3:09
Etmezsiniz. İşte bu yapışkanlık yüzünden
3:12
ekonomi yüksek işsizlik batağına
3:14
saplanıp kalabilir ve bu bataktan kendi
3:16
kendine çıkamaz. Tam bu noktada sahneyi
3:19
bir kurtarıcı çıkmalı diyor Kanes.
3:21
Devlet. Devlet para harcayacak, talep
3:23
yaratacak ve çarkları yeniden
3:25
döndürecek. Ke'i farklı kılan şeylerden
3:28
biri de insan psikolojisini denkleme
3:30
katması. mesela şu soruyu soruyor. Biz
3:33
neden cebimizde bankada nakit para
3:35
tutarız? Üç temel sebepten diyor.
3:38
Birincisi günlük harcamalar için.
3:39
Kahveye alacağız, otobüse bineceğiz.
3:41
Buna işlem güdüsü diyor. İkincisi ne
3:44
olur ne olmaz diye. Araba bozulur, acil
3:46
bir masraf çıkar. Bu da ihtiyat güdüsü.
3:49
Üçüncüsü ise biraz daha kurunazca
3:51
spekülasyon. Belki faizler yükselecek
3:54
diye bekleriz ya da borsa düşecek de
3:55
alım fırsatı doğacak diye. İşte bu da
3:57
spekülasyon güdüsü. Ama keenezyen
4:00
politikalarında bir bedeli var. İşte o
4:02
bedel Philips eğrisi dediğimiz bu
4:04
grafikte saklı. Olay şu: Hükümet
4:07
işsizliği azaltmak için piyasaya para
4:09
sürdüğünde yani talebi coşturduğunda
4:11
genellikle bir canavarı uyandırır.
4:13
Enflasyon. Bu politikacıların en zor
4:16
kararlarından biridir. İnsanlar işsiz mi
4:18
kalsın yoksa her şeyin fiyatı artsın mı?
4:21
Bu iki ucu keskin bir bıçak gibi. Peki
4:24
tamam bu kadar teori yeter. Gelelim
4:27
pratiğe. Hükümetler bu fikirleri nasıl
4:29
hayata geçiriyor? İşte şimdi onların
4:32
meşhur ekonomik araç kutusunu açıyoruz
4:34
ve maliye politikasının araçlarına
4:36
yakından bakıyoruz. Bu araç kutusunda
4:39
temelde iki ana ayar var. Araba gibi
4:41
düşünün. Genişletici politika ekonomi
4:44
yavaşladığında gaza basmak demek. Amaç
4:47
canlandırmak. Daraltıcı politikayısa
4:50
ekonomi aşırı ısındığında yani enflasyon
4:53
coştuğunda frene basmak demek. Amaç
4:56
soğutmak. Peki gaza nasıl basılıyor?
5:00
İşte böyle. Devlet mesela devasa altyapı
5:03
projelerine başlıyor. Yollar, köprüler
5:05
yapıyor ya da ne yapıyor? Vergileri
5:08
düşürüyor. Böylece hem sizin hem de
5:10
şirketlerin cebinde daha çok para
5:12
kalıyor. Bir de tabii transfer ödemeleri
5:15
var. Yani emekli maaşları, öğrenci
5:17
bursları gibi. Bütün bunların tek bir
5:19
amacı var. İnsanların eline para geçsin
5:21
ve o parayı harcasınlar. Frene basmak
5:24
gerektiğinde ise hareketler tam tersi.
5:27
Hükümet harcamaları kısıyor, yeni
5:29
projeleri erteliyor, vergileri
5:31
artırıyor, pasaport harcı gibi ücretlere
5:34
zam yapıyor. Bütün bunların amacı ne?
5:36
Piyasadaki fazla parayı geri çekmek. O
5:39
harcama ateşini biraz söndürmek ve
5:41
enflasyonu kontrol altına almak. Burada
5:44
küçücük ama önemli bir detayın altını
5:46
çizelim. Transfer ödemesi dediğimiz şey
5:49
mesela emekli maaşı devletin size
5:51
karşılığında bir şey almadan verdiği
5:53
paradır. Ama KDV yani katma değer
5:56
vergisi sizin devlete ödediğiniz bir
5:58
vergidir. Yani biri cebinize para
6:00
koyarken diğeri cebinizden para alır.
6:02
Karıştırmamak lazım. Evet, geldik sona
6:05
doğru. Şimdi bu iki devi son bir kez
6:08
karşı karşıya getirelim. Bütün bu
6:10
anlattıklarımızın özetini tek bir
6:12
tabloda görelim bakalım. İşte bütün
6:15
hikaye bu tabloda. Bakın bir yanda uzun
6:18
vadeyi, arzı yani üretimi düşünen ve
6:20
devlet için gölge etme, başka ihsan
6:23
istemem diyen klasik okul var. Diğer
6:25
yanda ise kısa vadedeki sorunlara
6:27
odaklanan, talebi canlandırmak isteyen
6:30
ve devleti bir süper kahraman gibi
6:32
göreve çağıran Keynezyan okul. Sanki iki
6:34
ayrı gezegen, iki ayrı bakış açısı. Şunu
6:37
sakın düşünmeyin ama bu eski bir felsefe
6:40
dersi gibi. Hayır hiç de değil. Daha dün
6:43
gibi hatırlıyoruz. Pandemi döneminde
6:44
devletin dağıttığı o teşvikler,
6:47
yardımlar, işte onlar bal gibi keynezyen
6:49
politikalardı. Peki ya bugün enflasyonu
6:52
düşürmek için yapılan sıkılaştırma, o da
6:54
klasik düşüncenin bir yansıması. Yani bu
6:57
teorik savaş aslında her gün bizim
6:59
cebimizde, bizim hayatımızda yaşanıyor.
7:02
Peki tüm bunları dinledikten sonra asıl
7:04
soru size geliyor. İçinde bulunduğumuz
7:06
bu karmaşık dönemde bir yanda yüksek
7:09
enflasyon, bir yanda büyüme endişeleri
7:11
varken sizce bizim ekonomimizin neye
7:14
daha çok ihtiyacı var? Klasiklerin
7:16
sabredin piyasa çözer anlayışına mı
7:19
yoksa Kein hadi bir şeyler yapalım
7:21
cesaretine mi? Belki de doğru cevap
7:24
ikisinin tam ortasında bir yerdedir. Ne
7:26
dersiniz?
#Education

